• Arif olan anlar.
  • Söyleyenden, dinleyenden arif gerek.
  • “El arifu tekfihul isareh”

    "bilene, arif olana tek bir işaret yeter" demek olan arapça deyim.Türkçede ki karşılığı arife tarif gerekmez veya arif olan anlar.
  • "Bir ağaçtan bir milyon kibrit çıkar, bir kibrit bir milyon ağacı yakar..."
  • 465 syf.
    ·Puan vermedi
    "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum"
    ‌Kitabın ilk cümlesiyle başlamak istedim . Bence çok özel ve anlamlı bir cümle çünkü. Bazen bir sevdiğimizi son görüşümüz olduğunu ya da birlikte geçirdiğimiz güzel bir günün son günümüz olduğunu bilemeyiz . O yüzden sevdiklerimizle geçirdiğimiz her güzel anın kıymetini bilelim . Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi kitabı, varlıklı bir ailenin oğlu Kemal ve bir butikte çalışan aynı zamanda Kemal'in uzaktan akrabası olan Füsun'un büyük aşkını konu alan bir eserdir.
    ‌Kemal Füsun'u öylesine sever, öylesine aşık olur ki bu duygular bana; hem "Acaba kara sevda dediklerinden mi bu ?" diye hem de " Aşk mı yoksa takıntı mı ? Saplantı dediklerinden mi ?" diye düşündürdü. Hemen burda bir tırnak açıp saplantılı aşkın ne olduğundan bahsetmek isterim. 🤗"Takıntılı aşk; kişinin gerçek yada ulaşılamayan (platonik) bir aşkı takıntı haline getirip bütün benliğini ona adaması, hayatını ona göre yönlendirmesi çok yoğun duygular yaşaması fakat bu aşkın gitgide kişinin kendine ve çevresindekilere zarar vermeye başlaması kişinin günlük hayattaki işlevselliğini azaltmasıdır. "

    ‌ Kemal Füsun'u öyle özler , öyle arzular ki Füsun'u her görmeye gittiğinde ona ait eşyalar (ç)alar. Füsun'u ziyaretlerinde toplam 4312 adet sigara izmariti, takıları, giysileri ve ona ait bir çok şey (ç)almış; bunları aşka tanık olan dairesinde biriktirmiştir. Burada araya Kemal'in bir sözüyle girmek isterim: Bazen ona 'seni seviyorum!' demek için dayanılmaz bir istek duyar, ama yalnızca çakmağımla sigarasını yakabilirdim." diyor. Sanırım şimdi anlıyorum, 4312 adet sigara izmaritini..

    ‌Şimdi böyle bakınca Kemal çok saf çok temiz duygularla Füsun'a aşık gibi görünüyor fakat kitabı okuduğunuzda yaşanan aşk dahil hiçbir şeyin masum olmadığına tanık oluyorsunuz. Açıkçası bu hikayenin gerçek olması beni etkilemişti bu kitabı ilk aldığımda, fakat Ahmet Arif gibi büyük sanatçıların aşklarına tanık olunca asıl saf asıl gerçek, masum aşkın ne olduğunu da az çok anlamış oluyorsunuz. Benim aşk anlayışım kitapla örtüşmedi fakat öykü beni yine de çok etkiledi .

    ‌Özellikle Kemal'in nişanlısından ayrılması ve tam kavuşacaklar derken Füsun'un artik evli olduğu gerçeğiyle yüzleşmesi; Füsun'un boşanması ile işte şimdi mutlu son derken ailelerin ve aradaki sosyo ekonomik farklılıkların engel olması ; aileler ikna olduktan ve düğün hazırlıklarına başlandıktan sonra heh işte şimdi mutlu son derken de ... Hikaye mutlu bitmedi ... Ama geride çok güzel bir müze ve güzel bir eser bıraktı. Kitabı aldığımda içinde müzeye tek seferlik giriş biletim hediyem oldu. Ve bana da yolum İstanbul'a düşünce müzeyi ziyaret etmek kaldı.

    ‌Olayın geçtiği daire müze haline getirilmiş ve kitapta hikayesi geçen bütün eşyalar, giysiler,takılar sergilenmiş . Bu tarz bir müzeye eminim bir çoğumuz sahibiz değil mi ? Kitabı okuduktan sonra beni düşündüren tek şey "İnsan bunu anlar, bir erkeğe güvenilip güvenilmeyeceğini" diyen Kemal'in ilk nişanlısı Sibel oldu . Bir okur ısrarla sormuş . "Var mı bu gerçek hikayenin bir tanığı? Füsun'u uzaktan yakından tanıyan, bu aşka tanık olan var mı?" diye . Acaba Sibel'i tanıyan birileri de var mıydı ? Ne yaptı sonra Sibel ? Mutlu oldu mu acaba ?
    ‌Gerçek hikayeler okumayı hep sevdim Kitabın ilk sözüyle başlamıştım. Son sözüyle bitirmek isterim .
    “Füsun'un fotoğrafını aşkla öptü ve ceketinin göğüs cebine dikkatle yerleştirdi. Sonra bana zaferle gülümsedi. "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.''