"Hayat böyle işte evladım, her zaman yanında olanları çoğunlukla hissetmezsin bile. Birden yanındakilerden biri gittiğindeyse gözün onu arar. Varlığında seni ısıttığını fark etmediğin birinin yokluğunda ansızın üşümeye başlarsın."
Kağıt torbayı açtı, hızlıca bir ısırık aldı. Hazır yiyeceğin lastiğimsi tadı yüzünden yüzünü buruşturdu. İkinci lokmada buna da alışacağını bildiğinden pek dert etmedi. İnsan huzurlu bir şekilde yemeğini yiyebiliyorsa ne yediğinin ne kadar önemi olabilirdi ki sonuçta?
“İzlediğini bile anlayamayan, çoğunluğu bu görüntülerden daha genç olan aptallar… Hayır, bunun aptallıkla ilgisi bile yok. Yeterli kelimeleri icat etmeyen dil bilimciler yüzündendir belki de…”
Kalıp direnmeye devam ederse daha fazla acı çekmesine rağmen hayatta kalabilecekti, öteki türlüyse ıstırabını sonsuza kadar dindirecek olan tek bir acıya daha katlanması gerekecekti. Benzer durumdaki birçokları gibi ikinciyi seçmesi olasıydı.