Dışarı çıktığımda yalnızca geceden ve gökyüzünden oluşan sokak, boğucu ve bulutlu karanlığa bürünmüş, çok uzaklardan ayın pırıltısı yansımıştı. Ilık ama sağlam havayı içime çektikçe çektim, içimdeki dehşetin yerini yazgıların çeşitliliği karşısında duyduğum büyük şaşkınlık aldı ve her pencerenin ardında bir alınyazısının beklediğini, her kapının bir yaşantıya açıldığını hissettim yine - gözlerimi yaşartacak kadar beni mutlu eden bir duyguydu bu;
Bu medeniyetten uzak sokaklar, dürtülerin hâlâ dizginlenmeden vahşice dışa vurulduğu,bedensel hazların kuralsız yaşandığı bir dünyanın son fantastik kalıntılarıdır, ihtirasların karanlık balta ormanlarıdır ve tümüyle dürtüleriyle davranan hayvanlarla doludur; açığa vurduklarıyla tahrik eder, gizledikleriyle kışkırtırlar. Düş kurdururlar insana.
Taşra kılıklı kayıtsız insanlardan bir araya gelmiş bu akıntıya kapılıp istem dışı sürüklenmek başta hoşuma gitse de yabancı insanların arasında dalgalanmaya, onların kesik kesik kahkalarına, bana bakan şaşkın, yabancı ya da sırıtarak saldıran gözlerine, farkında olmadan beni ileriye doğru iten dokunuşlara, bu binlerce küçük kaynaktan yayılan ışığa ve yeri durmaksızın eşeleyen binlerce adıma bir süre sonra katlanamadım.