• Estatic Fear - Chapter IV
    https://youtu.be/jPR4gLwXpZ4

    The leafs and I entangled dance a harmonie 
    I dare not stain with vain delight 
    And thus embraced we roam the passing eve like a 
    pillgrim who craves a shelters guiding light 
    I question thee, beloved night to calm my joy 
    so that I not like the weary leaves be strewed 
    For I submitt to thy solitary grace (as) even springs 
    life is by winters gaze subdued 

    Lost in a dream I beheld a maiden dance 
    And when she sat down by a sliver stream 
    Plunging her feet in the shallow waves 
    A mist descended, kissed her and fled 
    And all that's before been just and fair 
    Shattered in a rain of crystal shards 
    Each of them a cry, a dream, a tear 

    Nunquam submergiove aut diffugo 
    Ira inflammata mea vita ad salutem nominarit 
    Et solitudo meurn robur 

    Everlasting be the war that I declare 
    Extinguished thy bewitched spark despair 
    Torched the pile upon which you 
    Are gathered (still) poisoning my weary heart 

    And as the forked fires tongue licks high I won't 
    lament thy fall 
    But dance around the burning branches urged by furys 
    call 
    And I again shall not be humble slaves but king to thee 

    Dreams on the barren field did lay strewed 
    Spread their wings rise up with solemn hope imbued 
    Ascend the stary stairs into a plain but dear refuge. 

    yapraklarla karışarak dans ettim harmoniyle 
    boş zevklerle kirlenmemeye cesaret ettim 
    ve geçen arife gecesinde dolaştık kucaklaşarak 
    mağaranın içini aydınlatan ışığı özleyen bir hacı gibi 
    senden, sevgili geceden neşemi dindirmeni diledim 
    bu yüzden bezgin yaprakların yerlere dökülmesini sevemedim 
    ıssız zarafetine boyun eğdim baharda bile 
    kışlar hayatı dik bakışlarıyla sindirdiği için 

    bir rüyada kayboldum, dans eden bir bakireyi izliyorum 
    ve ayaklarını sığ dalgalarda batıran 
    bir akıntıyla yerine oturduğunda 
    bir sis çöktü, onu öpüp kaçtı 
    ve bütün bunlar hemencecik olup bitti ve adalet 
    kristal kırıklarından bir yağmurda parçalandı 
    her biri bir figan, bir rüya, bir gözyaşıydı 

    Nunquam submergiove aut diffugo 
    Ira inflammata mea vita ad salutem nominarit 
    Et solitudo meurn robur (Latince sıkıntı.)

    açtığım savaş sonsuza kadar sürecek 
    umutsuzluğunun kötücül kıvılcımını söndürecek 
    topladığın, yorgun kalbimi (hala) zehirleyip duran 
    odun yığınlarını ateşe verecek 

    ve çatal dilli alevler yükselirken 
    ölümün için yas tutmayacağım 
    aksine, öfkenin dürtüsüyle yanan dalların etrafında 
    dans edeceğim 
    ve artık karşında aşağılık bir köle değil, bir kral olacağım 

    kıraç bir tarlada dağılmış yatıyor hayaller 
    vakur bir umutla dolmuşlar, kanatlarını seriyorlar yere 
    yıldızları merdivenlerden tırmanıyorlar, sade ama değerli bir sığınağa 
  • Vah! quemquamne hominem in animum instituere, aut parare, quod sit charius quam ipse est sibi?
    Vah, vah! Nasıl olur da insan bir şeyi kendinden daha çok sevmeye kalkar?
    Michel De Montaigne
    Sayfa 35 - Türkiye İş bankası kültür yayınları
  • " Aut pati, aut mori.
    Ya acı çekmek, ya ölmek. "
  • Vah! quemquamne hominem in animum instituere,aut
    Parare, quod sit charius quam ipse est sibi?

    vah,vah! nasıl olur da insan bir şeyi
    kendinden daha çok sevmeye kalkar
  • Quod nihil sit tam infirmum aut instabile quam fama potentiae non sua vi nixa.*

    * "Hiçbir şey; kendi gücüne dayanmayan bir iktidarın ünü kadar zayıf ve değişken değildir." [Tacitus, Annales, XIII, 19] (Ç.N.)
    Niccolo Machiavelli
    Sayfa 184 - Can Yayınları Mini Kitap
  • Hep "savaş"tan söz ediyorum. Neylersiniz savaşların verdiği acılar, insanın yüreğini, beynini acıtıyor. Öyle de olsa "barış"tan söz etmeliyiz. Savaşı nasıl "Savaş dili" yaratıyorsa "barış"ı da "barış dili" getirecek, eminim. Barış dili insanlık, kardeşlik, mutluluk umutlarını yeşerten dildir; savaşın ölüm, yıkım, ağıt, göz yaşı ve kan kusturan diline karşın... Kolombiya "barış dili"ni yakaladı. O ki Devlet Başkanı Santos, "...Kalplerimizi yeni bir şafağa, olasılıklarla dolu parlak bir güneşe açtık..." dedi. O ki Timeçenko, "Savaşın tüm kurbanlarından, sebep olduğumuz acı için özür dileriz. Barışı inşa etmek için yeniden doğacağız; hepimiz kalplerimizi ve zihinlerimizi silahtan arındıracağız." dedi...O ki FARC'a siyasi partiye dönüşme olanağı verildi, artık barış güvercinleri havada keyifle atacaktır taklalarını... Belki bunlar kadar önemli bir şey daha yaşandı dünyamızda: İsveç'te Göteborg Kitap Fuarında, 86 yaşında, sürgünde yaşayan Ali Ahmed Said Eşber adlı, Kültür Dünyasında ADONİS adıyla ünlü Suriyeli şair " Devrim başka şeydir, cami başka şeydir, Gelecek laiklikte yatıyor. Dünyada ölüm oldukça mevcut kaldıkça şiir olacak, şiir asla susturulmayacak. Kurtuluş şiirde!" dedi. umutlarım tazelendi, artık savaşın dili aut! İnanıyorum, şiirin dili barışın dilidir. En kavgacı şairleri, şu savaşı kutsayan Fütüristleri okuyun, onların dili dahil bütün büyük şairlerin dili "barış" dilidir. Nazım'ın, Ahmet Arif'in Ali Teremahi'den Molla Ahmed-i Cezirî'ye, Mem û Zîn yazarı Ahmed-i Hani'den genç Ozan Deniz Sarıtop'a kadar bütün şairlerin dili barış dildir. İnsanlığın tek gelecek umudu barıştadır. Refik Durbaş da böyle diyor: Barış Koyun Çocukların Adını ***** Çocuk bahçelerinde şimdi Bir çiçek açsa Hüzün sevince dönüşür Sevinç çiçeğe — Ölüm uçar çocuklar kalır (Mutluluk koyun çocukların adını) ***** Barışı sever bütün çocuklar beştaş, saklambaç, elim sende Barış sözcüğünün halkların dilinde Bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez (Barış koyun çocukların adını)
    Ahmet Ümit Aloğlu