Bir insan annesini kaybettiğinde onu olduğundan çok daha kusursuz bir insan gibi hatırlıyor, akılda hep öpücükler, sevgi sözleri ve şefkatli kucaklamalar kalıyordu.
Belki de sadece bir şarkıya aşıktır adam ve bir kadına. Ve o kadın sadece bir roman karakterine aşıktır. Adam şarkılar dinler, kadının hayatına giremez. Kadın, adamlar bekler ama hiçbiri bir roman karakteri kadar sevemez.
Yazacaksın evladım. Ne istiyorsan yazacaksın. Bu hayat, içini boşaltmadığın sürece yakanı bırakmaz. Sana iki kalem veriyorum. Birinin adı tükenmez, diğeri ise okulda kullandığın gibi kurşun kalem. Zaman içinde tükenmez kaleminde tükendiği göreceksin. Bu hayatta tükenmeyen hiçbir şey yoktur. Kurşun kalemin ise, sen yazdıkça küçülecek. İşte bu bize en güzel mesajdır. Yazdıkça küçüleceksin evladım. Çünkü yazmak ,korkakların işi değildir. Yazmak, içini dökmeyi başarmaktır. Sen kuşları yaz. Bakarsın birgün bütün dünya kuşları senden dinlemek ister.
Beni kuzum Datça’ya gömün
Geçin Ankara’yı İstanbul’u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu’da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça’ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!