• 352 syf.
    ilk defa Tarık Buğra kitabı okudum. konusu ilgi çekici ve gerçekten çarpıcı cümleler var. ama sanırım gazetede arkası yarın olarak çıkıp, sonradan kitaplaştırılmış. bu yüzden çok tekrarlar içeriyor.
    Tarık buğra nın üslubuna bir yorum yapacak olursam, bugün ki çoğu yazara göre daha başarılı.
  • 400 syf.
    ·10/10
    RÜYA .. HAYAL … HAKİKAT..

    Merhaba değerli inceleme okuyucuları.

    Uzun ve güzel bir okuma sürecinde sona yaklaştığım için bu güzel eser için inceleme yazmadan geçmek istemedim. Ben bu incelemeyi yazdığımda benimle beraber 28 kişi bu kitabı okumuş olacak 1K da ve incelemeden sonra da artar inşallah.
    Öncelikle belirteyim ki bu kitap, yazarın Psikoestetik kitabından sonra okunması gereken bir kitap. Çünkü Psikoestetik’te derdin tanımı, İyileşme’de ise devası mevcut özetle..

    Şimdi dert ne dermanı ne..

    Başlıyorum..

    Farkındalığınızı artırmaya ve belki de bazı sorunları çözmeye başlamak için adımlar atılmasına vesile olurum umarım..

    Bilenler bilirler, bazı incelemelerimde ve okuduğum kitaplarda, bir dönem, içeriği rüya olanlar ağırlıktaydı.. Hep kafa yorduğum ve önce şahsımda sonra da zaman zaman etrafımda karşılaştığım bir nevi SIRLI bir olaydı bu rüya meselesi.. Neden sırlı diyorum çünkü öteki taraftan şifreli mesaj alır gibi ya da sinemada arkası yarın izler gibi sabahlara kadar görülen rüyalar ya da kabuslar çoğumuzun hayatında olmuştur.. Birkaç gün sonra aynen çıkanları mı ararsınız, sabaha kadar görülüp ZOPA yemiş gibi kalkılanları mı ararsınız, ölmüş akraba eş dost yakınları mı ararsınız, işyeri vukuatları, sevgili suretleri, savaşlar, siyasi liderler vs vs yelpaze inanamayacağınız kadar geniş.. TABİ Kİ BAZILARI İÇİN!!! ‘’Ben hiç rüya görmem ki’’ diyenler elbette anlayamayacaklar bu durumu ama ben anlayanlarla az hasbihal edeyim dedim işte .. Bu arada unutmadan söyleyeyim neden çok rüya görmediklerini ‘’ korteks(üst beyin) faaliyetleri çok olanlar, yani zihinsel meşguliyeti fazla olup para kazanma vs dünyevi işleri ile uğraşanlar’’ genelde bu kategoriye giriyorlarmış efenim.. Tabii ki ‘’yok yahu ben bi rüya görüyorum şak diye çıkıyor’’ diyenlere saygım sonsuz lakin yazarın dediği gibi ‘’ kimseye anlatmadan yazın da görelim çıkıyor mu çıkmıyor mu’’ DERİM :)) Çünkü bu durum öteki taraftan şifreli mesaj almak olarak algılanıp sonrasında aslında bilinçaltının çığlıklarını fark etmek olarak son buluyormuş :))

    Konu rüya yazmaya gelmişken hemen söyleyeyim.. Kitap üçerli beşerli onarlı seriler halinde görülmüş rüyaların, sahiplerinden izin alınarak kitaba alınması ve analiz edilmesinden ibaret.. TABİR ile sakın karıştırmayalım ANALİZ!! Şimdi diyenler olacaktır belki ‘’ bana ne milletin rüyasından analizinden’’ diye lakin ben büyük bir merakla okudum sayın okuyucular .. ve ilk şaşırdığım şey SADECE BENİM SEMBOLLERİM SANDIĞIM SIRLI!! SEMBOLLERİ HERKESİN DE UFAK NÜANSLARLA GÖRÜYOR olmasıydı. Mesela uçmak, arabaya-otobüse-trene-uçağa binmek, havuz-deniz-göl- nehir- yağmur- kar sembolleri, asansör inmek çıkmak, çanta-bavul-cüzdan-ayakkabı-terlik kombinasyonları, hayvanat nebatat türleri , kaçmalı göçmeli film senaryolarına taş çıkartan olaylar türleri vs vs.. ve yıllarca tabir etmekle uğraşmanın faydasız oluşunu idrak ediyorum okudukça da.. Neden?? Çünkü bu öteki taraftan şifreler öyle her önüne gelene verilmiyor da ondan :)) Yani doğal olarak bu rüyalar çoğunlukla kişinin BİLİNÇALTI ÇIĞLIKLARIndan ibaret oluyor özetle…

    Şimdi kritik mevzu şu..

    Bilinçaltı kayıtları anne karnına düşer düşmez alınmaya başlıyor.. ve dahi bilimsel olarak RNA larla atalarınızdan Sperm ve Yumurta ile aktarılan milyonlarca kayıt ile birlikte doğduğunuz da bilimsel bir gerçek iken ( bu konuda Nobel ödülü varmış bu arada kitapta ayrıntılı yazıyor) şimdi bilinçüstü yani korteks 2 yaşından sonra oluşmaya başlıyor ve takribi 10 yaşına kadar tam oluşma süresi devam ediyor yani hatırlayamadığınız bu yaşlardaki kayıtlarınızın hepsi SEMBOL DİLİYLE BİLİNÇALTINIZA BİR BİR İŞLENİYOR!! efendim…

    Bu işlenen bir nevi kodlanan bu kayıtlar işte sizin KAREKOD larınız değerli okuyucular.. en gizli takıntılarınızın kaynakları ve yaşam kalitenizi düşüren ve hatırlayamadığınız için bu neyin nesi diye KİLİTLENMİŞ GİBİ yaşamaya devam ettiğiniz belki de bilinçaltı dürtüleriniz!

    Bir ömrü böyle tüketmek de bir tercih, bunlarla yüzleşmek ve çözmeye çalışmak da bir tercih tabii ki..

    Bu takıntıların yelpazesi çok geniş; mesela en basitinden sürekli el yıkamak zorunda kalmak, ana kuzusu olup evlense dahi anası ve eşi arasında tükenmek, çocuklarını çocuğu gibi değil de bir rakibi gibi görüp karısından kıskanmak, evlenememek, evlense dahi karısını annesi gibi-kocasını babası gibi görüp poligamlık eğilimi göstermek, eşcinsel eğilimler, bağımlılıklar vs vs vs…. Yazar bu konuda tam bir uzman.. yer yer kendi hayatından da örneklerle anlattığı çok şey var.. 90 lı yılların sonlarına doğru ve 2000 li yılların başlarında çeşitli tv prg leri de yapmış ama onun tabiriyle ‘’ Çocuk alt beyinli bir Rahim toplumu ’’ olan her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da bilimsel bahsettiği bazı konularda ayıp günah tarzı tepkilerle çok da fazla sürmemiş programları.. Gata da doktorluk yaparken Rüya Analizi üzerine ciddi çalışmalar yaparak kendi tabiriyle ‘’Nusretiyen Ekol’’ ün de kurucusudur..

    Tavsiyem muhakkak okunup bilinçlenmesi.. Rüya okumak istemeyenler yazarın diğer kitaplarından da başlayabilir.. Evrenin Dili diye bir kitabı başlangıç için gayet ideal mesela.. Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı 1-2-3-4 serisi de çok hoş kitaplar.. ben bundan sonra onlara başlamayı düşünüyorum ..

    Velhasılı kelam….

    Okumanızı tavsiye ederim değerli arkadaşlar..

    Dünyaya geldik bir kere bari yaşamanın hakkını verelim değil mi..

    Hepinize sağlıklı huzurlu mutlu ve yaşam kalitenizin arttığı günler ve güzel okumalar diliyorum..

    Ve tabii her daim AŞK ile kalın…
  • 110 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Kitap 13 öyküden oluşuyor. Yazarın "Şamatalı Yolculuk" isimli öyküyü ilk öykü olarak kitabına yerleştirmesine çok şaşırdım. Zira "dedi adam", "dedi kadın" sözlerinin sık sık yinelendiği giriş bölümü okuru daha ilk elden sıkıyor. Söyleyen kişiler ilk iki cümleden sonra artık bir daha belirtilmeden diyalog cümleleri alt alta sıralansa, zaten iki kişinin karşılıklı konuşması olduğu anlaşılacak. Her konuşmanın ardından "dedi adam", "dedi kadın" yinelemelerine ne gerek vardı ki?!
    Dolayısıyla kitabı bir süre kenara bırakıp sonra bir kez daha okumayı denedim... Bu kez başlangıcı ikinci öykü ile yaptım. 7 öyküyü aralıksız bir solukta okudum... kalan 5 öyküyü zamana bıraktım...
    "Zaman Zaman" ı daha bir sevdim, ilk sıraya yazdım. "O yaz hepimiz bitlendik"i de ikinci sıraya...

    Bu arada, "arkası yarın" sözü eski radyoları çağrıştırır ama kapakta eski bir televizyon resmi.....?!
  • 272 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    #Kitapyorumu
    @erturkaksun @erturkaksun_kitaplari
    #VEKIZINADIGECE Aşk acısı çektiğini zanneden bir genç ile aşk acısı çeken bir adamın tesadüf eseri karşılaşması. Tarik ağabey ile doruk. Ve bir birlerinin aynada ki yansıması. Doruk tam hayattan vazgeçerken hergun aynı saatte aynı yerde fotoğraf çeken bir adam tarafından hayata bağlanması.
    Gece kız... Ah gece kız...
    60 yasinda birlikte ölmek istersen kaderin oyunları hiç bir zaman peşini bırakmaz . Birinin hayatta kalması gerekti. Gece kızı yaşatmak için... Ve onu sonsuza kadar yaşatacak olan Tarık...
    Kitapta sadece iki kişinin yaşadığı sevgi saygı cesaret ve bu devirlerde olmayan güvenin yanında yabancı yazarlar hakkında da öğrenebileceğiniz, bunun yanında her zaman sevgi ve saygı ile andığım DENIZ GEZMIS MAHIR ÇAYAN VE DEVRIMCILERLE ilgili konular ve tıpkı yazarımızın olduğu gibi benimde NAZIM HİKMET hayranı olmam bu kitaba beni hayran
    bıraktı. Kaleminize sağlık sevgili yazarımızın ve okunması gereken kitaplar arasında olduğu kanaatindeyim. Okuyacaklara Simdiden keyifli okumalar.
    Kitaptan alıntılar özgürlük pahalı bir makyajdır yaşam, onu inşa etmediğin sürece ve özgürce karsılamadıktan sonra,ha ceza evinde olmuşsun ha dışarıda, farketmez...
    senden sonra güneş doğmadı bu kente,rüzgar esmedi. Tüm öyküler yarım kaldı, sustu anlatıcılar. Arkası yarın dedi radyo programcısı. Arkası yarım ve darmadağınık...
    (Fotograf;ben yine biblo delisi uyum sağlattim tarik abim ve gece kız çocukları ile birlikte bir kuş gibi özgürlüklerine kavuşmaları dileğiyle)
  • 110 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    Bazen bazı kitapları okurken konsantre olmak gerek. Bu kitapta onlardan biri, bir kere konsantre oldun mu kitap akıp gidiyor.
    İçeriği de gerçekçi ve sohbet havası içinde.
  • 440 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Merhaba arkadaşlar. Kitabımız 1. Dünya Savaşı oluşumundan başlayarak (ki bu sefer tek bölümde tek konu yerine bazılarını bayağı açmış, gayet de iyi yapmış. İlerledikçe gelişiyoruz.)
    1. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Nasıl Çıkarıldı şeklinde heyecanlı bir soruyla açılışı yapıyoruz. Sırp Milliyetçiliğinin Doğuşu, Yükselişi ve Gelişimi, 1903 Masonik Darbesinin Perde Arkası, Karjordjeviçler’in Dönüşü ve Milliyetçi Örgütlenme de diğer işlenen konular. Burada da yine Sırp Krallığında çocuk Kral Alexander ve ona karşı Mason faaliyetlerinin etkilerini görüyoruz. Katletme diyebileceğimiz bir sistem ve savaş yanlılarının (ki bunlar Müslüman karşıtı) başa getirildiği bir dönem. Bu dönemin dikkat çekici ve sansasyonel bir icraatını vereyim: 28 Haziran 1914’teki kıvılcımın toplantısı 1889 yılında Pariste Büyük Mason Kongresinde belirlenmiştir. Burada da masonların ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Aslında bunlar herkesin bildiği; bazen hakkında konuşmaya çekinip korktuğumuz bazen de kanıtlayamadığımız şeyler. Özellikle bilinen ama kanıtlanamayan şeylerin üzüntüsünü yaşayan insanlar olarak tarihin akışını değiştiren bir durum karşısında da üzülmemek elde değil. Ölüm, kötü…
    2. Bölüm: İngiliz Masonluğunun (yazarımız Dan Brown gibi, Masonluk koymazsa duramıyor) Dünya Politikası ve Ermeni İsyanları ile Alliance İsraelite’nin (A.İ.) Birinci Dünya Savaşındaki Etkinliği üzerinde duruyoruz. Ne yazık ki Türkler üzerinde oynanan bu oyunda bilmedikleri bir durum var. Biz Düz Vites insanlarız. Yani en son 2 sene önce de gördüğümüz ve yaşadığımız gibi silahın önüne silahsız atlayan bir milletin tamamını yok etmeden böyle planlar gelip geçicidir. Ya da en kısasından şöyle mi özetleriz? Maşa olarak kullanıp sonra da yok ettikleri Hitler: "Türkler öyle bir millettir ki, eğer saldırırsak tamamını yok etmemiz gerekir... Yoksa 1 tane bile hayatta bırakırsak, yeni bir devlet kurar ve intikamını alır."
    3. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Sırasında Anglosiyonist Faaliyetler.
    4. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Sırasında ABD ve Gizli Örgütler, ABD’yi Birinci Dünya Savaşına Sokan Örgütler ki burada çok fazla belge görüyoruz. Mason locasının kampanya ve kumpasları ile beraber Rockfeller ailesinin dönemin devletlerinin çoğundan daha fazla geliri olduğuna şahit oluyoruz.
    5. Bölüm: Dünya Cumhuriyeti ise İhtilal çıkartarak krallıkların yıkılması ve yerlerine Masonik Dünya Cumhuriyeti kurma fikrine dayanan inançtır. Gerçi masonları görünce bunu başarmalarından korkuyor insan ama zamanında Osmanlı, Almanya ve Rusya üzerinde yaptıkları Krallık Yıkma girişimlerinin başarısını görmemek için de kör olmak gerek. Buna yazarın da örneğini verdiği İngiltere’de çıkan The Freemason adlı derginin yazısından anlayabiliriz: “Birinci Dünya Savaşı, Masonların savaşıdır. Burada söz konusu olan Otokrasi ile Demokrasi arasındaki savaştır.”
    6. Bölüm: Masonluk ve Birinci Dünya Savaşı.
    7. Bölüm: Masonların Birinci Dünya Savaşı Sırasında Yaptıkları Toplantılar.
    8. Bölüm: Amerikan Merkez Bankası (Federal Rezerv’in) Kuruluşu.
    9. Bölüm: ABD Başkanı Wilson ve “Görünmeyen Hükumet” konusunda büyük masonlardan Harun Yahya yani Adnan Oktar’ın ağzından Yeni Masonik Düzen kitabını öneriyorum. Bunun yanında Soner Yalçın’ın Efendi kitabını da öneriyorum ki şimdiden isteklileri için Tarama yapacağım. İsteyebilirsiniz. Sonraki kitaplarımdan biri olacak.
    10. Bölüm: Başkan Wilson’un Savaş ve ‘Milletler Cemiyeti’ Politikaları Üzerindeki Devletlerüstü Güçlerin Etkisi, Amerikan Yahudiliğinin Gücü, Uluslararası Siyonist Şebeke Bağlantıları, Wilson’un Devletlerüstü Güçlerle Yaptığı Seçim İttifakı, Wilson’un Üçlü İttifakının Sonucu: Almanya ile Savaş
    11. Bölüm: Milletler Cemiyeti konusu 1. Dünya Savaşı zamanında gündeme gelen; savaşı belirleyen Yahudiler ve yaptıklarını okumak oldukça zorladı beni. İtilaf devleri kendisine olan borcu ödesin diye onların yanında savaşa giren ABD ve Yahudi para babaları.
    12. Bölüm: Rusya’da 1917 Şubat Devrimi (Masonik Hükümet Darbesi) bölümü için burada kitaptan bir cümle ile bahsedeceğim. Kerensky’nin asıl adı Aaron Kürbis idi.Kerensky ile işbirliği yaparak Başbakan Stolypini öldüren Yahudi-terörist Mordekai Bogrov. Rus Devrimini yapan masonlar.
    13. Bölüm: Lenin ve Troçki’nin Rusya’ya Dönüşü. Troçki’nin hayatı ve yaptıkları için Efendi, Beyaz Türklerin Büyük Sırrı kitabını haricen gerçekten tavsiye edeceğim. Yazar neredeyse bu adamla ilgili tüm bilgileri bu kitaptan ve devrin gazetelerinden veriyor.
    14. Bölüm: Troçki’nin ve İttihatçıların Akıl Hocası Rus Devriminin Planlayıcısı ‘Parvüs Efendi’, Çarlık Rusya’sındaki Yahudilerin Durumu anlatılıyor.
    15. Bölüm: Rusya’daki Şubat Devriminin Finansörü: Jacob Schiff.
    16. Bölüm: Warburg Ailesi. Ailenin elinin uzandığı yere bir örnek verelim. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Versay Barış Konferansında Alman tarafını fınans uzmanı Max M. Warburg, İtilaf Devletleri’ni ise kardeşi Felix temsil ediyordu.
    17. Bölüm: Balfour Deklorasyonu Öncesi Siyonist Faaliyetler
    18. Bölüm: İngiliz Siyonist İşbirliği Nasıl Gerçekleşti? Bu soruya şöyle cevap verelim. https://i.hizliresim.com/qvkZGR.png
    19. Bölüm: Balfour Deklarasyonu.
    20. Bölüm: Yahudi Masonluğu B’nai B’rith’in Almanya’daki Faaliyetleri.
    21. Bölüm: Alman Komünizminin Yıkıcı Etkileri.
    22. Bölüm: İngiliz İstihbarat Servisi Raporunda Türk Mason Locaları. Bunun için de önerdiğim kitabı buraya bırakıyorum. Hatta elinde olan varsa bana ulaşırsa memnun olurum. https://www.kitapyurdu.com/...ylemleri/130648.html
    23. Bölüm: Thule ve Görünmeyen Üstatlar. Buraya verelim o zaman o büyük benzerliği. “Thule Gesellschaff’m ‘Heil und Sieg’ selamını Hitler, ‘Sieg und Heil’ şeklinde kullanmıştı. Führer’in “Völkischer Beobachter” gazetesi (Büyük Almanya Nasyonal-Sosyalist Hareketi Mücadele organı) de aslında Thule’nin gazetesi idi. En önemlisi, Thule’nin sembolü olan Cermen Gamalı Haçını, Hitler Nazi Partisinin sembolü haline getirmiştir.
    24. Bölüm: Bilinmeyen Lenin bölümünde Lenin’in Yahudi olduğu iddiası var. Aslında gerçek. Anne tarafından. 1975 yılında Moskovada “Lenin ve Çeka”122 adlı bir kitap yayınlandı. Bu kitapta anlatıldığına göre, Lenin, Fransız devrimcisi Robespierre’in terör metodlarını benimsemişti. 24 Ocak 1918’de Lenin komünist terörün çok daha acımasız olması gerektiğini söylüyordu.
    Amerikalı yazar Richard Pipes “The Unknown Lenin” (Yale, 1996) adlı kitabında Lenin'in Sovyet Komünist Partisi gizli arşivinde saklanan ve hiçbir yerde yayınlanmamış mektup ve talimatlarını yayınladı. (Milliyet gazetesi, 13 Kasım 1999, Şahin Alpay, “Bilinmeyen Lenin.”)
    Lenin’in yaptıklarından biri de oldukça dikkatimi çekti. Türklere, Kemalist olarak hitap eden Lenin burada bakın neler konuşuyor. Yazarımızdan alıntı yaparak da ekliyorum. Smirnov’un kastettiği belgelerden bazıları Pipes’ın kitabında mevcut. Bunlardan biri Lenin’in 4 Aralık 1920 tarihli Türkiye ile ilgili talimatı: “Kemalistlere güvenmeyin. Onlara silah vermeyin. Bütün gayretlerimizi Türkler arasında Sovyet propagandasının yayılması ve kendi çabalarıyla zafer kazanabilecek bir Sovyet partisinin kurulması üzerinde yoğunlaştırın.” Belgenin yorumu açık: Lenin görünürde Türk Kurtuluş Savaşına destek verirken, esas olarak Türkiye’de bir komünist devrime zemin hazırlama gayreti içindeydi.
    25. Bölüm: Siyono-Komünist Devrim
    26. Bölüm: Rakovski Protokolleri (Kapitalist Enternasyonal ve Devrimler) başlığında Dawes-Young Planından bahsediyoruz. Nedir bu? Dawes-Young Plânı: 1924’te yürürlüğe giren Dawes Plânı, Almanya’nın gerçekleştirmesi gereken yıllık (tazminat) ödeme tutarını belirliyor ve aynı zamanda ülkeyi yeniden ekonomik dengeye kavuşturmayı amaçlayan önlemler öngörüyordu. Dawes Planının yerini 1930’da Young Plânı aldı. Young Plânı, Almanya’nın ödemesi gereken savaş tazminatı sorununa nihai bir çözüm getirmeyi amaçlıyordu. Plân, 1930-1932 yılları arasında uygulandı.
    27. Bölüm: İsrail’in Kuruluşu Versay’da mı Kararlaştırıldı?
    28. Bölüm: Faşizmin Anti Sovyet Misyonu, Hitler’in Misyonuna İngiliz Desteği, Faşizmin Masonik Arka Planı, Hitler’i Kim Destekledi?
    29. Bölüm: Faşist Siyonist İşbirliği.
    30. Bölüm: Hitler Darbesi (1923) ki burada çok üstüne düşülen bir konudan bahsetmek gerek. “Toplama Kampları” düşüncesi, birçok insanın bildiğinin aksine Hitler’in bir buluşu değildir. İlk toplama kampı 1838 yılında ABD’deki Kızılderililer için yapılmıştı. 1901 yılında İngilizler, Boer Savaşı sırasında tutukladıkları Boerlere ‘kollektif hapis cezası’ uygulamak için ilk ‘toplama kampını açmışlardı. 26.000 Boer kadın ve çocuk İngiliz kamplarında açlıktan ölmüştü (Çocukların çoğu 16 yaşın altındaydı) Lenin, örnek aldığı Jakobenler Fransa’sı gibi, rejim düşmanı saydığını hiç yargılamadan doğrudan toplama kamplarına gönderiyordu. Ona göre bu kamplar “işçi okulu” idi. Fransız ihtilali sırasındaki Jakoben terörü gibi, Yahudi Bolşevik görevliler de kurbanlarını suya atarak öldürüyorlardı. Bela Kun (Aaron Kohn) ve Roza Zemlyaşka (Rozalia Zalkind), 1920 sonbaharında Kırım’daki Rus subaylarını suya atarak öldürtmüşlerdi. (Igor Bunich, “The Partys Gold,”St. Petersburg, 1992) 1920 İlkbaharında Siyonist Çekist Mikhail Kedrov (Asıl adı Zederbaum idi) 1092 Rus subayını suda boğarak öldürtmüştü.
    31. Bölüm: Henry Ford ve Adolf Hitler. Ford’un ünlü mucidi ile Hitler’in yakın dostluğunu ve 4 ciltlik Beynelmilel Yahudi kitabını yazdığını öğreniyoruz. Rusya’da da aynı fabrikanın kurulduğu; hatta Amerikan – Vietnam savaşında ABD ordusuna karşı da Ford’un kamyonlarının Vietnam tarafından kullanıldığı anlatılıyor.
    32. Bölüm: Hitler’in Yükselişi ve Wall Street. Burada da Hitler’i başa getiren Yahudi gruplarından dönemin belge ve yazılarıyla söz ediliyor.
    33. Bölüm: New York Borsasının Çöküşü.
    34. Bölüm: Hitlerin Masonik Kartı: H. Schcht.
    35. Bölüm: Thule Biraderi Rosenberg’in İngiltere Misyonu.
    36. Bölüm: SS Generali Banker Schröder.
    37. Bölüm: Berlin ve Moskova Arasındaki Loca.
    38. Bölüm: Sovyet Nazi İttifakı.
    39. Bölüm: Uluslararası Siyonizm Hitler Almanya’sına Savaş Açıyor. Siyonistlerin savaş ilanından bahsediyor. Yahudi Dünya Ligi Başkanı Bernard Lecache (1932), Daily Express (24 Mart 1933) Uluslararası Yahudi Fedarasyonu Başkanı Samuel Untermeyer (Ağustos 1933), Yahudi Terör Örgütü (Irgun) Başkanı Vladimir Jabotinsky (21 Ağustos 1933), 23. Siyonizm Kongresi Başkanı Hayim Weizmann (savaştan önce gene) hep Almanlara savaş ilanı etmişler. Bakın Hitler'e değil; Almanlara. Yani şuan bu mevcut hükumet yerine hepimize birden bir başkasının küfür etmesiyle eş değer. Gerçekten de tarih çok karmaşık, acayip ve irdeledikçe kafaların karışmaması mümkün değil. Özellikle de bunu 20. yüzyıl için söylemek oldukça mümkün.
    40. Bölüm: İspanya İç Savaşı ve Masonluk. Son bölümde ise İspanya Kralı Primo de Rivera'nın ölümü (öldürülmesi) ve cesedinin kaçırılması sonrasında masonların etkisi ve yaptıklarıyla aslında güçlerinin ne denli etkili olduğunu bir kere daha okuyarak kitabımızı bitiyoruz. Ardından İspanya iç savaşı ve son dönemde de gündeme gelen ama yazarın eklemediği Katalanların da nereden destek aldığı anlaşılıyor.
    Böylelikle uzun ve detaylı bir kitabımızın daha sonuna geliyoruz. Biraz yorucu olsa da değdi. Son kitabımızı da önümüzdeki günlerde (Yarın) bitirmeyi planlıyorum ama bakalım. Oldukça yorgun düştük bu ara. Kolay gelsin, keyifli okumalar..