Kitabı okurken bence her okuyucu, günümüz dünyasının buradaki dünyaya evrildiği inancıyla okumuştur ya da o tadı damağında almıştır. Bir noktadan sonra bu gerçekçilik korkutucu bir hal alıyor olsa da maalesef ki aklımızın bir köşesini kavuruyor. Çoğu karamsar distopik ve apokaliptik kurgularda içinizi saran o korku, gerilim ve işin içinden çıkılmayacak bir hal alan endişe hali bu kısacık kitapta da oldukça fazla var.
Abisini bulmak için çıktığı bu cesur, karanlık yolda; karakterimizin her geçen gün bizi Son Şeyler Ülkesi'ndeki korkunç yaşam koşullarına (yaşamak denirse) biraz daha yaklaştırdığına tanık oluyorsunuz. Hayatta kalma mücadelesi o denli acımasız ve şok edici ki tüyleriniz diken diken, aklınız patlayacak bir saatli bomba gibi olacak.
Meraklı okumalar dilerim.