İçimizi sızlatacak kadar ağır olsa da gerçek şudur:
Allah katındaki muhasebemiz esnasında bizim, sorumluluğumuza dair bölüme gelindiğinde herhalde, "sorumluluk edebiyatı" yapmış olmamız işimize yaramayacaktır. Ücretli ağlayıcılar gibi ümmetin halihazırı ve geleceği üzerine kağıtta kalan, edebiyat metni niteliğini aşmayan sözlerimiz ve tavırlarımız hesap yerinde geçer akçe niteliğinde olmayacaktır.
Bir felakete doğru mu gidiyoruz da haberimiz olmuyor?
Yoksa alimlerimiz, muallimlerimiz, din adına bir hizmet üstlenenlerimiz oturup İslam diye ne öğrettiklerini yeniden düşünmek zorunda mıdırlar?
...
Hele şu "ibadet" anlayışı tekrar şerh edilmeli değil midir?
Hurmayı, yendikçe cennete yaklaştıran iksirli meyve anlayışından uzaklaştırıp onun yerine ibadet ve cihadı yerleştirsek mi?