Oyunlara pek katılmıyordum. Çünkü oyun kahramanı olmak çok zordu. Herkes, düşmanları yeniyor ve vatanı kurtarıyordu. Ben bu kadar güçlü değildim. Düşman bile olmayı beceremezdim. Çünkü Düşmanların bile kendine göre kahramanları vardı. Oysa ben de oynamak istiyordum. Bir kenarda kendimi yetiştiriyordum; Daha vakit var, diyordum. Çocukluğun biteceğini bilseydim Her ne pahasına olursa olsun oynardım.
Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle Beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? Bütün hayatımca bu cam kırıklarını Beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım.
Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız ki benden bahsedin.
"Insanları tanımıyorsun Hikmet oğlum". Hikmet, uzandığı yerde, gözleri kapalı, albayın sözünü kesti "daha önce hiç karşılaşmadım da bu ülkede, ondan albayım Siz arada bana gösterirseniz..."