• Bir Tanpınar sever olarak kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım çünkü okuması zor bir kitap. Kısa zamanda okunmalı ve kitaba odaklanmalı. Huzur'da olduğu gibi baş rolde yine İstanbul var...
  • 419 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Huzur romanını İKİNCİ KEZ okudum.(ilk okuduğumda yirmili yaşlarda idim şimdi ise otuz yaşındayım),Kitabı henüz bitirmeme rağmen belki size garip gelecek ama ÜÇÜNCÜ KEZ okuma isteği uyandı.Çünkü HUZUR kitabı çok derin ve onu anlamak için keşke romanlara teknik analiz yazacak kadar usta bir EDEBİYATÇI olsaydım diye düşündüm.Şimdi ise EDEBİYATÇI olmadığım için bu değerli romana yüzeysel bir yorum yazacağım için üzgünüm !

    A.HAMDİ TANPINAR en çok sevdiğim Türk edebiyatçılarından biridir,Oğuz ATAY ile birlikte Tanpınar'ın 7 kitabını okudum,Oğuz ATAY'IN ise tüm kitaplarını okudum.Her iki yazara olan hayranlığım onların yazdığı eserlerini okudukça artarak devam etti.

    Tanpınar romancı olmanın yanında aynı zamanda büyük bir şairdir,eserlerinde şiirsel ahenk dikkat çeker.Biyografik özellik taşıyan şekilde eserlerini meydana getirir,bu romanda MÜMTAZ ile AYDAKİ KADIN'DA ise SELİM karakteri ile kendini özdeşleştirmiştir.

    Her şeyden önce Huzur bir aşk romanı değildir,onu aşk için okuyanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır.Aşk sadece romanın ana merkezine alınmış basit bir olgudur,yazarın amacı aşkı anlatmak değildir,yazar Cumhuriyet Dönemini hem toplumsal hem de bireysel açıdan irdelemektir amacı,aşk sadece çorbaya katılan bir tuzdan öte değildir,Tanpınar'ın bu romanı yazmaktaki amacı çok daha büyüktür:

    -Cumhuriyet Dönemi ile İkinci Dünya Savaşı öncesinde yaşadığımız toplumsal buhranlar...

    -Doğu-Batı çatışması

    -Birey olamama sorunu (bağımsız ve özgür olamama,kendi düşüncelerini dile getirememe,kendi fikrini üretememe,fikirsel bağlılık,eylemsizlik,atalet,Oblomovluk...),topluma boyun eğiş(Topluma uyma,toplumdan bağımsız olamama,koyun sürüsü gibi toplumun peşinde sürüklenme...)

    -Aydınların içsel çatışmaları,huzuru aramaları,kendi içindeki çelişkiler...

    -Nesnelerin yaşamamıza etkisi

    -Çocukluğa özlem,maziye olan hasret,eskiyi benliğimizde yaşatma,anılarımızdan etkilenme...

    ...

    Yazar,Cumhuriyet döneminden,İkinci Dünya Savaşı öncesi geçen zamanda,doğu-batı arasında gidip gelmemizi irdeler.Bunun için musikiyi kullanır:

    Doğu müziği ona göre: benliğin yok edilmesi ,kendini kendi içinde bulmak...Batı Müziği ise varoluş arayışı,birey olma,kendini arama...

    Aynı zamanda duygu-mantık çatışmasından yola çıkar,ona göre Doğu duygusaldır,mistiktir,durgundur,toplumcudur,bireyi yok etmedir,kadercidir...Bu yönlerimiz benliğimize kadar işlemiştir,ondan vazgeçemeyiz, onu her an kendi benliğimizde taşırız.

    Yazara göre biz batılılaşmayı yapamadık,çarpık bir yenileşme hareketi görüldü,Doğu bizi duygusal açıdan engelledi.

    Ne doğu'dan vazgeçtik ne de batılılaştık,yazar aslında hem doğulu hem batılı olduğumuz için zengin bir birikime sahip olduğumuza işaret ederken ona göre çözüm Doğu ile Batı'yı birbiri içinde eritmektir.Ama aynı zamanda romanda bu zenginliğin aydınlarımızda olumsuz şekilde etki ettiğini ,her iki kültürü de özdeşleştirememiş aydınlarımızın içsel huzurunu yitirmesine değinir.

    Romanda diğer dikkat çekici nokta ise nesnelerin duygularımıza etkisi,Doğu müziği ile büyülenmemiz duygusal olduğumuz için değişen duygularımız yüzünden nesnelere bakış açımızı değiştirdiğine değinir.

    Romanın aynı zamanda metafiziksel yönü,varoluş arayışı,rüyaların yaşamımıza olan etkisi de göze çarpar:

    SUAT karakteri nihilisttir, varoluş arayışındadır, CİNLER kitabındaki MÜHENDİS KRİLOV karakteri gibi bir eylemde bulunur. Suat karakteri Batıyı sembolize eder.

    MÜMTAZ ise zayıftır,duygusaldır,duygu dünyası tüm yaşamına etki eder,fikirsel açıdan özgür bir bireydir ama eylemsel açıdan toplumun kölesidir,topluma karşı çıkacak kadar cesur değildir.Sürekli arayış içindedir,aşkı bulunca nesnelere neşe ile bakar ama aşkı kaybedince ise dünyası kararır.Duygularının etkisinden kurtulamaz. Suat'ın hayali ile yüzleşmesi FAUST benzeri bir hesaplaşmadır. Bu yüzleşme aynı zamanda KARAMAZOV KARDEŞLER romanındaki İVAN'IN metafiziksel yüzleşmesini de andırır.MÜMTAZ karakteri TÜRKİYE'Yİ temsil eder.

    NURAN ise özlemleri ile sorumlulukları arasında kalmıştır,,bir yanda yaşamak,eğlenmek,aşkı yaşamak ister,diğer yandan ise toplum ne der baskısı , kendi çocuğuna olan sorumluluğu onu zincire vurur.Bir yandan İÇİNDEKİ ÇOCUK(kendi hayatını yaşamak isteyen ) diğer yandan ise İÇİNDEKİ EBEVEYN(Sorumluluk,vazifeler...) arasında kalır.NURAN hepimizi temsil eder:İÇ BENLİĞİNİ DENGESİZ: YAPMAK İSTEDİKLERİ İLE YAPMAK ZORUNDA KALDIKLARI ARASINDA BOCALAMIŞ bir karakterdir.

    İHSAN ise Doğu'dur,toplumcudur,milliyetçidir,Doğu müziği hayranıdır,Doğu'ya içten bağlıdır. SUAT'IN tam zıddıdır. Doğu'yu temsil eder.

    Birçok yerde SUAT karakterinin zıddı MÜMTAZ olduğu iddia edilmiş.Buna katılmıyorum,MÜMTAZ (Doğu-Batı ) (Duygu-Mantık ) arasında bocalayan bir karakterdir.Bana göre SUAT'IN tam zıddı İHSAN'DIR.İhsan romanda fazla detaylı irdelenmez ama onun SUAT'ın zıddı olduğuna dair çok fazla ipucu var:İhsan,Suat'tan nefret ederdi birbirlerini hiç sevmezlerdi,fikirleri birbirine zıddı gibi.

    MÜMTAZ tutunamamıştır,tıpkı SELİM IŞIK,TURGUT ÖZBEN(TUTUNAMAYANLAR),HİKMET (TEHLİKELİ OYUNLAR) gibi,aynı zamanda onda oblomovluk gözlenir aynen ÖMER(İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN) gibi.

    Müziği,resmi,rüyaları ve nesneleri de romanının içine metafiziksel açıdan katan yazar çok kıymetli bir hazineyi bize miras bırakmıştır.

    HUZUR romanının dili ağırdır,okunması güçtür ama onun derinliğini fark ederseniz ona hayran olursunuz !
  • 302 syf.
    ·8/10
    Tanpınar'ın ömrü yetmediği için tamamlayamadığı kitabıdır Aydaki Kadın. Öğrencisinin bir araya getirdiği bu kitabı bitirdiğimde öyle yarım kalmış izlenimi bırakmadı bende. Tanpınar'ın günlüklerinden yarım kalan hikâyenin nasıl devam edeceği ve tamamlanacağı hakkında bilgi sahibiyiz ama keşke tamamlayabilseydi diyor insan bitirdikten sonra. Tanpınar gibi titiz bir yazarın bu romanı bir türlü ilerletemediğini, üzerinde daha fazla çalışma isteği nedeniyle bazı yerlerin bir türlü içine sinmediğini günlüklerinden öğreniyoruz. Bu nedenle okuması aradaki kopukluklardan dolayı zor. Ama yine de iyi ki Güler Güven bu kitabı hazırlamış.
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü
    Aydaki Kadın
    Huzur
    Beş Şehir
    Sahnenin Dışındakiler
    Mızraklar, Mızraklar Tüfekler, Tüfekler
    Bir Kardeş Cinayeti
    Tembellik Hakkı
    Psikoterapist ve Mitlere Yolculuk
    Ölümlü Nesneler
    Dörtlerin İşareti
    Kıskançlık
    Dubrovski
    Odamda Yolculuk
    Çavdar Tarlasında Çocuklar
    Sırça Fanus
    Anayurt Oteli
    Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
    Hep Bir Şeyi Unutmuş Gibi
    Yalnızlık Bir Uçurumdur
    Bütün Mutluluklar Birbirine Benzer
    Lüzumsuz Adam
    Muhteşem Gatsby
    Uçurtma Mevsimi
    Arafat’ta Bir Çocuk
    Beyaz Geceler
    Silahlara Veda
    Sofie'nin Dünyası
    Kendine Ait Bir Oda
    Kederli İpek
    Üvercinka
    İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
    Örümcek Ağı
    Savoy Otel
    Zorba
    Limon Ağacı
    Lal Masallar
    Muhteşem Gatsby
    Bazı Kadınlar
    Koşmasaydım Yazamazdım
    Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında
    Kağıt Ev
    Cahil Hoca
    Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
    Mutlu Olma İhtimalimiz
    Yaşlanmayan Yaşlılar
    Gölgene Sahip Çık
    Şiir Terapi - Teori ve Pratik
    Psikanaliz ve Psikanalitik Terapiler
    Yarının İnsanı
    Özgürlük ve Kader
    Kendini Arayan İnsan
    İlginç Psikiyatrik Sendromlar
    İnsanın Anlam Arayışı
    Öteki Peygamberler
    Sevgili Hayat
    Erken Trenlerde
    İvan İlyiç’in Ölümü
    Yanılsamalar Kitabı
    Sputnik Sevgilim
    Kardeşimin Hikayesi
    Tespih Ağacının Gölgesinde
    Karamazov Kardeşler
    Küçük Kara Balık
    Gurur ve Önyargı
  • 304 syf.
    ·Puan vermedi
    Tanpınar Hayranı fantastik edebiyatın kadın yaratıcısı Nazlı Eray... Tanpınarın yaşamına siz de gireceksiniz. Narmanlı Yurdunda Tanpınarın çalışma odasına girerken ben de oradayım diye hissettim. Husursuzluğun adamı Tanpınarın yaşamı fantastik kadın Nazlı Eray tarafından verilmiş.
  • Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim.