• Sevmek ve sevilme ihtiyacında olduğumdan, aşık olduğumu sandım. Başka deyimle aptallık ettim.
  • “Benim halifem olacak kişi herkesten daha güçlü olan değil, Allah’ı en çok seven kişi olacaktır. İbrahim(aleyhisselam) ve İshak(aleyhisselam), Allah’ın en güçlü değil en iyi kullarıydı.”
    “Biz taştan yontulmuş tanrılardan, bütün dünyevi tanrılardan yüz çeviriyoruz. Bir tek Allah’a iman ediyoruz. Yerin ve göklerin Rabbi’ne, O’nun gönderdiği bütün peygamberlere iman ediyoruz. Onların buyruklarına itaat edeceğiz.”
    “-Kıskançlığı terk etmenin yolu nedir?
    -Kıskanç kişi bu dünyanın bir gün son bulacağını bilmiyor mu acaba?”
    “Allah hiç kimseye kötülük dilemez, ancak kulları şeytanla iş birliği yaparak birbirlerine pusu kuruyor.”
    “Bir saat önce beni babamdan aldığınızda her biriniz beni sevip öpüyordunuz. Yolda beni ata bindirdi. Kendi kendime ‘Böyle kardeşleri olan kişinin sırtı asla yere gelmez. Onun düşmanlardan korkmasına gerek yok.’ diyordum. Halbuki ilk düşmanlarım kardeşlerim oldu. Allah’tan başkasına güvenen kişi ne kadar da zavallıdır.”
    “Karanlık bizim gibi cani ruhlu insanların gerçek yüzünü bir miktar da olsa gizler.”
    “Zorluklara alışmalısın; kuyunun dibine düşmeden yüksek makam ve mevkilere asla yükselemezsin.”
    “Rızkın varsa gelir seni bulur. Allah’ın takdir ettiği kısmete ulaşman için varlığın bütün unsurları el ele verir.”
    “Hidayet O’nun elindedir. Kim dilerse onu doğru yola iletir. İsteyeni de karanlık ve zillet içinde bırakır.”
    “Kime zulmedersen (Allah) seni cezalandırır. Ya bu dünyada ya da öbür dünyada. Mazlum seni affederse Allah da seni affeder.”
    “Her insan farklı yollarla farklı şeylere boyun eğer. Kimileri şan şöhrete, kimileri mal mülke ve kimileri de bir parça ekmeğe kul köle olur.”
    “Koyunların otlaması için yemyeşil küçücük bir tepenin, üzerinde hiç ot bitmeyen büyük bir dağdan daha iyi olduğunu düşünüyorum.”
    “Güç eğer mahrumların hizmetinde kullanılırsa güzeldir.”
    “Her tanrıya tapılmaz. Tanrı muhtaç olmamalıdır. Tanrı mekana ihtiyaç duymamalıdır. Yemeğe ve içmeye ihtiyaç duymamalıdır. Bütün yaratılanlar ihtiyaç sahibidir. Bütün varlıklar zayıf ve güçsüzdür. Her şeye kadir olan yalnızca Allah’tır. Bütün varlıklar muhtaçtır.”
    “Aşk mukaddestir, aşık da ihanet etmez. Aşık gönül haremine temiz olmayan duyguları almaz; hevesi aşk olarak adlandırmamak gerek.”
    “Heveskâr ve entrikacı kadınların hilesinden Allah’a sığınmak gerek.”
    “Ben namus ve şerefimi geçici bir hevesle değişmeyeceğim.”
    “Ben Yüce Rabbimin buyruklarını çiğnememe neden olmayacak emirlerinizi yerine getirebilirim ancak.”
    “Şiddetli bir ceza, şehvete esir olanı gaflet uykusundan uyandırır.”
    “Yükseklere doğru uçan Hüma kuşu, kargaların tuzağına düşmez.”
    “Siyah-beyaz, özgür-köle, kadın-erkek; hepsi insandır ve onları Allah yaratmıştır. Kimse kimseden daha üstün değildir. Ama kendilerini iyi hasletlerle donatanları, günahtan kaçınanları Allah sever.”
    “Hiç kimse düşmanlık ve nefretten hayır görmemiş. Kin ve öfkenin acılığı zindanın zorluğunu on misli artırır.”
    “Hayatın acı ve tatlı olayları, zorlukları bizi daha dirençli ve daha dayanaklı yapar. Bu zorlukların seni alt etmesine izin verme. Zorlukların, sıkıntıların dünyanızı karartmasına izin vermemelisiniz. Birçok insan zindanda olmamasına rağmen duyduğu ıstırap, korku ve endişeden dolayı; dünyayı zindandan daha kötü bir yer olarak görür. Zindandan kurtulma umudu tatlı, kurtulamama duygusu da acıdır. Dışarıdaki dünyaya ait arzular da böyledir. Arzu ve isteklerinizi kovaladıkça gölge gibi sizden kaçarlar. Onlara sırt çevirirseniz peşinizden koşarlar. Mumdan bir kayıkla, ateşten bir denizi geçmeyin. Zira erir ve siz de yok olursunuz. Topraktan yaratılmış bu fani bedenle de uzun ve uzak arzuların peşinde koşmayın. Ömür biter, beden zayıf düşer ama siz arzularınıza ulaşamazsınız.”
    “İyi bir dost seçin; yanında gerçek dostu olanın gamdan, sıkıntıdan korkmasına gerek yoktur.”
    “Dinleyin kardeşlerim! Tapılmaya değer tek tanrı Allah’tır. Ölümlü bir sözde tanrıya tapanın ağlayış, kabir ve gömülmekten başka bir nasibi yoktur. Ölümsüz bir tanrıya tapan kimse için zindan köşesi ile bahçe köşesi arasında bir fark yoktur.”
    “Bu dünyada herkesin bir görevi ve odaklandığı bir hedefi vardır.”
    “Ölüm doğal bir olaydır. Herkesin başına gelir. Hepimiz er ya da geç öleceğiz. Bugün senin sıran yarın da bizim sıramız. İnsan bin yıl bile yaşasa yine de ölümle yüzleşmekten hoşlanmaz. Yalnızca Allah’ın peygamberleri ve O’nun sevgili kulları ölüme sıcak bakar.”
    “Tetikte olmak lazım. İman fidanını dikmek zor değil; zor olan bu fidanı koruyup meyve vermesini sağlamaktır.”
    “Hevesi aşkla karıştırmayın. Aşk kutsaldır ve kirli gönüllerde yuva yapmaz.”
    “Allah benim suçsuzluğumun gerçek tanığıyken başkasına ne gerek var?”
    “Allah’tan başkasına avuç açarsanız pişman olursunuz. Allah varken başkasından yardım dileyenlerin vay haline. Vaat edilen günde Allah adaletle hükmederse insanların çoğu kaybedenlerden olur. O, adaleti ile amellerimizi tartarsa hepimiz kaybedenlerden oluruz. Allah, yarın mazlumların elinden tutarsa birçok emir esir olur. Allah’a isyan edenler ne yaptıklarının farkına varsalar gözlerinden nice yaşlar boşanır.”
    “Beni mahcup eden bu sonsuz lütuflardır.”
    “Ölüler duymaz; Hakk’ın kelamını ve doğru sözü can kulağıyla dinlemezler. Hakk’ın çağrısını duysalar ya sırt çevirirler ya da yalan ve büyü olarak nitelerler.”
    “Dünya ehli için önemli haber ölümdür.”
    “Allah hainlerin tuzaklarını onların başına geçirir.”
    “Zindan dirilerin mezarı, kederlilerin evi; dostlar için tecrübe ve kendini toparlama yeridir. Zindan suçlular için bir pişmanlık mekanıdır. Dostlarımız zindanın ağır koşulları altında ruhlarını kuvvetlendirir ve bu mekanda olgunlaşırlar. Dostlarımız kendilerini bu zindana gömmezler.”
    “Başkasının omuzuna binen kişi için düşüş kaçınılmaz sondur.”
    “Ben intikam almak için yaratılmadım. Başkaları için rahmet olarak gönderilen biri intikam ve nefret peşinde olamaz.”
    “Eğer ben Allah’a sığınırsam hepsi bir araya gelse bile bana zarar veremez.”
    “Halk yönetimin işlerini denetlerse yönetime yardımcı olur; habersiz olurlarsa ilgisiz kalırlar.”
    “Zamanından önce çekilen kılıç, sahibinin hayatını tehlikeye atabilir.”
    “Şiddet kullanmadan güzel sözlerle karanlık kalpler aydınlatılabilir.”
    “Bir yalanın tekrarı onu dillendiren kişinin de bu yalanı gerçek sanmasına yol açar.”
    “Aşk acısı can yakıcı ve beden eriticidir.”
    “Allah’a kulluğu kabul eden insanlar hiçbir devletin ya da gücün kulu ya da kölesi olmamalıdır.”
    “Allah, sabreden ve takva yolunu tutan kullarının emeklerini boşa çıkarmaz.”
  • Şehvet ve yalnızca şehvet hüküm sürüyordu aşk hayatımda, yalnızca zevk alınacak, elde edilecek nesneler arıyordum. Kaldı ki yapım da yardım ediyordu buna: Doğa bana karşı cömert davranmıştı. Bundan az gururlanıyor değildim ve çok doyumlar alıyordum, ama bunların zevk mi, yoksa prestij mi olduğunu söyleyemem şimdi.
    Albert Camus
    Sayfa 44 - Can Yayınları, 39. Baskı
  • Hayır,terk edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğum zaman beni uyandıran ne aşk,ne de yürek cömertliği değil,yalnızca sevilme ve bence bana borçlu olunan şeyi alma arzusuydu.
  • 📌📌Ölmeden önce mutlaka okumanız gereken
    bazı kitap önerileri;

    Suç ve Ceza, Dostoyevski
    Budala, Dostoyevski
    Karamazov Kardeşler, Dostoyevski
    Yer Altından Notlar, Dostoyevski
    Kumarbaz, Dostoyevski
    Pis Moruğun Notları, Charles Bukowski
    Factotum, Charles Bukowski
    Ekmek Arası, Charles Bukowski
    Dövüş Kulübü, Chuck Palahniuk
    Tikanma, Chuck Palahniuk
    Ölüm Pornosu, Chuck Palahniuk
    Gösteri Peygamberi, Chuck Palahniuk
    Oblomov, İvan Gonçarov
    Yolda, Jack Kerouac
    Daha, Hakan Günday,
    Ziyan; Hakan Günday
    Kinyas ve Kayra, Hakan Günday
    Az, Hakan Günday
    Piç, Hakan Günday
    İnsan Ne ile Yaşar ? - Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Harp ve Sulh, Lev Likolayeviç Tolstoy
    Kroyçer Sonat, Lev Likolayeviç Tolstoy
    Madam Bovary, Gustave Flaubert
    Sırça Fanus, Sylvia Plath
    Günlükler, Sylvia Plath
    Aşk Üzerine, Stendhal
    Yitik Zamanın İzinde, Marcel Proust
    Guermantes Tarafı, Marcel Proust
    Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Marcel Proust
    Sodom ve Gomorra,Marcel Proust
    Swann'ların Tarafı, Marcel Proust
    Albertine Kayıp, Marcel Proust
    Mahpus, Marcel Proust
    Körleşme, Elias Canetti
    Bulantı, Jean-Paul Sartre
    Yabancı, Albert Camus
    Veba, Albert Camus
    Düşüş, Albert Camus
    Sisifos Söyleni, Albert Camus
    Gazap Üzümleri, John Steinbeck
    Yukarı Mahalle, John Steinbeck
    Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck
    Dava, Kafka
    Şato, Kafka
    Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
    Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar, Stefan Zweig
    Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche
    İnce Memed, Yaşar Kemal
    Kurt Kanunu, Kemal Tahir
    Buddenbrook Ailesi, Thomas Mann
    Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom
    Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel García Márquez
  • 400 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi




    DİRİLİŞ
    Tolstoy'un üç büyük romanından biri. 1899 yılında yayımlanan Diriliş'te Tolstoy, kiliseye ağır eleştirilerde bulunduğundan 1901 yılında kitabın ve Tolstoy'un Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur. Tolstoy eserlerinde tinsel konulara ağırlık vererek, bulunduğu dönemin toplumsal sorunlarını irdeleyen ve bu sorunlara ışık tutmuş bir yazardır. Dirilişte ise bu konular fazlasıyla hakimdir. Uykuda yaşarken, uyanma hali denilebilir buna. Ahlaki mutluluğa erişme arzusu, kilisenin eksiklikleri ve Rus toplumunun çürümüşlüğü anlatılmıştır kitapta.

    Öncelikle Diriliş'in ilham kaynağına değinecek olursam: Tolstoy'un evinde misafir olan hukukçu Anatolii Koni'nin kendi başından geçen bir hikayeyi anlatmasıdır. Savcı olarak görev yapan Koni'nin ofisine iyi giyimli, genç bir adam gelir. Ve Rozalia Oni adında bir hayat kadını hakkında Koni'den yardım ister. Hapishanede olan Rozalia ile evlenmek istiyordur. Ve kadında çok isteklidir bu evlilik için. Fakat savcı mutlu olamayacaklarını söyleyerek vazgeçirmeye çalışmıştır... (Devamı kitap hakkında ipucu sayılabilir.) Koni'nin hikayesi böyleydi.

    Tolstoy'un bir diğer hassas olduğu konu cinsellik ve kadın erkek ilişkileri değil midir Peki? O dönemde yazılmış Kroyçer Sonat'a da uygun düşmektedir bu konu. Her iki hikayede de kontrolsüz duyguların tehlikesi gözler önüne seriliyor. Sonrasında Tolstoy Koni'den bu hikayeyi kullanabilmek için izin istemiştir. Ve Savcı Koni'nin hikayeyi anlatmasından iki sene sonra aniden yazmaya başlamıştır Tolstoy. Bu hikaye sadece bir çıkış noktası olabilir. Ama Tolstoy bu sefer daha öfkeli ve çarpa çarpa dile getiriyor o dönem gördüklerini. Mahkemeye, devlet görevlilerine, ceza sistemine ve kiliseye ağır eleştirilerde bulunarak, sadece yargılananların suçlu olmadığını bu kararlarda etkili olanların da olayın içinde ve daha çirkin olduklarını dile getirmekte.

    ''Ağır çalışma koşullarının hasta ettiği, bozduğu; sarhoşluğun, ahlaksızlığın serseriliğe sürüklediği, sersemleştirdiği bu çocuk işsiz güçsüz sokaklarda dolaşırken akılsızlığından bir ambara girdi, hiç kimsenin işine yaramayacak iki üç yolluk kilim aşırdı diye bizler, bütün bu okumuş, zengin, geleceklerine güvenle bakan insanlar yakalamışız; onu bu duruma düşüren nedenleri ortadan kaldırmaya çalışacağımıza, bu çocuğu cezalandırmakla her şeyi düzeltebileceğimizi sanıyoruz.''

    ''Suçlu saydığınız insanları birkaç yüzyıldır öldürüyorsunuz. Bitirebildiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerde adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında.''


    Kitap Yekaterina Maslova (Katyuşa) adındaki bir hayat kadınının o gece birlikte olduğu adamı zehirleyerek öldürmesi ve parasını çalmış olduğu iddiasıyla bir mahkeme salonunda başlıyor. Prens Dmitri İvanoviç Neflüdof ise bu davada jüri üyesidir. Yıllar sonra Katyuşa'yı bir mahkeme salonunda görüp hatırlamasıyla Neflüdof'un dirilişi başlamaktadır. Neflüdof yıllar önce halalarının evinde bu hizmetçi kızı iğfal ettiği için bu kötü hayata ve cezaevine kendi yüzünden düştüğüne inanarak derin bir vicdan azabıyla sarsılır. Ve bu uyanışla birlikte tüm çaba ve vaktini Katyuşa için sarfetmeye hazırdır. Nereye giderse gitsin hangi cezayı alırsa alsın peşinden gitmeye razıdır. Ve evlenmek istediğini her fırsatta dile getirmektedir. Neflüdof'un zengin ve saygın yaşamını böylesine değiştiren sadece Katyuşa değildir elbet. Bu ahlaki ruhsal dirilişte birçok suçlu ondan yardım beklemektedir. Fakat Neflüdof'un varoluşsal duruşu, ahlaksız hale gelmiş bir toplum karşısında dürüst olma ve doğru yolu bulma çabaları epey sancılı geçecektir.

    ''Bu çeşit uyanmalardan sonra yaşayışına bir daha hiç ayrılmamaya kararlı olduğu bir yön verirdi. Günlük tutmaya başlardı. Ömrünün sonuna dek süreceğini umduğu yepyeni bir yaşam olurdu bu. Ama dünya nimetleri her keresinde avlardı onu. Kendi de farkında olmadan gene düşerdi. Üstelik bir öncekinden daha kötü bir düşüş olurdu bu.''

    Kafasındaki sorulara sürekli yanıt arayan Neflüdof, Katyuşa'nın bu halinden artık tümüyle kendini sorumlu tutmaktadır. Ve Neflüdof şöyle düşünür:

    ''İki gülümsemede de aynı anlam vardı. Yalnız tek ayrılık var aralarında. Bu açık açık, 'Bana gereksinimin varsa al beni. Yoksa çek arabanı,' diyor. Ötekiyse bunları düşünmüyormuş, birtakım soylu duyguları varmış gibi göz boyamaya çalışıyor. Numara yapıyor. Oysa ikisinin de hamuru aynı. Bu hiç değilse yapmacık değil. Öteki yalancı. Dahası var, bunu yoksulluk düşürdü bu duruma; oysa öteki bu hoş, iğrenç, korkunç tutkuyla oynuyor, eğleniyor.''

    Kitapta Rus toplumu anlatılsa da 'evrensel' konuların yer aldığını düşünüyorum. Resmi batıl inançlara karşı çıkmak, ceza sistemi, soylu ya da aşağı sınıf olmak, köylü, toprak sahibi, devrimciler, siyasi suçlular, kadın erkek, aşk, vicdani duygular... Ve daha fazlası. Kitabın Suç ve Ceza'yı ya da Ölüler Evinden Anılar'ı hatırlatacağını düşünüyorum yer yer. Ben Tolstoy'un vicdani duyguları böylesine açık ve net anlatmasından çok etkilendim. Tolstoy'un yaşamının son yıllarında din konularına ağırlık vererek, kilisenin batıl inançlarını ayıklayarak geçirdiğini düşününce kitabın sonu her ne kadar eleştiriye açık olsa da belki Tolstoy'a göre böyle bitmesi gerekiyordu. Onun tek amacı Katyuşa Ve Neflüdof'un hikayesini anlatmak değildi çünkü. Bir vicdan muhasebesiydi. Kitabı baştan sona, sadece Katyuşa ile Neflüdof'a ne olacak diye merak edip okuyanların az da olsa hüsrana uğrayacağını düşünüyorum.
    Kimsenin tümüyle suçsuz ve masum olmadığını dile getiren, insan olmanın önemine dikkat çeken Tolstoy'un bu eseri okunmalı bence. Tavsiye ederim. Kitap hakkında bahsedilecek çok konu var. Aynı cümleler ile tekrara düşmek istemem. Son olarak: İyi ki böyle eserler var diyorum! Var ki; hatırlattığı başka değerli eserleri tekrar tekrar okutturma arzusu hissettiriyor insana...
    Keyifli okumalar dilerim.