• Atatürk'ün " İnkılapçılığı " marksistlerin anladığı şekilde bir "Devrim"cilikten de çok farklıdır. O, gelişmeyi TÜRK toplumunun yönetimindeki temel felsefe olarak gösteriyor ve ihtilalciliği reddediyordu. " İstiklal-i Tam" sözünü dinledikleri gibi yorumlayarak " II. Kurtuluş Savaşı" sloganları ile ortaya çıkanlar Atatürk'ü olduğu gibi değil kendi ideolojik açılarından marksist olduğunu ve tarzı var olduğunu iddia ederek gerçek kimliğinden çıkartarak düşünce fikri sunmaya çalışanlarla aynı kişilerdir.
    Mustafa Kemal Atatürk
    Başbakanlık Genel Yayın Müdürlüğü
  • 9 Işık ve Atatürk
    Şimdi yine Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, 4 ncü Cilt. Ankara'daki basım. ı964 başımı. Sayfa 549.
    "Türk Camiasını teşkil eden başlıca çalışma zümreleri, çiftçiler, küçük sanat erbabı ve esnaf, amele ve işçi, serbest meslek erbabı, sanayi erbabı, tüccar ve memurlardır. Atatürk Türk toplumunun 6 zümre halinde olduğunu ifade ediyor. Bu 6 zümre ne imiş? Tekrar arz ediyorum. Çiftçiler, küçük sanat erbabı ve esnaf, amele ve işçi, serbest meslek erbabı, sanayi erbabı ve tüccar ve memurlar. Atatürk, Atatürkçülük prensiplerini tespit ederken başlangıçta 9 ilke üzerinde durmuş. Onun yakın arkadaşlarından Fethi Okyar'ın yazmış olduğu üç Devir isimli harıralarında, 338 nci sayfada, başlangıçta Atatürk'ün, Atatürkçülüğü 9 ilke olarak tespit ettiğini, sonradan arkadaşlarının görüşlerini de alarak bunu kısaltıp altı ilke yaptığını ifade ediyor.
    Biz de 9 Işığı düşünürken, araştırrken, tespit ederken şüphesiz Atatürk'ü temel aldık. Onu esas aldık. Onun alh ilkesi nedir? Birisi milliyetçilik. Aynen biz de aldık. Birisi halkçılık. Aynen biz de aldık. İlke olarak tespit etmemiş fakat en hakiki mürşit ilimdir demiş ki çok doğrudur. Biz onu ilke olarak aldık. İlimcilik diye koyduk. Atatürk'ün ilkelerinden birisi devletçiliktir. Biz onu toplumculuk olarak aldık. Onun ekonomik görüşlerinin yanına günümüzdeki ihtiyaçları dikkate alarak sosyal muhteva da koyarak toplumculuk ilkesi olarak aldık. Atatürk'ün
    ilkelerinden birisi inkılapçılıktır, inkılapçılığı Türkiye'de birçokları istismara kalkışmıştır. Devrimcilik diye almışlardır. Devrimcilik ihtilalcilik demektir. Revolisyon, revolisyonizm karşılığıdır devrimcilik. Onun için biz inkılapçılık karşılığı gelişmecilik olarak aldık. Gelişmecilik. ilimciliği daha takviye etmek üzere endüstri ye teknikcilik diye ilke koyduk,
    çünkü ileri bir kalkınmış ülke olmak için mutlaka teknikte çok ileri olmak, sanayileşmek lazım. Bunu vurgulamak için 9 Işığa böyle bir ilke koyduk. Ayrıca köylü meselesine çok önem verdiği için, köylüyü esas aldığı
    için Köycülük diye bir ilke koyduk. Yani 9 Işık aslında Atatürkçülüğün yaşadığımız dönemdeki Türk Milletinin ihtiyaçlarına adaptasyonudur.
  • Türk Ocakları
    Buradan alıyor, Malazgirt zaferinden bahsediyor, ondan sonra 1908'de Türk Derneği'nin kurulduğundan, daha sonra Türk Yurdu Cemiyeti'nin kurulduğundan bahsediyor, daha sonra Türk Ocağı'nın kurulmasından bahsediyor. Peki bunları niye faşistlikle suçluyor anlamıyorum. Bunların faşizmle hiçbir alakası yok.'Bunlar kurulduğu,
    faaliyete geçtiği zaman dünya üzerinde faşizm kurulmamış; Sonra bu dernekleri kim kurmuş? Türk Derneğini Yusuf Akçora ismindeki Türk alimi kurmuş. Yusuf Akçora bey, Kazan Türklerinden bir Türk. Gençliğinde
    Türkiye'ye geliyor, harp okuluna giriyor. Harp okulundan subay çıkıyor. Yüzbaşı rütbesine kadar Osmanlı Ordusuna hizmet ediyor. Sonra Abdülhamit istibdadına karşı olduğu için Fizan'a sürülüyor, Libya'ya sürülüyor. Sonra oradan kaçıyor, Paris'e gidiyor, Sorbon üniversitesinde doktora yapıyor, oranın öğretim üyesi kadrosuna giriyor, daha sonra da Atatürk'le tanışıyor. Atatürk, Falih Rıfkı Bey'in Çankaya isimli eserinde 565 nci sayfada söylediğine göre, Yusuf Akçora beyle karşılaştığımda imtihan heyecanı duyuyordum diyor Atatürk. Ondan
    sonra hiç ayrılmıyorlar, beraberler. Türk Tarih Kurumunu bu zata kurduruyor Atatürk, ölünceye kadar da bu zatı Türk Tarih Kurumu Başkanlığında bulunduruyor. Yani Türk Derneğini kuran bu zat daha sonra Türk Ocaklarını kuranlardan birisidir. Türk Ocaklarını kuranlardan bir diğeri Hamdullah Suphi Tanrıöver'dir. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı arkadaşlarındandı. Milli Kurtuluş Savaşı döneminde Milli Eğitim Bakanı olan zat ki, bu zatın Mili Eğitim
    Bakanlığı sırasında İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde istiklal Marşını kürsüden bu zat okumuştur. Atatürk'ün çok yakın arkadaşıdır. Daha sonra 1924'de Ankara' da İngilizler Birinci Cihan Savaşının sonunda İstanbul'u işgal ettikleri zaman Türk Ocaklarını kapatıyorlar. Onu-istemiyorlar. Çünkü Türk Ocakları. Türk Milliyetçiliğini ifade ediyor. Onu kendi menfaatlerine uygun bulmuyorlar. Fakat daha sonra 1924'de Atatürk'ün emriyle Ankara'da kuruyorlar Türk Ocaklarını. Türk Ocaklarının kurucularından bir diğeri Milli Şair Mehmet
    Emin Yurdakul beydir. Ki bu zat da Kurtuluş Savaşma katılmak üzere İnebolu'ya geldiği zaman Atatürk'ün kendisine çektiği telgraf var. Sizi milli şairimiz olarak, Türk Milletinin mübarek babası olarak selamlıyorum
    diyor, çektiği telgrafta. Türk Ocağının kurucuları bunlardır. Savcı bunları bizim 9 Işıkçı görüşün, milliyetçi görüşün tarihinde yer almış teşekküller olarak takdim ediyor, doğrudur. Elbette onların icraatından, eyleminden, fikirlerinden biz yararlandık. Bütün Türk Milliyetçiliği yararlandı. Türk Ocaklarını kuranlardan bir diğer zat, biraz evvel bahsettiğim gibi Ziya Gökalp beydir. Ziya Gökalp bey büyük bir düşünürdür, Türk Milliyetçiliğinin ilmini yapmıştır, sosyologdur, İngilizler kendisini tutuklamıştır, Malta'ya sürmüşlerdir. 1921 yılında Malta'dan dönmüş,
    Diyarbakır'a gelmiştir ve orada yine savcının iddianameye alıp suçladığı Küçük Mecmua'yı çıkarmıştır. Ziya Gökalp Beyin çıkardığı mecmuadır Küçük Mecmua. Faşist Mecmua değildir. Ziya Gökalp Bey de faşist değildir. Atatürk Ziya Gökalp Beyi çok sever, takdir ederdi. Diyarbakır' dan Onu Ankara'ya getirmiştir. Ankara' da kurduğu Tercüme ve Telif ve Kültür Kurumunda görevlendirmiştir. Daha sonra 1923 milletvekili seçimlerinde Diyarbakır' dan milletvekili seçtirmiştir. Meclise getirmiştir, Ziya Gökalp'i. Şimdi Atatürk 'ün Türk Ocağı delegelerine hitabım okuyorum. "Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz. Ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsiyle meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet
    de kuvvetli olur. Türk Ocakları teessüsleri tarihinden itibaren çok yüksek hizmetler ifa etmişlerdir." Şimdi iddianamenin faşist diye suçladığı Türk Ocağı bu. "Bu mesaide devam ediniz. Ve avdetinizde benim tarafımdan
    arkadaşlarınıza selamla söyleyiniz." Ziya Gökalp Bey hastalandığı zaman Atatürk' ün çektiği telgraf:
    "İstanbul ile Beyoğlu'nda Fransız Hastanesinde Türk Mütefekkiri
    Muhterem Ziya Gökalp Beyefendiye,
    Rahatsızlığınızdan çok teessürle haberdar oldum. Sıhhati afiyetiniz haberine memleketçe intizar olunmaktadır. Süratle iadeyi afiyetiniz için Avrupa' da tedavinize ihtiyaç varsa icap eden her şeyin tahsisini tekeffül ediyorum. Sıhhatiniz ve mahalli tedaviniz hakkında işarımzı bekler, muhabbetkar selamlarımı beyan ederim."
    Bunların faşizmle hiçbir alakası yok. Bizim de yok. Ama iddianamede bunlar ağır bir itham altına alınmıştır. Hadi bizi suçlasa razıyım. Ona bir şey demeyeceğim. Ama Türk Ocağını katıyor işin içine, Türk Derneğini katıyor, Türk Yurdunu katıyor. Ondan. sonra da kendi kendine yorum yapıyor, Atatürk bunları tasvip etmiyordu diyor. Şunu söyledi, bunu söyledi. İşte Atatürk'ün söyledikleri burada. Atatürk Söylev ve Demeçleri, Tamim ve Telgraflar. 5. cilt. "Efendiler, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel ve her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine, ananeyi milliyesine düşman olan bütün
    anasırla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Beynelmilel vaziyeti cihana göre böyle bir cidalin istilzam eylediği anasırı ruhiye ile mücehhez olmayan fertlere ve bu mahiyette fertlerden mürekkep cemiyetlere
    hayat ve istiklal yoktur." Bunun gibi. Bunların hepsi suçlanıyor, şimdi.

    9 Işık ve Atatürk
    Şimdi yine Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, 4 ncü Cilt. Ankara'daki basım. ı964 başımı. Sayfa 549.
    "Türk Camiasını teşkil eden başlıca çalışma zümreleri, çiftçiler, küçük sanat erbabı ve esnaf, amele ve işçi, serbest meslek erbabı, sanayi erbabı, tüccar ve memurlardır. Atatürk Türk toplumunun 6 zümre halinde olduğunu ifade ediyor. Bu 6 zümre ne imiş? Tekrar arz ediyorum. Çiftçiler, küçük sanat erbabı ve esnaf, amele ve işçi, serbest meslek erbabı, sanayi erbabı ve tüccar ve memurlar. Atatürk, Atatürkçülük prensiplerini tespit ederken başlangıçta 9 ilke üzerinde durmuş. Onun yakın arkadaşlarından Fethi Okyar'ın yazmış olduğu üç Devir isimli harıralarında, 338 nci sayfada, başlangıçta Atatürk'ün, Atatürkçülüğü 9 ilke olarak tespit ettiğini, sonradan arkadaşlarının görüşlerini de alarak bunu kısaltıp altı ilke yaptığını ifade ediyor.
    Biz de 9 Işığı düşünürken, araştırrken, tespit ederken şüphesiz Atatürk'ü temel aldık. Onu esas aldık. Onun alh ilkesi nedir? Birisi milliyetçilik. Aynen biz de aldık. Birisi halkçılık. Aynen biz de aldık. İlke olarak tespit etmemiş fakat en hakiki mürşit ilimdir demiş ki çok doğrudur. Biz onu ilke olarak aldık. İlimcilik diye koyduk. Atatürk'ün ilkelerinden birisi devletçiliktir. Biz onu toplumculuk olarak aldık. Onun ekonomik görüşlerinin yanına günümüzdeki ihtiyaçları dikkate alarak sosyal muhteva da koyarak toplumculuk ilkesi olarak aldık. Atatürk'ün
    ilkelerinden birisi inkılapçılıktır, inkılapçılığı Türkiye'de birçokları istismara kalkışmıştır. Devrimcilik diye almışlardır. Devrimcilik ihtilalcilik demektir. Revolisyon, revolisyonizm karşılığıdır devrimcilik. Onun için biz inkılapçılık karşılığı gelişmecilik olarak aldık. Gelişmecilik. ilimciliği daha takviye etmek üzere endüstri ye teknikcilik diye ilke koyduk,
    çünkü ileri bir kalkınmış ülke olmak için mutlaka teknikte çok ileri olmak, sanayileşmek lazım. Bunu vurgulamak için 9 Işığa böyle bir ilke koyduk. Ayrıca köylü meselesine çok önem verdiği için, köylüyü esas aldığı
    için Köycülük diye bir ilke koyduk. Yani 9 Işık aslında Atatürkçülüğün yaşadığımız dönemdeki Türk Milletinin ihtiyaçlarına adaptasyonudur.
  • 520 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Doğumundan vefatına kadar ayrıntılı olarak yazılmış bir Mustafa Kemal Atatürk kitabı. Bu zamana kadar gerçekten bilmediğim birçok şey varmış ve bu kitapta öğrendim. Atatürk'ün birçok özelliği beyninize kazınmıştır zaten; Ilerigoruslulugu, inkılapçılığı, halkcılığı vb. ama bunun ötesinde çocukluğunda Şemsi Efendi okulunda okurken hangi dersler aldığını bilmiyordum mesela bu en küçük bir örnek. Okuyunca sizde şaşıracaksınız. Savaşlar, sürgünler, kadınlar, suikastler, giyim-kuşam, kitap aşkı, hayvan sevgisi, gece hayatı, sigara-kahve-alkol, evlatlıkları inanın bir sürü bilgi var içerisinde. Yazacak çok şey olduğu için kısa bir inceleme oldu maalesef.

    Yeri geldi duygulaniyorsunuz, yeri geliyor meraktan araştırmalara dalıyorsunuz. Her ne kadar güzel dediysem de keşke kaynakları da belirtseymiş inanın birçok şeyi değiştirebilirdi zihinlerde. Ama yine de okumaya değdi. Onun karakterini daha iyi benimsemek için okunması gerekli bir eser.

    Şimdi başka Atatürk kitapları kıyas etmek için bir de Ilber Ortaylı'dan okuyacağız inşallah.