arzu gül algaç

hasret yalnızlığın duvağını açıyor yokuşlarda gülümsüyor gözlerin
Reklam
Bozkırdaki sureti kayboldu bir çobanın Bir vadiye akmanın eşiğindedir zaman Bir ney bulup üflesem gözlerine bakarak Kamış kül, ses kıvılcım, boşlukta bir yanardağ Anlayamıyor muyum kirpiğinde bulutlar Avare kuşlar gibi benim göğümü arar Yalnızlığı gül kokan benim bahçelerimde Rengârenk bir kelebek oluyor bakışların Anlayamıyor muyum, en gizemli şarkılar Dudakların ruhuma dokunduğunda çalar
Sus ve yürü; ruhumun sarayıdır otağın Gizli bir şehzadenin sırrında kaybol ve sus Bilsen ki, sultanlığın, tahtındadır bu çağın Hüzün ki, ne girift bir dünyadır sana mahsus Bak yine ayağına kapandı köleler; sus Doğu’nun o efsunlu harabelerinde mi Kayıp cennetlerini aradın da mevsimin Ki her gece yıldızlar saatleri kırdılar Akrebi̇n zincire vurup sonbaharından Yelkovandan kederin hesabını sordular
bak işte, uyandırdı gelişin ağaçları her yaprakta o mahzun düşlerimin oyası özsuyunda sen varsın çiçeklerin; her düşte kapılar, pencereler sana vurgun, bak işte
yüreğimde ay gizli, sinemde bir karanfil bense yine bir nehir, şeb-i yelda ve mahrum bazen de bir celladın simsiyah ellerinde eski bir bahçıvanın korkularına mahkum
Reklam