• Çeşitli araştırmalara göre ilk ve en etkili şamanlar kadınlardı. Ancak daha sonra bu işte baskın rol oynamaya başlayan erkek şamanlar, ilk dönemlerde kadın şamanların büyük etkisi nedeniyle görünüş bakımından kadın şamanlara benzemeye çalışmış olmalıdırlar.
  • Lina
    Lina Efendi 2: Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı'ı inceledi.
    512 syf.
    İlk kitabında siyaset sahnesinde geçen isimlerin akrabalık bağlarını anlatan kitabın devamı olan bu ikinci kitapta da tarikatların, dergahların, müridlerin akrabalık bağları anlatılıyor.
    Soner Yalçın ın yaptığı araştırmalara göre bir kişi hem mason hem sebatayist hem tarikat hem Müslüman olabiliyormuş
    Şahsen ben hem Müslüman olduklarını iddia edip hem 5 vakit namaz kılar gibi günde en az 5 kez kul hakkı yiyenleri gördükten sonra buna hiç şaşırmadım
  • Sabah uyanıp gazetenizi elinize aldığınızı ve şu haberlerle karşılaştığınızı farz edin, gazetenin rengi kıpkırmızı, onlarca ölü resmi, işgal edilmiş fakülteler, fabrikalar, güvenlik kuvvetlerinin dahi giremediği kurtanlmış mahalleler, tüm bir ili kap­sayan kavga ve ölüm ... Toplumsal uzlaşı, uyum paramparça... Dünya coğrafyasının ve sermaye dolaşım haritasının kilit taşı Anadolu tekrar tarihi sınavında. Bu tasvir kitabı eline alan ve olaylar olduğunda doğmamış veya çok küçük yaşta olanlarla· ortamı tahayyül edebilmeleri, olaylan yaşayanların da hatırla­malan için, ama tasvir sadece buzdağının görünen yüzü. Sonunda "ortamın şartları olgunlaşınca" kimilerine göre kurtuluş, kimilerine göre Türk insanının hak ve hürriyetler mücadelesi tarihinin "tarihi kırılma anı" olarak kabul edilen 12 EYLÜL harekatı yapıldı. Her ne hikmetse bu harekatın takip eden gün­lerinde toplumsal histeri ve anarşi sona erdi. Sağlıksız yargılama ortamı, işkence temeline dayalı sorgulama yöntemleri, sahipsiz dosyalara sahip arama, haksız ve adalet taşımayan kararlar, idamlar, idamlar ve seneleri haksız ve yersiz olarak çalınan insanlar ... Kimsenin bir daha yaşamaması ıçın dua ettiğimiz bu ortamı Ülkü Ocakları Genel Başkanı olarak yaşayan BBP Genel Başkanı Sayın Muhsin YAZICIOGLU'nun duygu ve düşünceleri ile hatıralarını derleyen bu kitap, İstanbul Alperen Gençlik Ocaktan tarafından sizlere sunuldu. Amacımız; geleceğe, kültürel ve tarihi araştır­malara bir malzeme bırakabilmek; toplumsal uzlaşı ve uyumun nasıl ortadan kalktığını tespit ve ders alınabilsin diye ömeklemektir. Unutma hastalığı ile malül hafızaya hatırlatma vesilesi olabilmektir. Ayrıca, toplumun bir kesiminin ortak hayat alanlarının dışına itilmesi ve yolsuz­luk düzeni sebebiyle yok edilen adalet ve hak düşüncesinin toplumsal uzlaşı ve uyum üzerinde yol açtığı erezyon bugünlerde de büyük mesele olarak önümüze geldiği için, konsensusun zarar görmesi için bir çok sebep olabileceğine Türk milletinin dikkatini çekmek istiyoruz. Hayat tarzı ile ilgili her türlü dayatma -kim tarafından yapılırsa yapılsın- konsensusun zarar görmesi sonucunu doğurabilir. Bu coğrafya üzerinde bir arada yüzyıllar boyu yaşayabilen insanların gelecekle. ilgili karar vermeleri gereki­yor. Gerçi, yapılan son araştırmalar toplumun büyük bir kısmının -özellikle nitelikli eleman olanlar- bu coğrafyayı terk ederek gitmek iste­diğini ortaya koymaktadır. Bunun geçici olduğunu umarız. Bu kitap vesilesiyle, tüm şehitlerimizin ruhuna dualarınızı bekleriz. Bu kitabın basılması hususunda bizleri teşviki sebebiyle Alperen Gençlik'in lideri BBP Genel Başkanı Sayın Muhsin YAZICIOGLU'na, hazır­lık ve baskı işlerini üstlenen Ali YÜCESAN ve Alican KERİMOGLU Bey'lere destek ve yardım eden arkadaşlarımıza teşekkürü borç biliriz. Niyetimiz halis, takdir Yaradanındır.

    Melih PERÇİN
    Alperen Gençlik Ocakları İstanbul İl Temsilcisi
  • Uzun süre evli kalan çiftler, birbirlerine benzemeye başlarlar; üstelik süre uzadıkça, bu etki de kendisini daha güçlü biçimde gösterir. Araştırmalara göre bunun tek nedeni aynı giyim ya da saç sitililerini benimsemeleri değildir. Bu insanlar, Birbirlerinin yüz ifadelerini o kadar uzun bir süre boyunca taklit etmişlerdir ki, yüzlerindeki kırışıklıklar zamanla aynı biçimi almaya başlamıştır.
  • Avustralya kıtası 2019 Eylül ayından beri
    yanıyor. En az 6 milyon hektar alanın yandığı, 480 milyon hayvanın can verdiği, 8400 koala nin, yani koala nüfusunun üçte birinin yok olduğu söyleniyor.
    Hayvanların yanı sıra çok daha fazla bitkinin yandığı, canlılar için temel yaşam ve besin kaynaklarının ciddi ölçüde zarar gördüğü biliniyor. İklim değişikliğinin etkisiyle yüzyılın en sıcak yaz mevsimini yaşayan kıtada bu yanginların devam edebileceği tahmin ediliyor.

    Oysa bilimsel araştırmalara göre bu kıtada milyonlarca yıldır doğal yangınlar yaşanıyor ve bu yangınlar biyolojik çeşitliliği ve farklı ekosistemlerin varlığını destekliyordu.

    Buraya on binlerce yıl önce gelen yerliler bu yangınlarla uyumlu bir yaşam geliştirdi. Ateşle doğanın ilişkisini anladı ve bu ilişkiye dahil oldu.

    Bu süreçte oluşan kadim bilgiyle, hem doğanın yenilenme ihtiyacına göre yangin planlaması yapma hem de büyük yangınları önleme
    becerisini edindiler. Ancak bu kadim yöntemler doğayla uyumlu yaşam biçimlerinin unutulmasıyla zarar gördü, yok oldu.

    Bu yıl büyük yangınlar olacağını öngören yerlilerin uyarıları dikkate alınmadı ve şu an şahit olduğumuz felaket de ne yazık ki önlenemedi.

    Sonuçta, doğayla birlikte var olmuş bu kadim yaşamları anlamanın ve bu yaşamların sürmesini sağlamanın önemi bu felaket ile bir kez daha anlaşılmış oldu.
    Doğamızı yok eden böylesine büyük felaketlerin bir daha hiç yaşanmaması umuduyla.

    Doğa derneği
  • Yapılan araştırmalara göre haftanın diğer günlerine nazaran Pazartesi günleri kalp krizi geçirme riskimiz daha yüksek.