• İhtiyar imam rekatların sayısını sık sık unutuyor, zaman zaman da secdede uyuyup kalıyordu.Sonraları ise, namaz vakitlerinde minarenin şerefesinden ezan yerine, elini kulağına götürüp gazel okumaya, cuma hutbelerinde ise cemaate askerlik anılarını anlatmaya başladı.
    İhsan Oktay Anar
    Sayfa 57 - İletişim Yayınları/17. Baskı
  • "Ama yine de sana (savaş ile ilgili) kendi -gayri resmi- fikirlerimi söyleyeyim. Eğer bir bebeği cezalandırmak isteseydin, kafasını bedeninden ayırır mıydın?"
    "Ne!... Hayır, efendim."
    "Elbette yapmazdın. Sadece bir şaplak atardın. Bazı durumlarda düşman şehrine H(idrojen) bombalarıyla saldırmak, bir bebeği baltayla dövmek kadar aptalcadır. Savaş tek başına şiddet ve öldürmek değildir; savaş bir amaç uğruna sergilenen kontrollü şiddettir. Savaşın amacı, hükümetinin kararlarını güç kullanarak desteklemektir. Amaç düşmanı sırf öldürmek için öldürmek değildir; sen ne istiyorsan düşmana bunları yaptırmaktır. Öldürmek değil...kontrollü ve maksatlı bir şiddet. Fakat amaca ya da kontrole karar vermek ne senin ne de benim vazifem. Ne zaman, nerede, nasıl veya neden savaşacağına karar vermek asla askerin işi olmamıştır; bu, devlet
    adamları ile generallerin takdiridir. Devlet adamları nedenine ve ne kadarına karar verir; generaller emri alıp bizlere nerede, ne zaman, nasıl davranmamız gerektiğini söyler. Biz şiddeti besleriz; diğerleri -'daha yaşlı ve daha akıllı kafalar?' dedikleri- kontrolü besler. Olması gerektiği gibi. Sana verebileceğim en iyi cevabım bu. Eğer memnun kalmadıysan,
    alay komutanıyla konuşman için sana bir pusula verebilirim. O da seni ikna edemezse, evine, sivil hayata dön! Çünkü bu durumda asla askerlik yapamazsın."
  • Bu dinî ve vatanı tehlikeler karşısında yalnız bir kurtuluş çaresi vardır ki, o da ilimlerde, sanayide askerlik ve hukuk teşkilatında Avrupalılar kadar ilerlemektir, yani medeniyette onlara eşit olmaktır. Bunun için de, tek bir çare vardır: Avrupa medeniyetine tam bir surette girmek.
  • Ölüm... ölümden mi korkacağım. İşte hayat. Onun en mühim ve en çetin yollarını geçtim. İstanbul'dan Makedonya'ya... Oradan Manastır'a... Nihayet Selanik, İstanbul... Otuz üç yıllık bir halifeyi tahttan indiren bir grup arasında. Nihayet, iktidar mevkii. Cihan Harbi, bu arada yaptığı işler. Başkumandan Enver Paşa ve dostları Almanlara karşı "Enverland", "Enveristan", "Enver Memleketi" diyecek kadar büyüyen Enver Paşa, bundan sonra feci âkıbet... Mağlubiyet... Firar... Almanya, Rusya, Türkistan, Nihayet Buhara'ya kilometrelerce uzakta bir yer. Balcivan feci şekilde uzak bir dağ tepesi ve şimdi: Müthiş bir vaziyette kalmıştı. Artık askerlik, mantık denilen esasen uzak bir avuç askerle karşısındaki müthiş düşmanlara meydan okumağa çalışıyordu.

    Enver Paşa birdenbire sol elini kaldırdı ve sonra aklına bir şey gelmiş gibi birdenbire geriye döndü.

    - Gideceğiz... dedi, ölürsek ölürüz, gideceğiz..
  • Romalılar, tabloları, gravürleri, süslü vazoları anlatmakta, güzel sanatları yaymakta ileri gittikçe askerlik değerlerinin söndüğünü gizlememişlerdir.
  • Atatürk , aslında bu kelimeye bile sayfalarca konuşsak yeteceğini sanmıyorum. O yüzden akışına bırakarak onu sizi bendeki yanıyla tanıtmak istiyorum.
       =) Fedakardı. Tüm hayallerini adadığı mesleği hiç düşünmeden bıraktı. Hatta bu mesleği bırakışını sine-i millete dönüş yani milletin sinesine dönüş olarak niteler. Çünkü ona göre artık askerlik millete karşı bir cephe almaktı. 
      =) Cesurdu. Çanakkale 'de en tehlikeli mevzilerde bulundu. Ve ordunun yönetimini bizzat burda yaptı.Hatta yakalanan bir düşman askeri bir subayın cephenin bu kadar yakınında olmasına şaşırmıştır. 
      =)İleri görüşlüydü.Her şeyin bir sonraki durumunu hesaplayarak yola çıktığı için çok defa işler iyi sonuçlandı. 
     =) Çok yönlü düşünürdü.Bir sürü yol düşünür ve tek tek elemesini yapar ve en mantıklısını seçerdi.
    =) Kararlıydı. Tüm riskleri düşünür ve en iyi kararı seçer ve kararını her şeye rağmen uygulardı.
    =) Dikkatliydi. Tedbirleri çok düşünür ve ihtiyatla gerçekleştirir.Mesela halifeliği kaldırmadan önce dini düzenlemeleri yapıp sonra kaldırması gibi.
    =)Vatan severdi. Ki zaten o yüzden bu vatan için elinden gelen her şeyi yaptı. 
    =)Sabırlı ve disiplinliydi.Sonucu ve bütün kötü durumları sabırla bekler ve işlerini büyük disiplinle yürütürdü
    =) Liderdi. Kişiliği ile uygun işleri uygun yöntemlerle görev dağılımı yapar ve orduyu da çok iyi yönetirdi.

    O satırlara sığmayacak bir alçakgönüle de sahipti
  • Fena fena fena. Biraz Spoiler vereceğim. Gerçi adını bile çoğunuzun duymadığı bir kitap için Spoiler yerine Tanıtım Yazısı demek daha doğru olacaktır.
    1884-1885 yılları arasında basılmış bir eserimiz. Yani 134-135 yılı devirmiş bir eserimizden bahsedeceğiz. Hatırlanmayan ya da artık zamanla unutulan bir eser mi diyelim, bilemedim.
    Ahmet Mithat, alışmış benliğinin dışına çıkarak Fransa'da askerlik derecesindeki Salpetre ile Josephine üzerinden hikayesini anlatıyor bizlere. Burada dikkatimi çeken nokta 'Felatun, Rakım, Dilruba, Dilşinas, Ahdiye, Fatima gibi isimlerin dışına çıkarak yazdığı ilk romanını okuyor olmak tabi. Eh henüz "Ahmet Metin ve Şirzat" ile "Kamere Aşık" eserlerini okumadığıma göre ve TDK'dan halen indirim beklediğime göre bence en farklı karakterler kullanarak yazdığı roman şuan için bunlardır. Tabii okuduklarım arasında.
    Hikayemize Monsieur de Laroche isminde, Josephine’ye aşık biri daha katılır. Kaçırır da kızı. Demek ki kız kaçıran tek millet biz değiliz. Salpetre ise askerde ve en uygun tabirle ‘Hafiye’ olarak geri dönüyor. Eh altı üstü 70 sayfalık kitaptan bahsediyoruz ama can sıkıcı uzatıcı boş yazılar olmasındansa böyle işin özünden gidilmesini hep sevmişimdir.
    Kitabın adı nereden geliyor? Büyük soru olabilir mi? Salpetre’nin eşini ararken girdiği bir alanda korkulan cinler olduğunun bilinmesi ve bunlara karşı yaptıkları. Aslında bir ara acaba ilk fantastik bilim kurgu eserimiz mi diye de merakta kaldım ama sonradan olayı çözümledik. Kısa ve güzel bir hikayeydi.
    Bu arada valide hanımı da memlekete yolladım arkadaşlar. Bir hayır duanızı alırsam gerçekten sevinirim. Kendinize iyi bakın, mutlu hafta sonları diliyorum..