5 Kasım 1945
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saçlarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar...
Sevgilim, Sevgilim,
mevsim
sonbahar.
Saat 21 oldu mu artık yalnız seni düşünüyorum. Bu, öteki zamanlarda seni düşünmediğim manasına gelmesin. Fakat saat 21'den sonra senden başka hiçbir şey düşünmüyorum ve 21 ile 22 arasında bir saat sana şiir yazıyorum. Bunların adını: "Piraye için yazılan saat 21-22 şiirleri" koydum. İşe eylül ayının sonlarına doğru başlamıştım. İki gece o kadar sana daldım ki şiir bile yazamadım, bu iki gece müstesna, ötekileri sana ayrıca yollayacağım. Böylelikle her ay o ayın günü kadar şiirin olacak. Ve ay başları postaya vereceğim. Küçücük şeyler, sana layık değil, ama emin ol ki duyarak yazdığım, en pürüzsüz olmalarına çalıştığım yavrucuklar.
BİR ŞEY
I.
Bir şey var ki hava gibi ekmek gibi su gibi
Lâzım insana lâzım onsuz yaşanılmıyor
Ana baba gibi dost gibi yavuklu gibi
Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor
Bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz
Aşkettiğimiz kendimize derdettiğimiz
Adını çocuklarımıza bellettiğimiz
Bir şey var ki artık hasretine dayanılmıyor
II.
Bir şey daha var yürekler acısı
Utandırır insanı düşündürür
Öylesine başka bir kalbağrısı
Alır beni tâ Bursaya götürür
Yeşil Bursada konuk bir garip kuş
Otur denmiş oracıkta oturmuş
Yüreciğinden bir türkü tutturmuş
Ne güzel şey dünyada hür olmak hür
Benerci Jakond Varan üç Bedrettin
Hey kahpe felek ne oyunlar ettin
En yavuz evlâdı bu memleketin
Nâzım ağabey hapislerde çürür.
-I-
Acayip!
Göğsümün içinde değilsin artık.
Seni hiç kimseden kıskanmıyorum.
Ne o tombalak masuracıdan
Ne de köşe başındaki şarapçının sarı saçlı yeğeninden.
Okunup rafa atılmış bir roman gibisin içimde...
Halbuki eskiden
Kırmızı beren
Rüzgârlı eteklerin görününce fabrika kapısında
Nasıl genişlerdi yüreğim!
Bende herşey bitti.
Artık kırmızı şeyleri sevmiyorum.
-II-
Şimdi, şu saatte
Amele kahvesinin
Fabrikaya bakan
çatlak camın gerisinde
Güneşte pörsümüş bir can sıkıntısı
içerisindeyim.
Karşıda fabrika
Sen oradasın.
Otomatik tezgâhın başında.
Olursan ol, bana ne?
-III-
Saat 12.
Saat yarım.
Saat bir.
Paydos.
Açıldı demir kapısı fabrikanın.