Doğuştan beyaz tenli olmak bir kenara, mevcut beyazlığı muhafaza etmek üzerinden inşa edilen değerler söz konusudur. Beyaz teni muhafaza edebilmek kapalı kapılar altında kalmış (kalabilmiş) olmaya işarettir.Tarlalarda güneş altında çalışmak zorunda olanlar için ten renginin beyazlığını muhafaza etmek mümkün olmaz. Bu sebepledir ki ekonominin tarım temelli olduğu dönemlerde beyaz (bronzlaşmamış) bir tene sahip olmak aynı zamanda tarım işçisi olunmadığının, toprak sahibi olunduğunun göstergesidir ve bir statü kaynağıdır.
Gelgelelim tarım toplumunun endüstri toplumuna evrilmesiyle birlikte işgücü tarlalardan fabrikalara, plazalara yer değiştirmiştir. Böylece güneş doğmadan evinden çıkıp güneş battıktan sonra evine girebilen, günün aydınlık saatlerini kapalı kapılar ardında çalışarak geçiren fabrika ya da plaza çalışanlarının, çalışırken bronzlaşma imkânı ortadan kalkmıştır. Bugün bronz ten ancak tatillerde güneşlenerek elde edilebilir. Bronzlaşmaya yetecek kadar uzun süre tatil yapabilmek de bir lükstür. İçine neyin sığdırılacağına karar verilemeyen on beş günlük yıllık izinler yerine aylarca tatil yapabilme özgürlüğüne sahip olanlar, aynı zamanda güneşlenip bronzlaşabilecek imkâna sahip olan kesimdir.
Sayılan sebeplerle tarım toplumunun değerleriyle inşa edi-len masallardaki beyaz ten güzellemesi, ekonomik sistemin değişmesiyle birlikte dönüşmüştür. Beyaz ten övgülerinin ye-rini bronz ten almış, bronzluk yeni "beyazlık" olmuştur.)