• Seni, anlatabilmek seni.
    İyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.

    Ard- arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara,
    Akan yıldıza,
    Bir kibrit çöpüne varana,
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamlardan,
    Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini..
  • “Sağlık Bakanlığı henüz onaylamamış olabilir ama kötü bir ilişkiyi sürdürmeye devam etmek sağlığınıza zarar verebilir. Ciğerlerinizi zehirleyen bir sigara gibi, kendinize olan saygınızı sarsabilir ve özgüveninizi zedeleyebilir. İnsanlar –sevgilileri ya da eşleriyle– yaşadıkları ilişkinin onları öldürdüğünü söylerken, bunun doğruluk payı var. Stresten kaynaklanan tansiyon ve kimyasal değişimler, vücut sisteminizi rayından çıkararak, enerjinizi sömürebilir ve düşman mikroplara karşı direncinizi azaltabilir. Çoğunlukla da kişiyi alkol, amfetamin, uyku hapı, uyuşturucu, sakinleştirici, tehlikeli arayışlar, hatta intihara doğru giden sağlıksız kaçışlara sevk edebilir. Öte yandan, sağlığınıza bir etkisi olmasa da, ölümcül bir ilişkiye devam etmek hayatınızı endişe, öfke, boşluk ve umutsuzluk duygularıyla gölgeleyebilir.”
  • Nasıl ve nereden başlasam bilmiyorum, Afili Filintalar mı desem yoksa 'Korkma Ben Varım' mı desem bilemedim. Aslında ben Murat Menteş'i 'Ruhi Mücerret''ten önce ve sonra olarak değerlendiriyorum artık. 'Dublörün dilemması' ve 'Korkma Ben Varım' ile farklı, dinamik bir kalemi olan usta Menteş, 'Ruhi Mücerret' gibi bir 'Antika Titanik' ile geldi yine karşımıza. Neden? Evet çok kalabalık, yine karman çorman bir hikaye, fantastik, aşk soslu ve bol alıntılı. Merak seviyemizi belirli seviyede tutan ama asla daha fazlasını vermeyen. Sanki yazar daha farklı şeyler yazmak istemiş de yazamamış, yazmak istememiş gibi kitap uzadıkça uzamış. Okurken ne zaman bitecek diye bakıp durdum sonuna. Ya yazar artık belirli bir yaş aralığını hedeflemiş yada benim gözümdeki Menteş zaten hiç yokmuş. İlk iki kitabıyla hala başucumda olan yazar artık eski haline dönerse çok mesut olacağım. Çoğu mecrada kendini tekrar eden yazar sıfatıyla bahsedilmiş kendisinden evet haklılık payı yok değil karakter betimlemeleri, olay yerleri, kitaplar arasındaki ufak göz kırpmalar var, sadece beni rahatsız eden seviyeyi düşürmesi yazarın.

    Diğer yanda kitabı beğenen oldukça fazla bu da sanırım beklentiyle açıklanacak bir durum. Ben, 'Korkma Ben Varım' kitabını üçüncü kez okuyayım en iyisi. Antika Titanik'i ben hiç sevmedim çünkü.
  • Başkalarıyla konuşma isteğini yitirenlerin susması lâzım geldiği düşünülür ki bu sanıda bir yönüyle haklılık payı vardır. İsteksizlik susmayı göze almak demektir. Susulur da nitekim. Fakat bu artık başkalarının (dışarının) duyamayacağı tonda yeni bir konuşmanın başlamasına yol açar. Susmak her halükârda susmak değil, başkalarının yanında susmak demektir. Susan kendi kendiyle konuşmayı, kendi kendini dinlemeyi seçen adamdır.
    Dücane Cündioğlu
    Sayfa 48 - Kapı Yayınları - 15. Baskı
  • Gözlerindeki aşk payı
    Bendeki de bir varsayı
    Tutturamadı aşk rayı
    Beceremedim ki varmayı.

    Uzaksın hala uzak...
  • Liseli bir genç olan Cem babasının siyasi nedenlerden dolayı evi terk etmesi üzerine , okul masrafları için kuyu ustası olan Mahmut Usta’nın yanında çırak olarak işe başlamasının hikayesidir… Etkisini uzun yıllar atamadığı bir aşk öyküsüdür… Babalar ve oğulları arasında otoriterlik ve birey olma konularının tartışılacağı bir kitaptır…


    Geleneksel yöntemlerle kuyu kazan Mahmut Usta tüm günün stresi ve yorgunluğu üzerine akşamları hikâyeler anlatırdı.Hikayeleri genellikle kadere bağlanırdı.Ustasının bu kaderciliğine kızdığı anlardan birinde Cem ,Kral Oidipus’un hikâyesini anlatmıştı.Bu hikaye karşısında ustasının kızmasını isteyerek anlatmıştı hikayeyi.Ama bu hikayeyi bile kadere bağlayan bir yorum yapmıştı Mahmut Usta.Hikayeye tam hakim değildi ama hikayeye çok ilgiliydi.İlgisini devam ettirmiş , imkanları doğrultusunda Oidipus hikayesini tüm hayatı boyunca ilgiyle araştırmaya devam etmiştir. Bu ilgisinin temelinde babası tarafından terk edilmesinin payı da büyüktü.
    “ADİL OLMAYAN BABA EVLADINI KÖR EDER”
    Babasının siyasi emelleri uğruna annesiyle onu ansızın terk etmesi.Onun yokluğunun kendisini ne kadar sarstığını.Yolunu bulurken babasına ihtiyacı olduğunu hissediyoruz.

    Cem işten arta kalan zamanında alışveriş için çıktığında çadır tiyatrosuyla ve o tiyatroda oyuncu olan Kırmızı Saçlı Kadınla tanışır.Çok etkilenir kadından .Onun bakışlarında gizemli bir tutku yakalar.Sarsıcı bir aşk yaşarlar.

    “HAYAT EFSANEYİ TEKRAR EDER!”

    Babasının terk etmesi,Mahmut Ustada gördüğü baba yakınlığı.Kırmızı saçlı kadınla yaşadıkları.Allah’a karşı utancı. Bu allak bullak olmuş duyguları hep muhakeme ediyordu Cem.

    Batı’nın ve Doğu’nun ilk temel efsaneleri Sophokles’in Kral Oidipus’u ( babayı öldürmek) ile Firdevsi’nin “Rüstem ve Sührab “ (oğlu öldürmek) efsanelerini kendi yaşadıklarıyla karşılaştırıyor ve kadere bağlıyordu…

    Hani derler ya bugün çok güldüm kesin ağlayacağım.Buna inanan biri mutlaka ağlar ,çağırır çünkü o olumsuzluğu.Burada da Cem her yaptığını ,her yaşadığı şeyi bir olumsuzluk örgüsü içine aldı ve hep altından kötü bir şeyler çıkacağını hissetti.Spoiler vermeyeceğim tabi ki ,ama evrene ne gönderirsen sana geri döner düşüncesine katılıyorum.

    İlk okuduğum Orhan Pamuk kitabıydı.Aslında bu kitabı okumamın sebebi komik biraz.Tavsiyesine çok güvendiğim Can’ım arkadaşım Nephren Ka “Benim Adım Kırmızı” yı tavsiye etmişti.Son zamanlarda kafamın karışık olmasından dolayı Kırmızı Saçlı Kadın olarak aklımda kalmış ne hikmetse.İnandığım bir şey var ki bu sıklıkla başıma geliyor.İnsanın ihtiyacı olan hangi kitapsa o gelip onu buluyor.Benim böyle ilginç okumalarım o sıralar çözmeye çabaladığım konunun merhemi olmuştur adeta.Mahmut Usta gibi kadere bağladım belki ama bu kitabı okumam demek bu yüzdenmiş dedim.Sonlarına doğru efsanenin kaderleşmesinin şaşkınlığını yaşadım .Şaşırdığım kısımlar oldu.Sade bir anlatımı olan bu kitapta asla sıkılmayacaksınız .

    Kitabın kapağında İngiliz sanatçı Dante Gabriel Rosetti’nin “Regina Cordium” adlı çalışması yer almıştır.Bunu da kitabı okuyunca öğrendim ve herhangi bir resim olmayışı beni etkiledi.

    Orhan Pamuk'un onuncu romanı, Kırmızı Saçlı Kadın (2016), kazı dolu arazilerde su arayan çırak ve çırakların hikayesidir. Aynı zamanda Fransız conte filosophique geleneğinde bir fikir romanıdır.

    Etkinlik için emek harcayan herkese teşekkür ederim. Ayşe* ve NigRa ‘ya ayrıca teşekkür ederim yazarla tanışmam sizin sayenizde oldu.Orhan Pamuk sevenler kısmında olacağım efenim…
    Umarım bu güzel kitap için güzel bir inceleme olmuştur.Teşekkürler…
  • "Şüphesiz (bilsinler) ki O Allah, bizzat rızkı veren kuvvet ve kudret sahibidir. Hiç kuşkusuz o zulmedenlere de, (geçmiş) arkadaşlarının (azaptaki ) payı gibi bir pay vardır. Şimdi gelmesi için acele etmesinler. " (Zariyat ~58,59) Cuma Gününüz Bin Mübarek Olsun. Dua eder, Dua beklerim. Selamlar.

    Allah'ım... Ümidimi kaybettiğimde, senin yazdığın kaderin, hayallerimden daha güzel olduğunu hatırlat... Hayırlı Cumalar...

    Duâ Aşktır, Duâ Huzurdur, Duâ Umuttur. Hayırlı Huzurlu Umutlu Aşk Dolu Hayırlı Cumalar Olsun...

    Rabbim Ne olur hiçbir annenin yüreğini, evladının acısıyla yakma! Çocukları,kirli dünyamızdan koru, sakla! Sağlık ve Huzurla HAYIRLI CUMALAR.