Beyza Güneş, bir alıntı ekledi.
13 saat önce

"Ama aşkın modası geçti artık , şairler öldürdü aşkı . Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki , kimse onlara inanmaz oldu ; bence çok normal . Gerçek aşık acı çeker ve susar.."

Mutlu Prens, Oscar WildeMutlu Prens, Oscar Wilde
Utku, bir alıntı ekledi.
19 May 14:22

Gözlerimin gördüğü, kulaklarımın duyduğu en güzel şiir.
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek, Adnan YücelYeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek, Adnan Yücel

İhtiyar yorgunluktan susar, çocuk korkudan .
Dostları kırgınlık,düşmanı intikam susturur .
Benim annem acıyı susardı,babam hayal kırıklığını sevgilim öfkeyi...
Çaresizlik yenilendiğinde ,aşk eskitildiğinde susar.Ben bugün hepsi için susuyorum sana..

Maria Puder, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
 17 May 04:30 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Spoiler içerebilir! Noktalama işaretleri v.b yok gözüm kapanıp açılıyor yazarken ,benim incelemeler olsa olsa gevezelik olur yazmayacaktım hakkında birşey yorumlanamaz bazı kitaplar bu da o tür
Okudum mu okumadım mı ruhuna mı işledi varmıydı bu kelimeler yoksa hiç olmadı mı bu bilinmeyen bir kadından artık okuduğumuza göre yok öyle bir kadın...acayip bi psikolojik birikim ürünü dökülen sayfalardaki harflerden ibaret karakterlerden noktalama işaretlerinden yazarın beyninin içinde yaşattığı ve öldürdüğü karakterler onlarla bir yaşayıp öldüğümüz aşkın mutlu yüzü yok onu bi belirteyim bu imkansız aşkların,kendini bir hiçliğe, olmayana, bilinmezliğe adamanın kitabı ne söylüyor bilinmeyen kadın;
"-Sadece bir defa seninle konuşmak zorundaydım-ondan sonra yine dilsiz olarak karanlığıma geri döneceğim"
Ki hep susmuş yitik bir hitapla başlar ki:
-Sana,beni asla tanımamış olan sana"ilk saniyelerin de anlıyoruz bu kadının bu aşkı tek başına yaşadığını ve :
"-yalnızca sezebilirsin,fakat asla bütünüyle bilemezsin." kadere boyun eğip hakiki anlamda bilmesine rağmen:
"merakla dönüp baktığımda,senin durmuş olduğunu ve arkamdan baktığını" o an için onu maşuğu her ne kadar onu tanımasa da"Öyle sanıyorum ki,beni ölüm döşeğimden çağırsaydın bile,yataktan kalkıp seninle gitme gücünü toplardım"diyecek kadar ölü ve çaresiz...
Ondan olan meyvesi yanıbaşında ölmüş vaziyette yatarken 'inanın bu kısım asıl rahatsızlığımın sebebi ve bunun bu sayfaların gerçek olmadığını bana anlatan'bu mektubu yazması bana Türkan Şoray'la Kadir İnanır'ın bi filmi vardı adam Almanyaya gidiyor orada alaman hatuna gönül kaptırıyor çocuğu oluyor aşık Türkan bekliyor köyde çocuğu ölüyor kimselere vermiyor yaşadığı yaşattığı psikolojiyi travmaları geçiyorum filmi izlemenizi tavsiye ederim izlememişseniz çünkü buradaki bilinmeyen kadını o sahnede çocuğunun başının tüfek ile bekleyen Türkan'da can et ve kemiğe bürümüşler.Sanmam ki öylesine ölmüş bir kadın demek de istemiyorum ya evladı ölmüş bir anne otursun onun başucunda yazabilsin alelade kendinden aşkından, bahsedebilsin o üç geceden doğum gününde gönderdiği güllerden,evlenme teklifini kabul etmediği barondan vs... o anda bir kadının tek acısı evladıdır susar gerçek acı dilsizdir konuşmaya ihtiyaç duymaz 2013 yılında bir bebeğimi kaybettim bunu pek kimseye anlatmadım o sıralar daha yeni yeni o günkü açımdan bahse de biliyorum fakat o an değil.Karnımda öldü bilemedim.İstiyor muydum istemiyormuydum bilmiyorum tek evladımın yanına arkadaş olmasını-bu da doğacak olana haksızlık farkındayım ilki için ikinciyi doğurmak-ikiz dediler devlette ramazan ayı sıcak bir yandan kafa dönmesi kalkmıyor başım pek çok şikayetle Dr. çıktığımda beni zehirlemeye başladığını öğrendim.Halbuki ilk uğradığımız devlette bana iyisiniz bebek iyi demişlerdi ikiz olduğunu da orada söylemişlerdi.Özele gittiğimde ise hazneye kan dolmuş ikiz falan değil hemen almalıyız sizi zehirliyor diyerek apar topar aldılar hissetmedim hiçbirşey ölü gibi bitti sağlık ocağındaki Dr. iğne vururken:
"-aman takma alemi yap kahveni kendine iyi davran şu haline bak silkelen ölüden farkın yok dediğinde başladım ağlamaya ne aleminden bahsediyorsun bir kere daha bin defa daha çocuğum olacak olsa yapacak artık ne isteğim ne yaşamaya takatim var ölüyüm evet dilsiz bir ölü diyemedim sustum ve ağladım çok uzun süre.depresyon diyebilirsiniz ben buna ölüm diyorum bunu anlatmasam bilemeyecektiniz niçin kızdığımı o kadına ve ben isteyip istemediğimi bilmediğim bir çocuğu kaybetmişken ölmüş isem sayın o kadın
kocaman canlı kanlı evladını kaybettikten sonra nasıl olurda aşktan hayattan bahsedebilir diye düşünmem kitabın hayal dünyasından sıyırdı bu gerçek değil dedi ...
Fakat tabiki bu kadın aşktan tek aşktan bir kadın olduğu düşünülürse ondan hiçbirşey istemeden evladını söylese inanmama ya da onu aldır diyebileceği şüphesi ve:
"Seni tanıyorum senden fazla,aşkta kaygısızlığı,oyunu seven sana baba olmak kaderin sorumluluğunu yüklemek nahoş gelirdi.sen ki özgürken nefes alıyor'söylese'bu bağlılık durumundan ötürü nefret ederdin diyor nasıl bir aşk adayış psikoloji izin yine yeniden tam orta yerine baronla evlen dedim duymadı beni gerçekten tek aşkı evladı olan bir anne yapardı fakat öyle büyük bir aşk doldurmuştu ki onu.Kitabı okurken zihnine üşüsen kitap, yazar hakkında hiçbişey şu an gelmiyor zihnim darmadığın.
Ondan hiçbirşey istemedi yalnızca vazosundaki güllerden bir kaç tane ve son soluğunu verirken vasiyeti ise kendine gül al idi.
Kitabı elime aldığımda bu tür bir kitap olduğunu bilmedim başlamazdım açık net şu ara okumazdım.Sayfa sayısı az iyi arada gider dedim hani abartılıp okunulan kitaplar olur ya böyle vakit geçirirsin gülersin eğlenceliklerden sonra hiç bi şey kalmaz ana kitaplarına geçersin bu kitap kendini unutturmaz .Zweig'le ilkim arabada giderken yaşadı dalıp gidince,camdan dışarıya bakarken,deli yağmurlar yağıp sel basarken,şimdi horozlar ötüp bahçemden şakıyan kuş sesleri gelirken,hastanede oturduğum kafede Dr.beklerken aldı götürdü beni fark ettim ki kopmuşum yine bir ağlayıp bir gülüyorum onlarla geziniyorum R.ye Umutsuz aşkının gözünden Zweig'in beyninin içindeyiz ...çenem düştü yine

Siyabend, bir alıntı ekledi.
16 May 11:26 · Kitabı okudu

Adı yasak bir çiçektir dağlarda
Arar yurdunu tarihsiz çağlarda
Bir ezgi başlatır dünyaya karşı
Susar türküsü dumanlı çığlarda

Misri'nin günü dolmaz
Sevdanın izni olmaz
Sevdaya yasak koyanın
Dünyada yeri olmaz

Aşk yasaktı dört ayrı ülkede
Dört aynı dilden konuşana
Ve dört ayrı zincirde
Dört aynı tutsak olana
Yani ateşin ve güneşin çocuklarına

Ateşin ve Güneşin Çocukları, Adnan Yücel (Sayfa 92 - Yurt Kitap Yayın)Ateşin ve Güneşin Çocukları, Adnan Yücel (Sayfa 92 - Yurt Kitap Yayın)

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek
Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte,  yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 


Adnan YÜCEL

https://m.youtube.com/watch?v=h1mZ2QE5E1g

Baki KAMA, bir alıntı ekledi.
11 May 17:17 · Kitabı okudu · 8/10 puan

' Ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu;bence bu çok normal. Gerçek aşık açı çeker ve susar. '

Mutlu Prens, Oscar WildeMutlu Prens, Oscar Wilde
Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
10 May 10:19 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Her zaman hak kuvvete, aşk kine galebe çalar; hürriyyetin kılıcı önünde hırs ve gururun çelik topları susar; granit kaleleri yıkılır. Anlatır ki tehlike ve ölümleri tahkir ederek fırtınaların kanatları altında, girdapların derin suları üstünde zaferin sahillerine doğru yelkenlerini açan bir gemi varsa o da mefkure kahramanlarının teknesidir. Yenilmez bir armada varsa o da alnında rüyanın alevini, kalbinde aşk ve imanın ateşini taşıyandır.

Fazilet ve Asalet, Mehmet Emin Yurdakul (Sayfa 113)Fazilet ve Asalet, Mehmet Emin Yurdakul (Sayfa 113)
Müzeyyen, bir alıntı ekledi.
03 May 20:41 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu; bence çok normal. Gerçek âşık acı çeker ve susar. Hatırlıyorum da, ben bir zamanlar... Ama artık önemi kalmadı. Sevda maziye karıştı.”

Mutlu Prens, Oscar Wilde (Sayfa 13)Mutlu Prens, Oscar Wilde (Sayfa 13)
Zeynep A, bir alıntı ekledi.
03 May 08:24

Herkesin bir derdi var işte...
Kimi anlatır dilini yorar,
Kim susar kalbini yakar.

Aşk Yağmuru Sever, Safiye Çetinkaya (Sayfa 97 - Hayat)Aşk Yağmuru Sever, Safiye Çetinkaya (Sayfa 97 - Hayat)