• Ne tuhaf, son bir iki ayda seni, benden biraz uzaklaştın, araya mesafeler, tedirginlikler sokuyorsun diye düşünürken, o sırada sen de aynı şeyleri düşünüyormuşsun.
    Bunlar aşkın halleri, aşkın zaman zaman kişinin önüne çıkardığı ezinçler, üzünçler herhalde...
    Bir de seviyorum seni: Tek dalımsın
  • Hayatta asıl önemli şey, istediğini almak değildir; aldıktan sonra onu hala istemektir...

    ~ Love Affair ~
  • Biraz zorlama yazılmış bir kitap gibi geldi. Charley'nin daldan dala atlaması, bir buluşmaya dahil olmak için yaptıkları bende sinir duygusu oluşturdu. Chick lit okumayacağım dedikçe aldığım kitaplardan bir tanesiydi. Beni gülümsetmedi ama kafamı dağıttı.
  • Ben yine nereden buldum, nasıl buldum da böyle bir kitap okudum acaba? Bazen gerçekten bir şanssızlık abidesiymişim gibi hissediyorum. Elime hakkında hiçbir şey bilmediğim bir kitap alıyor, ay galiba güzel bir şey buldum diye umutlanıyor ve kafamı duvara vurma isteğiyle kitabı bitiriyorum. Yoruldum hakikaten.

    Yazarın neden bir kitaba bu kadar çok olay, karakter ve detay sığdırdığını hâlâ anlayabilmiş değilim. Size biraz tuhaf bir şekilde kitabı anlatmak istiyorum. Eğer sebebini anlarsanız, beni aydınlatın.

    Charley 32 yaşında, kendine "İskoç Amazonu" diyen, çalışkan ve düzenli, mükemmeliyetçi, başak burcunu anımsatan bir kadın(yazara göre öyle en azından). Bir ilaç şirketinde iletişim müdürlüğü yapıyor. İşini ve çalışmayı deli gibi seviyor. Patronuna âşık. Adamı gördüğü gün ona âşık olduğunu anlıyor ve o sıralar sevgilisi olan adamdan ayrılmaya karar veriyor. Sevgilisinden 4 yıl sonra ancak ayrılıyor. Patronunu uzaktan sevmeye devam ediyor. Adama aşkının 7. yılındayız.

    Sam, Charley'nin 14 yıllık arkadaşı ve aynı zamanda ev arkadaşı. Pasaklı, düşüncesiz, düzensiz, mahremiyet yoksunu, zampara, tembel, boş herifin teki. Ama aynı zamanda çok iyi kalpli olduğunu düşünüyor Charley. Sebebi? Bence kitabın ilk kısmında ortada bir sebep yok. Neyse.

    Sam çapkın hayatını geride bırakıp nişanlanıyor ve Charley bunun kutlaması yapılırken düşüp kalça kemiğini ve bacağını kırıyor. Aylarca yatağa mahkum edilince işinden izin alıyor ve Sam ile evde takılırken bir site kuruyorlar. (Site fikri orijinal değil. Amerika'da var olan bir kurumu taklit ediyorlar. Kurum bununla ilgili niyeyse bir yaptırım yapmıyor ve Charley bu kurumun ve patronunun gıcık olduğunu falan düşünüyor ama somut bir sebebimiz yok. O mesele muamma.) Sitenin adı: Acil Randevu Hattı. İnternette birisiyle tanışıp derdini anlatmayı beceremeyen kadın ve erkekler, kendini anlatacak bir kişi ile anlaşıyor ve böylece Sam ya da Charley sizin adınıza, hoşlandığınız kişi ile sanal muhabbeti sürdürüp gerçek hayatta buluşmanızı sağlıyor. Çok üzgünüm ama duyduğum en aptalca şeylerden biri. Size sadece biyografisini gönderen birinin karakterine bürünüp karşınızdaki kişiyle nasıl bir ilişkiyi temellendirebilirsiniz ki? Her neyse.

    Charley, ayağını kırdığında patronunun evlendiğini öğreniyor. 7 yıldır onunla flört eden, 3 yıldır evli bir kadınla ilişkisi olan ve çok iyi, karakterli, asil olduğunu iddia ettiği John evlenince epeyce yıkılıyor. Ancak açtığı sohbet sitesi sayesinde kendine benzettiği işkolik bir müşterisinin konuşmak istediği William isimli bir adamla tanışıyor. Birkaç yüzeysel mailin ardından aniden profesyonelliği bir kenara bırakıyor ve William'ın ruh eşi olduğunu, müşterisi Shelley yerine kendisinin onunla olması gerektiğini düşünmeye başlıyor. 7 yıllık platonik aşk anında bitiyor. Saçma sapan dümenler çevirip kendini ikna ediyor ve ilk buluşmalarından önce bir şekilde William'ı etkilemek için buluşmaya katılıyor. Birtakım olaylar olaylar. İnanın ben size şu an çok az bir parçasını anlatıyorum kitabın. Kitapta bitmek bilmeyen olaylar ve entrikalar dönüyor. Neyse.

    Bu esnada arkadaşı Sam ve kız kardeşiyle mekanda karşılaşıyor. Birlikte alemlere akıyorlar. 14 yıldır tanıyıp güvendiği arkadaşına karşı tek bir uyarısı vardır yıllardır: Biliyoruz çapkınsın ama benim kız kardeşlerim olmaz falan. Neyse. Sam o gece onun bu kuralına nanik yapar. Çok güçlü, karakterli yetişkinimiz de onu şöyle uyarır: Bak, eğer bunu yaparsan bir daha asla seninle konuşmam. Arkadaşlığımız biter. Sam âdeta dil çıkarır. Kızımız eve gider ve ne görür? Meğerse William diye yazışıp âşık olduğu kişi aslında Sam'miş. William da onun yerine konuşsun diye Sam'i işe almışmış. Charley şok olur tabii ve der ki ıyk, o olamaz, iğrenç. Demek ki bu aşk değilmiş.

    Charley iyileşir, kendini tekrar işine adamaya çalışır. Bir yandan yeni evli platonik aşkı John'ın flörtöz halleri, bir yandan yardımcısı Margot'nun işine göz dikmesi, bir yandan da aniden değişmeye başlayan Sam derken kafası karışır. Sam gittikçe düzenli, tertipli, sağlıklı ve sorumluluk sahibi bir insan oluyordur. Otuzundan sonra büyümeye başlamıştır falan. Ama tek gecelik ilişkiler de ara sıra devam etmektedir.

    Buralarda yine dramlar, entrikalar. Ben size sadece yuh, dediğim kısımları anlatıyorum, özet bile diyemeyiz bence ya neyse.

    John, Charley'e eşiyle mutlu olmadığını ve ayrıldıklarını, boşanacakları söyler. Aniden ne Sam kalır ne William. Charley yine 7 yıllık aşkına döner. Sam kariyeri ile uğraşır. Derken yine olaylar olaylar. Charley'nin işi sallantıdadır, psikolojisi bozuktur, John yalancıdır falan. Neyse ortada amazon kadını falan yoktur. İradesizlik, bencillik, kararsızlık, dilemma, haksızlığa uğrayınca ağzını bile açamama, arkadaşlarına karşı bile ezilip büzülme, kimseye hiçbir şey için hayır diyememe, istediği hiçbir şeyi yapacak gücü olmama amazon kadınları için kullanılıyorsa o ayrı. Charley nihayet işini bırakır, John'dan ayrılır ve büyükannesinin cenazesinde ailesiyle takılır. Ertesi sabah Sam'i görür. Sam ona veda eder ve evinden ayrılır. Kariyeri için farklı bir şehre taşınacaktır. Ayrı mekanlarda oldukları bir süre içinde Sam kadına e posta gönderir ve Charley şöyle olur: Sam'e aşığım. Bunu nasıl da anlayamamışım? William / Sam / Obama... Kim olduğu önemli değil. Önemli olan şu maili yazan kişi. Ben ona aşığım.

    Sam gider. Charley tek kalır. Bu esnada daha da güçsüz, takıntılı, depresif birisi olmuştur. Derken Sam'in ilişikisi olduğu izlenimine kapılır. Ağlar zırlar. Bolca. (Ve bunlar, tekrar ediyor olacağım ama, cidden olayların çok az bir kısmı. Daha anlatmadığım bolca saçmalık var kitapta.) Neyse. Bir şekilde büyükannesinin eşiyle 70 yıl önceki mektuplarını bulur ve kendini gaza getirir, gidip Sam'e açılmaya karar verir. Sam de kabul eder ve mutlu son.

    Şimdi diyeceksiniz ki bu yorum değil. Aslında bir bakıma öyle. Satır aralarındaki bıkkınlık, göz devirmeler, sinir, stres kitabı okurken hissettiklerimi yansıtıyor. Bunun dışında kolay okunan, bazı yerlerine güldüğüm, beni entrikasıyla bir hayli şaşırttığı için bitirdiğim bir kitap oldu. Şaşırmak derken iyi manada sanmayın lütfen. Gündüz dizisi tadında onlarca entrika okuyunca şey oldum biraz: Vay be, ne kafalar var şu dünyada. Bakalım daha ne kadar saçmalayabilirler?

    Açıkçası nefret etmesem de beni bir hayli yoran bir kitap olduğu için bu kitabı tavsiye etmiyorum. Chick-lit dediğimiz tür kafa dağıtmak, eğlendirmek vs. için okunur. Bu kitap ne yazık ki kafanızı yalnızca duvara vururken dağıtabilir. Sevgiler.
  • Yazarın ilk kitabıymıs ve bence gayet basarılı. Sıkıcı bir kitap degil, kendini okutmayı biliyor. Eglenceli ve degisik. Tavsiye ederim. Kısa sürede bitirilebilecek bir kitap
  • Hakikaten aşkın çok daha tuhaf sonuçları vardır ve bu yüzden de gerek masal yazarlarının gerek şairlerin başlıca konusunu oluşturur.
  • 5. kimsesiz
    ne güzel büyüdük
    kimseler bilmeden bizi.
    iki kare çıkış hakkı
    ilk hakkıdır insanın çocukluğu.
    yedi cami yaptırsak nafile
    düşününce acıttığımız böcekleri.
    tuhaf ve anlamlıydı büyüsü
    tek karınca dahi yemedi zil çalan ağustosböceği.rutubet kokardı biraz
    yer yatağı hayalleri.
    çok çocuklu bir odanın uykuluğunda
    bulaşıcıdır kâbus halleri.
    sevemedik salıncak çengellerine
    kavun asan büyükleri.
    secde eden selvi ağacına kurduk biz de
    topu topu bir halat ile bir minder tutan saadeti.sidik kokusu, ısırgan şişiği
    el arabasında taşıdık birbirimizi.
    dilimizde aslına en yakın siren sesi
    bilirsiniz; Asyalı çocuğun imgesi.
    Yahudi mezarlığına gömmek ile tehdit ederdi annem bizi
    taşırsak eve sokak küfürlerini.
    öğrenmenin ayıp olduğu topraklarda
    itinayla uyuştururmuş meğer harflerimizi.
    yalnızca kollarımla mutlu edebildiğim tek kadındı
    gözlerimdi o sarı saçlı kızın devriyesi.
    aşkın sarma-sarışık olduğunu düşünürken geceyarıları
    kesesiz kangurular sürdü sefalarımı.
    ne de çok bekledim askere gidince sevdiği
    pencereden çalabilmek için gözlerini.
    benim bir ada kızım oldu hayata dair
    bir de motoru bozuk kayığım
    küreklere kalırdı sevdam biterken akşamsefaları.umut sendeler, her çakıltaşına inci deyince
    akrep sinsi sinsi gülerdi halimize
    hatırlayınca hayatın kürekte mahkûmluğunu
    siyaha sabretmekten sıkılır
    "ölsek" derdik "hiç olmazsa deniz dinlenir".öfkesi zehirli çocuklar büyüttü
    kanımıza rengini veren kızıl düş perisi.
    hissedilse de dolunay artığı fırtınanın patlayacağı
    acıkan zihin kurtuluş sanıyor ağına takılan her sloganı.hiç aldırmadan çevresine ve
    kibrit başlarından oyma ateşten çembere
    bir yalan uydurdu; inanıp, boğuldu sevi
    ilerlerken başucumuzdaki portakal lekesi.sıkıyönetimin gözü önünde
    ekmek böldük biz birbirimize.
    ne kadar sallasalar da düşün'ün ağacını
    dalımızda çürüyecektik elbette.
    tahrip gücü yüksek bir çocuk
    hayatı budama peşinde şimdi.
    bir kozaya sığmayacak kadar büyüyünce
    tek güne sığdıramayacağını anladı ideallerini.
    en zor anında harcamak için
    cebinde saklıyor gıcır gıcır bir çığlığı.
    tekmelemeyi kesince içindeki afacan sızı
    canı çekiyor olmalı sahipsiz acıları.
    sokakta dizi en çok kanayan
    uçurtması uçurtmaların korkulu rüyası.
    acıları kesip, sağlam bir kuyruk yaptı kendine
    salınabilmek için devrimin gözlerine.
    evden jilet aşırıp, kesti yanaşan uçurtmanın kuyruğunu
    hayalinde aldatılmış bir kadın vardı.
    o'na anlatmaya çalışıyor hâlâ;
    birbirine sarılan iki uçurtmanın
    bir daha asla uçmayacağını...