Giriş Yap
Ucuz olan ne kaldı ki? Her şey ateş pahası. Ucuz olan tek şey dünyanın kahrı; dünyanın kahrını çekmek bedava!
Sefiller (2 Cilt Takım), Victor HugoSayfa 863 - İş Bankası Kültür Yayınları - 2.cilt
·
20 yorumun tümünü gör
Reklam
BİR KAÇ İYİ FİLM :))
Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.. 1- Yağmur Adam (Otizm) 2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı) 3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam) 4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar) 5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar) 6- Akıl Oyunları (Şizofreni) 7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon) 8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam) 9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu) 10- Şanslı 11- Atlı Karınca 12- Zenne 13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim) 14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi) 15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz) 16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?) 17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor) 18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı) 19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri) 20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri) 21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi) 22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları) 23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı) 24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung) 25- Dövüş kulübü (Saldırganlık) 26- Ceket (Psikolojik gerilim) 27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi) 28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia) 29- Gizli pencere (Paranoya) 30- Nietzsche Ağladığında 31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi 32- Dönüş (Aile içi ilişkiler) 33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik) 34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk) 35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film) 36- Takva 37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi) 38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş) 39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu) 40- Max ve Mary (Asperger sendromu) 41- Babam ve Oğlum 42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır.. 43-Beşir'le Vals 44- İnception 45- 3 İdiot 46- Her Çocuk Özeldir 47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol) 48-Yukarıya Bak (Animasyon) 49- Sybil 50- Oğul Odası 51) Ekim Düşü 52) Muhteşem Üçlü 53) Gökten İnen Melek 54) Son Armağan 55) Kırmızı Köpek 56) Tavuklar Firarda 57) Neşeli Günler 58) Yumurcak (Yabancı Film) 59) Altına Hücum 60) Düşler Ülkesi 61- Gen 62- Ölü Ozanlar Derneği 63- The Game 64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı) 65- Billy Elliot 66- Forrest Gump 67- Atlıkarınca 68- Tavşan Deliği 69- Herkes Mi Aldatır? 70- Mozart ve Balina 71- Good Will Hunting (Can Dostum) 72- American Psycho 73- Rüzgar gibi geçti 74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır) 75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır) 76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri) 77- Umudunu Kaybetme 78- Zindan Adası 79- Zoraki Kral 80- Öğretmenim Mori 81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele) 82) The Mentalist (Dizi) 83- Uçurtmayı Vurmasınlar 84- Kelebek Etkisi 85-Çıldırış 86- Ghajini 87- Kuzuların Sessizliği 88- Kır Zincirlerini 89- Aile Babası 90- Başkalarının Hayatları 91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları) 92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır) 93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir) 94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır) 95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır) 96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi) 97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor 98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır 99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor) 100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ? 101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ? 102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ? 103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt. 104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film. 105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ? 106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü. 107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ? 108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır. 109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır. 110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film. 111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ? 112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film. 113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine. 114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır. 115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi. 116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz. 117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları 118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir. 119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır. 120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular. 121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor. 122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır. 123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ? 124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar. 125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar. 126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız. 127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ? 128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar. 129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi. 130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi. 131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ? 132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar. 133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar. 134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır. 135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm- 136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları. 137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ? 138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ? 139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır. 140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ? 141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar. 142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır. 143) Koku - 144) Yalanın İcadı – 145) 12 yıllık esaret 146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir. 147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir 148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film. 149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ? 150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film. 151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi .. 152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ? 153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır. 154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir. 155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı) 156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler.. 157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur. 158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır. 159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik. 160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi. 161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ? 162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi. 163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir. 164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları. 165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları 166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır. 167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir. 168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ? 169) Büyük Yalnızlık – 170) Cennet – 171) Gölgesizler – 172) Güneş Yanığı – 173) Küçük Kıyamet 174) Solaris – 175) Gerçeğe Çağrı – 176) Küp – 177) Ölüm Kitabı (Misery) 178)Esaretin bedeli 179)godfather 1-2 180)kaplumbağlarda uçar 181)bajrangi bhaijaan 182)rab ne de bana di jodi 183) Ekşi Elmalar 184)Azap yolu 185) Öteki 186) Kadın kokusu 187) La la land 188)Benim komşum bir melek 189)Bay hiçkimse 190) Yaralı yüz 191) Paramparça köpekler ve aşklar 192) Ateş böceklerinin mezarı 193) Cesur yürek 194) Gladyatör 195) Özgürlük yolu 196) The İntouchables ( Can dostum ) 197) Aynı Yıldızın Altında 198) Leon ( Sevginin gücü ) 199) Lucy 200) Karanlıkta dans 201) Remember ( Hatırla) 202) Zorba 203) Peekay 204) Ekmek ve çiçek 205) Sarhoş atlar zamanı 206) Kirazın tadı 207) Kış uykusu 208) Üç maymun 209) Şimdi yada asla 210) Piyanist 211) Yeşil yol 212) Prestij 213) Çingeneler zamanı 214) August Rush 215) Amelie 216) Otomatik Portakal 217) Ucuz Roman 218) Rezervuar köpekleri 219) Zincirsiz 220) Kanlı elmas 221) Adalet 222) Schindler'in listesi 223) Er Ryan'ı kurtarmak 224) V for vandetta 225) Köprüdeki kız 226) The revenant ( Diriliş) 227) Gone girl ( Kayıp kız ) 228) Titanic 229) Nostalghia 230) Libertarias 231) Özgürlüğe giden uzun yol Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.
·
67 yorumun tümünü gör
Abdest
İnsan vücudu üzerinde yaklaşık 700 biyolojik aktif nokta (BAN) bulunur. Bunların 66 tanesi, "Agresi Noktası" olarak adlandırılan ekstre aktif noktalardır. 66 adresi noktasından 61'i abdest azalarında yer almaktadır. Abdesti azalar yıkanırken BAN faaliyete geçer, agresi noktaları denge kazanır. Bu sebepten abdestteki sırayı bozmamaya özen göstermek gerekir. Yüz yıkanırken mide, bağırsaklar, safra kesesi, idrar yolları, sinir sistemi ve üreme organları; Kollar yıkanırken bağırsaklar, kalp, akciğerler, üreme organları, idrar yolları ve kan dolaşımı uyarılır. Kulaklar, yaklaşık 100 BAN'ın yer aldığı ve hemen hemen bütün organlarla bağlantılı olan bir komutana merkezidir. Ayakları yıkanırken hormon dengesini sağlayan, büyüme ve üremeyi kontrol altında tutan hipofiz, böbrekler ve hemen hemen bütün organların faaliyetini ekleyen BAN uyarılır. Abdest akupunktur noktalarının uyarılması ile vücutta enerji ve kan dolaşımı kolaylaşır, vücudun direnci artar, bağışıklık sistemi güçlenir. Ateş yükselince soğuk su ile abdest almak, ateşi 1,5 -2 derece kadar düşürür. Abdest tansiyonu düşürür, baş ağrısını hafifletir, uygulamayı, yorgunluğu ve öfkeyi giderir. Soğuk su kullanmak,abdestin ve guslün faydalarını arttırır. Ancak akciğer ve karaciğer hastası olanlar, ağır ameliyat geçirenler, yaşlılar, ishal olanlar için ılık su kullanmak daha iyidir. Her abdestte misvak kullanmak çok önemlidir. ~√~
·
434 syf.
·
Beğendi
-Güneş de sanıyor ki bir tek o yanıyor.-
"Aşk, bir bedende iki kişi." “Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın” Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi. Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan, duyarsızlığından, mutsuzluğundan, umutsuzluğundan, yalnızlığından da şikayet ediyor. Robotlaşmış, mekanikleşmiş, doğallıktan uzaklaşmış, başkaları ne der şiarıyla yaşamı kendine rehber edinmiş empati yoksunu bir insanlar topluluğundan rahatsızlığını da dile getiriyor. Bu bağlamda kitaptaki şiirlerin okuyucuyu sıkmayan, mesajı açık, anlaşılır, sade şiirler olduğunu düşünüyorum. Şair şunu demek istemiş, bunu demek istemiş şeklinde tercüme ve tercüman gerektirmediğini, yoruma ihtiyaç hissetmediğini, pazardaki karpuz gibi, elma gibi, erik gibi, kiraz gibi somut, capcanlı dipdiri şiirler olarak değerlendiriyorum. Yani şiir ete kemiğe bürünmüş, eğip bükmeden, lafı dolandırmadan söylenmiş, çiçekle ilgiliyse çiçek, güneşle ilgiliyse güneş, insanla ilgiliyse insanı odağına oturtmuş. Bu kitabın tüm geliri "ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ”ne bağışlanmış. Bazı şiirleri beklediğim gibi değilse de, Kitabı herkese önerir keyifli okumalar dilerim. BİR DELİNİN SENFONİK DOKUNDURMALARI -Sevgi, Kilidi olmayan tek hazinedir.- -Sevgisiz kalp ışık girmeyen mabet gibidir.- . -Ne olur...! Beni yalnızca çicek açtığımda sevme.- 1. -Mutluluğu aramaktan, İnsanların mutlu olmaya hiç vakitleri yok.- . -Mutlu geceler, neden sadece bir kadının kirpikleri kadar uzun olur?- . -Ne mutlu...! Gün doğumunun mutluluğunu, gün batımına taşıyabilenlere.- . -Hanımlar, Beyler...! Biraz da bana yağar mısınız mutluluğunuzu? . -Her güleni mutlu mu sanırsınız?- -Ne her güleni mutu, Ne de her ağlayanı dertli sanmayın.- . Her yer mutsuz kadınlarla mutsuz adamların, Umutsuz evlilikleriyle doldu. . Sevmemek için bahanemiz hazır, ya çok yoğunuz ya çok yorgunuz (!), uyumak için önümüze sonsuzluğu sermişken kâinat. Oysa bir kıvılcımın parlayıp sönmesi kadardır, bahanelerle geçiştirdiğimiz şu hayat. . Aç parantez (Evliliği pişmanlık müessesesi haline getirdik, bravo bize...(!)) . Sevgiler tadımlık, dakikada bir renk değiştirir, poz verir gibi anlık oldu. -Ömürlük sevgilere hasretiz.- İnsanın insanı sevmeye vakti olmadığı zamanlardayız. . Herkes sevilmek istiyor, (Halbuki sevilmenin birinci koşulu sevmektir.) Ve hiç kimsenin kendinden başkasını sevesi yok. Bu gidişle de hep kendimizi seveceğiz. -Duygusal açlık, doygusal açlık sorununun önüne geçti.- Ne savaştan, ne hastalıktan, ne de afetten, Yapayalnız sevgisizlikten öleceğiz. Oysa, -Yaşamak tüketti bizi, ölmek değil. Güvenmek tüketti bizi, sevmek değil.- . -Sevgi yaradılışın hamuru, varoluşun kaynağıdır. -Tüm yaratılmışların özetidir.- -İnsan olmak sevmekle başlar. -İnsanı sevgi besler.- -Sevdiklerinizi ihmal etmeyin, Çiçekler bizi sulayın diye miyavlayamaz.- -Sevilmek, buğusu üstünde tüten bir somun gibidir, tok tutar insanı.- . -İnsanın, paraya olan ihtiyacından daha çoktur sevgiye ihtiyacı. Kredi kartı limitsizi değil, yüreğindeki sevgi limitsiz insanı sevin.- . -Hiçbir kazak, hiçbir hırka, bir insanın sevgisi kadar ısıtamaz insanı.- . Kıblesi sevgi olanın, mutluluk elinin altındadır, Sadece uzanıp alması yeter. . İllaki ilaçla iyileşilmez, sevdiğin bir sesi duymakla da iyileşilebilir. İllaki dudakla öpülmez, bir kaç çift güzel sözle de öpülebilir. İllaki sarılmak gerekmez, sevdiğinin hayaliyle de insanın ayakları yerden kesilebilir. Çünkü, -Sevmek, mesafeyi kaldırmaktır.- . Lütfen, Zengin fakir, genç yaşlı demeden, Dil, din, ırk cinsiyet farkı gözetmeden, Tüm insanları ve diğer canlıları Yormadan, kırmadan dökmeden, Şartsız şurtsuz, yalansız dolansız, Nedensiz nasılsız bir sevgiyle sevin. . Maalesef, ortalıkta sahte seni seviyorumlar uçuşuyor, Dünyada sahtesi en çok üretilen şeylerden biri haline geldi sevgi. Bu nedenle, sevginiz yapay olmasın, içten olsun, gerçek olsun, Yirmi dört ayar altın gibi saf olsun. Zira hiç kimse yarım yamalak bir sevgiyi hak etmez. . -Sevmenin sevilmenin yükü ağırdır.- -Sevgiyi, sömürüyle de karıştırmayın, Sevgiyi sömürüye dönüştürmeyin Sevgiyi kaybedersiniz.- Çünkü sahiplik sevgiyi öldürür. Yani, Cüzdanlara kilo verdirmek için sevmeyin. -Sevgi ait olmaktır, sahip olmak değil.- . Sevecekseniz güzel sevin. -Sevgi-siz-siniz...! Sadece sevmeyle yetinmeyin, İnsan bir kitaptır, okuyup anlamayı da deneyin.- Sevdiğinizin sadece elinden değil, yüreğinden de tutun. Tene herkes dokunur, yüreğine dokunun. Sadece ağzından çıkanı değil, yürek dilini de anlayın. Sadece göz ile el ile değil, ruhen de kalben de sevin. Çünkü... -Yürekte demlenmemiş sevgi hamdır.- . Hatta biraz sevginizin dozunu kaçırın: Sevdiğinizi boğmadan, sevdiğinizde boğulmadan, Nefesiniz kesilinceye kadar sevin. (Mesela ben sarılınca kemiklerimin ısınacağı bir sevgi istiyorum.) -Bu Dünya’nın, en çok sevgiye ihtiyacı var.- Sevgiyle sakinleşir. Zira cehenneme çevirdiğimiz yeryüzüne, cenneti getirecek yegâne güç sevgidir. Örneğin bir kadını sınırsız ve koşulsuz sevin, Dünyanızı cennete çevirsin. . -Yürek yarasına sürülen en iyi ilaç, sevgidir.- -İnsan yüreği sevildikçe çocuksulaşır.- . Şımaracak kimsesi olmayanların şımartacak kimsesi olun...! Mutluluk ancak öyle bulaşır. . Gönül bağı için ne gözün görmesi, ne de elin değmesi, Sadece yüreğin sevmesi yeter. . Aç parantez (Başta insanlar olmak üzere, Yağan yağmura esen yele, Yanan ateşe, doğan güneşe, Daldaki yaprağa, açan çiçeğe, Uçan kuşa, börtü böceğe, Koyuna kuzuya, kediye köpeğe, Havaya suya toprağa teşekkür edin, tebessüm edin, selam verin. Teşekkürü günlük yaşamınızın bir parçası haline getirin.) . Bu arada (-Bir insanı diğerine aşık edecek, sevdirecek, ne siyasi ne de iktisadi bir rejim henüz icat edilmedi.- bunu da bilin.) . Ancak, Sevgiyi alış veriş zannedenler bilmelidir ki Sevgi hesaplanamaz, ölçülemez. Mesela ben hiç yarım kilo sevmedim. . Çiçekle arının ilişkisine de benzemez. Sevgi, bir defalık durağan bir his değildir, Geliştirip büyütmek, soldurup kurutmamak Özenle koruyup kollamak, besleyip sulamak gerekir. -Sevgi, tarlada kendi kendine ot gibi bitmez.- Kadın...! . -Her kadın bir şiirdir, her adam okuyamaz.- . -Bir kadının yüreğinde doğup yüreğinde ölmek, her adama nasip olmaz.- 2. Bir şeyi güzel ve özel yapan; O şeye, bir kadın elinin, gözünün veya yüreğinin değmesidir. Çünkü güzel şeyler güzel kalplerde filizlenir. . Eğer, Bir kadın seviliyorsa mutluysa, O kadar güzel ve içten güler ki, Sanırsın gözbebeklerinden serçe sürüleri geçiyor. . Ben önemli olanın, bir kadının yüzünü değil, yüreğini güldürmek olduğunu anladım. Ve bugüne kadar, bir insanın kalbine girmekten daha güzel bir yer bulamadım. Dolayısıyla, Girmeyi başarabilirseniz, dünyanın en güzel yeridir bir insanın yüreği. -Yani, Fethin güzeli, kaleleri değil, kalpleri fethetmektir.-, . Aç parantez (Size bi’şey söyleyeyim mi? -İnsanın yarısı kadın yarısı erkektir, Bütün olmayan, yarım insan hiçbir şeydir.- -Erkekler bu dünyanın beyni, kadınlar kalbidir. Dolayısıyla, Erkek aklen, kadın ruhen huzurluysa mutlu olur. Çünkü, Kadınlar mutluluğu ruhi, erkekler akli doyumda bulur.-) Kadına Şiddet...! . -Kadına Şiddet Tüm İnsanlığa Şiddettir.- . -Bazıları, delikanlılığı elikanlılık sanıp, kadını kırmızıya boyuyor.- -Kadınların namusu, namussuzlara mı kaldı?- 3. Bu bataklığın suyu da çamuru da; -Delikanlılıkla elikanlılığı bir tutan.- -Her şeye hakkı/m var koca zihniyeti ile -Namus etiketini sadece kadınların alnına yapıştıran, namusu apış arasına sıkıştıran, -Ve bunca kötülük dururken, öpüşmeyi ayıba, sevişmeyi ahlaksızlığa yakıştıran zihniyetten gelir. -Bazılarının gözünde, kadının çörek otu kadar kıymeti yoktur.- -Bu ülkede, Ulu orta gülmek yasak, ölmek serbesttir kadınlara.- . (-“Namus davası” deyip: babam boynuma ip, annemse ayaklarımın altına sandalye oldu.- . -Bazı yörelerde, kız çocuklarına çörek otu kadar değer verilmez.- . -Bazıları, kadını varlığında değil, yokluğunda fark eder.- . Kadınların pahasına, kadınların sırtında gezinenler, inmeyi bir türlü kabul edemediler. Kadını toprak gibi gördüler, İliklerine kadar sömürdüler. . Kadını; Kız iken babasına, Evliyken kocasına, Yaşlanınca oğuluna bağımlı hale getiren bir düzen kurdular. . (-Kadın erkeğin gülümsemesine hasret.- Bazı erkekler, kadını sevmek için değil yok etmek için adeta çırpınıyor. Oysa, Sevmek için bilek değil, yürek lazım.) . Asırlardır Kadın...! Bazı erkekler tarafından rahatlatma aracı, kendilerinin duygusal işçisi, Evlerinin bekçisi, toplumun günah keçisi olarak görülüyor. Yaratılan öfke, nefret ve korku ortamında, Kadınlara esaret yaşamı sürdürülüyor. Kadınlar dövülüyor, sövülüyor, kovuluyor, ya da vurulup öldürülüyor. . Sadece fiziksel şiddetle değil, Zihinsel ve duygusal istismarla defalarca bıçaklanmalarına rağmen, Yaralarını gösteremiyor kadınlar, Ruhen yıkık bir harabeye döndürülüyor. . Çoğu kadın kendini, Hep yakalanmak istenen bir kuş gibi hissediyor. Oysa kafeslere göre degil kadın, En az erkek kadar özgürlüğü hakkediyor. . -Sevgi özgürlüktür, bir pranga degil.- Kafesine kuş arayanlara duyurulur...! -Şiddetin olduğu yerde sevgi olmaz.- -Evlilik güç gösterisi, ego savaşı değildir.- -Mutlu evlilikte üstünlük savaşı yoktur, kıskanmak yerine güvenmek vardır.- . Aç parantez (Kaldı ki evlilik bir kafeste esir hayatı yaşamak da değildir. Evlendik diye, başımıza heykel dikmiyoruz. Esiri değildir kimse kimse kimsenin, Kadını erkeğe, erkeği kadına köle etmiyoruz. . Ancak evli bir kadın veya erkeğin bekar gibi davranma hakkı olmadığını da biliyoruz.) 4. Ahh kadını kırmızıya boyayan adam olamamış erkekler...! erkeksiler…! Ya da erkeğebenzerler…! Delik deşik olduk...! Siz öldürmekten yorulmadınız mı? Biz ölmekten yorulduk...! . Hasta zihinli bazıları, şiddetin vücut bulmuş hali, adeta ayaklı cehennem. -Dikili taş gibi duygusuz.- . Kadını güçsüzlükle yaftalayıp aciz ve zavallı, Kendini ise kavanoz kapağı açıyorum diye güçlü gören bir zihniyete sahip. (Zaten, -Görece, erkekte acıtma, kadında acıma duygusu daha yoğundur.-) . Parantez içi (Adam değilsen hiç fark etmez, Ha cahil ha alim olmuşsun. Eşeğin sırtına ha kitap ha saman çuvalı koymuşsun.) -İnsanın oluşu değil duruşu mühimdir.- . -Bize en yakın olanlar, en keskin bıçağı elinde tutanlar.- Papatya yürekli adama (!)... (seviyor/sevmiyor) Karnını yurt bileceksin, memesinden süt emeceksin. Kucağında ağlamayı keseceksin, aşık olup kalbine gireceksin. İşine gelince seveceksin, Gelmeyince ya dövecek ya kovacak ya da vuracaksın. Seni seven bir kadının eli kanlı katili olacaksın, O senin saçının teline kıyamazken, Sen onun canına kıyacaksın. . Sözde en çok anneleri seveceksin, Lakin en çok annelere söveceksin. Aç parantez (-Hiç kapanmaz, kadın olmadan anne olmaya zorlanan kız çocuklarının yarası.- bilesin.) . Hayalleri peşinde koşmaktan başka, Ne yaptı size bu şiddet uyguladığınız kadınlar? . Yapma !.., Bu vahşete “Kadına Şiddet" diyoruz biz. Yapma !... Sen ne zaman Adam olacaksın? Zorbalık üzerine hayat inşa edilmez. -Ahlaklı insan, ahlaksız iş yapmaz.- -Kadın, erkeğin satranç taşı değildir.- Zorla ne nefret ettirebilirsin ne de sevdirebilirsin. -Bir kadının cennetine havlayarak girilmez.- (Ki havlamak korkutmak, kükremek korumaktır.) . -Kadın kimsenin cinsel objesi, duygusal işçisi değildir.- . Kadını stres topu, mutfak robotu olarak görme, Onlara köle muamelesi, esir muamelesi, kullanışsız amele muamelesi çekme !... . Parantez içi (-Bir kadın için en acısı, Sevdiği adamın, eli bıçaklı katili çıkmasıdır.-) . Hiç bir anne babayı, kızlarını katillerine kendi elleriyle veren anne baba durumuna düşürme. Be Adam (!) -Sevgiyi yanlış öğrenmişsin, Sevgi acı çekmek de çektirmek de değildir.- Kaldı ki, -Kadın dövülmek için değil, Sevilmek için yaratılmıştır.- -Kadının kan gurubu sevilmektir.- . Güle kurşun sıkılır mı? Güle dikenleri var diye kızılır mı? . Sevdiğin kadın için cenneti yeryüzüne getireceğine, Ayaklarının altına cennet serili kadına, Cehennemi yaşatıyorsun. Bravo sana(!), Cehennem yaratma konusunda Tanrıyla yarışıyorsun. -Hiç bir kadın cenneti bulmak için, erkeğin cehennemine katlanmak zorunda değildir.- . Hem unutma ki...! Mazlumun çığlığını serçeler taşır, Dört nala koşar şiddet gören kadının ahı Arş-ı Âlâ’ya ulaşır. Ve mutlaka tecelli eder ilahi adalet, Bu vahşet er yâda geç yapanların ayağına dolaşır. Çekip gidenlere bir bak, mezar taşları ne anlatır. Bil ki.., Ne kara kalemle gökkuşağı çizilebilir. Ne de senin gibi, Avı için ağlayan ucuz ruhlu timsahın gözyaşları içilebilir. . Kimseyi yalandan sevme !... Seveceksen adam gibi sev, Adam gibi sevmeyi beceremiyorsan sevme !... . Yalan demişken, şunu da söyleyim ki; (Çok iyi tanıdığımı sandığım insanların, Zamanla hiç tanımadığım insanlara dönüşmesi, en büyük hayal kırıklıklarım. Nasıl da boşmuş dolu sandıklarım, Birer yalan rüzgârıymış, bu hayatta hakikat diye inandıklarım. . Oysa doğada yalan yok, atılan tohum filiz veriyor. . Aslında yalancıda gerçek aramak, zaman kaybıdır. -Yalan suya benzer, en çok da yayılmak ister.- -Yalan önce herkesi kendine inandırır. Sonra gürültüsüyle hakikati uyandırır.- Ve her zaman kendine bir ortak bulur. Oysa gerçeğin şahide ihtiyacı yoktur, Tek başına hep ayakta durur. Tek bir gerçek, tüm inkârları yıkmaya yeter. Onu arayanla er ya da geç buluşur.) Bu arada (Hiç sevmem kötü hikayesi olan yerleri; Adliyeleri, Hapishaneleri, Hastaneleri.) . Bazıları seçimlerini sahiplenmeyişinin adına kötü kader diyor. (!) . Yani diyeceğim şudur ki; -Yamuk bir kişilik, doğru bir hayat yaşatmaz.- -Yürek yarası dikiş tutmaz, Bazı acılar, kalp sökülüp atılmadıkça bitmez.- . Bir yürek: Kin, kibir, nefret ve hasetle kirlenir. Sevgi, vicdan ve merhametle temizlenir. . Aç parantez (Unutmayın, içinizdeki firavunu dizginleyin. Her insanın karanlık bir tarafı vardır. İçindeki kafeste bir vahşi besler. Bunların bazıları evcilleştirilemediği için dişisinin canına kıyan adi bir caniye döner. Her yer egoistle, mazoşistle, sadistle, narsistle, psikopatla, sosyopatla dolar. . -Ve hiçbir şey topluma, insanlığından kopmuş kadın ve çocuk istismarcısı tecavüzcü katiller kadar dehşet yaşatamaz.-) Göster onlara okyanusun öfkesini...! -Başını güneşe dayayanlar, karanlığa kafa tutanlardır.- 5. Bilinçsiz kadın bu tür erkeklerin işine gelir, Farkındalık yaratmak, bilinçlenmek gerek kadına şiddeti durdurmak için. Boyun eğmek, teslimiyet çare değil, ayağa kalkmak gerek kurtulmak için. . -Gerçi suskunluk...; -Bazen yıkım, bazen çözümdür.- -Bazen cehaletin gürültüsü, Bazen de bilgeliğin türküsüdür.- . (Benim düsturuma göre; -Gereksiz konuşmak kadar, Nedensiz susmak da bir zulümdür.-) . Bir zamanlar, susmak; Kadınların konuşma diliydi. Söyleyecekleri ya gözlerinde ya da yüreklerinde gizliydi. . Aç parantez (-Gözler ki dilin telaffuz edemediğini söyler.- Zira dil yürekten her geçeni söyleyemez. Kalbe sığmayan dile hiç sığmaz.) . Tek savunma silahları, Yumruk yapmaya kıyamadıkları elleriydi. Sığınabilecekleri biricik mekân, Ya mezar ya da ana baba evleriydi. -Cesaretini toplayamayan, bavulunu toplamak zorunda kalır/dı.- Oysa, -Bir insanın en sağlam dostu cesaretidir.- -Hayat bahaneleri değil cesareti ödüllendirir.- Aç parantez (Cesaret kördür.) . Ki kadınların çığlıkları ışık, Korkuları şarkı, hıçkırıkları çağrıdır kıyamete. . Parantez içi ( Ancak yine de, Kadın sinirlenince dağı taşı delesi gelir, Lâkin ojelerini görünce, gülen bir emojiye dönüşüverir.) . Diyeceğim şudur ki... -Sevdiğinizin gölgesinde yaşamayın, gelişemezsiniz.- -Acılarınızla kimseyi beslemeyin.- -Diktiğiniz putları, başkasının kırmasını beklemeyin.- -Değmeyenlere vaktinizi harcamayın, yol verin gitsinler.- -Taşlanacak sözleri, bandajla sarmayın.- -Hiç kimsenin egosuna sponsor olmayın.- . Kurtarıcı aramayın, -Kimse seni duymuyorsa kurtuluşun kendindedir.- -Düşmek istemiyorsan, başkalarına yaslanma.- Zira, -Başkalarının ışığına güvenen, karanlıkta kalır.- . -Zaferlerin en kıymetlisi: Düştüğünde yardım almadan kendi kendine kalkabilmektir.- -En iyi intikam, intikam arzunu bitirmektir.- Anneler kızlarına güneş ve kutup yaldızından oluşan bir gökyüzü örer. Kızımın güneşe açılan bir penceresi olsun, Karanlıklarında yönünü bulsun diye. . -İstiyoruz ki, Hayat hep bana güneş açsın, Uçmamız için sevdiklerimiz kanat taksın.- Kimse bana meydan okumasın, rahatımız bozulmasın. . Sakın unutmayın...! -Durgun sular çürütür.- -Kişiye değil, kişiliğe önem verin.- -Dişiliği kişiliğin önüne koyanların sonu hüsrandır.- -Yüzde olan sözde olur, Özde olan gözde olur.- -Burca göre de, borca göre de eş seçilmez.- -Nefsin dili değil, gönlün dili kalpleri birleştirir.- -Aşk pahalıdır ucuz insanla yaşanmaz.- Kitap gibi kadınlara sayfa sayfa şiirler yazılır ama, -Her kadın bir şiirdir, her adam okuyamaz.- -Ehline düşmezse hayat, ziyan olur.- -Güzel insanlar, özel insanlara layıktır.- Öz Benlik !.. -Onur; Kendi çölünde yanmayı, Bir başkasının gölgesinde donmaya tercih etmektir.- 6. İnsan önce... Kendine dost, kendine deva olmalı, kendini, sevmeli, saymalı, Kendine karşı doğru, dürüst davranmalı. Kısacası... İnsanın kendine söyleyecek bir şeyleri hep olmalı. -Çünkü insanın kendine, Ve iç sesinin muhabbetine hep ihtiyacı vardır.- Ama yeri geldiğinde de, -İnsan önce kendine meydan okumalı.- Zira, bazıları kendi dışında her şeyi görür. . İnsanın herhangi bir sebebe ihtiyacı yoktur; Kendini sevmesi, sayması, onurlandırması için. Sadece kendine güvenmesi, kendini keşfetmesi ve kendi yolundan çekilmesi, Kendini affederek hata ve kusurlarını sahiplenmesi, Kendine merhamet etmesi yeter. . Önce kendimizin kimsesi olucaz, Sonra sesi kısılanların. -Kendine sadakati olmayanın başkasına hiç olmaz.- . Gerçi bir ömür harcadım, halâ kendimi tam keşfedemedim. Kendimle didişiyorum, yıllardır kendimin peşindeyim. Yaşam telâşından, çoğu zaman, En az vücut kadar ruhumuzun da dinlenmeye, En az vücut kadar ruhumuzun da dokunulmaya ihtiyacı olduğunu unutuyoruz. . Çocuklar, hayatın bütün tuşlarına aynı anda gelişi güzel basarak eğlenmek istiyor. Gençler, diğerlerini görmezden gelip, sadece hoşlandıkları tuşlarla keyiflenmek istiyor. Yaşlılar ise, hayatı durduracak bir tek tuş bulup, biraz olsun ara verip dinlenmek istiyor. . Ancak, -Hayat dediğin siyah-beyaz. Bir yanı aydınlık, bir yanı karanlık biraz.- Otomatiğe bağlarsan, çok fazla hata verir. Ve hazır bir senaryosu da yoktur. Onu sen kendin yazıp oynayacaksın. Şayet, -Bu Dünyada her şey boş diyorsan, içini sen dolduramamışsın demektir.- -Bir başkasının hikayesini tekrarlayanlar, kendi hayat hikayesini oluşturamayanlardır.- Çünkü hayatı bekleme odası olarak kullanmak...; Çölde bahar, Seni hasta eden yerde şifa aramak, hiçe razı olmaktır. Yaşamın rengini matlaştırmak, Kendi kanatlarıyla uçma zevkinden mahrum kalmaktır. -İçi renksiz olanın, dışarda gökkuşağı araması beyhudedir.- . -İçine kapanıp saklanırsan, ışığını kimse göremez.- -İnsan bir kere ışığını kaybetti mi, kanatları tellere takılan serçeye döner.- -İnsan en çok kendi karanlığında kaybolur.- -Yürekten üşüyene, güneş kâr etmez.- -Yani perdeler kapalıysa: Gündüz olmuş gece olmuş, Güneş batmış, güneş doğmuş Hiç farketmez.- . Mesela ben, -Yürümeyi unuttum, Ayakkabılarım beni öldü sanıyor.- Oysa, -Yaşamak için o kadar çok sebebim var ki Çünkü ölmeye hiç cesaretim yok.- -Gerçek mezar: İnsanın ölürken değil, Yaşarken içine düştüğü boşluktur.- 7. -Havaya sıçrayana kadar, her şeyin su ve denizden ibaret olduğunu sanan bir balıktım.- -Saksına alışamamış bir toplumun yaban çiçeği ürkekliğindeydim.- -Sanki evrenin kanunlarını ben yazmışım gibi. Bütün dertleri yıktı üstüme felek, Koca dünyada bir tek ben varmışım gibi.- . -Cemre, havasına suyuna, toprağına taşına düşüyor da, Bir tek yüreğimin kışına düşmüyor.- . Sanki dünyayı omzumda taşıyorum, çoooook yorgunum...! Ama felek dışında, ne kimseye dargınım, ne de kimseye kırgınım. Kaderin seçtikleriyle, benim seçtiklerimin uyumsuzluğunda bütün sorunum. . -Gerçi benim sandım en büyük dert, Hiç tahammül edemedim, dertlerimden hep iğrendim. Fakat gün geldi, hasta ziyaretlerinde bedenimi sevmeyi, saymayı öğrendim.- . Ahh uykusuz ve yorgun kalbim ah !... Bilirim kırıklarını toplamaya bile fırsat bulamadan, Kuru bir ağaç dalı gibi defalarca kırdılar seni. Serçe kadardın, dağlar kadar acılarla yordular seni. . Sen yine de her şey yolunda rolü yapmaya, Hiç kırılmamış gibi tıkır tıkır atmaya devam ettin. . Aç parantez (Çok şey öğreniriz bu hayatta, kalbimizi defalarca kıranlar yüzünden. Bazı kalp kırıklıklarının tamiri ömürboyu sürer. Zira, Kırık bir kalbi kime satabilirsin ki?) . Hayat işte…! Kimini hayata asılmak yerine, tavana asılmaya zorlar. İstediğini su üzerinde yürütür, İstemediğini suya düşen mürekkep damlası gibi eritir. . Bazılarının ömrü hayal kırıklıklarıyla kalp kırıklıklarıyla geçer. Hayata kırgın bakışı, olur olmaz uzaklara dalışı hep ondandır. . Ancak, -Kimse kimsenin sessizliğini duymaz, Herkesin sessizliği kendine yapışır.- . -Ah bu Dünya !... Camlar kırılır sesten durulmaz. Canlar kırılır hiç ses duyulmaz.- Bu arada, -Makine değiliz, medcezirlerimiz var. İçimizde gece ve gündüz, güneş ve ay.- . -Bazen su yanar, ateş donar.- -Tam uçuyorum derken, bir anda yere çakılırsın. Tam düşüyorum derken, ummadığın bir dala takılırsın.- İnsan dertler senfonisi, Nereye baksam her yer keder rengi, içimiz kül yığını. Parantez içi (Yanmadan kim kül olmuş ki.) . (Bazı yaraların acısı ne azalır ne de biter. İçeride közü inceden inceden ömür boyu tüter. Oysa söndürmek için oluk oluk yağmur gerekmez, bir damla su yeter.) . Unutmayı unutan herkesin bir yangını var, Kustukça sönen sustukça yanan. Ya içine attıklarından, ya da içinden atamadıklarından. . Mesela, -Benim derdim; Sağımdaki solumdaki, Önümdeki arkamdakilerle değil içimdekilerle.- Ancak, -Arkaya bakarak ileri gidilmez.- -Asıl enerjimizi tüketen unutamadıklarımızdır.- İnanın bu hayatta, -Sözden daha ağır hiçbir şey yoktur.- Tonlarcaymış gibi insanı ezer. Bazen yaralar, bazen yara sarar, Bazen tek bir söz hayat verir, Bazen de tek bir söz uğruna hayat verilir. Hatta, -Bazı sözler kanserli hücre gibidir, İçinize atarsanız metastaz yapar.- . Biz buna "Dert Adamı Çürütür" diyoruz. . Bazen susarak kendimizin efendisi, konuşarak başkalarının esiri olsak bile. Sık sık konuşmak gerek vakti gelince, Zira susmaya bol bol zaman olacak ölünce. . Gerçi, -İnsanlığı dili çalışanlar değil eli çalışanlar besliyor.- ama, Olsun siz yine de susmayın, içinizi dökün. -Gönlün yakıtı muhabbettir.- -Ara sıra yüreğinizdekileri döküp temizlik yapın, rahatlarsınız.- . Aç parantez (Şikayet, içinizdeki kemirgeni defetmektir. Ancak başkalarına şikayet, kemirgeni besleyebilir de. Bu durumda, bağıra bağıra evde aynaya şikayet etmek veya şikayetlerini yazıp, sonra kendine sesli okumak en etkili iki yöntemdir.) -En yoksul insansınız: birinin vazgeçilmezi değilseniz, bir seveniniz, bir düşüneniniz, bir özleyeniniz, yolunuzu gözleyeniniz yoksa.- . -Benim yüreğimde dağ gibi hasret çektiklerim vardır: bayramlarda ayrı düşünce üzüldüğüm. Benim yüreğimde masmavi denizler vardır: dalgalarında hayallerini yüzdürdüğüm. Benim yüreğimde güneş gibi dostlarım vardır: bir merhabasına kırk kış ısınmayı sürdürdüğüm.- . -İnsan insanın gönlünde ikamet eder.- Öyleyse, Aç yüreğini dost üşüyorum, kara bulutlar güneşim yok sansın. Ser gölgeni dost düşüyorum, dipsiz uçurumlar boşluğundan utansın. . Bağırsanız, sesten rahatsız olacak değil de sizi duyacak, Bahçenizdeki çiçeklere basacak değil de sulayacak insanlarla dost olun. . -Dost, insanın yaşamaya tahammülü kalmadığında, yanı başında bitiverendir.- . -Her dost nefes almak için bir penceredir.- . -Dost dediğin, üşüyünce kalorifer üstünde ısıtılmış havlu sıcaklığında, Yanınca, buzdolabından yeni çıkmış limon kolonyası serinliğinde insanı sarar.- . -İnsana, masaya içini dökünce kusmayacak dostlar lazım.- Ancak bu devirde içini dökecek birini bulmak o kadar zor ki, Herkes ağzına kadar dolu. Üstelik bazılarının hamurunda ya hiç tuz yok, Ya da zehir gibi tuz çok. . Kimileri yüreği acıyla dolunca, Kimileri de sustuklarının ağırlığı dayanılmaz olunca, benim gibi şiir yazar. (Ki şiir; çizerek değil, yazarak yapılan resimdir. Şairin yüreğinden savrulan bir yapraktır.- Ve Düşünebildiklerimiz kadardır yazdıklarımız. Yine de iki kitap kapağının arasına, koskoca dünya sığar.) Ki yazmak, soyunup dökünmek, arınmaktır. Bazen insanı şair veya yazar yapan zarif bir elbiseyi giyinmektir. Ancak benim kelimelerim çıplaktır. . Aç parantez (Şairim ben…! Benim mekânım gecelerdir. Şairim ben…! Benim kelâmım hecelerdir. Şairim ben…! Benim meramım acılardır. . Çünkü Şiir, acıdan dili tutulanların dilidir. -Şiirsiz bir dünya, şuursuz bir dünyadır.- -Acı ekilen bir ülkenin toprağından, ancak şiir biçilir. Bu topraklarda ilaç diye sadece şiir içilir.-) Yine de siz siz olun, -Bu anlamsız dünyada anlam aramayın, yorulursunuz. Çünkü bazılarının her şeyi vardır ama gerçeği yoktur. -İnsan karada boğulduğunu, bir türlü anlatamaz denize.- Çünkü -Çok fazla insan, Çok fazla gürültüdür.- -Herkesi dinleyin, Ama çok azını ciddiye alın.- -Bataklığa batmış birine yardım edecekseniz, çamurun size de bulaşacağını asla unutmayın.- Baraklık içinde temiz kalmak zordur. . -İnsanı en çok uzatmaların oynandığı ilişkileri yürütmek, Ve üzerinde bir lanet gibi yapışıp kalmış lekeleri temizlemek yorar.- . Esasen konuşmak değil susmak, Aldanmak değil inanmak, Düşmek değil kalkmak, Savrulmak değil sarılmak, Sarhoşluk değil ayılmak, En çok da; Sevmek değil ayrılmak, Ölmek değil yaşamak yorar insanı. Ancak, Yine de unutmamak gerekir ki, Kara bulutlardan sonra yağmur ve güneş sarar insanı. Gözleri buğulu, saçları yağmurlu kızıma. 8. Ah Biz Erişkinler...! Hem kendimizi, Hem de başucunda bir bardak su gibi beklediğimiz çocuklarımızı çok üzdük. Gerçekte, yetişkin bedeni içinde öfke nöbeti geçiren beş yaşındaki çocuk bizdik. . Daima hatalı onlarmış gibi hep düzeltmeye çalıştık. Aman çocuğum çok sevinirsen, başına kötü bir şey gelir deyip, Duygu dünyalarına bile karıştık. Bol bol yalanlar ektik zihin tarlalarına, (Büyüyünce biçmek için.) Çok nasihat ettik çok konuştuk, Az okşadık, az sarıldık. . İyi iletişimi öğrenemedik, Dinle dedik, ama nerdeyse onları hiç dinlemedik. Görmezden geldik hep, Sizin fikriniz nedir diye sormadık. Koşullu sevdik, her daim arkalarında durmadık. . Her şeyi silah olarak kullandık onlara karşı, Köle zihniyeti için, otoriteyi hiç eksik etmedik. Hiç öğrenmedik, hep öğreteceğiz dedik. Doğru sandık kendi eğrimizi, Gösterdiğimiz yoldan gitmelerini istedik. . Sonuç: Nasıl da yabancıyız birbirimize. Oysa, her şey çok farklı olabilirdi. Fakat hep sonradan gelir aklımız başımıza. . Eyvah...! eyvah...! Bir travmadır çocuk kalmış kalpler için büyümek Küçüktük...; Mucizelere dil çıkaran, bir varmış bir yokmuşlarla büyütülmüş hayat dolu çocuklardık. Elma şekerine, tavşan balona, pamuk helvaya havalara uçardık, Saklambaç oynardık, ip atlardık, seksekle zıp zıp zıplardık. Çocuk öldürmez tahta silahlarımız, füzeden hızlı sapan taşlarımız, bomba sesinden korkmaz kağıt kuşlarımız vardı. Düşünmezdik bu dünyanın kara yüzünü, tüm kötülüklere inat içimiz dışımız bahardı. Minicik yüreklerimize, kocaman dünyaya yetecek kadar sevgi sığardı. Büyüdük...; Ne sihirli güçlerimiz, ne çocuksu düşlerimiz, ne de yürekten gülüşlerimiz kaldı. Nereden bilecektik, büyüyünce hayatın bizi sobeleyeceğini, Su katılmamış acılarla canımızı yakacağını, büyüdükçe mutlu günleri elimizden alacağını. -Gözleri buğulu, saçları yağmurlu kızım, ne olur büyütme çocuk yanını...!- Çocuk ve Umut !... Bir fincan umudunuz var mıydı, biz de kalmamışta? 9. Bir andı, Yelkovan kuşlarına özendim. Umut yaşamdan yanaydı, Gittim çocuk oluverdim. . -Mutluluk arayışındaysanız, Kılavuz kitabının baş yazarı, içinizdeki çocuktur.- Bir çocuğun kahkahasından daha güzel ne olabilir ki...? -Yüreğinizi bir çocuğa emanet ederseniz, en azından içi kirlenmez.- -Ha bir çocuğun kalbini, Ha bir serçenin kanadını kırmışsınız farketmez.- Neyse benimkisi, Çocukça bir mutluluktu geldi geçti. Bir umuttu, Bir ışıktı karanlığı deldi geçti. Şimdi de uykumu bekliyorum, birazdan gelir. . -Güzel şey umut dolu bir sabaha uyanabilmek.- . Ne zaman hüzünlensem, hüznümü kollarımın arasına alır, Ta ki neşesi yerine gelene kadar çocukluk gülüşlerime giderim. . Ne zaman başımda kara bulutlar dolaşsa, çalsa mevsim zemheri ayazına, Kıpır kıpır çocukluğum konar penceremin pervazına, Getirir çocukluk güneşlerimi içimi ısıtır. -Öğrenmek asla bitmez, her yer okuldur.- Bazıları benim gibi, kitap okulunu değil hayat okulunu bitirir. Hayat okulu yaşayarak, kitap okulu okuyarak öğrenilir. Birine beş on yıl, diğerine bir ömür verilir. Benim de düşlerim vardı. -Ama ben, saklandığı yerde unutulmuş bir çocuktum.- -Hayatı, büyüklerin anlattıkları sanırdım.- -Serçelerin mutluluktan kanat çırpıp uçtuklarına inanırdım.- . Arkamdan hiç su dökenim olmadı. Gerçi, -Denize kavuşmaksa yolun sonu, Hangi ırmakta damla olduğun önemli değildir.- . Bir sokak çocuğu misali, (Ki sokaklar; Tüm suskunların dili, mazlumların evidir.-) Hangi bankta sabahlasam, Üşüyen sokak lambaları gibi, Direnirim gecenin ayazına, soğuk benim yurdum. Yüreğimin varoşlarına, kardan kıştan kaçanları doldururum. Ne bir eve sığabilirim ne de koca bir kente Yaşamın ayak dibinde küçük bir damla olurum, Bir anne yüreği düşler içinde uyurum. . -Dışımız kar kış olsa ne yazar, Varsın olsun, içimiz hep bahar.- . (Elbet baharı olacak her kışın. Kış, yularından tutamadığımız bir attı, bembeyaz dişlerini göstererek gitti. Dağıldı örtü, çözüldü çiçekleri tutan kar, Kollarında uyuyan serçeleri uyandırdı çamlar, Kurtuldu ltihaplı tanelerinden yaraları kanayan nar. Gözümüz aydın...! Toprakta havada suda, taptaze bir çoşku var. Erik dalları gülüyor, lirik çiçek tarlaları filiz veriyor, Demek ki sütten kesilmemiş, Dörtnala doğurgan bir bahar geliyor.) . Diken mi kaldı batmadık, ah bu yalın ayak yürümeler. Yine de seviyorum Dünyayı, Yaşamak her gün canıma okusa da besbeter. Olsun !... Biliyorum bir yerlerde bir gül var, Hayalimdeki kokusu da yeter. . Zaten ben, -Olmadık hayaller kurarım; Mesela içimden bir ses, Ya yağmur damlası, ya da telgrafın tellerine sıra sıra dizilmiş serçelerden biri ol diyor...! Gönlümse, Kuşlar konar çiçek açarım... Ağaç dalı olmak istiyor...! (Ben ki, Ağaçları geceleyin sallayınca, yıldız düşeceğine inanırım.) . Dökülen yapraklar Ya kelebek olsun Ya da serçe…! . Hayat kendi rengine boyasa da kanatlarımı, Saçağından hep şeker kokulu umut sarkan sırça evler düşler, İkinci bir şansa değil, ikinci fırsata inanırım.- -İnsan dediğin... Yaprak yaprak dökülen bir umut ağacıdır.- -Aslında hepimiz, umut ağacının bir dalına tutunuruz, Ama çoğu zaman dalın kırılabileceğini unuturuz.- . -Umut: ışıksız kaldığında, ben bu karanlıktan mutlaka kurtulacam, bir elimde ayı diğerinde güneşi tutacam diyebilmektir.- . -Düştüğünüz yerden kalkmışsanız, kırıldığınız yerden çiçek açmışsanız; -Yılmamayı, yitmemeyi, çabalamayı öğrenmiş, Karanlıktan aydınlığa çıkmışsınız demektir. . İnsanoğlu zaman zaman, Boğulmadan çıkamanın mümkün olmadığı hayallere dalar, Gökyüzüne bile sığdıramadığı, ayakları yere basmayan hayaller kurar, Mesela kayan bir yıldızı gökteki yerine tekrar koyar. . Geceleri yıldız gibi parlayan, Yeni umutlar filizlenir her sabah güneşle birlikte ufuktan. Kimi güneşin batmasıyla hiç olur, Kimi de birilerinin üstüne basıp geçmesiyle piç olur. . Tekrar tekrar umutlanmak döngüsü insanoğlunun kaderidir. Ve -Umut, insanın yıkılan en son kalesidir. -Ne uyur, Ne yorulur, Gezinip durur. . Zira, -Kazanmayı umut etmeyen, çoktan kaybetmiştir- -En zavallı kelime “vazgeçmektir”.- -Gerçek karanlık, dışınızdaki ışıksızlık değil, içinizdeki umutsuzluktur.- -İçi umut dolu olmayan, Ya çöl ortasında fırtınaya yakalanır, Ya da kış ortasında dımdızlak kalakalır. -Umudun tükenmesi, yaşama sevincinin bitmesi, ölümlerin en sessizidir.- -İnsan umudunu yitirdikçe, gülüşünü de yitirir.- . -Uçmak için kanadın olmuş neye yarar, hevesin kırılmışsa.- . -Hayallerinizle hayatınız arasında uçurum varsa; Hayalleriniz yıkılmaya, Siz de yere çakılmaya hazır olun.- . Ancak yine de, -Çırpınışlardır hayatı kanatlandıran. Hayallerdir insanı umutlandıran.- Siz siz olun, -Kuş olup uçamıyorsanız, bari hayalini kuranların heveslerini kırmayın.- . Aç parantez (Maalesef hayal yıkma yarışında birinciyiz. Uçmayı beceremeyenler kanat kırmayı pek becerirler. Bir bilseniz, Yıkık hayallerinin enkazı altında kurtarılmayı bekleyen o kadar çok insan var ki. Hayalsizler ülkesine döndük.) . -Umuttur fakirlerde bağımlılık yapan. Ve yoksulluktur bu Dünyada en cömert paylaşılan.- Ki ben, -Yoksul insandan degil, yoksul zihinden korkarım.- . Garip ne zaman mutlu olacak olsa, Ya uyandırıp içine ederler rüyanın, ya da fişini çekerler dünyanın. . İnsan bazen, şükretmek mi gerek kahretmek mi gerek yoksa küfretmek mi gerek bilemiyor. Ama yine de, Ben, -Haklı olmayı bıraktım, mutlu olmaya baktım.- Siz de öyle yapın. Zaten, -Mutluluk denizinde yüzelim istemiyoruz, Bir damla da yeter bize.- . Biz buna "Şükür" ve “Umudun insana yüz çevirmemiş hali.” diyoruz. . Bu arada (Yoksullar için Alaaddin'in sihirli lambasındaki cin olmayı düşledim hep. Her kapıya gerçekleşebilir bir umut koyacağım süt şişesi koyar gibi. Kim bilir...! Belki cin fakirlere, bu ömürleri gibi hep umutla geçmeyecek yeni bir ömür verir.) Bir insan yoklarıyla değil, çoklarıyla değerlendirilmeli. Çünkü Dünya bazılarına alâ, bazılarına şehlâ bakar. Hayat kimilerine lunapark, kimilerine Berlin Duvarı, Yatacak yerleri yok dediklerimiz, kuş tüyü yataklarda yatar. . Oysa bazıları hayatı eksile eksile öğrenir. Yaşamak kudretiyle doldurur tüm boşluklarını. Ve bir gün, -Damla olarak geldiği okyanusa kafa tutar.- . Zira, -Sabır yorulmak bilmez ata benzer.- -Işığı görmeyi bilenler için hayat her zaman gülümsemeye hazırdır.- . Yani, -Marifet, sürüklenen değil akarsuya yön veren taş olabilmektir.- Ağlamadan keyif, çileden zevk alabilmektir. . Kaldı ki, Her şeye sahip olmak, en büyük mutsuzluk kaynaklarından biridir. -Zenginlik cepte değil, kalptedir.- . -Niyet bir tohumdur kalbe ekilen. İyiyse gül biten, kötüyse diken.- Rastgele !.. Ben, Annem ve Babam !... 10. Ya kimsesiz çocuklara atkı örerim, bere örerim kazak örerim yumuşacık anne sesinden. Ya da kuru bir dala yaprak olurum sıcacık anne nefesinden. . Salıncaklardan mutlu çocuk kahkahaları, Ağaçlardan kuş sesleri toplarım, Rüzgârla uçup gitmesinler diye. Çocuk yüreklerinde uyuyan masallar biriktiririm, Unutulup yitmesinler diye. . Yoktur çocuk olup da gökkuşağına kanmayan. Masal var mıdır içinde çocuk olmayan? . Varsa biz buna "Büyüklere Masallar" diyoruz. -Anneler yaratılmışların en güzelidir. En çok annemin dizini özledim…! . Annem...! Dört mevsim yediveren mor çiçekli bir daldı. Tüm anneler gibi onun da binlerce karatlık bir yüreği vardı. Balkondaki ipe çamaşır sermek yerine, mahallemizin serçeleri okuyup kültürlensin diye şiirler asar, Kuşlara edebiyat öğretmenliği yapardı. Ne zaman kardeşim balkondan sarksa, Ellerinden önce gözleriyle tutardı. Kardeşim ne zaman salıncaktan düşecek olsa önce başörtüsü uçardı. . -Elinin erişemediği yere yüreği yetişirdi.- (İnsan yüreği ki, en az bir tohum kadar cömert olmalıdır.- Ve -En dürüst yerimiz kalbimiz.-) . -Yüreği güzel olanın dili de güzeldir.- . Bilirsiniz... Anneler evlatlarını önce dokuz ay karnında, sonra da ömür boyu yüreğinde taşır. . -Annemin gülüşünü, merhem diye yıllarca sürdüm yüzümdeki acılara.- Ne çok acı biriktirirmiş annelerin dizleri. -Hiç kimse beni annem gibi sevmedi.- -Bütün sevgileri topladım, bir anne sevgisi etmedi.- -Herkes herkesi terkeder, Tek istisnası anneler.- . Duaya durmuş annelerin, Avuç içlerinde hep çocukları vardır. . Aç parantez (Biri beni karnında, diğeri kalbinde taşıyan. İki kadını çok sevdim bu hayatta. Biri kan bağından, diğeri can bağından. . İnsan ömür boyu, Ana sırtına binerken duyduğu güveni, Ana kucağında meme emerken bulduğu huzuru arıyor. Bu açıdan, Dünyadaki bütün erkekleri toplasak bir anne etmez.) En çok babamın gülen yüzünü özledim…! . Siz hiç, hayal kırıklığına uğrayacağınızı bile bile, Her gece yüreğinizde yeşerttiğiniz binlerce umutla, Birini, pencere kenarına oturup kırk yıl bekleyecek kadar sevdiniz mi? . İşte o benim Babam...! . Dünya’yı omzunda taşıyan bir bilge adam; Gülünce yedi renk açardı yüzünde bahar, Lunaparka benzerdi benim babam. . Tomurcuklandığım dalımdı, Dağlara baş eğmeyen yanımdı, Gurbet kokardı, annemse memleket. . Bir tek onun sıcacık mutluluk dökülen ceplerinde, umut hangi çocuğun kapısını çalacak şıngırtısı arardım. Gerçi o inanmazdı benim çocukluk mucizelerime ama, Mahalleli çocuklara en güzel lolipopu, onun ayçiçeği gülüşlerinden yapardım. . -Babasız, insan kendini yoksul hissediyor.- . Bilir misiniz ? Babam, Yıllarca annemin ölürken ağzında yarım kalan naneli sakızını sakladı, Saç tarağına takılan üç beş saç tellini kokladı. . Anladım ki en güzel kokular üste değil, yüreğe siniyor. -Allah kimseyi sevdiklerinin kokusuna muhtaç etmesin !...- -Babam ağlayınca, çaresizliği öğrendim.- Bana gelince, Babamın hastaneye yatarken dönünce alırım diye bıraktığı cüzdanını, ağızlığını, tespihini, Bir gün veririm umuduyla hâlâ yanımda taşırım. Kaldırmaya kıyamadığım, Koltukta asılı hırkasıyla sabah akşam selamlaşırım. Bakıp bakıp iç çektiğim o hırkanın yalnızlığı öyle bir oturur ki yüreğime, Bir sarılıp, bir vedalaşırım. . Aç parantez (Hayatımdaki bütün boşlukları doldurdum, Bir tek anne-baba boşluğunu dolduramadım. İki kez yıldırım düştü yüreğime, biri annem diğeri babam öldüğünde, Enkazlarını hâlâ kaldıramadım. . Omuzlarımda ağırlığı asılı kalan tabutlarının bir köşesine kıvrılıp yatmak istedim, kendimi sığdıramadım. . Hayatta en çok, Anne ve babamın üstüne, kürekle toprak atmak yaktı canımı. . Hayatta en çok, Anne ve babamın sesini duymayı Ve onlara tekrar dokunmayı özledim. Parantez içinde parantez (-İnsan özlediklerini, gözleri açıkken değil, gözleri kapalıyken görüyor.-) . Her yıl gözyaşı ekerim topraklarına, ruhumu mavi bir sızıya salar ölüm. Bilirim ki artık anasız babasız, boşluğa savrulmuş külüm.) . Zaten, Gidenler hep kalanları ağlatır Kalanlar hep gidenleri anlatır. Aşk ve Duygu Dünyam -Yarsızlık, yoksulluğun dibidir.- 11. -Bazılarının insan fobisi var, Adına yalnızlık diyorlar.- . -Yalnızlık, özlem denizinde yüzmektir.- -Yalnızın kapısı, açılacak olmasından değil, yıkılacak olmasından gıcırdar.- . -Boşuna arama, Gölgesi yoktur yalnızın...!- . Modern çağın virüsü yalnızlık !... İnsanın en kadim ve en sadık dostlarından(!) biridir. -Kalbiniz çırılçıplaksa, yalnızsınızdır.- -Yalnız insan, pamuk tarlasına konmuş zenci serçeye benzer. - -Sararıp dökülen yaprak misali solarsa insan, yalnızlıktan solar. Dolarsa yalnızlığın boşluğu, bir tek sevgiyle dolar.- Esasen, Yalnızlık, ruhsal açlık, tek tedavisi sevgi olan bir hastalıktır. -Yalnızlık mutsuzluktur.- -Üzerinde çizik dahi olmayan, bir beyaz kâğıttır.- . İnsanın kapısını hep geceleri vurur. Kapıyı açsanız da açmasanız da, Öteleyip içinize attığınız tüm dertlerle birlikte, gelir göz kapaklarınıza oturur. Baş yastıkta gece boyu tavandan mucize bekletir insana, Sadece sokup çıkartır buz gibi bitmeyen düşünceler denizine, kara kara düşündürür, Ne sarılıp ısıtır, ne de durulup uyutur. . Parantez içi (-Yüreğinizi sık sık ziyaret edin, En zoru yürek yalnızlığıdır.- Gerçi yalnızlıklar da altın günleri düzenliyorlar kendi aralarında ama. -İç dünyası yalnız olanın, dış dünyası kalabalık olmuş neye yarar.-) . Her neyse, -Koskoca bir ömür aşksız, yalnızlığın kucağında ölmek değil, Yanağından öptüğüm bir aşkın, kurumuş yaprağı olmak istedim.- Gerçi, Yalnızlığım beni hiç yalnız bırakmazdı. Her sabah uğurlar akşam karşılardı. Tek sorun, -İnsan yalnızlığına sarılamıyor ki.- . Esasen kimse cansız, canansız hayat sürmesin, Ömrünü yalnızlıkla çarçur etmesin. Hem, en harika duygu sevmek sevilmek varken, Yalnız yaşamak israfların en büyüğü değil midir?- . Yani, -Yalnızlığın panzehiri sevmektir.- -Sevgisiz bir gönül kuraktır.- -Sevgisiz kalmış bir gönül her daim kıştır. -Sevgisiz bir hayat zay olmuştur.- Şükür ki biz de aşık olduk, aşkta şifa bulduk. Yalnızlığı kendi kendiyle baş başa koyduk. Misafir gelip de yatsın diye naftalinleyip bekletilen yorgan gibiydim, henüz kimse örtmemişti beni üstüne. Parantez içi( Ne olur Tanrım bu durumu hiç kimseye söyleme.) . Bu arada, -Bana ne zaman evleneceksin diye soranlar Evliliği, kafese kuş aramak sanıyorlar.- . Neyse, Daha sonraları medeni durum, Bütün ıhlamurlar sen kokar, şekline evrildi. Şimdi sevmek zamanı, -Her aşkta bir hayır vardır- deyip aşk çağrıldı: Ey aşk...! Bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın. Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın. . -Ki aşkta, yürekten gelmeyen yüreğe değmeyen her söz, lafügüzaftır.- Zira, -Yüreği, insanın bahçesidir. Bu bahçede yetişmeyen aşk, aşkın ya serabı ya da sahtesidir.- A ş k !... -Güneş de sanıyor ki bir tek o yanıyor.- 12. Öyle bir şehirdir ki aşk, Alevden daha sıcak, nefesten daha yumuşak. Öyle bir düştür ki aşk, Yüzyıl uyanmak istemiyiz bu düşten, bir kere uyursak. (Yani aşk bilinç kaybıdır.) . -Aşktan daha anlamlı bir şey yok, Her şey aşktan, her şeye değer aşk.- . -Aşık olmak için öyle çok sebep var ki; Mesela, dalından düşen bir gül yaprağı beni sev diyor. Gönül bahçesi hariç, tüm bahçelerin gülü solar, Rüzgar gibi seyyah olma, bir insanın gönlüne gir diyor.- . -Ben nasıl ölünürü bilmiyorum, Ama nasıl aşık olunuru biliyorum. İçim aşka dair heves ve arzu dolu, Kalp çarpıntısı yapan düşler kuruyorum. Ben nasıl ölünürü bilmiyorum, Ama nasıl aşık olunuru biliyorum.- Ve hatta, Aşkın kulu-kölesi, tiryakisi oldum, Aşk nedir, nerde bulurum diye Pirime sordum. Dedi: -Aşk görebilene her yerdedir. -İhtiyacı yoktur hiçbir tarife de. -Tüm canlıların ortak kullandığı bir dildir. -İkametgahı kalp, sembolü güldür. -Allah’ın, yarattıklarına bahşettiği en büyük ödüldür. . Aşk aradım ben de her fırsatta, duramadım. Çöl sıcağında yüzme değen kar tanesi gibiydi, Aşktan daha güzel bir şey bulamadım. Aşk, herkesin bildiği sır, Bazen gerçek bazen yalan, Bazen bir asır, bazen bir an. . -Herkesin yüreğinde, Uyandırılmayı bekleyen bir aşk yatar.- -Gerçekse, aşk bir nimettir.- . Aşık, aklı kalbine teslim olmuş kişidir. Yani, -Aşk, zincirsiz tutsaklıktır.- . Asıl olan aşktır, Sözle tarif edilmez. Tarifsiz bir tattır, Azıyla yetinilmez. . -Aşk, Tüm canlıların ortak kullandığı bir lisanın adıdır.- -Aşk, karnı hep aç bir kedidir. . Biliyorsunuz, yaşam cinsel yolla bulaşır. -Hepimiz aşk annenin çocuğuyuz.- . -Aşk, sakin bir tanışma değil, Şiddetli bir çarpışma halidir.- -İnsanın kendi kendine çözemediği tek problemdir.- (Bana göre, -Aşkın kısa olanı makbuldür.-) . -İnsanı dünyanın en güçlü mıknatısı gibi çeker.- Okuduğunuz şiirin her mısrasında, sevdiğiniz size göz kırpar. Görünce, çöl güneşinde kalmış dondurma gibi erirsiniz, Nefesinizi tutsanız, taklacı güvercine dönen kalbiniz yanardağ gibi patlar, Ne eve, ne sokağa, ne de koca kente sığamazsınız. Kılcal damarlarınıza kadar, mola vermeksizin onu düşünmekten uyku girmez gözünüze, günlerce uyuyamazsınız. (Zaten, -Aşıkken uyumak haramdır, uyuyan da haindir. -) . -Aşk kanatlandırır, Dünyanın yükü kalkar insanın üzerinden.- -İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince. İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder, içinden aşk çıkınca.- . -Aşk, ya yıldırım çarpmışa, ya da üstünden tren geçmişe döndürür insanı.- İnsan bazen sevinçten deliye, bazen de üzüntüden ölüye döner. Aslında, -Aşk bir ölüm halidir.- -Ne zaman ki aşk biter, İşte o zaman insan hayatta olduğunu hatırlar.- Ya da, -Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.- . -Aşk, kalpte barınır kalpte gizlenir, ve sadece gönül gözüyle izlenir.- Dolayısıyla, -Aşkın dili gözcedir.- Ve -Kalbe dokunmanın yolu gözceden geçer.- . Aç parantez (Aşk ve ölüm ikisi de kalpten vurur.- Gerçi, -İnsan, kırık kolla kırık bacakla yaşayamıyor ama, Kırık kalple yaşamayı öğreniyor önünde sonunda.-) Ne ilk ne de son kabustu gördüğümüz, Yine de dağlara hiç baş eğmedik. Kana kana içip yaşarken öldüğümüz, Kızılcık şerbeti dolu bir kâseydik. Ne mezar taşı vardı, ne toprak ne de kemik, Kazma küreksiz nicelerini gömdüğümüz, İki yüreğimiz vardı, sırçadan incecik. . Yani biz birbirine sığınmış iki yürektik. Tek taşla duvar örülmez dedik, taşa sevgi ektik. Ve Güzeldir yardan gelen, Ondan gayrı ne varsa haram olsun Nazlı bir kaş çatışından evladır ölüm, Ondan gelirse belâm olsun dedik. . Biz buna “Bir bedende iki kişi, Aşk” diyoruz. -Aşk; su arayan ateştir.- Çünkü aşka ulaşmak için yangınlardan geçmek gerekir. . Ve -Aşk, İçi ateş dışı buz, Girer yanarsın, çıkar donarsın. Düşte gör, ateş mi yakar seni sen mi ateşi yakarsın.- . -Aşk bir denizdir, batmadan yürüyebilene aşk olsun...!- . Ve yine -Aşk, Defter arasında bir tutam gül kokusu.- Ve -Aşk on üçüncü ay, beşinci mevsimdir.- . Çooook büyüksün aşk...! . Ya olmasaydın, Nereden nefeslenirdi bu kimsesiz pencere? . Gün yanıyor, gece sular altında, Bana öyle güzel bakma...! Taşa donerim sevmezsem, Allahım, Aşsız bırak ama, Ne olur beni aşksız bırakma...! -Sadakat çölde bir inci tanesidir.- 13. -Biz, suyla yanıp ateşle sönenlerdeniz. Pervane misali, ölünceye dek sevdiğimizin etrafında dönenlerdeniz.- -Boyun bükmüş papatyalara kıyamadığımızdan, Sevilip sevilmediğimizi hiç öğrenemedik, hüznümüz ondan.- . -Aşk akıl işi değildir.- -Aşkta pazarlık edilmez, Çünkü aşk, hesap kitap bilmez.- -Durup dinlenmeden yenilenir, Her demdir aşk. Her şeyin üstünde, Elbette bir erdemdir aşk.- -Makul bir kıskançlık, aşkın en temel şartıdır.- . -Seven ne boya, ne soya bakar.- -Her fani, en büyük yenilgisini ilk aşkında tadar.- . Kimileri, diriler şöyle dursun deyip, Çiçekleri bile ölülere alırken. -Bazılarının yüreğini eşsen, dört bir yanından sevgi çıkar.- -Acaba kaç yaşındadır seni seviyorum demek?- . Yaşanmışlıklar ve kör yıllar, Ellerimizi yüzlerimizi tırnaklarıyla çentik çentik çizebilir, kırış kırış edebilir. Ama hiç yaşlanmaz gönül bahçelerimiz, Sevdiğine her zaman, yüreğinin teriyle büyüttüğü taptaze çiçekler verebilir. . -Ne mutlu sevenlere, sevilenlere. Sevdiğinin kucağını gül bahçesine çevirenlere.- -Zira gönül bahçesine baharı getiren de, götüren de yârdır.- . Parantez içi (Haydi...! Sevdiğinizi bir buket çiçekle şımartın güzel insanlar. -Bir çiçeğin, kimsenin kalbini kırdığı görülmemiştir. Ve bir yüreğin, bir şiiri öptüğü görülmüştür.-) . -85 yaşındaki kadın kocasına sordu: Bunca yıldan sonra, bana hâlâ şiir gibi güzel kadınsın diyebiliyor musun? Adam sevdiğinin yüzüne şöyle bir bakıp cevapladı: Şairi Yüce Rabbim olan bir şiir, nasıl çirkin olabilir ki?- . Eyy yaşadığı şehri şiir kılanım, Gülüşüne serçeler konanım. Benim senden başka şiirim mi var ki...! . -Sevmek, ne mucizevi bir kelime, Sevenlere selam olsun, doğumdan ölüme.- -Çoğu aşkın sonu, talan edilip terkedilmiş şehire benzer.- . Bazı yaralar kansızdır... Kaderin ayakları altında ezilenlerin. Aşk acısıyla deli divane gezinenlerin. Bazı duygular vatansızdır... Sevda, sadakat, hasret Seni kirletip öldürdük ey aşk, bizi affet...! . Ölene kadar seni seveceğim diye yola çıkanlar, Göz açıp kapayıncaya kadar yoldan çıktılar. Aşk bizim neyimize kalk gidelim gönül, ne kadar az sadakat var...! . Esasen tüm sevgiler, siyaha inat beyaz olmalı, kirletilmemeli. . Fakat ben kirlettim; Bütün hata benim, Önce gözlerine iman ettim, Sonra başkenti aşk olan bir ülkede halifeliğimi ilan ettim. Meğer bir serçenin umutsuz kanat çırpışlarıymış sevdam. Kıymet bilmez başka biri uğruna, Bataklıkta çırpına çırpına tükettim. . Aç parantez (Hey gidi insancık, sana verilen beyni kullanmakta ne diye cimrilik edersin. Yüreğindeki gemi seni beklerken, niçin başka limana gidersin. Oysa, -Birazcık sadakat, Kocaman kocaman sayılardan daha değerlidir.- -Tek bir kavuşmanın sevinci, Tüm vedaların toplam acısından daha büyüktür.- -Ağaçlardan da mı öğrenmedin? Bir adımlık hasreti, Bir ömürlük sadakati.- . Yani..., -Benim aşktan yana metcezirlerim, yaralı şarkılarım çoktur. -Kansızdır sevda kesisi, el sürülerek iyileşmez.- Anladım ki, -Aşık olmak değil aşık kalmak mühimdir.- . Eyy aşk, Azıcık dur, yetişemiyorum...! Yüzüme vuran yağmur damlaları gibi kayıp gitme, Gözyaşlarımdan öp beni. . Aşık oldum, dünyaya vuruldum. Aşkım beni terketti, dünyaya darıldım. . Sonuçta AŞK İŞTE...! Sadece bir yanılsamadan ibaret. . Gün olur yalan, gün olur hakikat sanıyor insan. Gün olur küller içinde, gün olur güller içinde kalıyor insan. Aşk işte...! Neylersin...! Aşktan başka, bizim diyebileceğimiz neyimiz var şu dünyada? -Şu masmavi gökyüzü bizim Güneş bizim, ay bizim, yıldızlar bizim Kapkara yeryüzünde bu kavga niye? 14. -Büyüdükçe Kirlendik, Büyüdükçe İnsanlığımız Küçüldü.- -Çocukken en korktuğum yaratık yılandı, şimdi ise insan.- -Bozulmuş insan dışında, her şeyin tamiri mümkündür.- (Dilerim bir gün ahlaksızlığın tedavisi bulunur.) . Gerçekte biz, Darağacında simsiyah gölgeydik. İndirdik masmavi göğü yere, Toplayıp pırıl pırıl güneşi, ayı ve yıldızları Ama’ya gökkuşağı önerdik, Kara kara insanlara rengarenk güller verdik. Oysa güneşin saçları sarı sarı, -Çocukların maviydi arkadaşlıkları.- (Çıkarsız, ikirciksiz, tertemiz.) . -Gelişmek için bazı dalları kesmek gerek Çünkü gelişmek değildir büyümek.- Ve Her çocuk zamanla adam olur. Çocuk olmamak anlamına gelmez büyümek, Sadece reçel yanaklar kaybolur. Parantez içi (Aslında her yetişkin, yaralı bir çocuktur.-) . Neyse, büyüdük, çocukluğumuzu yedi kat yerin dibine gömdük. Parantez içi (İlk cinayetimiz.) Açtık pencereyi, içeri karanlık doluştu ve düş bitti. Yer açtıkça günahlarımıza, İçimizdeki o merhametli güzel çocuklar gitti. Şimdi alacakaranlık kuşağı, Büyümenin şeytanlığı çocuk masumiyetini mağlup etti. . Gerçi çocuk olursun bir emzik boyu yaşamadan kıyarlar. Balık olursun pul pul, çiçek olursun yaprak yaprak yolarlar. Serçe olursun kanatlarını kırarlar. Ah şu insanlar...! Cehenneme çevirdikleri bu cennet Dünyada her şeyi kendilerine yorarlar. Toplumsal Dejenerasyon, Kirli Kalabalıklar...! 15. Sabır, erdem, adalet. Vefa, vicdan, merhamet. Sevgi, sadakat, samimiyet. İşte sermayem, işte onurum, İşte şerefim, işte şöhretim, işte servetim. . Benim maksadım, Para-pul, makam-mevki sahibi olmak değil, Her türlü kirlenme arasında insan kalmak. . Toplumlar adaletsiz, sevgisiz, duyarsız, çürümüş ve kirli bir atmosferin boyunduruğu altında. . Doğanın yanında, insanın insandan bıkması da, Yanında huzur bulacağı bir insan bulması da, İnsanın insana çok uzak olması da, Çağımızın en büyük sorunu. -İnsanın, insanla konuşmadığı, Arı kovanı gibi kentlerde, ayrık otu gibi yaşadığı bir çağdayız.- Kimsesizliğiyle baş başa kalmış, kılavuzu yalnızlık olan hayatlar, Sürgündeymişçesine kendi yurtlarında gurbeti yaşıyor. Kalabalıklaştıkça kentler, insan insana yabancılaşıyor. . -Çağımızın insanı, mezar taşı gibi soğuk, suskun ve somurtkan.- . (Ey insanoğlu…! Güneş yüzüne değil, yüreğine vursun ki İçindeki buzullar erisin.) . İnsan zor bir ülke, adeta duvar insan insana, Hangi ara kaybettik, nerede gülen yüzlerimiz? Menfaat çağındayız kusurların fazilet gibi gösterildiği, nasıl bu hale düştük biz? Ağlama demeyin insanlara, dünyanın arınmaya çok ihtiyacı var. Gerçi bozulan dünya değil, aslında kalplerimiz. . Velhasıl insanlar kötü. (Ne bekliyordunuz ki…? Tanrı insanı çamurdan yarattı.) . Bunca kirlenme arasında, Erdemli bir insan olarak kalmak zor. Hamuru bozulmuş, Zehirli bir sarmaşık gibi insanoğlu, İnsan, insana hasret yaşıyor. . Son zamanlarda; Utanır olduk insanlığımızdan, Başta sevgi olmak üzere her şey o kadar hızla kirlendi ki, Büyük meziyet en az kirlenerek yaşamak. . Samimiyet kıt, riya aldı başını gitti, Bazılarının bırak iki yüzünü, hiç yüzü yok, ara ki bulasın. Trend yaptı onursuzluğun dibi midesizlik, Her yer hasta bir düzen icin ruhunu satmış, egosunun esiri kara kara insanlarla doldu. Dünya işlerine dalıp kirlenmekten korkan temiz yürekli insanlar sanki buhar oldu. (Bazen ben de, hiç kimseye görünmemek için şeffaf olmak istiyorum.) -Büyük acıları küçük insanlar yaratır.- Çünkü, Küçük insanlar, küçük şeyleri büyütür. Küçük insanların hayat gemilerinin dümenini, öz benlikleri değil egoları yönetir. Oysa, -Ego yönetimi bir sanattır.- Freni patlamış bir egonun direksiyonundaysanız, Sonunuz ya duvar ya uçurumdur. -Bu arada, kötüler sayesinde iyileri, iyiler sayesinde kötüleri tanıdık. Çirkinliğin sadece fiziksel olmadığını, İyi insan olmak için cebin değil, Yüreğin dolu olması gerektiğini anladık.- . Ancak, Kötüler iyi görünmede ustalaştı. Kötülük zehir gibi kendine hep bir ev bulabildi. İyileri kötü, kötüleri iyi, Delileri dahi, dahileri deli gibi gören, Güçlüleri baş tacı eden bir toplum haline geldik. -Ki bir yerde kötülük yaygınsa, Onu görmezden gelen bir toplum var demektir.- . Aç parantez (İyilik arttıkça kötülük azalır. Ancak, Ne iyilik, ne kötülük umurunda, Çağımız imaj çağı, -İnsan insana, hep kendini beğendirmek arzusunda, Ömür tüketiyor aynanın karşısında.- Maskeli bir yaşam sürdürüyor, Ve çok büyük bir uçurum var dışarıya göstermeye çalıştığı imajla, arkasındaki gerçeklik arasında.) ‘Eskidi at, yenisini al kültürü’ ilişkilere egemen olmaya başladı. -İnsan insana bir nesne gibi bakıyor.- Bırakınız doğayı, diğer canlıları... İnsanlar bile kullanıp atmalık. Güçlülerin gözünde birer toz zerresi insan. Bir sanayi ürünü muamelesi çekiliyor insana. Error verirse format atılacak hard disk, Canın isteyince açılacak cep uygulaması, Okuyunca kenara koyulacak kitap, Merdiven basamağı, Araştırma projesinde denek, Satranç tahtasında piyon, Ya kurşun asker, ya kukla... Beyinler kopya, kalpler kopya. . İnsanlar standartlaştı, Beyinlerimiz hurdalığa döndürüldü, Zihinler sömürge, işgal altında. Zihinsel enfeksiyon dorukta. Beyinlerimize işlenen mitlerden arınmak, takılan çiplerden kurtulmak mümkün değil. Pranga vurulan zihinlerimize atılan sis bombaları, gerçekleri görmemizi engelliyor. Her şeyin başı itaat, sorgulamak sizin ne haddinize, ne düşerse bahtınıza deniyor. (Nelere köle ettiler bizi nelere, hiç düşündünüz mü?) . Oysa, -Sadece insan yerine konulmak istedik, hepsi bu...!- Onlar ne yaptı? Yaralı bir serçe gibi ortada bıraktı. . -Ağaçların bile serçeleri var, rüzgarları var, yağmurları var. Bizimse hayallerimizi dahi elimizden aldılar, her şeyimizi çaldılar.- . Her şey olabiliyor insanın olduğu yerde. Mesela ben, deva diye sunuldum her derde: Ateşe attılar kül oldum, toprağa ektiler gül oldum, pazarda sattılar kul oldum. . Çaresizlik, hayal kırıklığı, insan yerine konmama, Tutunabilecek bir dal bulamama, İnsanları içten içe çürütüyor. . Aç parantez( Ruhuma işkence veriyor bu durum, buruşturulup çöpe atılan ambalaj kağıdı muamelesi görmekten fazlasıyla muzdaripim.) . -İnsanlar mal değil, -İnsanlar baston değil.- -İnsan arada bir kendi olmayı da ihmal etmemeli.- -Kalabalığın değil, kalbinin gösterdiği yola gitmeli.- Çünkü zihnimizi ele geçirebilirler ama kalbimizi asla. Yani anlayacağınız arsız zamanlardayız Üzerimize konan sinekler bile, Ya kahrından, ya utancından ölür oldu. . Çıkar gözetmeyen bir insanlığı çok özleyeceğiz. İnsanlık kendi karanlığıyla yüzleşip, hesaplaşmalı artık. İnsanlık insanı tanımak zorundadır. Mesela ben insanlıktan umudumu yitirdikçe, tekrar tekrar bulmaya çalışıyorum. Ancak anladım ki, İnsanlığı, insanlardan çok çok uzaklara koymuşlar. Her yer insan, ancak insaniyet kayıp. . Böyle giderse, bir yıkım ve çürümüşlük içindeki insanlık kayboluşun eşiğinde demektir. Eyy İnsan…! Çürüyen zeytinin bile çekirdeği var, sen ölürken ne bırakacaksın? . Tekrar aç parantez (Her şey kötüye gidiyor insanoğlu sevgisizleştikçe. Ve beni hasta ediyor insanların bu sevgisizliği, anlayışsızlığı. Birileri alınmasın diye hep beyaz bayrakla dolaşmaktan yoruldum. -Bıktım usandım, Önden kucaklayan, Arkadan bıçaklayan, Dost görünümlü iki yüzlülerden.- -Bir ağaç gölgesinin dostluğunu, Bir insan gölgeliğine yeğler oldum.-) . -Yeryüzü çok kirli, göğe bakmak istiyor insan.- . Esasen, -Hayat susunca, dünyaya küsünce, İnsanın saklanıp sığınabileceği bir yeri olmalı, Ki nefes alabilsin, huzur bulabilsin, kendiyle baş başa kalabilsin.- -İnsan, bazen akşam güneşi gibi kaybolup gitmek istiyor.- Anlayacağınız dibi görünmeyen bir bataklık bu sahte dünya, antidepresansız yaşamak için uygun bir yer değil.- İnsan ne kadar sevebilir ki. . (Meğer masala kanan bir çocuk gibi kanmışım dünyaya. Bu dünyanın insanı değilim ben, acemisiyim, Bu yaşama işini beceremiyorum çamura bulanarak. Kendimi sihirbaz şapkasına sıkışıp kalmış tavşan gibi hissediyorum.) Sanal Alem ve Maddeci Toplum İnsanlar zenginleştikçe, ruhları fakirleşiyor. 16. Gerçekle yapayın savaşı başladı, Görünmeyenlerin görünenleri yönettiği bu sanal dünya, içi dahilerle dolu bir tımarhaneye döndü. . Sanal alemde yaşayan, En büyük silahın para olduğu, Teknoloji sayesinde, her şeyin yapaylaştığı, robotik zihinli bir topluma doğru gidiyoruz. Sanki görünmez bir el, insanları makineleşmiş, duygusuz hissiz robotlara dönüştürüyor. Biz teknolojiyi değil, teknoloji bizi kullanıyor. . Teknolojik konfor tavana, mutluluk tabana vurdu. Çünkü, -Teknolojinin en büyük eksiği, hissiyatı yok, maneviyatı yok.- . -Hayat dağınık, düzenli olması gerekmiyor diyen kuralsızların çağındayız. Hayatın neredeyse yüzde 80’i fake. Sosyal medyanın zehirlemediği bir çocuk yok. . Aç parantez (-Suyun temizleyemediği tek şey, düşünce kirliliğidir.-) . -Herkes birbirine akıl vere vere, Kimsede akıl kalmadı, akılsız bir toplum haline geldik.- . Parantez içi (Aklı gelgitlilerden değil, Zihni parazitlilerden korkmak gerek.) Çocuklarımızı, telefon ışığıyla aydınlanan yorgan altı küçücük bir dünyaya hapsettik. Sanırsın gençler ayaklı apple mağazası. İlişkilerde insanın yerini telefon, televizyon, bilgisayar ekranları aldı. Ceplerin kapsama alanları genişlerken, kalplerin daraldı, Cep cebe iletişim her yeri sardı. Oysa biz; -Cam cama değil, can cana, Ekran sıcağını değil, insan sıcağını severiz.- -Muhabbetin makbulü, cam cama olanı değil, yan yana olanıdır.- . Bir kalbimizin olduğunu unuttuk, Duyguların önemi yok artık, -Maddiyatın veremeyeceği insani değerlerimizi soydular, çırılçıplak kaldık.- . Vicdanımız erozyona uğradı, merhamet duygumuzu yitirdik. -Bazılarında, bir çay kaşığını dolduracak kadar bile vicdan yok, merhamet yok.- Merhamet şemsiyesini sadece kendimize tutar olduk, başkalarını unuttuk. . Parantez içi (Oysa insanlık, üzerimizdeki kıyafetten değil, yüreğimizdeki merhametten doğar.-) . Başarı ya da başarısızlık, Parayla pulla, maddiyatla ölçülür oldu. Madde egemen bir toplum düzenine geçtik. Para güç, parasızlık gü
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir
9.0/10 · 461 okunma
·
Reklam
"Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, Herkes ateşini bur­dan götürür.."
·
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42