• Beni hiç tanımayacak, hiç tanıyamayacak olan sana. Benden sana bir sitem mektubu. Ne yazık ki benim mektubum seninki kadar ince değil.

    Bugün sana bu satırları yazmak için doldurdum kalemime mürekkebi. Senin için ışıkları söndürüp mumumu yaktım ve sözsüz bir şeyler dinliyorum. Şu an sadece seni anlamaya çalışıyorum ve evet, sen beni hiç tanımayacak, tanıyamayacaksın. Ben ise seni derinlerde bir yerlerde saklayacağım. Sevgiyle, kızgınlıkla ve hayranlıkla.

    Gözümün önüne geliyor hayalin, genç kızlığın, güzelliğin.. Bir şeyleri ilk defa hissediyor olmanın toyluğunu yaşıyorsun daha on üçsün. Heyecanını anlıyor yine de biraz fazla buluyorum. Fazla meraklısın pek bana benzemiyorsun diye düşünüyorum. Sonrasında daha birçok konuda ayrı düşeceğiz.

    Merdivenleri hızlı hızlı inip çıkıyorsun. İster miydin bilmiyorum kalbin sadece bunun için bu kadar hızlı atsaydı. Çok çekilmez bir düşünce, boşver bunu. Her şeye rağmen yaşadıklarına pişman olmadığını biliyorum. Olma!

    Aşk neydi sana göre? Kimleydi? Kimsesiz miydi senin tanımında aşk? Bu karşılıksız yaşadığın, birkaç gece yaşadığın o bedensel tatminler dışında yapayalnız kaldığın bu hayatta ben aşk yaşadım diyebiliyor musun? Sana ayıp etmek istemem ama biraz saplantılı bir aşk değil mi seninki? Bu söylediklerimden dolayı kızma bana. Seni genç kızlığında anlayabilirdim. Ama şimdi yıllar geçmiş ve sen ölü oğlunun başucunda o mektubu yazarken seni asla anlayamayacağım. Zaten tek başına yaşadığın bu aşkı neden hiç açığa vurmadın? Neden ben varım, ben burdayım, ben buyum demedin ? Beni tanımadın derken kendine de sor lütfen hiç "beni tanı" dedim mi diye. Neden karşılaşmamız rastgele değil demedin? Neden o da diğerleriymiş gibi davrandın? Kızıyorum sana onun gözlerine bakmadığın için, gözlerime bak demediğin için. Gerçi söylemeye gerek mi vardı onca yaşanan şeyden sonra Johann kadar bile dikkatli olamamış mıydı? Neden kendini ona sattın ya da böyle zannetmesine izin verdin? Bedeninde hissettiğin hazlar sana kısa süreli tatmin sağladı ve bu tatmini uzatacağını sandığın oğlunu verdi sana o uzun geceler. Şimdi o son kaleni de son umudunu da kaybettin. Böyle düşünmemeni yürekten isterdim.

    Senin gibi olamadım ben değil mi ? Suçlayıcı sorular yönelttim hep. Sen ise aşkının bedelini ölürken bile tek başına yüklendin kimseye tek sitem etmeden.

    Belki üzdüm seni ama yaşayamadığın ve kendine imkansızlaştırdığın her şey için sana kızgınım. Isterdim ki o aşkla olgunlaş, o aşkla büyü, sevildikçe sevil, sevildikçe sev. Ben aşkın karşılıksızını kabullenebilmiş değilim. Bence aşk, sorduğu sorulara cevap almak ister, bazen tıklatmadığı kapıların açılmasını beklerse de orada ömrünü de tüketmez.Aşk senden kaçarsa da beklenmedik anlarda elbet çıkacaktır karşına. Aşk bacaklarda titreme, midede kramp. Tek taraflı aşk olur mu? Evet olur, ama insana karşı değil. Insana karşı duyulan tek taraflı aşk zamanla şekil değiştirir. Saplantı olur, alışkanlık olur, hastalık olur, aşk olur ama aşk kalamaz tek taraflı aşk. Bu aşkın diğer tarafının oluşmasına sen yanaşmadın, bu aşkın yaşanabilecek yanlarını sen öldürdün. Katılmıyorsun bana değil mi? Peki. Peki şimdi gidişinle neyi hedefliyorsun, varlığında da zaten senin için yaprak kıpırdamamıştı.

    Her şeyi geride bırakarak tekrar döndüğünde bir şeylerin güzel olacağına inanmış ve sana hayran kalmıştım. Vazgeçmeyişine, tek başına geri gelişine.

    Ömrün boyunca fark edilmemiş değilsin ve bu da teselli olabilir belki. Ben senin en çok anneliğini sevdim galiba. Akıllıca yaptığın en güzel şey buydu. Her ne kadar oğlunu R'den esirgedin diye kızacak gibi olsam da sebeplerini duyduğumda bir şey diyemedim. Öngörünü hayretle izledim. Ama bu adamı hala sevebiliyor olman garip, onun sana diyeceklerini tahmin ederken nasıl sakin kalabiliyordun bilmiyorum. Ama hep kendine yettin. R'nin olmadığı zamanlarda o kadar güçlü bir kadındın ki. Şimdi mektubumun sonlarına gelirken bu kölece bağlandığın aşkı kabul etmek üzereyim. Çünkü..

    Çünkü aşk sadece yaşayana aittir. Şartlarıyla, heyecanı, korkusu, anıları ve acılarıyla. Bu da senin aşkındı, senin aşk tanımında buydu işte. Artık seni tanımadığına üzülme ve ölerek onu cezalandırdığını düşünerek kendini de kandırma. Çünkü bu sade ve tek başına senin aşkındı. Sen onu da kendinle birlikte götürdün.

    Onu unutacağız ama seni ve aşkını içimizde saklayacağız, unutmayacağız. Bir beyaz gülde canlanacak yüzün. Vazoya konulduklarında canlanacak aşkın tekrar tekrar. Kimden geldiğini bilmeyenler dokunamayacak artık onlara, doğum günlerinde boş kalacak vazoları, kıymet verecek ellerde solacak o beyaz güller. Bizden sana on bir tane beyaz gül. Hoşçakal.
  • Kitabın ismine bakıldığında klasik bir aşk romanı gibi sanılsa da kitabın içeriği bunun çok ötesinde...

    Elizabeth mükemmel eş - anne rolünü üstlense de geçmişinin ve gerçek Elizabeth'in üstünü örter ve başka bir kadın rolüne bürünür ta ki bir gün ölüp geçmişini gizlediği aile yadigarı sandığın içindeki günlükleri ortaya çıkana kadar .


    En yakınınızdaki kadınlara bir kez daha bakın! Bu kez daha dikkatli... Yalnızca gözlerinizle değil, aklınız ve kalbinizle de.

    Kadınlar Yarım Kalmasın!
  • İnsan olmaktan yorulur bazen insan.
    Hayat yorar, aşk yorar, yalnızlık yorar, kalabalık yorar, gelen yorar, giden yorar...
    Sana sunulan hiçbir şeye alışma bu yüzden. Terk edenler yorar...
    Daha az güvenmeye, daha az sevmeye ve daha az inanmaya tecrübe diyorlar. Ama bu tecrübe değil, tecrübeyi doğru kullanamamaktır.
    Daha az güvenmek, güven sorunu yaratır. Gerektiği kadar güvenmelisin. Daha az sevmek yalnızlığı getirir. Hak ettiği kadar sevmelisin.
    Daha az inanmak inancını zedeler. Neye ne kadar inanman gerek, onu bilmelisin.
    İnsanlar terk edilerek terk etmeyi, aldanarak aldatmayı öğreniyorlar. Oysa terk edilen sadakati, aldatılan dürüstlüğü öğrenmelidir. Hayatın getirdiği sevinç ve mutlulukları nasıl kabul ediyorsak, onun sunacağı kederleri de aynı olgunlukla kabul etmeliyiz. Bu dünya bir imtihan dünyası. Kaderimize yazılan her keder, dayanma, sabretme ve inanma gücümüzü sınar.
    Yıkılmış, aldanmış, incinmiş, kırılmış olabilirsin. Umutların tükenmiş de olabilir. Bu kaderindir. Kader seni sürekli dener. Cevabını bilmediğini sandığın bir soru gibi gelir. Oysa Rabb’in o sorunun cevabını çoktan vermiştir. Ve onun senin durumundakilere verdiği en iyi cevap gece-gündüz ilişkisidir. Geceyi ve gündüzü düşün şimdi. Ve şunu:
    Her yeni gün, bitmiş bir gecenin ardından başlar ve şahitlik ettiğimiz bitişler, göremediğimiz nelerin başlangıcıdır kim bilir...
  • Gel eу sevgili istersen уar ol gel,
    İstersen уara,
    Ne gönlümün ԁerԁini sor bana,
    Ne sararan уüzümü sor,
    Ey gönlümün sol уarısı,

    Aklıma koyԁum seni aklım almadı,
    Kalbime koydum seni sana doymadım,
    Arşımın aşkı уar,
    Aşk sandığın kadar değil уandığın kadar…
  • Gel eу sevgili istersen уar ol gel,
    İstersen уara,
    Ne gönlümün ԁerԁini sor bana,
    Ne sararan уüzümü sor,
    Ey gönlümün sol уarısı,

    Aklıma koyԁum seni aklım almadı,
    Kalbime koydum seni sana doymadım,
    Arşımın aşkı уar,
    Aşk sandığın kadar değil уandığın kadar…