• Hiç aşık oldunuz mu?
    Aşk nedir peki?
    Yarım bırakılmış bir kitap mı kavuşamamak?

    Bir yazarım ben kendi başıma ve ben en büyük yazarım. Tanrım kurtar bu yükten bu garibanı benden büyük bir yazar yarat. Büyük yazarım dediysem benden destelerce kitap beklemeyin. Bütün yazdıklarım içimde. Hani diyor ya sizin Nâzım:
    'Şiirler yazarım
    basılmaz
    basılacaklar ama '
    bu umutla öykülerim basılacak.

    Bir otel odasının dağa bakan penceresinde beş parasız bir şekilde, portakal yiye yiye karnıma ne ağrılar giriyor bilemezsiniz. Evet açım ve dışarı çıkmalıyım. Yarın annemden bir miktar para geçecek elime ve ac bir köpek gibi lezzetli yiyecekler alacağım. Yarın...Bir posta... Para. Ve akşam.
    Bir birahaneye giriyorum ve bir Meksikalı . Kahve istiyorum geliyor ama ne kahve berbat yüzümü ekşitiyorum. Hesap almaya gelirken azarlıyorum biraz ama kız çok çekiyor beni. Geceler boyu düşlüyorum onu ve bir akşam is çıkışı sahile götürüyor beni. Yüzüyoruz biraz ve esmer bedeni bana sokuluyor ama bir türlü beceremiyorum. Bütün o gecelerin arzusu nereye kayboldu ve gülüyor. Beni küçümsüyor. Ben KOSKOCA BANDINI. BÜYÜK YAZAR. Aradan günler geçiyor. Odamda tanımadığım bir kadın. Yaralı, çok yalnız. Ben ben o günki gibi yine arzusuz. Yine olmuyor ve ben birgün evinde ziyaret ediyorum. Oluyor bu sefer. Tüm arzum, nefretim ve gücüm.Kendimden geçiyorum. Dışarı çıktığım sıra etraf beşik gibi sallanıyor, binalar boşalıyor, binalar devriliyor. Büyük bir deprem. Tanrım büyük bir günah işledim bütün bunlar benim yüzümden oldu. Affet tanrım. Ve ölmüş bir sürü beden.O nasıl acaba. Ona ne oldu. Peki ya birlikte olduğum kadın. Ya ikisi de ölmüşse ama hayır Camilla yaşıyor ve aradan aylar geçiyor onu görmeye gidiyorum. Ikıncı öyküm basılmış, elime para geçmiş, yeni kıyafetler almışım ama rahat değilim ve yine eskiler üstümde. Ona aşığım. Ikimiz ayrı bir kutup. O barmeni seviyor. Hasta, saçma sapan öyküler yazan barmeni. Bir gün bana geliyor barmenin öykülerini okumani istiyor. Onun için okuyorum. Öpüyor beni ama bir yandan da eğleniyor ve yatağa uzanıyor. Ben sahip oluyorum ona ama sırf intikam için. O günün intikamı. Soğuk bir ilişki yaşıyoruz ve ardından barmene gidiyor tekrar. Bir zaman sonra kovuyor onu ve morarmış gözlerle bana geliyor. Ot sarıyor ve ben onu hala seviyorum. Günler geçiyor ve ona gitmek istiyor. Ortadan kayboluyor arıyorum, hastaneye ordan da tımarhaneye ve alıyorum onu gidiyoruz. Bir köpek yavrusu alıyoruz. Kız hasta, bağımlı. Yeni bir ev tutuyorum bize. Köpekle iyi geçiniyor, biraz renk geliyor yüzüne ve o yokken çantasından otları alıp klozete boşaltıyorum. Eşyaları almaya gidiyorum eski eve. Geliyorum yok. Bekliyorum gelecek. Kendimi kandırıyorum. Gelmiyor. Ona gitmiş. Sürüyorum arabayı barakaya gidiyorum barmenin. Kovmuş onu. Nereye gitti. Güneydoğuyu parmakla gösteriyor. Arıyorum. Yok. Yararı yoktu. Onun mahvına sebep olan bu acımasız dünyaya geri getirmek neye yarayacaktı?
    Yüreğim kanayarak döndüm. O tepelere aitti artik. Tepeler saklasın onu. Çölle ve gökle yaşasın. Rüzgar uçursun saçlarını.Bırak o yolda gitsin.
    Arabaya bindim.Koltukta basılmış ilk kitabım. Kalem buldum, ilk sayfayı açtım ve şöyle yazdım: ' Camilla ya sevgi ile Arturo.'
    Ve 200 metre sonra firlattım kitabi çöle...
  • Gerçek aşk nedir??
  • ARTHUR SCHOPENHAUER …
    Bir deha, edebi dili harika olan düşünür... Yazdıklarını okurken illaki kendinizden tespitler bulacaksınız.Arthur belki insan sevmez ama insanı çok iyi tanıyıp ve yerinde tahliller yapan bir şahsiyet.Ona hayranım.Her ne kadar katılmadığım noktalar da olsa. Açık sözlülüğü, yapmacıktan uzak olması beni en çok çeken şey.Şunu merak ediyorum, Virginia ile birbirini tanısalardı ne düşünürlerdi birbirleri hakkında?Biri kadınları aşağılıyor birisi ise feminist ama ikisi de çok zeki. Kadınlar hakkında bir münakaşa olsa kim kazanırdı? İkisini aynı anda sevmek gülünç geliyor bazılarına.Ama değil.Neyse konuya geleyim, pardon.


    Schopenhauer’i okumak için benim fikrimce hayatını ve de felsefesini iyi bilmelisiniz çünkü düşünür kendi hayatını felsefesine yansıtmıştır.Öncesinde Veysel ATAMAN’IN Varolmanın acısı adlı kitabından hayatını, felsefesini okumanızı tavsiye edebilirim ayrıntılı almış yalnız biraz uslubu ağır ve pek de akıcı değil.David E. Cartwrigt’ın kitabı var ama baya kalın bir kitap okumak istemedim, pek fikir sahibi değilim maalesef.

    Not:Bu kitap feminist kardeşlerimin severek okuyacağı bir kitap olmayabilir şimdiden söyleyeyim, okurken besmele çekiniz naçizane tavsiyem.

    Kitap neyi anlatıyor? 80 sayfalık bir kitap bu kadar çok tespit yapabilir mi?Arthur yapar.
    1-Arthur’un kadınlarla alıp veremediği nedir?
    2-Arthur kadınlar hakkında ne düşünüyor?
    3-Aşk var mıdır?
    4-Aşık olmanın nihai amacı nedir?
    5-Aşık olurken seçim nasıl gerçekleşir?
    6-Neden fiziksel özellikler önemli?
    7-Cinselliğin aşkla ilişkisi
    Gibi sorulara cevap verdiği bir kitap.Onun penceresinden cevaplayacağım soruları.

    Birinci kısım kadınlara dair söylemlerini içeriyor.
    Arthur’un kadınlara olan meşhur tutumundan bahsedeyim;
    Arthur efendi diyor ki ; kadınların tek bildiği emek sarfettiği giyim kuşam, cilt bakımı dans, sevdiğinin gönlünü kazanma ve bunlarla bağlantılı eylemler.Ona göre kadın erkeğe itaat etmek için yaratılmış ve onlar borçlarını doğum sancısıyla,çocuk bakıp büyütmek ve erkeğe itaat ile öderler.
    Kime olan borcumuz Arthur Bey?
    Ona göre, kadınlar zihin bakımından dar görüşlü akli melekeleri zayıf yaratıklar. Ona göre kadın kocası ölsün de mirasına konayım rahat ve refah içinde yaşayayım der bu sebeple erkeğin para için yaratıldığını düşünürler.Diğer taraftan kadınlar dürüstlük , adalet, metanet,vicdanla ilgili konularda erkeklerden daha aşağıdadır.Dolayısıyla iki yüzlülük ve riyakarlık kadınlarda doğuştandır. Bu bodur. dar omuzlu, geniş kalçalı ve kısa bacaklı soya, •cins-i latif" ismini verebilen sadece cinsel içgüdüsüyle aklı yahut görüş ufku bulutlanıp kararmış olan erkeklerdir.
    Çok eşlilik olması gereken ve tek eşlilik erkeklere yapılan bir haksızlık, kadına miras ise verilmemelidir.Avrupa’da kadına fazla ve gereksiz önem verildiğini düşünürken, o sıralar kullanılan hanımefendi kelimesi bile kullanılmamalı parayı kazanan kadınlar değil erkeklerdir.Kadınlar ne mutlu ne mutsuz olmalıdır bu onların yararınadır ve erkekleri rahat ettirecektir.
    Görüyorsunuz ya çok kaba ithamlarda bulunmuş Arthur hazretleri.Bunlar sadece birkaçı söylediklerinin.
    Ben bu tutumunu yaşantıları ile bağdaştıyorum (ki çoğu yazar bu şekilde düşünüyor), annesi ile yaşadığı sorunlar, babasının intiharı, hayatı boyunca hep kadınlar tarafından red edilmesi…Özellikle babasının ölümünden sonra Schopenhauer, annesiyle iyi ilişkiler kuramamıştı. Annesinin Schopenhauer’a yazdığı mektuplardan biri, aralarındaki ilişkiyi gösteriyor: “Tahammül edilir şey değilsin, başına bela oluyorsun insanın, seninle birlikte yaşamak güç; ukalalığın bütün iyi taraflarını gölgede bırakıyor, başkalarında kusur bulmadan edemediğin için, o iyi yönlerinin dünyaya hiçbir faydası yok.”
    Esasında kendisi de aşık olmuştur hem de aralarında 26 yaş farkı bulunan bir kıza…Kız kendisinden tiksindiğini açıkça söylemiştir.Hep bir redddedilme ve kadınlar tarafından itici bulunma…Hoş miras bırakılmamalıdır kadına demiştir ama tek miras bıraktığı uzun yıllar yaşadığı(aşık mıydı bilmiyoruz) bir kadındı.Kadınların zeka konusunda aşağı olduğunu söylüyor kendileri.Çocuk zekayı anadan, iradeyi babadan alır da diyor.(E yani burumda erkekler de zeki değil, çünkü annesinden alıyorlar zekayı? )
    Bakmayın bu tutumuna ‘’Kadınlara çok düşkündüm beni bir anlasalardı…’’ diye itiraflarda bulunmuştur.
    Schopenhauer’in kadınlarla ilgili görüşlerinin hayatının ileriki dönemlerinde değişip değişmediyse bilinmiyor. Her ne kadar Wagner’in arkadaşı ve Nietzsche’nin tanıdığı Malwida von Meysenburg, bir kadın arkadaşının, yaşlı filozofun “Oo, daha kadınlarla ilgili son sözümü söylemedim.” dediğini aktarsa da, ünlü filozof, konu hakkında son sözünü yayımlamadan hayatını kaybetmişti.

    İkinci kısım ise muhteşem tespitler ile dolu,aşka dair söylemlerini ele alıyor. Arthur’a göre aşk vardır yalnız bu tamamen yaşama iradesi ve cinsel içgüdü ile alakalı.Ne kadar büyük olursa olsun her aşk bütünüyle cinsiyet içgüdüsü ile ilgilidir.Aşkın nihai amacı gelecek neslin oluşturulması işi, üremedir. Gelecek insanların varlığı bizim içgüdümüz tarafından koşullandığına göre tabiatımızda yapacağımız seçimi de belirleyen şey, aşktırAşk tabiiatın amaçlarina ulaşması için bizim içimize koyduğu bir yanılsamadır.Aşk serüvenin amacından daha soylu ve yüce bir amaç yoktur Schopenhauer’e göre; aşk yeni varlıkların dünyaya getirilmesini sağlar çünkü.
    Birbiri ile tamamen zıt; düşünce beden olarak uygunluğun bulunmadığı kişiler arasında da aşk yaşanabilir, düşmanlıktan, nefretten aşk doğması da pekala mümkündür.Böyle bir aşk deyim yerinde ise gözlerini kör eder ve evlilik ile neticelenirse mutsuz bir evlilik ortaya çıkar.
    Aşk, yaşayan kişinin kendi seçimi değildir mükkemmel, güçlü bir neslin devamı için seçimi tabiat yapar.Bundan dolayı herkes öncelikle güzel olanı arzu eder, üstelik herkes kendinde olmayan özellikleri kusurları güzellik olarak görür, çekici bulur.Mesela çelimsiz bir adam balık etli kadınlardan hoşlanır iken, sarışınlar esmerlerden hoşlanır.(Bu durumda erkekler neden minyon kadınlardan hoşlanır aldınız cevabınızı) Aynı şekilde herkes kendikinin tersi mizaçta olan birini ister.Bir erkekte güzel bir kadını seçmeye iten , türde en iyiyi hedefleyen içgüdüdür, erkek her ne kadar zevkini arttırmaya çalıştığını düşünse de.Bu yüzden; kalçanın bele oranı ve göğüsler gibi vücut oranı erkekler için önemlidir çünkü doğurganlığa işaret eder, görüldüğü gibi erkek seçimini kendisini yapmaz, seçimi yapan gelecek nesli oluşturma içgüdüsüdür.Seçimimi yönlendiren başka etkenler de vardır : Yaş, sağlık, kemiklerin yapısı ve güzel bir yüzdür.Üreme kabiliyeti olan herkes bu amaç uğruna aşık olduğu kişi için her fedakarlığı yapabilir.

    Arthur’un söylemek istedikleri bunlarla sınırlı değil, daha fazlasını yazsam size haksızlık etmiş olacağım.Okuduğunuz için teşekkürler.Eksik nokta olduğunu düşününler bana yazarlarsa sevinirim, musmutlu kalın.
    Keyifli okumalar, sevgili dostlar…️
  • Ask nedir, ne degildir, ask sandigimiz gercekten ask midir, degilse nedir?
    Insanoglu dogasi geregi bir partner arayisi icindedir, farkinda olsa da olmasa da.. Zira eril disiyi, disi de erili arar durur tam olmak icin, bir olmak icin..
    Lakin burada atlanan ufak ama onemli bir detay vardir. Eril, erilliginin, disil de disilliginin farkina varmadan birbirine ulasmasi, birbiri ile tam olmasi neredeyse imkansizdir. Bu nedenledir ki gunumuzde bircok iliski bagimli, kosullu, beklentili, yeni neslin tabiriyle "sayko" iliskilerdir.
    Iki karsi cins birbirini gordugunde arada bir etkilesim, elektriklenme olmasi gayet normaldir, dogaldir. Ama belli bir noktaya kadar kisiler birbirlerinin korkularinin, kaygilarinin,toplumsal yanilgilarinin birer yansimasindan baska bir sey degildir. Ama biz insanlar oyle anlamlar yukleriz ki karsimizdakine o anlamlar gecerliligini yitirdiginde, tabiri caizse bizi ters koseye yatirdiginda ver elini isyan ver elini veryansin.. Yasanan hormonal reaksiyonun adina "ask" deriz ve bu ismin hukmu gectiginde olmayan askin istirabini cekeriz.
    Asik olmak icin evvela ask olanda kaybolmak, daha da ote ask olmak gerekir.
    Tum zanlardan, korkulardan, kaygilardan, kiskancliktan, ofkeden yani seytandan( ego/nefs) kurtulup Var Olan tek seye (Allah) kalben baglanmak gerekir.
    Zira O an geldiginde O'ndan baskasi yoktur gozune gorunen.. Sen zaten artik ask olmussundur.. Onune cikan her seye, herkese askla bakar, onu askinla kutsarsin.
    Ozetle: Hayatinda birini sevecegim, biri beni sevsin diye ugrasma..
    Sen evvela bir kendini sev, gerisi zaten gelecektir.
    ASK ola.. ❤
    M.Y
  • Gerçeğe ermiş kişilerin gözlerinde güzel nedir, çirkin ne?
    Aşıkların konaği ha Cehennem olmuş ha Cennet, aynı ikisi de.
    Bu dünyada aldıranlar gönüllerine, ha çul giymişler, ha atlas;
    Aşk erlerinin baş altında ha yastık olmuş, ha kerpiç; kime ne?
  • Aşk adına söyleyin; yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
  • Nedir yüzündeki hüzün,biraz hirpalandin hepsi bu. Yoksa Rabbinin vaadine güvenmiyor musun?