*kitap ile ilgili bilgi içerir
Ah Thomas More! Kitaptan çok sana hayran kaldım desem hiç abartılı olmaz. Düşünce tarzı, yaşantısı, zekası, ailesine karşı tutumu davranışı...
Keşke babam olsaydı dedim :)
Yıllar, yıllar, yıllar önce bir otobüs yolculuğunda yan tarafta ki bir gencin bu kitabı okuduğunu görmüştüm.
Not alıp araştırmıştım.
Yıllar aldı okumam tabi. Ama o kadar çok "boş olmayan kitap" var ki okunması gereken...
Gelelim Ütopik ada ülkesine. Herşey den önce özellikle paraya, mala, mülke karşı bakış açıları imrenilecek tarzda.
Kimsenin kimseden üstün olmaması, ziynet eşyalarına bizim gösterdiğimiz değerin oradaki önemsizliği, dürüst ve güvenilir ortamda ki yasanın üç beş ile sınırlı kalması... Ve daha bir sürü bizimde olsun dediğimiz örnekler.
Tabi için de benim hoşlanmadığım (utopia da eşitlik olsa bile)aklımda kalan en çarpıcı üç şey söyleyebilirim.
Birincisi herkesin birbirinin mülküne rahatlıkla girip çıkması. İkincisi kadının ayda bir kez kocasının önünde diz çöküp suçlarının bağışlanmasını istemesi ve üçüncüsü yemek işleriyle sadece kadınların uğraşması.
Thomas öyle olsun istemiş demek ki ...
Her yerde ufak pürüzler vardır.
İnsan böyle şeyler okuyunca "keşke" diyor işte.
Keşke güzel şeyler başarabilsek tüm insanlar birleşip!