Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin basladı hızhı hızlı çarpmaya.. ○ geçen ben değildim.
Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan..
Seni gören ben değildim.
Ben cok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebebsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
Bunu bilen ben değildim.
Bir kitap okuyordun, dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda. Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın. ○ ölen ben değildim.
Aşk.
Onları öldürebilecek kadar savunmasız bırakan ölümcül tek bir zaafları vardı, o da aşk.
Onu kendine aşık et, zaafı haline gel, sonra da işini bitir.
- Hifa Hatun ve Süheyb'in hikâyesini verin, dedim büyük bir telaş içinde.
...
... Aşk ve Sevda adına et ve kemiğe sarılan hikayelerin ayaklar altına alındığı bir yüzleşmeye.
"Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler."