Öncelikle kitabı yeni bitirdim ve gerçekten karmakarışık duygular içerisindeyim. Kime üzüleceğimi, kimden nefret edeceğimi şaşırdım. Kitapta tek bir ana karakter yok, en güzel yönlerinden birisi de bu sanırım. Okurken kendimi bir film izliyormuşum gibi hissettim bu yönünden dolayı çünkü her bir karakterin ayrı yaşanmışlıkları ve ayrı hayatları var. Kitap gayet akıcı ilerlerken yarısından sonrasına gelince yaşadığım duygu karmaşıklığı ve sinirden dolayı okurken başım ağrıdı ve bunun en büyük sorumlusu Defne karakteriydi, asla çözümleyemedim tam olarak istediği şeyin ne olduğunu... Kendisini o kadar çok seven ve hayatını ona adamış erkek arkadaşını birden yarı yolda bırakıp tamamen farklı bir yola yöneldi. Kitabı okumuş olanlar ne dediğimi çok daha iyi anlayacaktır. Mert'in ilişkilerinde herhangi bencil bir davranışını bile görmedim, ona rağmen Defne, Mert'in kendisi için yaptığı fedakarlıkları ondan çalıp tamamen başka birisi için adadı. Aynı şeyleri yaşasam belki ben de Deniz için Defne'nin yaptığı çoğu şeyi yapardım ama Mert'in bunları hak edecek bir karakter olduğunu düşünmüyorum, Defne kesinlikle okuduğum en bencil karakterlerden biriydi. Onun dışında en çok ısındığım kişiler ise Ayça, Ege ve Cenk oldu. Arkadaş gruplarının hissiyatını çok sevdim, okuması zevk verdi bana. Deniz karakteri ise bambaşkaydı, kalbimize dokundu ve arkadaş grubunun mezarlık sahnesi çok hoşuma gitti. Genel olarak akıcı ve kendinize yakın hissedeceğiniz birçok karakteri içeren aynı zamanda da çeşitli duygu yoğunluğu yaşayabileceğiniz bir kurguydu. İkinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.