Sevgi Dinç, bir alıntı ekledi.
18 May 10:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Daha önceden kullanılmıştı gözlerin ama ben onlara hep ilkmiş gibi baktım. Aşk korkarak büyütülemezdi. Seni sevmekten korkmadım. Aşka rağmen aşka bağlanmaktır aşık olmak. Sen benim ilk aşkımdın. İlk aşk hiç bitmeyecek, bitince hiç başlamayacak zannedilir. Sen bana başlamanın ve bitirmenin ciğerini öğrettin. Karaktersiz bir gidişti seninkisi. Hiç insan kalır gibi gider mi? Bir daha karşına çıkmayacak bir insana " görüşürüz " diyerek ayrılmaktı seninkisi. Bana ateş eden gözlerin şimdi kim bilir kimin yaralarını sarıyor...

Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 109)Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 109)
Sâirfilmenâm, bir alıntı ekledi.
14 May 21:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Gönül, kader adında
Bir tuzağa atılmış.
Gönül birçok duygudan
Ve oddan yaratılmış

Yasa neymiş, anlamaz;
Tasa çeker, inlemez,
Gönül ferman dinlemez,
Çünkü aşka satılmış.

Gönül için acı ne?
Her söz gider gücüne.
Gönüllerin içine
Biraz ağu katılmış...

Deli Kurt, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 172 - Ötüken Neşriyat)Deli Kurt, Hüseyin Nihal Atsız (Sayfa 172 - Ötüken Neşriyat)
Sungur Aslan, Budala'yı inceledi.
26 Nis 05:59 · Kitabı okudu · 116 günde · 10/10 puan

Aşka düşmüş çoğu insanın gözünün önünde çok daha iyi fırsatlar bulunabilir. O fırsat diye sunulanlar yerine gider sizi en çok yaralayanı, tekrar tekrar yaralayacak olanı seçersiniz. Okurken bunları ben de yaptım, ben de yaşadım dediğim bir romandır. Ey Prens Mışkin sende kendimi buldum. Bir gün tekrar okuyacağım seni. 10 üzerinden 10.

A.G.M, bir alıntı ekledi.
25 Nis 23:39 · Kitabı okuyor

Gönül, kader adında Bir tuzağa atılmış.Gönül birçok duygudan
Ve oddan yaratılmış
Yasa neymiş anlamaz;Tasa çeker, inlemez, Gönül ferman dinlemez,Çünkü aşka satılmış.Gönül için acı ne?Her söz gider gücüne.Gönüllerin içine
Biraz acı katılmış...

Deli Kurt, Hüseyin Nihal AtsızDeli Kurt, Hüseyin Nihal Atsız
Damla Köseoğlu, Cemile'yi inceledi.
 25 Nis 18:54 · Kitabı okudu · 2 günde · 5/10 puan

Spoiler içerebilir...

Fantastik kitaplar vardır, polisiye kitaplar vardır, politik kitaplar, felsefe, düşünce üzerine kitaplar vardır, bu türler uzayıp gider... Bir de duygusallığın daha yoğun olduğu içinde dram öğelerinin bolca yer verildiği, his ağırlıklı kitaplar vardır: aşk, sevgi konulu kitaplar. Cengiz Aytmatov'un Cemile isimli bu 80 sayfalık hikaye kitabı işte bu türe dahil olan kitaplardan. Öyle ki Cemile, kitabın arka kapağında da okuyabileceğimiz üzere ülkemizde de adı en çok bilinen yabancı şairlerden biri olan Louis Aragon tarafından "Kleopatra, Romeo, Juliette, Werther vs artık bunların hiçbiri gözümde değil çünkü ben Cemile'ye rastladım." gibi bir cümleyle tabiri caizse göklere çıkarılmıştır. Durum böyle ve tabii bir de kitaba dair neredeyse tüm yorumlar beğeni dolu olunca benim de Cemile'ye dair beklentilerim bir hayli yükseldi ve yine bir kez daha bu gibi kitaplara yüksek beğeni beklentisiyle başlamamam gerektiğini anladım.


Cengiz Aymatov Toprak Ana isimli kitabında olduğu gibi bu kitabında da İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir Kırgız köyünde yaşanan toplumsal olaylardan birini konu alıyor. Erkeklerin birçoğunun cepheye gittiği bir ortamda Cemile ile tanışıyoruz. Eşi Sadık'ı savaşa gönderen Cemile eşinin ailesi ile birlikte yaşıyor. Kitabımızın konusu genel itibariyle bu şekilde. Eşi savaşa giden bir kadın, evin erkeklerinin olmadığı bir ortamda işleri çekip çevirmeye çalışan otoriter bir kayınvalide, elinden doğru düzgün bir iş gelmeyen bir kayınbaba ve Cemile'nin eşi Sadık'ın küçük erkek kardeşi Seyit, bir de sessiz sakin bir bir adam olan Danyar...

Cemile 80 sayfalık, çok kısa sürede kolaylıkla okunup bitirilebilecek bir kitap. Yukarıda da belirttiğim gibi kitaba büyük beklentilerle başlamış, Cemile'nin bana his olarak dokunacağını düşünmüştüm ancak bitirdiğimde durum maalesef böyle olmadı. İlk olarak kitapta bulunan karakterlerden hiçbirine ısınamadım yani kitabı sevmem için mutlaka karakterlerden biri veya birkaçıyla bağ kurmam gerektiğini düşünen biri olarak bu kitapta beni etkileyen hiçbir karakterin bulunmaması Cemile'nin benim için en büyük eksilerinden biri. Kitabın benim açımdan bir diğer eksisi bu türde olan bir kitabın beni, hissiyat olarak az da olsa etkilememesi. Gerilim kitaplarının okurken sizi germesini, felsefi kitapların sizi çeşitli konularda düşünmeye sevk etmesini beklediğiniz gibi bu tarz bir kitabın da bir şekilde kalbinize dokunması beklersiniz ancak ben bu kitabı okurken böyle bir hissiyat yaşamadım. Temelde sevgi, aşk olgularını ele alan bir kitap duygu yoğunluğunu bana geçiremiyorsa ben kendi açımdan bu kitabı başarılı bulamayacağımı söylemeliyim. En güzel aşk hikayesi olarak nitelendirilen bir kitabın bana aşka ve sevgiye dair hiçbir şey hissettirmemesi gerçekten garip, üstelik okuduğu kitapları okumakla, izlediği filmleri izlemekle kalmayıp adeta yaşayan biri olarak... 80 sayfalık, oldukça kısa bir kitabı okurken bir an önce bitse ya diyerek okumam da kitabın, konunun beni bir türlü içine alamayışının bir diğer göstergesi.

Tüm bunların yanında bu kitaba dair en dikkat çekici şey şu benim için, bu kitabın büyük bir aşk hikayesini içinde barındırdığını söylemek bana doğru gelmiyor, hepimizin hayatta çeşitli değer yargıları vardır, doğal olarak benim de var ve bu yargılar bir kitaba bakış açımı olumlu veya olumsuz yönde etkileyebiliyor. Cemile bana göre bir aşk hikayesi değil, Cemile bana göre bir ihanet hikayesi. Cephede bulunan kocasını aldatan bir kadının ve çocuk ruhuyla bu ihanete göz yuman küçük bir erkek çocuğunun hikayesi. Bu cümlemden Cemile'nin kocası Sadık yanlısı bir düşünceye sahip olduğumun çıkarılmasını da istemem elbette çünkü gördüğümüz kadarıyla Sadık karakteri de son derece kaba, yazdığı upuzun mektuplarda amcalarını dahi hatırlayan ancak karısı Cemile'ye dair sonda tek bir cümleye yer veren, sevgisini karısına hissettirmeyen veya hissettiremeyen bir koca. Sonuç olarak ben hangi karaktere daha çok kızsam bilemedim aslında. Kitapta geçmişte de hep olan günümüzde de özellikle toplumsal açıdan gelişmemiş kesimlerde hala devam eden ve edecek olan bir diğer nokta da kadının yeriyle alakalı, öyle ki Cemile'nin kocasını aldatması üzerine karakterlerden birinin ağzından şöyle bir cümle duyuyoruz: "Altın saçlı bir kadın bile en aşağı erkekten daha aşağıdır." Bunu söyleyen kişi ise Cemile'ye sarkıntılık yapıp umduğunu bulamayan Osman karakteri, evet kitaplarda da gerçek hayatta da hep aynı ikiyüzlülük... Bir de şöyle bir durum var yine yukarıdaki konuya dair, cepheden mektup gönderen erkekler en başta karılarının adlarını anamazlarmış, kocası karısının adını anarak mektup yazarsa tuhaf olurmuş, kendine saygısı olan erkekler bunu yapmazmış. Bunları söylememin nedeni bu denli olmasa da yine de bu konuyla ilgili saçmalıkların hala bizzat bizim toplumumuzda da devam ediyor olması, maalesef hala bu kafa yapısında insanlar var.

Sonuç olarak Cemile benim için hayal kırıklığı oldu, duygu yüklü bir sevda hikayesi beklerken kitabın bize aktardıklarını sevemedim. Yazarın Toprak Ana isimli kitabını severek okumuştum ancak Cemile bende o beğeniyi uyandıramadı...

F.A., Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
22 Nis 22:36 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Stefan Zweig'in en beğendiğim kitaplarından biri. Alışık olmadığımız bir aşk hikayesi işlemiş. Kahramanımız, Stefan Zweig 'in hemen hemen her kitabında okumaya alıştığımız gibi yine bir kadın. Dil, anlatım ve kurgu yine Zweig'in o bilindik başarılı olduğu alan ve evet yine çok iyi. Üstelik konu aşk olmasına rağmen gayet iyi işlenmiş. Rağmen dedim çünkü aşk filmlerini sevmediğim gibi aşk kitaplarını da sevmiyorum malesef. Ama bunu soluksuz okudum. Kadının adama duyduğu aşkı ben de yüreğim heyecanlanarak hissettim. Tek eleştirdiğim konu şu oldu.. Çapkın bir erkek olsa dahi bir adam 3 defa görüştüğü ve her seferinde de seviştiği aynı kadını unutabilir mi bilemiyorum. Bu kısım bana pek inandırıcı gelmedi doğrusu. En azından adama "Ya ben seni nerden tanıyorum?" ya da lanet Amerikalı'ların dediği gibi "Daha önce tanışmış mıydık bayan.....?" cümlesini kurdurtmalıydı adama. *** Ergenlik dönemine girmek üzere olan küçük bir kız çocuğu eski bir apartman dairesinde oturmaktadır. Bu apartmandaki boş olan bir daireye yazar olan karizmatik bir adam taşınır. Küçük kız adamı görür görmez hayranlık duyar. Bu hayranlık kız büyüdükçe platonik bir aşka dönüşür. Ancak günün birinde oradan taşınmak zorunda kalır. O apartman dairesinden taşındıktan sonra geçirdiği hiç bir gün adamı aklından çıkaramaz. Yıllar sonra bu şehirde okumak için eline bir fırsat geçer. Bu şehre gider ve adamla karşılaşmak için evinin önünde bekler. Onun yürüdüğü caddelerde yürür. Derken karşılaşırlar. Görüşürler. Sabah adam seyahate çıkar. Yine yıllar geçer yine tesadüfi süsüyle karşılaşıp Görüşürler. Bu ikinci görüşmedir. Adam yine tanımaz. 3.Görüşmede gerçekleşir ve yine tanımaz. Bu son görüşmedir.Tüm bunların üzerine kadın bir veda mektubu yazar.

Mavi Kelebek, bir alıntı ekledi.
21 Nis 23:11

Fatih'in Resmi
Ayasofya kubbesinde ak bir bulut,
Baktım,gitti gider. Balrengi tesbihim
Kehribar günler, düştü yaprak ve umut,
Güz yağmuru indi camdan düğüm düğüm.

Bir Aşka Vuran Güneş, Oktay RifatBir Aşka Vuran Güneş, Oktay Rifat

Gün geceye döner.
Acemilikler tecrübeye
Tecrübe kazanca
Kazanç birikime.
Alışkanlıklar mizaca
Mizaç kişiliğe
Kişilik yaşantına.
Beklentiler umuda
Umut felsefene
Felsefen düşüncelerine.
Hırçınlıklar sükunete
Sükunet huzura
Huzur muhabbete
Muhabbet sevgiye
Sevgi aşka
Aşk koyboluşlara.
Okumak öğrenmeye
Öğrenmek anlamaya
Anlamak hüzünlenmeye
Hüzünlenme daha çok düşünmeye
Düşünme bilgeliğe.
Arkadaşlıklar dostluğa
Dostluk paylaşmaya
Paylaşmak bütünleşmeye döner.
Herşey değişir zamanla
Zaman hiç durmaz
Akar gider durmaksızın
Karşı durma zamana
Ayak uydur aklınca
Olur ya
İleride lazım olur
Öğrendiklerin zamanla...

Ömer Yaşar
25 Kasım 2017 00.28

Hece Şiirim
Aşık Sentezi( Gültekin Toga) ve
Ali Rıza Malkoç
25.03.2018 Facebook Sosyal medya atışmasıdır

Borsadaki adamlar, tenekeden mikadan
Verilen söz üç günlük, zannedersin şakadan
Şöyle bir taşlama yaz, gediğinde okkadan
Sözün büyüsü kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Umudumu tüm kestim piyasa insanından
Sıkılıyor yüreğim davranış lisanından
Temmuzu kar olanın, ne gelir nisanından
İzin kuyusu kaldı,inan ki Malkoç dostum..
AS
Her şeyle barışığız, ova, oba canlıyla
Kentte fırıldakçıyla, meteliksiz şanlıyla
Fertlerini sevdiğim, hayvanat bahçesinin
Yalnız ayısı kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Dalgalar yükseliyor;durmuyor hiç fırtına
Tayfalar kürek çeker can yırtına,yırtına
Liman da görünmüyor, şans denizin bahtına
Ne de kıyısı kaldı, inan ki Malkoç dostum .
AS
Toplayıp çıkararak, hayalleri aşarız
Moral motivasyonla, günübirlik yaşarız
İstatistiğe vurup, hasılata bakınca
Sıfır sayısı kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Düşman olan, seyredip,sevine göğümüzü
Nihayet benzettiler kalbine göğümüzü
Gri bile terk etti ,Mavi ne, göğümüzü
Ziftten koyusu kaldı,inan ki Malkoç dostum
AS
Fındık değeri düştü, kabuğuyla yiyoruz
Tütüncülük ölünce, pancara dur diyoruz
Ne bulursak yapalım, gel senle hoşafını
Elde kayısı kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Beygirde tüm ümitler,bakarsın kişner,gürler
Kanatlanır kartalca,bir şimşek gibi parlar
Çıplak,özgür uçarca kendi başına gider
Derler seyisi kaldı,inan ki Malkoç dostum.
AS
Bakınca dış dünyaya, hayretimi gizlemem
Boşa geçen günleri, hayıflayıp özlemem
Mars'da su bulmuşlar da, aç- susuz yaşayan var
Kimin dayısı kaldı, söyle Sentezi Baba
ARM
Her kavramda taş bağlı,cinayet,batırdílar
Çürükler kapış,kapış toplayıp,götürdüler
İçindeki kurt ile yediler, bitirdiler
Dalda iyisi kaldı,inan ki Malkoç dostum.
AS
Merkebe nal vurup da, beygir diye satarlar
Noterden senet yapıp, bir de imza atarlar
İnsanlık ruhu uçtu, bedeni de çürüdü
Sahte boyası kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Beni en çok üzenler idrakimin tam tersi
Neyi doğru görür ki giyinin ce kin,hırsı
Çok ucuza sattılar insani irfan,harsı
Dilde sayesi kaldı,İnan ki Malkoç dostum..
AS
Sözümüzü bal ile bitirelim gel senle
Ne işimiz olur ki, boş gürleyip esenle
Maddeye esir olsak, vicdanımız hürdür bil
Arı hayası kaldı, inan Sentezi Baba
ARM
Seçeneği kalmadı öze kaçmaktan başka
Putlarını dikmişler tapınma dönmüş aşka
Sentezi"nin dünyadan insan göçmekten başka
Sanmam gayesi kaldı,inan ki Malkoç dostum
AS