İki genç aşığın birbirlerine olan tutkusu ancak bu kadar sanatsal yansıtılabilirdi.
Basit bir konudan doğmasına rağmen iki ailenin düşmanlığı karşısında doğan tutkunun, bu kadar güzel aktarılabilinmesi üslubun önemini karşımıza seriyor.
Kitabın özellikle kişilerin yaşları itibariyle dönemine göre değerlendirilmesi gerekiyor ancak Romeo ve Juliet'in aslında günümüzde birer ergen statüsünde olduğunu idrak ettiğinizde istemsiz bir ön yargı oluşturabiliyorsunuz.
Bu ön yargıyı kırdığınızda yalnızca kelimelerin büyüsüne odaklanarak güzel bir deneyim yaşayabilirsiniz. William Shakespeare'in bu tutkuya yüklediği anlama değil ifade ediş biçimine bakarak şiirsel anlatıma hayran kalabilirsiniz.
Bütün bu anlatımlarıma rağmen ben içeriğe önem veren bir okuyucuyum ve maalesef ki Romeo'nun iki yüzlülük niteliğindeki şıpsevdiliği bana kelimeleri içi boş birer aracı olarak gösterdi. Bu yüzden belki de yeteri kadar etkilenemedim kitaptan.
Bu bağlamda ne Romeo'nun aşkı gerçek oldu benim için ne de Juliet'in ki. Onlar yalnızca tutkulu iki sevgiliydi. Romeo'nun aşkı aşık olma eyleminin ta kendisineydi ancak iki kişiyle mutlağa ulaşacak bu eylem için Rosaline yetersiz kalmıştı. Juliet ise imkansız ve gizemliye aşıktı çünkü fazlaca yakışıklı ve iyi yürekli koca adayını reddetmiş başlarda gizemli olan bir gence, Romeo'ya tutulmuş ve imkansızlıklarla aşkına kor atmıştı. Romeo'ya olan bu aşkının bunlar dışında bir dayanağı yoktu.
Kitabın bu yüzden tüm okuyuculara hitap etmediğini rahatlıkla söyleyebilirim.
"Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi, Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan: Biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde,
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı, Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte,
Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı."
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Yayınları, Romeo karakteri·Kitabı okudu