yeni cümleye büyük harfle başlamak üzerine
arkadaşlar, türk yazım kurallarına göre noktadan sonra yeni cümleye büyük harfle başlanması gerektiğini elbette biliyorum ama bilerek ve isteyerek büyük harf kullanmıyorum çünkü bunu (özel isimler dışında) gereksiz ve anlamsız görüyorum. eğer okuduysanız bilirsiniz, Murathan Mungan, Atilla İlhan gibi yazarlar da kitaplarında yeni cümlelere küçük harfle devam eder. hatta bu konu hakkında yazılmış kısa bir yazı da ekleyeyim ki ne demek istediğimi belki anlarsınız:

"imlâmızdaki büyük harf hastalığı; yazmayı, okumayı ve anlamayı, düşünmeyi kolaylaştırmamakta, bilâkis zorlaştırmaktadır.. yazı akmalıdır.. aynı büyüklükte devam etmekte olan harfler arasına ikide birde iri harfler sokuşturma merakı yahut mecburiyeti; hem dikkati dağıtmakta, hem daha fazla enerji sarfedilmesine sebebolmaktadır.. ayrıca başlıkların, spotların, alt başlıkların armonisini, simetrisini, âhengini bozmaktadır.. kısa veya uzun satırların başındaki kazma dişi gibi iri harfler gözleri de rahatsız etmektedir.. kelimelerin hepsi aynı hizada olduğu halde, yalnız büyük harfler hizanın dışına çıkıyor."

Selda Emir, Yağmur Kaçağı'ı inceledi.
29 Kas 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ben bu kitaptan sonra şiir kitaplarını neden sevemediğimi anladım, çünkü bu kitap bana şiir kitaplarını sevmeyi öğretti. Neden derseniz, kitabın arka kısmında şairin okuduğunuz şiir hakkında verdiği bilgiler var, mesela hangi olay üzerine yazmış, nerede yazmış vs.. Bu şekilde fazlasıyla duygulu ve hissederek okunabiliyormuş şiirler. Sonuç olarak, çok beğendim ve okumaya devam edeceğim Atilla İlhan'ı ve diğer şairleri.

Ricardo hani Vatansız Ricardo, bir alıntı ekledi.
09 Eki 2017 · Puan vermedi

Atilla İlhan
Sorarsanız,gazete satılmıyor, kitap satılmıyor ,okunmuyor derler.Gazete mi yaptın,kitap mı yazdın diye sorarım bende o zaman?Halkın istediği gazeteyi çıkardın mı,halkın istediği dergiyi yaptın mı sen? Yapmadın.O zaman şikayete hakkında yok.

Kafa Dergisi Sayı: 38, KolektifKafa Dergisi Sayı: 38, Kolektif
Selim, Hangi Atatürk'ü inceledi.
 21 Mar 2017 · Kitabı okudu · 32 günde · Beğendi · 10/10 puan

Attila İlhan çocukluğumda sadece şairdi. Üçüncü Şahsın Şiiri gibi melankolik satırlara sahip şiirler için kurulan "Ne de güzel yazmış be adam!" cümlesinin adamıydı. Üniversite yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yazdığını öğrenmiş, sürekli takip eder hale gelmiştim. O zamanlar anladım sadece şair olmadığını. O zamanlar anladım bu adamın hayatının her anının aslında nasıl da kıymetli olduğunu. He neyse...

Bu kitap Atilla İlhan'ın Atatürk'ü anlattığı bir kitap değil, o şekilde düşünüp de alırsanız büyük hayalkırıklığı yaşarsınız. Kitabın türü "Deneme". Belki bu ayrıntı size bir şeyler anlatıyordur. Kitapta uzun uzun Mustafa Kemal tanımlamalarından daha çok Mustafa Kemal'in yaptıkları, bu yaptıklarını nasıl ve kime karşı yaptığı, neye dayanarak ve neler düşünerek yaptığı, tüm bunların Türk halkındaki etkisi, öncesi ve sonrası hakkında kısa kısa yazılar var. Mustafa Kemal şöyle böyük adamdı güzellemeleri yok. Hakkını vermesi gereken yerde vermiş, eleştirilecek yerde eleştirmiş.

İdeolojileri çözümleyen ve tarihsel akışını anlatan çok satıra rastlayacaksınız. Hem öğretici hem de zihin açıcı bir tavır var. Kısacası bu kitap alıp okuyup köşeye atacağınız bir kitap değil. Her zaman açıp tekrar okuyup gözden kaçırdığınız şeyleri fark edeceğiniz, bilmediğiniz bir ton şeyi azar azar öğrenip tekrar açılacağı güne kadar kapatacağınız bir kitap. Attila İlhan gibi ömrü öğrenerek, okuyarak geçmiş bilge bir adamın neredeyse tüm dünya ve Türkiye ile ilgili yazdığı satırlar bana sorarsanız paha biçilemez.

Kısa bir alıntı yapayım;

"Milliyetçilik, artık herkes biliyor, bir burjuva ideolojisidir, ülke tek bir pazar olacak daa, derebeylerin yöresel kısıtlama ve sınırlamalarından kurtulacak! Gel gelelim, Osmanlı burjuvazisi hem gayr-i müslim, hem komprador: Bu da, Türk milliyetçiliğinin sınıfsal düzeyde boşlukta kalmasına neden oluyor. Mustafa Kemal bu boşluğu asker/sivil bürokrasi, aydınlar, kısmen eşraf, kısmen halkla doldurmayı bilmiş, gerçekleştirdiği ‘tarihsel bloku’ ustalıkla bir ‘ulusal kurtuluş cephesi’ne dönüştürmüştür."

Bu tür tahlilleri her yerde bulamıyorsunuz. Bulduklarınız da Attila İlhan'ın satırları gibi kolay anlaşılır, demek istediğini direkt söyleyen bir üslupta olmuyor. Sadece bunun için bile paha biçilmez bir kaynak.

Onur Özkan, Karartma Geceleri'ni inceledi.
 26 Kas 2016 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · Puan vermedi

İkinci Dünya Şavaşı zamanında 1944'de baskın tehlikesine karşı önlem olarak geceler karartılmaktadır. Karartma Geceleri, Mustafa Ural ismindeki bir öğretmenin, ikinci şiir kitabı 'Sınıf'tan dolayı hakkında çıkan tutuklama kararı sonrasındaki kaçış serüveninin öyküsüdür.
Atilla ilhan'ın "Fedailer Mangası'nın demirbaşı" olarak adlandırdığı 1940
kuşağı toplumcu-gerçekçi şairlerinden Rıfat Ilgaz'ın kendi hayat hikayesinden
yola çıkarak yazdığı Karartma Geceleri, bir anı-roman değildir;
eser yazarın, anılarını yeniden bir zaman kurgusunda buluşturması
ile ortaya çıkmıştır.
Romandan uyarlanan, yönetmenliğini Yusuf Kurçenli'nin yaptığı ve Tarık Akan'ın başrolünde yeraldığı Karartma Geceleri filmi de, ülkemizde ve uluslararası yarışmalarda birçok birincilik ödülü alarak büyük bir ilgi görmüştür.
Karartma Geceleri, Türkiye'nin aydınlığı arama çabasına yol gösteren
önemli bir eserdir. Bir zamanlar sakıncalı bulunup, yasaklanmış
Karartma Geceleri 2004 yılında MEB 100 Temel Eser listesine girmiştir.

Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz Cumhuriyet gazetesindeki bir yazısında
romanı şöyle anlatır:
"Romanın başkişisi Mustafa Ural, babam gibi,kitabı toplatılan bir öğretmen-şairdir. Onun polisten iki buçuk aylık kaçma serüveni, romanın çatısını oluşturur;
ancak özellikle vurgulamak istediğim, o çatının altında yaşananlar salt
babamın değil, o kuşağın yaşadıklarıdır. Fedailer Mangası’nın çektiği
sıkıntılardır, romanda anlatılan; ki bu, toplumun sıkıntılarından ayrı tutulamaz."

Rıfat Ilgaz Ilgaz yaşadığı dönemi karartma gecelerinde şöyle tanımlar:
"Her şeye dayanmaktan başka çıkar yol yoktu.
Çağ belliydi, kendisi gibi düşünmeyenleri, batı sınırının ötesinde rahatça
kurşuna dizebiliyorlardı. Bu pirelerle, özgürlüğünün içine tükürülmek, bir
bakıma cezaların en hafifi sayılmalıydı. Sınırların ötesinde kalan uygar dünya, şimdi, aydınların boğazlandığı bir tutsaklar ülkesiydi. Bu topraklar üstünde
kelepçe vardı, pranga vardı, türlü işkenceler de vardı ama,
henüz ölüm kampları, fırınlar, kurşuna dizilmeler yoktu."


Karartma Geceleri romanından uyarlanan aynı isimli filmin aldığı ödüller:

1990 Antalya Altın Portakal Film Festivali
En İyi İkinci Film Ödülü
Halk Jurisi Özel Ödülü
En İyi Aktör Ödülü
En İyi yönetmen ödülü

1990 İspanya Volla Dollit Jüri Özel Ödülü

1990 İstanbul Film Festivali En İyi Film Ödülü

1990 Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi En İyi Film Ödülü

1990 Sinema Yazarlar En İyi Yönetmen Ödülü

1992 Kültür Bakanlğı En İyi On Türk Filmi Ödülü

1992 Adana Altın Koza Film Festivali
En İyi Film Ödülü
En İyi Yönetmen Ödülü
En İyi Oyuncu Ödülü

Münzevi Okur, Mavi Lale'yi inceledi.
 08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde

Bu kitap da çok şey var. Mesela neler mi var? İlk başta Divan Edebiyatından bir parça var. Hz Yusuf ve Züleyha var. Şair Nigar Hanım var. Bir cümle ile de olsa Proust ve yitik zamanı var. Şems var, Hüseyin Rahmi ve roman kahramanları var. Osmanlının iyisiyle kötüsüyle padişahları, sultanları var. Yeri geliyor feministlik, yeri geliyor Aşk, yeri geliyor yitik bir lale var oluyor. Kısaca kitap da yok yok...

Mavi Lale sayesinde Fuzuli’den Mevlana’ya, Atilla İlhan’dan Yahya Kemal’e, Shakespeare’den Homeros’a, Dostoyevski’den Cervantes’e, Matrix’den Melekler Şehri’ne ve inanın tek tek sayamayacağım daha nice yazara, eserine, filmlere dair şeyler bulabilirsiniz. Daha önce duymadıklarınızı duyabilirsiniz. Nazan Bekiroğlu’nun Deneme şeklinde yazdığı bu kitap daha önce okuduğum Nar ağacı eserine göre farklı geldi. Kitap 7 bölüm ve birçok alt konudan oluşuyor. Bilgi verici nitelikte görüyorum. Her bölümde farklı şeyler öğreniyoruz. İçerisinde bilmediğim çok kelime geçiyordu.

Kitabın son kısımlarında dünya klasikleri ve filmlere ait incelemelerini görüyoruz. Benden tavsiye orada geçen kitapları okumadıysanız o incelemeleri de okumayınız. Çünkü çok güzel spoiler içeriyor. Filmler ve kitaplar üzerinde eleştirilerine baktığımızda Namık Kemal ve Roman anlayışını, Paulo Coelho’nun Simyacı ile Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum ve Ağladım’ı karşılaştırması, filmdeki Matrix’in gerçekte ne olduğunu anlatması gibi daha birçok eleştiri görebilirsiniz. Ayrıca “Muhiddin Arabi’nin okunmadığı ülkemde simyacı vb. kitapların iyi satıldığı” cümlesiyle yakınıyor gibi geldi. PolyAnna bölümün de gençlerin bu kitapları ilkel, modası geçmiş gördüklerini ve günümüzde nasıl boş eserlerle vakit harcadıklarını anlatmaya çalışmış. Oscar Wilde ile ilgili yazısı da var. Bazı tarihi kişilerin gerçekte yaşayıp yaşamamış oldukları hakkında bir yazı da içeriyor. Yazarın diğer kitabında ve bu kitabın dikkatimi çeken bir şeyde Şair Nigar Hanım’a çok değer vermesi…

Kitap ile ilgili çok alıntı ve notlar aldım. Kitabı bir günde bitirdim fakat yavaş ve üzerinde durularak okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitap yarın elimden çıkacak. Eğer böyle güzel bir eser olduğunu bilseydim vermeyi düşünmezdim.  Okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim…

Aklımda Kalan İsimler: Fuzuli, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Hurşidi Ferahşad, Hüma vü hümayun, Atilla İlhan, Erman Hesse ve Bozkır kurdu, Dostoyevski, Mozart, Beethoven, Karamozov Kardeşler, Tolstoy, Diriliş, Anna Karenina, Cervantes, Don Kişot, Balzac ve Kuzen Bette, Kırmızı ve Siyah, En İyi Arkadaşım Evleniyor, Paulo Coelho, Simyacı, Dünya platosu, Truman Show, Matrix, Kara kedi ak kedi, Joe Black, Melekler Şehri, Oscar Wilde, Madam Bovary, Araba Sevdası, Mai ve Siyah, Reşat Nuri Güntekin, Nefertiti, Petrarca, Homeros, Hüseyin Cahid, Mayakovski, Yahya Kemal, Kafka, Halit Ziya, Giotta, Hafız Osman, Şair Nigar Hanım