Miray

5 Kasım 1945 Çiçekli badem ağaçlarını unut. Değmez, bu bahiste geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı. Islak saçlarını güneşte kurut: olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın nemli, ağır kızıltılar... Sevgilim, Sevgilim, mevsim sonbahar.
Sayfa 248
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Saat 21 oldu mu artık yalnız seni düşünüyorum. Bu, öteki zamanlarda seni düşünmediğim manasına gelmesin. Fakat saat 21'den sonra senden başka hiçbir şey düşünmüyorum ve 21 ile 22 arasında bir saat sana şiir yazıyorum. Bunların adını: "Piraye için yazılan saat 21-22 şiirleri" koydum. İşe eylül ayının sonlarına doğru başlamıştım. İki gece o kadar sana daldım ki şiir bile yazamadım, bu iki gece müstesna, ötekileri sana ayrıca yollayacağım. Böylelikle her ay o ayın günü kadar şiirin olacak. Ve ay başları postaya vereceğim. Küçücük şeyler, sana layık değil, ama emin ol ki duyarak yazdığım, en pürüzsüz olmalarına çalıştığım yavrucuklar.
Sayfa 248
Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Sayfa 243
BİR ŞEY I. Bir şey var ki hava gibi ekmek gibi su gibi Lâzım insana lâzım onsuz yaşanılmıyor Ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor Bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz Aşkettiğimiz kendimize derdettiğimiz Adını çocuklarımıza bellettiğimiz Bir şey var ki artık hasretine dayanılmıyor II. Bir şey daha var yürekler acısı Utandırır insanı düşündürür Öylesine başka bir kalbağrısı Alır beni tâ Bursaya götürür Yeşil Bursada konuk bir garip kuş Otur denmiş oracıkta oturmuş Yüreciğinden bir türkü tutturmuş Ne güzel şey dünyada hür olmak hür Benerci Jakond Varan üç Bedrettin Hey kahpe felek ne oyunlar ettin En yavuz evlâdı bu memleketin Nâzım ağabey hapislerde çürür.
Sayfa 236
-I- Acayip! Göğsümün içinde değilsin artık. Seni hiç kimseden kıskanmıyorum. Ne o tombalak masuracıdan Ne de köşe başındaki şarapçının sarı saçlı yeğeninden. Okunup rafa atılmış bir roman gibisin içimde... Halbuki eskiden Kırmızı beren Rüzgârlı eteklerin görününce fabrika kapısında Nasıl genişlerdi yüreğim! Bende herşey bitti. Artık kırmızı şeyleri sevmiyorum. -II- Şimdi, şu saatte Amele kahvesinin Fabrikaya bakan çatlak camın gerisinde Güneşte pörsümüş bir can sıkıntısı içerisindeyim. Karşıda fabrika Sen oradasın. Otomatik tezgâhın başında. Olursan ol, bana ne? -III- Saat 12. Saat yarım. Saat bir. Paydos. Açıldı demir kapısı fabrikanın.
Sayfa 179