Celile kızmıştı. “Peki” dedi. “Nedir vatanseverlik? Bir tarifini yapar mısın bana?”
Nazım ayağa kalktı. Belli ki uzun konuşacaktı.
“Bir dretnot düşün. Sancak tarafından torpil almış, yana doğru yatmakta. Batmamasının tek yolu var, iskele tarafındaki bölmeye de su dolmasını sağlamak. Mürettebat yapılması gerekenin farkında. Ama bu bölmenin kapısı bozuk. Dışarıdan kapanmıyor. Tek çıkar yol, içeriye girip kapıyı arkadan sürgülemek. Bir genç Türk zabiti bunu yaptı biliyor musun? İleriye atıldı, su doldurulması gereken bölmeye girdi ve kapıyı ‘Vatan sağ olsun!’ diyerek sürgüledi.”
Genç Nazım, kendisini dehşet içinde dinleyen annesine uzun uzun baktı, sonra “Vatanseverlik işte bu demek! Ah bir fırsatını bulabilsem!” dedi.
"Hiçbir mektubumda eskimeyecek olan bir söz varsa o da şudur: Seni çok göreceğim geldi. Mamafih bu hasret öyle bir hasrettir ki, yan yana olduğumuz zamanlarda bile bakidir. " S. Ali
"Seneler sürer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme ki sana dargınım
Ben gene sana vurgunum
Başkalarına gülsem de
Senden uzakta kalsam da
Sevmediğini bilsem de
Ben yine sana vurgunun. " S. A.