İnsanın kendiyle baş başa kalmaya, içe doğru derinleşmeye, yaşamı telaşsız gözlerle seyretmeye, duygusal bir dinginlik içinde kahve yudumlamaya ihtiyacı vardır... Bu lüks değil, ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç giderilmediğinde kişi gergin ve huzursuzdur.
Şunu iyi bil ki; eğer gönlün, sırlarına mezar olursa muradın çabucak hasıl olur. Hz. Peygamber buyurmuştur ki; her kim, sırrını gizlerse muradına çabuk erişir.
Bir kimsenin ayağına diken batınca, ayağını dizinin üstüne kor. Önce iğne ucu ile dikenin başını arar, bulamazsa, diken batan yeri tükürüğüyle ıslatır. Ayağa batan diken böyle güç bulunursa, gönüle batan diken nasıl bulunur? Eğer gönüllere batan dikenleri herkes görebilseydi, insanlara gamlar, kederler gelebilir mi idi?