Bana göre, bir insan doğru olduğuna inandığı bir şeyi, Kanunlara aykırı bile olsa; işlemekten çekilmez. Istedikten sonra, vicdanı onu hiç rahatsız etmez... Neden? Çünkü doğru olduğuna inanmaktadır. Fakat gelin görün ki, şartlar her zaman arzu ettiğimiz gibi tecelli etmez. Biz bir plan yaparken, kaderinde bir planı olduğunu unuturuz... niçin ve nasıl olduğunu bilmeksizin, küçük bir doğrunun yanında büyük bir yanlış yaparız... bu büyük yanlış, Başka bir ifade ile büyük günah bizi rahatsız eder. Hem de öyle bir rahatsız eder ki; onu düşünmeden edemeyiz. Onunla yatar onunla kalkarız. Sonunda gerçek hayattan kopar, Hasta oluruz... Vicdan azabı, kabuslar, korkular bizi çemberine alır;yer bitirir...
Süper insanların, sizin dediğiniz gibi, her zaman ve her yerde diledikleri rezaleti yapabileceklerini, kanunları çiğneyebilecekleri idda etmiyorum. Diyorum ki, insanlığın hayrına ve faydasına bir devrim yapacakları zaman, karşılarına bir menfaati tehlikeye düşen birkaç adam dikilirse, bunları saf dışı etmeye hakları vardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur ve kimse O süperleri mahkeme önüne çıkarmaya cesaret edememiştir. Büyük İskender'i, Sezar'ı, Napolyon'u Ve Muhammed'i düşününüz. Bunlar büyük medeniyetler kurdular hedeflerine ulaşmak için, önlerine çıkan ve engel olmaya kalkan birkaç Eski düzen koruyucusunu tesirsiz hale getirmek zorundaydılar. Eğer bunu yapmasalardı ve kendilerini de bu hakkı görmeselerdi büyük olamazlardı...
-Kapını kitlemiyor musun? Diye sordu:
-Kitlemem için bir sebep yok... Çalınacak şeyi olanlar kapı kitler; değil mi Sonya? Çalınacak birşeyi olmayanlar ne mutludur!...