"Biz bu diyarın gerçek varisleriyiz, dedik. Ama, bu mirasımızı, şimdiye kadar dört bucağa pek mirasyedice saçtık. Osmanlı devleti sırasında, dünyanın yedi harikasının elle tutulur sanat kalıntıları, babalarının mallarıymış gibi, şimdi, Batının çeşitli müzelerindedir. 'Ne olacak? Gâvur putu! Yabancı şeyler!' dedik. O eski mimarlık ve heykeltraşlık anıtlarından çok daha önemli olarak, onlardan kalma bir de kültür zenginliği vardır. Onu da, bizim başımıza kondurmadan, 'Adam sen de! Vazgeç! Asklepios, aftospiyos, kıtıpiyoz Yunan kültürü! diye, Batılıların başlarına savurmuş bulunuyoruz. Şimdi biz, şapka diye, onların külahlarını taklide çalışıyoruz..."
Kitabı başka bir amaçla okumak istemiştim ama sırf şu paragraf için bile okunmaya değerdir. Bizim olan güzeldir demeyi bir öğrensek şu coğrafyada her şey değişecek. Ben geçmişe mazi der geçerim ah vah etmem boşuna. O yüzden öğrensek diyorum. Bari şu saatten sonra sahiplenmeyi öğrensek. Miras bırakmayı öğrensek. Sadece bize faydalı olanı değil, bize ait olanı da miras bırakmayı bilebilsek. Tarih de miras kalıyor. Bu her şeyden kıymetli anlayana.
"Asklepios, aftospiyos, kıtıpiyoz"
"Gâvur putu! Yabancı şeyler!"
demeyi bir bıraksak düzelecek sanki her şey. Bana öyle geliyor.
...
Anadolu Tanrıları'na biraz daha hakimiyet için okudum, yine Troya'dan bol bol bahsediyor, severek okudum.