• "Aşk dediğiniz şey işsiz güçsüzlerin hastalığı, vakit geçirme eğlencesidir."
  • Türk edebiyatının en önemli şairlerinden
    biri olan Turgut Uyar, hüzün temalı şiirlerin
    en usta kalemlerinden biridir. En sevilen
    şiirlerini yazmaya henüz çok küçükken
    başlamış olan ünlü yazar, 1927 yılında
    doğmuş ve 1985 yılında vefat etmiştir. Siroz
    hastalığı nedeniyle yaşamını kaybetmiştir.
    Yaşamı boyunca alkol tüketmesi siroz
    hastalığına yakalanmasının başlıca
    sebeplerinden biridir. Şiirlerinin konularını
    genellikle özlem, aşk ve hasret gibi temalar
    süslemektedir. Birbirinden güzel eserleri ile
    tanınmasının yanı sıra, ikinci eşi olan
    Tomris Uyar'a olan aşkı
    da ünlü şairin en çok konuşulan özelliğidir.

    Eşine duyduğu aşkın büyüklüğünü sık sık
    şiirlerinde dile getirmiştir. Ankara doğumlu
    olan Uyar, subay bir babanın evladı olması
    nedeniyle sık sık okul değiştirmek zorunda
    kalarak eğitimini tamamlamıştır. Ayrıca
    babasının subay olması ve uzun süreler
    evinden uzak kalması nedeniyle Turgut Uyar
    çocukluğunda oldukça hüzünlü ve içe
    dönüktür. Şiire yönelmesinde büyük bir
    etken olan duygusal yönünün yanında,
    müzikle iç içe bir yaşama sahip olması da
    Türk edebiyatının başarılı bir şair
    kazanmasını sağlamıştır.
  • Aşk hastalıktır ama reddedilecek bir hastalık değil. Bu hastalığı her insan ömründe sadece bir kez geçirmeli, ne daha çok ne de hiç... İskender Pala
  • 208 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitaplarım, benim en güzel dostlarım..
    Bu kitabı okuyunca yalnızca 208 sayfalık bir eserin sonuna gelmedim. Hayatımda hiç yaşamadığım bir hastalığı yaşamış gibi hissettim ve her satırında tedavi oldum.. Kitaplarımın Bana ilaç gibi geldiğini beni tanıyanlar az çok bilir.. Bu kitap bana Tam anlamıyla ilaç oldu.. yaşadığım anların nasıl olması gerektiği değil de nasıl olduğuyla ilgilenmeyi öğrendim.. Bu kitap kişisel gelişim kitabı değil yazar @z.zeynepselvilicarmikli bu kitaba kişisel gelişim kitabı denmesine karşı olmakla oldukça haklı Çünkü bu kitap Öz kabul kitabı.. kendimize var olanları kabul ettirip onlarla mutlu olmayı öğretiyor.. Kısacası Hayatta herşey istediğimiz gibi gitmeyebilir önemli olan herşeye rağmen güçlü olup Mutlu kalabilmek ️ Şunu demeden geçemiycem bu kitabın türü dram veya aşk değil ama 156-160. Sayfalarda sanki bu dünyadan tamamen ayrıldım ve ağladım .. Kendinize bi iyilik yapmak istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim ️ Emeğinize yüreğinize sağlık
  • Madem aşk derdiyle hoşuz, tabiplere de ne oluyor?
  • Robert Schnakenberg'in kaleme aldığı Büyük Yazarların Gizli Hayatları kitabında öyle hikayeler var ki; yıllardır hayranı olduğunuz yazarları tüm insani yönleriyle tanıyabilirsiniz.

    1.
    Edgar Allan Poe'nin ünlü şiiri ''Kuzgun''un ilham kaynağı aslında İngiliz yazar Charles Dickens'ın evcil hayvanı olan kuştu.

    Dickens'ın roman serisi_ Barnaby Rudge_'da bir karakter olarak da karşımıza çıkan bu kuşun acıklı ölümünün hikayesini Dickens'dan dinledikten sonra Poe şiirinde ona yer verdi. Zavallı kuş kapağı açık kalan boya şişesinden boya içtiği için ölmüştü.

    2.
    Brontë Kardeşler üç tarafı da mezarlıklarla çevrili bir evde yaşıyordu.

    3.
    Tolstoy kadınlarla yaşadığı cinsel maceraları kaleme aldığı günceyi düğün gecesinde yeni eşi Sonya'ya okutacak kadar dürüsttü.

    Ünlü yazar büyük bir ruhsal dönüşüm geçirdiği yaşlarda ise et yemeyi, alkolü, tütünü ve seksi bırakarak tutkularını denetim altına aldı.

    4.
    Louisa May Alcott tıbbi sebeplerle kullanmaya başladığı afyonun bağımlısı olmuştu.

    Küçük Kadınlar kitabının yazarı Alcott, çocukluk yıllarında ise önceki hayatında at olduğuna inanıyordu.

    5.
    Tüm zamanların en sevilen çocuk kitaplarından birini yazan Lewis Carroll matematik bölümü mezunu bir mucitti.

    Aralarında elektrikli tava ve üç tekerlekli bisikletin de bulunduğu bir çok buluşa imza atan Lewis Carroll matematik eğitimi aldı.

    Asıl adı Charles Lutwidge Dodgson olan Carroll, bir gemi yolculuğunda tanıştığı Alice adlı on yaşındaki kız ile vakit geçirmek için yarattığı öykülerin ardından_ Alice Harikalar Diyarında _adlı ünlü eserini ortaya koymuştu.

    Sistit,sıtma, bel ağrısı, egzama, romatizma, katarakt, diş ağrısı, uykusuzluk, larenjit, bronşit ve akciğer zarı iltihabı ise yaşadığı rahatsızlıklardan bazılarıydı.

    6.
    Mark Twain, bir defasında Kraliçe I. Elizabeth'in de yer aldığı bir seyirci grubunun karşısında gaz çıkarmakla ilgili uzun bir konuşma yaptı.

    Twain ayrıca tam bir kedi ve tütün severdi.

    7.
    Oscar Wilde, eşcinsel tacizi olarak adlandırılan nefret saldırılarının bilinen ilk mağdurlarından biriydi.

    Wilde okuldaki diğer erkeklerden biraz farklıydı. Spor aktivitelerinden çok odasını dekore etmekle uğraşıyordu. Anlatılanlara bakılırsa sınıf arkadaşları, gözü gibi baktığı odasını talan etmekle kalmayıp bir de onu zorla Cherwell Nehri'nin sularına batırmışlardı.

    Bir dönem nişanlı kaldığı Florence Balcombe'nin gelinliğiyle en ince ayrıntısına kadar ilgilenmişti.

    Gençlik yıllarında başına dert olan frengi hastalığı yüzünden yapılan cıva tedavisinden sonra dişleri kararmıştı. Çirkinliğe asla tahammülü olmayan Wilde ağzını daima eliyle kapatarak konuşurdu.

    8.
    Arthur Conan Doyle, dünyanın en ünlü dedektifine ilk olarak Sherringford Hope adını vermişti.

    Sherlock Holmes ismi ise daha sonradan müzisyen Alfred Sherlock ve hukukçu Oliver Wendell Holmes'un isminden ortaya çıktı.

    9.
    Jack London tam bir alkolikti, zil zurna sarhoş olup denize düşmüşlüğü bile vardı.

    10.
    Walt Whitman, Abraham Lincoln'den çok hoşlanıyor, Oscar Wilde ile flört ediyordu.

    Walt Whitman, Lincoln'e olan hayranlığını ona övgüler dizdiği yazılarla anlatıyordu. Oscar Wilde ise onun öpücüğünü hiç unutamadı, her fırsatta bunu dile getirmişti.

    Gönül işleri bir yana; Whitman beynini, incelenmek üzere Amerikan Antropometri Derneği'ne bağışlamıştı. Fakat dikkatsiz bir çalışan şairin beynini yere düşürdü ve dağılan organ çöpe atıldı.

    11.
    Virginia Woolf ressam kız kardeşinden ilham alıp, yazılarını ayakta yazmaya başladı.

    12.
    Charles Dickens'ın düzen takıntısı ve batıl inançları vardı.

    Dickens kendi istediği biçimde düzenlemediği bir odada yazı yazmazdı. Misafir olduğu evlerde ilk iş kendi odasını baştan yaratan, sürekli ortalığı toplayan ve durmadan saçlarını tarayan bir adamdı.

    Her şeye üç kere dokunmanın kendisine uğur getireceğine ve Cuma'nın şanslı gün olduğuna inanıyordu. Yüzünü Kuzey Kutbu'na dönmeden uyuması söz konusu bile değildi.

    Kimliği belirlenemeyen cesetlerin halka sergilendiği Paris Morgu'nda biraz fazla vakit geçirmesini ise ''iğrençliğin çekiciliği'' olarak tanımlamıştı.

    13.
    Tolkien horlaması ve kötü şoförlüğüyle ünlüydü

    14.
    James Joyce,sevgilisi Nora'ya içinde kamçılanma ve tokatlanma arzusunu da anlattığı birçok erotik mektup yazmıştır.

    Kamçılanmaktan hoşlanan Joyce'un en çok korktuğu 2 şey ise; köpekler ve gök gürültüsüydü.

    15.
    Franz Kafka sıkı bir vejetaryendi.

    Kafka zamanın modası olan nudist aktivitelere katılsa da mayosunu asla çıkarmadı.

    16.
    F. Scott Fitzgerald'ın ciddi bir ayak fetişi vardı ve çocukluğundan beri seks ile ayağı ilişkilendirirdi.

    İnsanların kendisini çorapsız görmesine ise asla izin vermiyordu.

    17.
    Ernest Hemingway şahsına gelen eleştirileri pek hoş karşılamazdı, bunu yapan bir eleştirmeni tutup yere devirmişliği de vardı.

    18.
    Agatha Christie, disgrafi denen bir öğrenme güçlüğünden dolayı yazı yazamıyordu ve bu yüzden tüm romanlarını dikte ettiriyordu.

    En ünlü romanlarından biri olan_ Doğu Ekspresinde Cinayet_ kitabını İstanbul'da yazan Christie'nin en sevmediği şeylerden bazıları; gürültü, kalabalık ve uzayan konuşmalardı.

    19.
    Jean-Paul Sartre uyuşturucu madde kullandığında gördüğü dev ıstakoz saldırısı halüsinasyonundan olsa gerek, deniz canlılarından hayatı boyunca korkmuştu.

    Günde iki paket sigara içecek kadar nikotin aşığıydı.

    20.
    Ayn Rand 70'li yılların popüler dizisi ''Charlie'nin Melekleri'' hayranlarından biriydi.

    21.
    William Burroughs eşini 'kaza sonucu' vurdu.

    Evlerinde ağırladıkları misafirleri eğlendirmek için, eşiyle yaptıkları William Tell gösterisinde, eşi Joan'ın başının üstüne koyduğu bardağı nişan alan Burroughs hedefi tutturamadı.

    22.
    J. D. Salinger, tıbbi yararlarından dolayı kendi idrarını içiyordu.

    Farklı alternatif tıp yöntemlerini hem kendi üstünde hem de aile fertlerinin üstünde uyguluyordu.

    23.
    Sylvia Plath 1944 yılında kendisine uygulanan bir IQ testine göre dahi seviyesindeki 166 puana sahipti.Oldukça zeki olsa da kocası Ted Hughes ile ilk tanıştıklarında o kadar heyecanlanmıştı ki onu yanağından ısırdı ve hatta yanağını kanattı.

    24.
    Jack Kerouac hayatı boyunca alkolikti, tercihi ise ucuz şaraplardı.

    25.
    Emily Dickinson o kadar insanlardan uzak ve münzeviydi ki, doktorunun yarı açık bir kapının ardından kendisini muayene etmesine izin vermişti.

    Dickinson inzivaya çekilmişti adeta toplumdan kaçıyordu. Onu görmeye gelen arkadaşlarına bile yüzünü göstermiyordu.

    Dickinson ve erkek kardeşinin eşi Susan Gilbert arasında ise karmaşık bir ilişki vardı; birbirlerine yazdıkları mektuplar aşk mektuplarını andırıyordu.
  • "Aşk, bir ruh hastalığı "