• Tanrıların reisi konumundaki Odin, savaş alanında düşen herkesin toplanma yeri olan Valhöll’de, namı diğer Valhalla’da otururdu. Sonsuz denecek ölçüde geniş bir mekândı burası. Altın kalkanlarla örülmüş bir tavanı ve tam beş yüz kapısı bulunuyordu. Valkür ismiyle anılan ve birer ruh misali havada uçuşan genç kadınlar tarafından, tam can verdikleri anda savaş alanında düştükleri noktalardan kapılıp kalkanlar üzerinde taşınarak oraya getirilmiş ölü savaşçılar, yani Einherjar’dı bu geniş salonun sakinleri.
  • 312 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    yine muhteşem bir kitap bitirdim. Anlatım dilini çok sevdim. Nail abimiz masal tadında anlatmış da anlatmış. böyle hiç rahatsızlık çekmeden, minnoş bir masal okur gibi okuyorsunuz. yağ gibi kayıyor cümleler... aynı zamanda harikulade çeviri için tabiiki Alican Saygı Ortanca'yı tebrik etmeli.

    Uzaklarda bir yerlerde, İskandinavya da, Tanrılar diyarında olan bitenleri, Tanrıların güçlerini, taraflarını, tarzlarını öğreneceksiniz. Bazı Tanrıların başlarından geçen olayları, bazılarının neler yaptığını ve bilhassa tanrı da olsa neler yapılmaması gerektiğini de öğreneceksiniz.

    bir çok yerini insanlığa dair örnek aldığımda "tanrılar yapmış yapacağını!" dedim. bazı alınan kararlar ve uygulamaları okuduğumda yine "tanrılar yapmış yapacağını" dedim. güzel bir deneyim oldu.

    hepsi bir yana iskandinav mitolojisinin miri Loki bence. ah o yok mu, o! hem fitne hem fesat hem olay çözücü. bir insanın tüm gücünü hem iyiliğe hem kötülüğü harcaması gibi bir şey. her ne kadar karanlık taraf olsa da içinde aydınlık barındırmanın timsali. her ne kadar işe yarasa da azıcık kötülüğün tüm iyiliği bertaraf etmesinin mutlak örneği. öte yandan Asgard'ın olmazsa olmazı! bir ekşi yazarının dediği gibi; bütün Cümbüş loki'nin başının altından çıkıyor. o olmasa tabrılar n'aparlardı bilmem. her biri ayrı bir dünya olan tanrıları ve hakkında bilinen gerçekleri, güçlerini, yaşadıklarını öğrenmek için güzel bir eser.

    fantastik kurgu seviyorsanız, özellikle mitolojiye ilginiz varsa her şeyin başlangıcını anlatan ve kaçınılmaz sondan haber veren bu kitabı mutlaka okumalısınız.
  • Nordiklerin Yunanlılarınkiyle aşık atacak kadar girift ve renkli, çok tanrılı bir dinleri vardı. Yunanlı emsalleri gibi, Nordik tanrıların her biri hayatın önemli bir özelliğinden sorumluydu ve yol göstermesi karşılığında her tanrıya adaklar sunulur, dua edilirdi. Nors tanrıları iki boya ayrılırdı: Asgard’da yaşayan, gökyüzünün savaşçı tanrıları Aesir boyu ile Vanaheim’da konuşlanan, doğurganlık ve toprakla ilgilenen Vanir boyu. Tanrıların hüküm sürdükleri dokuz dünyadan oluşan evren üç kata ayrılırdı: Aesirler in Evi Asgard, İnsanların Evi Midgard (Orta Dünya) ve Ölülerin Evi Niflheim. Dokuz dünyanın her biri Yggdrasil olarak bilinen Dünya Ağacı tarafından birbirine bağlanırdı ve her dünyada insanlar,cüceler, elfler, tanrılar ve diğer tuhaf yaratıklardan oluşan ilginç bir nüfus yaşardı. Dokuz dünyanın en kutsalı olan Asgard’a gökkuşağından bir köprüyle ulaşılırdı.
  • Rocket Raccoon: Groot dili konuşabiliyor musun?

    Thor: Evet, Asgard'da öğrettiler. Seçmeli dersti.
  • Alemi yutan kurt Fenrir’den ve Midgard yılanından bahsedecekler, tanrılardan olan fakat tanrılarla olmayan, onları kurtaran ve onları yok edebilecek Loki’den anacaklar.
    Ardından Balder, ‘’Hey. Hey! Bu da ne?’’ diyecek.
    ‘’Ne, ne?’’ diye soracak Magni.
    ‘’Şu işte. Uzun çimlerde ışıldıyor. Görmüyor musun? Şuraya bak. Onlardan bir tane daha var.’’
    Sonra uzun çimlerde dizlerinin üzerine çökecekler ve çocuk boyuna gelecekler.
    Thor’un oğlu Magni, uzun çimlerdeki şeylerden birini bulan ilk kişi olacak ve onu bulduktan sonra bulduğu şeyin ne olduğunu anlayacak. Altın bir satranç taşı olacak bu, tanrıların hala yaşadığı zamanda oynandığı türden. Altın oyması küçük bir Odin, Herkesin Babası, tahtında oturuyor: Şah.
    Daha fazlasını bulacaklar. İşte Thor, çekici elinde. Dudaklarında boynuzuyla Heimdall. Vezir, Odin’in karısı Frigg.
    Balder, küçük altın heykelini tutacak. ‘’Bu sana benziyor,’’ diyecek Modi ona.
    ‘’Benim,’’ diyecek Balder. ‘’Ölmemden uzun zaman evvel, Aesir’in bir parçasıyken.’’
    Çimlerde başka taşlar da bulacaklar, bazıları güzel olacak bazıları daha az. Burada, kara toprakta yarı gömülü olacak Loki ve onun çocukları. Bir buz devi de var. İşte Surtr, yüzü alev alev.
    Yakında bir satranç takımını tamamlamak için gereken tüm taşları bulacaklar. Satranç oynamak için taşları dizecekler: Masadaki satranç tahtası üzerinde Asgard tanrıları ebedi düşmanlarıyla yüzleşecek. Yepyeni, kusursuz güneş ışığı, bu mükemmel öğle sonrasında altın satranç taşlarıyla parıldayacak.
    Balder, güneşin doğuşu gibi gülümseyecek, uzanacak ve ilk hamlesini yapacak.
    Ve oyun yeni baştan başlayacak.
    Neil Gaiman
    Ragnarök: Tanrıların Nihai Kaderi, bölüm II
  • Kadın ve erkek. Hayat ve Hayata Özlem, alemleri bir arada tutan dişbudak ağacının içinden çıkacak. Yeşil yeryüzündeki çiylerle beslenecekler, sevişecekler ve sevgilerinden insanlık yeşerecek.
    Asgard olmayacak ama bir zamanlar Asgard’ın durduğu yerde İvadoll görkemli ve daimi duracak.
    Odin’in oğulları Vidar ve Vali, İvadoll’a gelecek. Aralarında Mjollnir’i getirecekler, artık Thor olmadığından çekici iki kişinin taşıması gerekecek. Balder ve Hod ölüler diyarından dönecekler ve altısı da yeni güneşin ışığından oturup konuşacaklar, gizemleri hatırlayacaklar ve neyin farklı yapılabileceğini, oyunun sonucunun kaçınılmaz olup olmadığını tartışacaklar.
    Neil Gaiman
    Ragnarök: Tanrıların Nihai Kaderi, bölüm II
  • "Ve ayrıca... ayrıca... Asgard salonlarından gelmekte olan küçük bir ilahlar grubu da aramızda mı?" Öteden, kendisinin sağ tarafında bir yerlerden bir gök gürültüsü gümbürtüsü duyuldu. Sahnenin üzerinde bir şimşek çaktı. Kendilerinden memnun bir eda içinde oturan, başları miğferli, kıllı erkeklerden oluşmuş küçük bir grup kendisine kadeh kaldırmaktaydı.

    Başarıları geçmişte kalmış diye düşündü kendi kendine.

    "Aman o çekice dikkat edin efendim," dedi.