“Sevgili Dost,
Bir şehrin en güvenilir yerinin hastaneler olduğunu söyledi bir doktor arkadaşım. “Çünkü savaşta bile hastaneler bombalanmaz. İçinde beyaz önlüklü insanlar dolaşır; gözlerin perdelerini çeker, kalplerin tıkanıklığını açarlar. Siz yüzlerinin asıklığına aldırmayın,’altın gibi’ kalpleri vardır,” dedi. Bende ona bir hikaye anlattım:
“Adamın biri gidip, son zamanlarda gözlerinin dışarı fırladığını ve kulaklarının devamlı uğuldadığını söyleyerek doktordan yardım istemiş. Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir eda ile başını sallayıp, bademciklerinin alınması gerektiğini söylemiş. Adam bademciklerini aldırmış fakat bunun bir faydası olmayınca başka bir doktora gitmiş. Bu doktor ise bütün dişlerini çektirmiş ama ne gözlerinin patlaklığı geçmiş ne de kulaklarının uğultusu dinmiş. Bunun üzerine adam üçüncü bir doktora görünmeye karar vermiş. Bu doktor altı aylık ömrü kaldığını söyleyince adam çok üzülmüş .’Madem yakında öleceğim, bari o vakte kadar krallar gibi yaşamalıyım,’ demiş. Gıcır gıcır son model bir araba almış, üniformalı bir şoför tutmuş, şehrin en iyi otelindeki bir daireye yerleşmiş, en lüks terziye yirmi takım elbise diktirmiş. Hatta gömleklerini bile gömlekçiye sipariş etmiş. Gömlekçi,’Kol 16, yaka 34’ diye ölçülerini alırken adam, ‘Yaka 33’diye ısrar etmiş. Gömlekçi tekrar ölçü alıp ‘34’ diye ısrar edince adam: ‘Ama ben hep 33 giyerim ,’ demiş. Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:’ Siz bilirsiniz, ama ben sizi uyarıyorum 33 yaka giymekte devam ederseniz, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar,’ demiş”