Necip Fazıl ve Nükteler XX

Bizzat şahit olmadığım, ama, sevgili Üstadımdan, Yerebatan Caddesi ile Alayköşkü Caddesi’nin kesiştiği köşede, şimdi yerinde bir işhanının yükseldiği iki katlı küçük binanın, birinci katındaki Büyük Doğu idarehanesinde dinlediğim bir anıyı nakledeceğim.

Bir yandan, aylık, BD-RAPOR kitapçıklarını “Necip Fazıl ve Dostları” imzasıyla yayına hazırlarken, bir yandan Büyük Doğu’nun günlük gazete olarak neşrinin altyapısı ile meşgulüz… Sanırım, “Aynadaki Yalan” isimli romanının ilk basımı için gelen dizgilerin tahsisi ile meşgulüz… Masasında oturuyor, ben masanın önündeyim… Masada dizili formalar… “Geçerken uğradım…” tarzında gelen ve Üstadımın sohbeti kısa keserek uğurladığı bir ziyaretçinin arkasından; gözlüklerinin üzerinden bana bakarak:

“-Yalçın…” dedi.
-Buyur Üstadım…
-Biliyor musun, bana, mesele denebilecek bir mesele ile gelecek insanların hasreti içindeyim… Ben geldim!.. Hoş geldin!.. O kadar… Bana bir meseleyle gel… Meselesi olan adam gelsin bana…
-…………….
-Bir gün, sabah erken saatlerde, evimin kapısı çalındı… Hayırdır inşallah…
Açtım… Karşımda bir adam…

-Selamünaleyküm… Aleykümselam… Ben falanca… Evet?.. Sizi görmeye geldim. Mesele neydi? Hiç… Sadece görmeye geldim. Sadece görmeye mi?.. Evet. (Yüzünü sağa dönerek sol profilden, sola dönerek sağ profilden ve sonra cepheden adama gösterişini tarif ederek) Gördün mü?.. Evet… Haydi uğurlar olsun!.. Bana, benim için değil, meselem için gelsin, gelecek olan!..

Sesi, bugün gibi kulaklarımda…
Ve, 18 yıldır, “mesele”sini soluyanlar hariç; bir sürü adam, her yıldönümü, “ömrünü verdiği mesele” yerine O’nu konuşuyor, O’nu anlatıyor, kendilerini pazarlıyorlar…
Mekanı cennet olsun.


Yalçın Turgut BALABAN

Uzun bir zaman önce elime geçen bir eser “ Çevre Bir Emanettir “ ve onunla karşılaşmam bir kitapçıda veyahut internette yapılan kitaplara dair bir araştırma neticesinde değil. Çalışmış olduğum kurumda formalite icabı konulan kütüphanenin bir köşesinde kırgın, tozlanmış bir eserdir. Vefanın ışığının dokunmadığı..
***
Kaliteli bir kağıt yapısına sahip olan ve her sayfasında, kitabımıza da konu yönünden ismini veren Osmanlı Dönemi'nin çevreyle ilgili yapılandırmalarından, düzenlemelerinden kısaca toplumundan bahseden bu kitabımız renk ve motif olarak minyatür sanatını da eksik etmemiş. Konuyla bağlantılı ve ufku açan, her an yeniden hayran bırakan ve yeniliği gül gibi yeniden açtıran bir doku ve dokunuş bırakmış.. Benim için biraz zorlu bir inceleme oldu diyebilirim zira okuyup geçme yahut belirli alıntılarla anlatıp bitiredebilirdim.. Zorlu oluşu ise kitabın emanet oluşundaki hassasiyeti, kalın ve kırılgan bir yapıda oluşudur. Bu durum ki bana onun nüshalarını çoğaltma ve paylaşma imkanı vermedi.. İsterdim ki Osmanlıca olan o belgeleri incelememde de mevcut olan diğer içerikler gibi paylaşabileyim.. Ve beni bir kitabı okuyup,öğrenmekten ayrı bu konuda teselli eden, yazdıklarım ve bu konuyla ilgili bir araştırma yapan herhangi bir arkadaşımıza fikren, ufacık da olsa yardımcı olabilmektir.. Öğrenmek,o en güçlü amaç ve paydamız olan..

Kitabımız 8 bölümden oluşmakta ve Çevre Temizliğinden tutun da - Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık ve Kuraklık Tedbirleri, - Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler, - Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji, - Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler, - Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması, -Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi ve - Görüntü Kirliliği konularına değinmektedir.

Kitaba dair bahsettiğim üzere, renk ve can veren konulardan biri olan Minyatür Sanatının örneklerinin verildiği incelememde ağırlık ve genel olarak Matrakçı Nasuh’un eserlerinin büyük bir kısmına değindim. Ayrıca görmenizi istediğim özellikle iki eser vardı ki: Bahçe Köşkü - Nevai Hamsesi ve Levni - Şeker Bahçeleri’dir. Renkler, o uyum, o ruh, tarih ve sanat yapısı..
Görünenin ve aslın ardında ne gördüler ki bu kadar güzel nakşedebildiler dememek elde değil..

Umarım gerek kitap olduğu kadar örnek verilen bu eserler de karşınıza çıkar..
Uzun bir inceleme, uzun bir zaman.. ama bilgi, hayatın ışığı.. O sonsuzluktan.

Okumanızı ister, vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.


“Çevre Bir Emanettir” ;

Aldığımız nefesin, baktığımız gökyüzünün, uzanıp da dinlendiğimiz bir ağacın ve eteklerinin.. Isındığımız güneşin.. her bir parçasıyla ellerimizde olan bir ışık gibi, bir meşale gibi üstünde ismimiz yazılan çevremiz...


*Not: İncelemede bulunan kısaltmalar son sayfada açıklanmıştır.


1. Çevre Temizliği

BOA, A. MKT.NZD, 14/31
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) temizlik işlerine gereken önemin verilmesi ve dikkat etmeyenlerin cezalandırılacakları hususunda halkın uyarılmasına dair Sadaret’ten Zaptiye Müşiri’ne gönderilen yazı ve eki.

BOA, A. MKT.MVL, 46/89
30 Ekim 1851
Trablus Kalesi içerisindeki evlerden çıkan süprüntülerin toplatılması ve masraflarının halktan gelir durumu esas alınarak farklı miktarlarda toplanması konusunda Sadaretten Trablus Valiliği’ne gönderilen yazı. Yazıda, kale içerisindeki evlerin çöplerinin sokaklarda biriktirildiği, bunun ise halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edilmektedir.

BOA, A,MKT.NZD, 96/77
26 Ekim 1853
Halkın verdiği dilekçe üzerine,Beşiktaş’ın Maçka mahallesinde lağımları olmayan evlere lağım inşa edilmesi için keşif yapılarak, durumun araştırılması hakkında Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ne gönderilen Sadaret yazısı.

BOA, A. MKT.MVL, 77/72
22 Ocak 1856
Haliç’in temizlenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması için Sadaret’ten Donanma Komutanı’na gönderilen yazı. Yazıda;
Limanların temiz tutulmasının nafia işlerinin temellerinden olduğu,
Fatih Sultan Mehmet Han zamanında Eyüp,Sütlüce,Kağıthane,Alibeyköy’den çamur ve toprakların Haliç’e akmaması için burada ziraat yapılmaması hakkında bir nizamnamenin mevcut olduğu,
Daha sonraki zamanlarda da bu nizamnameye uyulduğu ve hatta bu araziye ayrık otu diktirildiği,
Son zamanlarda ise arazide ziraat yapılmaya başlandığı ve yağmur yağdıkça toprak ve çamurun Haliç’e akmaya başladığı,
Ayrıca bazı gemilerin de kanuna aykırı olarak saflarını limana boşalttıkları,
Bir müddet daha böyle devam edilirse,yeryüzünde emsaline az rastlanır güzellikte bulunan bu doğal limanın çok daha kötü bir duruma geleceği ve devletin şanına uymayacağı anlatılmaktadır.

BOA, A.MKT.NZD, 185/96
29 Mayıs 1856
Sokakların temiz tutulması ve dükkanların önünde hayvan kesilmemesine dair Sadaret’ten Şehremaneti’ne gönderilen yazı. Yazıda ayrıca; Sokak temizliğinin belediyenin yapması gereken en temel işlerden biri olduğu ve çöplerin nakli içi gerekli paranın halktan toplanarak karşılanması gerektiği bildirilmektedir.

İstanbul – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/5G151d

BOA, A.MKT.MVL, 82/51
Beyoğlu caddesinin geceleri ışıklandırılması ve gündüz temizliği için yapılacak harcamaların adaletli bir şekilde cadde civarındaki dükkan ve evlerden alınmasına dair hazırlanan rapor.

BOA, A. MKT. UM, 574/65
25 Haziran 1862
Yozgat kasabasında lağımların yer altına aldırıldığı,kaldırım inşa edilip, bozuk olanlarının tamir edildiği,binaların kurallara uygun olarak inşa edildiği ve bu durumdan halkın son derece memnun olduğuna dair Ankara Mutasarrıfı Mehmet Nureddin Bey tarafından Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, İ.DH, 79979
16 Aralık 1886
Marmara Denizi sahillerinde bulunan ev ve sokakların biriktirdikleri çöpleri deniz kenarlarına bırakmalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dair kaleme alınan padişah emri.

BOA, DH. MKT, 1746/49
21 Temmuz 1890
Usulüne uygun olmayıp, halkın sağlığını tehdit eden mezbahaların araştırılıp muayene edilerek, açılmamak üzere kapattırılmasına dair Tıbbiye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazı Galata tüccarlarından Kigork Samancıyan tarafından verilen dilekçe üzerine kaleme alınmış olup ayrıca, Tophane’de Sirkeci iskelesinde hıfzısıhha kaidelerine uygun şekilde inşa edilen mezbahanın emsallerinden üstün özelliklere sahip olduğu ve diğer mezbahalardan usulüne uygun olmayıp,halkın sağlığını tehdit edenlerin kapattırılmış oldukları halde yeniden açıldıkları bilgileri de mevcuttur.

Eskişehir- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBzm

BOA, İ.MMS,5261
1 Ağustos 1891
Halep şehrinde temizlik işine önem verilmediğinden ortaya çıkan kolera hastalığının bertaraf edilebilmesi için şehrin her tarafında açıktan akan pis suların üzerlerinin belediye tarafından kapatılması ve gerekli paranın belediye gelirleri, toplanan bağışlar ve Halep vilayeti gelirlerinden karşılanması hakkında padişah emri. Emir Halep Valisinin şehrin durumunu anlatan telgrafı üzerine verilmiştir.

**

2. Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık Tedbirleri

BOA, A. AMD, 31/31
28 Haziran 1851
İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması amacıyla kuyular açılması ve su bentlerinin ıslah edilmesi konusunda gerekenlerin yapılmasına dair Sadaret Tezkiresi. Tezkirede ayrıca; İstanbul’da Avrupa’daki gibi artezyen kuyuların açılıp açılmayacağının tetkik ettirildiği, bu iş için Paris’ten Mühendis Degoza’nın getirtildiği, mühendisin kuyularla ilgili olumlu görüş bildirdiği anlatılmaktadır.

BOA, A. MKT.NZD, 40/94
12 Ağustos 1851
Sakaların çeşmelerden sadece gündüzleri alaturka saat dörde kadar (öğle) kırbalarla su alabilecekleri ve suları kesilen hamamların açtırılmayacağına dair saka ve hamamcılar kethüdasına uyarıda bulunulması hususunda Sadaret tezkiresi. Yazıda ayrıca; İstanbul’a akmakta olan tatlı suların kuraklık nedeniyle azaldığı, sakaların belirlenen saatten sonra çeşmeleri testi ve güğümlerini doldurmaları için halka bırakmaları gerektiği belirtilmiştir.

BOA, C. BLD, 1275
1859
Niğbolu kadısı tarafından gönderilen ve bölgede çekilen kıtlığı bildiren rapor. Raporda:
Yaşanmakta olan aşırı kuraklık nedeniyle, ekinlerin kavrulup,kıtlık ve pahalılığın son safhaya ulaştığı,
Un ve buğday yokluğundan dolayı tüm fırınların kapandığı,
Halkın günlük ihtiyaçlarını elde edebilmek için torbalarla dilenci gibi dolaştığı,
Sıkıntı içindeki halkın Tuna nehri kıyısında bulunan İzlaz’da gemilere yüklenen buğdaylara el koydukları,
Bu durumdaki halka müdahale edip, gemileri kurtarmaya çalışmanın büyük kargaşaya yol açacağı ifade edilmektedir.

Erzincan – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/By5lPL

BOA, A. MKT.NZD, 382/28
30 Kasım 1861
Su Nezaretince tanzim edien ve Beşiktaş, Tophane ve Dersaadet’e su sağlayan bentlerdeki suyun miktarını gösteren pusula.

BOA, İ.MVL,24568
7 Şubat 1866
Bosna ve Hersek halkının ihtiyacı olan zahirenin Mostarlı Tüccar Ofliş tarafından ithal edilmesi ve zahirenin Gayla ve Çarine gümrüklerinde geçici bir süre için vergiden muaf tutulması hususunda Padişah emri. Emir;
Bosna ve civarında kuraklık dolayısıyla istenilen miktarda ürün elde edilememesi,
Hersek tarafında ise alınan ürünlerin ekilen tohumu bile karşılamayacak bir seviyede olması,
Sıkıntıdan ötürü halkın göç etmeye başlaması üzerine alınmıştır.

BOA, DH.MKT, 1411/78
11 Nisan 1887
Uzun süredir devam eden ve ekinler ile hayvanları telef edecek dereceye varan Biga Sancağı ve Balıkesir çevresindeki kuraklığın sona erdiği ve yağmurların başladığına dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen tezkire.

BOA, Y.PRK.KOM, 5/139
21 Kasım 1887
Konya ve çevresinde yağmaya başlayan yağmurlar sebebiyle bir önceki seneden toprak altında kalmış olan binlerce dönüm arazideki tohumların yeşermeye başladığına dair Konya valiliği tarafından gönderilen telgrafın padişaha takdimi.

BOA,DH.MKT, 1468/62
6 Aralık 1887
İstanbul’da bulunan bentler ve su yollarının imar,ıslah ve muhafazası için kurulan komisyonun çalışmalarının, Şehremaneti tarafından denetlenerek, takip edilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Şehremaneti’ne gönderilen yazı.

Adana –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv6MJ

BOA, A. MKT.MHM, 594/36_7,8,10
19 Ocak 1895
Yerebatan Mahallesi ahalisinin suya olan ihtiyacının karşılanması için mahallede uygun yerlere çeşmeler inşa edilmesi gerektiğine dair Şehremaneti’nden Sadaret’e gönderilen yazı. Ekinde örnek çeşme çizimi ve Yerebatan suyundan istifade eden evlerin miktarlarıyla sahiplerinin isimlerine ait liste mevcuttur.

Topkapı Sarayı ve Su Yolları Haritası
https://hizliresim.com/0GoORV


BOA, Y.PRK.UM 53/39
1 Mart 1901
Bir aydan beri yağmur yağmaması sebebiyle yağmur duasına çıkıldığına ve duadan sonra yağmur yağmaya başladığına dair Beyrut Valiliği tarafından Mâbeyn-i Hümâyun’a gönderilen telgraf.

BOA,DH.MKT, 945/81
23 Eylül 1905
Büyük bir şehir olan ve önemli bir mevkide bulunan Musul’da halkın yarısından fazlasının içmekte olduğu suyu kirleten mezbaha ve dericilerin şehir dışına taşınmaları için alınan Şura-yı Devlet kararının yerine getirilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Musul Vilayeti’ne gönderilen yazı.

Sivas – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/mJWvRy

**

3. Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler

BOA, C. BLD, 1018
6 Aralık 1722
Sadabat’ın güzelleştirilmesi için civar kazalardan karaağaç,dişbudak ve ıhlamur ağaçları tedarik edilerek, dal,yaprak ve köklerine zarar verilmeden getirtilmesi hakkında kazalara gönderilen hüküm. Hükümde ayrıca ağaçların aynı boyda olanlarının ve en seçkinlerinin gönderilmesine de dikkat edilmesi istenmektedir.

Bitlis – Matrkçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBJX

BOA,A.MKT.NZD,117/17
1853
Trabzon, Kastamonu,Alaiye,Edirnekapı,Samako,İşkodra,Bosna,Yenişehir ve Selanik’de mevcut olup tersane için kullanılmayan ormanlardaki ağaç cinslerini gösterir defter. Defterde, ormanların yer aldığı dağların isimleri ve her ormanda meşe,çam,köknar, sarı çam,gürgen,kara ağaç cinslerinden hangisinin bulunduğu ayrıntılı olarak yer almaktadır.

BOA, A. AMD, 78/28
1856
Osmanlı ülkesi içerisinde bulunan ormanların yeni bir düzenlemeye tabi tutulması için Fransa’dan ormanlar hakkında yeterli bilgiye sahip iki kişinin seçilerek gönderilmesi hakkında Sadaret yazısı. Yazıda ayrıca orman ve korulara korucu tayin edilmesi, korucuların orman gelirlerini kanuna uygun bir şekilde toplamaları ve ormanlar için ayrıca memur yetiştirilmesi gerektiği de ifade edilmektedir.

BOA, A.MKT.MHM,211/4
1 Mart 1861
Selanik’de bulunan ormanların korunması ve idaresi hakkında yeni bir düzenlemeye gidilerek, gerekli tedbirlerin alınmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, A. DVN. MHM, 33/99
5 Eylül 1861
Orman Mektebi öğrencilerinden Osman’a, orman yetiştirilmesi ve idaresi hakkındaki Fransızca ders notlarını Türkçe’ye çevirmesinden dolayı beşinci rütbeden Mecidi nişanı verilmesi hakkında berat.

BOA, C.İKTS,1367
28 Mayıs 1867
Devlete ait ormanlardan ister Osmanlı tebeası olsun ister yabancı kökenli olsun hiçkimsenin izinsiz olarak bir dal dahi kesemeyeceği ve şahıslara ait olan ormanlardan, sahibinin izni dahilinde kesilen ağaçlardan vergi alınmasının ticaret anlaşması hükümlerine uygun olduğu hakkında kaleme alınan yazı.

- İki bölüm ve dört kısımdan oluşan orman nizamnamesi ve Nizamnamenin açıklanan bazı maddeleri,
- On üç maddeden oluşan Orman Mektebi Nizamnamesi.

Erzurum Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/vJvM9r


BOA, İ.DH,91566
11 Mart 1890
Çam ağaçlarının kabuklarının soyulmasının önüne geçilmesi konusunda padişah emri. Bu emir: Çam ağaçlarının kabuklarının soyulup palamut yerine kullanılmak üzere yurt dışına satıldığını bildiren Hacı Manuk Serkizyan’ın Nazilli’den çektiği telgraf üzerine alınmıştır. Emirde ayrıca bu durumun gerek ormanlara gerek palamutlara olan ilgiyi arttıracağı,bir ağacın kabuğunun soyulmasının onun kurumasına sebep olacağı,çam ağacının da diğer ağaçlardan daha nazik olduğu,kabuğu soyulur soyulmaz kuruyacağı, bunun ise memleketin servetine zarar vereceği ifade edilmektedir.
Mersin ve Antalya ormanlarının ne şekilde tahrip edildiğine dair Antalya tahkikat memuru tarafından hazırlanan rapor.

BOA, DH. İD, 105- 2/49
14 Aralık 1913
Biga’da mevcut ormanların durumu ve muhafazası için Çanakkale Orman Müdürü tarafından hazırlanıp Mülkiye Müfettişlerinden Hamid Bey’e gönderilen rapor. Raporda:
Biga’da bulunan ormanların büyüklüğünden dolayı,korumakla görevli muhafızların miktarının arttırılması gerektiği,
169 hektar olan ormanların muhafazasında sadece 8 bekçibaşı ve 38 bekçinin görevlendirildiği,
Ormanları korumakla görevli bekçilerin maaşlarının oldukça düşük olduğu,
Doğal bir zenginlik olan ormanların muhafazası ve çoğaltılması her ferdin görevi olması gerektiği halde gerek halkın gerek üst düzey yöneticilerin bu konuya yeterince önem vermedikleri,
Ormanları korumakla görevli bekçi ve korucuların yaptıkları işin önemini idrak edecek kişiler olmadığı,
Ormanlar için ehliyetli ve kabiliyetli kişilerin görevlendirilmesi gerekirken,maaşlarının düşük tutulması sebebiyle bu göreve rağbet edilmediği,
Koruma işi halledilmeden ormanların ıslah edilemeyeceği,
Halbuki ülkenin her yerinde bulunan ormanların günden güne mahvolduğu,
Bu konuda acilen tedbir alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Diyarbakır – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/YO7zYA

**

4. Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji

BOA, A.MKT.MVL, 65/29
24 Ağustos 1853
Kuleli hastahanesi civarında bulunan kireç fabrikalarında kullanılan maden kömürü hava kirliliğine sebep olduğundan bu fırın ve Beylerbeyi,Çubuklu ve Boğaziçi’nin diğer yerlerinde bulunan kireç fırınlarında kömür yakılmasının yasaklanmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nazırı ve Seraskere gönderilen yazı. Yazıda kireç fırınlarında kömür yerine eskiden olduğu gibi çalı yaktırılması önerilmektedir.

BOA, A.MKT.NZD, 285/37
9 Temmuz 1859
Şehir içerisinde Galata’da kurulmak istenen vapur değirmeni fabrikasının inşasına halkın fabrika dumanına maruz kalmaması için izin verilmeyeceğine dair Sadaret’in yazısı.

BOA, İ.DH, 40243
13 Temmuz 1868
Hava değişimlerini ve rüzgarın yönü ile kuvvetini ölçmek amacıyla İstanbul’da bir rasathane kurulması ve yapılan ölçümlerin diğer merkezlere iletilmesi için Karadeniz ve Bahr-ı Sefid sahillerinde gerekli yerlere yapılacak telgraf hatlarının bir an önce tamamlanması hakkında padişah emri. Bu emir bir dilekçe üzerine alınmıştır. Dilekçede: Avrupa’nın her tarafında telgraf hatları kurulduktan sonra rasathaneler yapılıp hava ve rüzgar değişimlerinin ölçülmeye başladığı, ölçümlere ait bilgilerin telgraf memurları aracılığıyla diğer rasathanelere bildirildiği,bu sebeple İstanbul’da da bir rasathane’nin kurulmasının gerektiği, buna mukabil bütün Avrupa’nın hava durumuna ait bilgi edinmenin mümkün olacağı, gemi kaptanlarının limanlardan çıkmadan önce İstanbul rasathanesinin günlüğüne müraacat edip hareketlerini buna göre tayin edebilecekleri, yolculukları sırasında fırtına olduğunda gemilerin yakın limanlara bir an önce girmesi için fener kulelerine işaretler konulacağı, bu sayede deniz yolculuk ve taşımacılığının emniyetinin sağlanacağı,hava ve rüzgar ölçümlerinin ziraate de faydası olacağı gibi açıklamalar mevcuttur.

Halep – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/bLdnGm


BOA, A.MKT.MHM, 423/85
15 Ekim 1868
Fransalı bir mucit tarafından icat edilen ve vapur ocaklarından çıkan dumanı yok etmeye yarayan aletin faydalı olduğunu tespit edildiği takdirde, İstanbul’daki fabrikalar, vapur değirmenleri ve vapurlarda kullanılabileceğinin Bahriye, Ticaret ve Nafia Nezaretlerine tebliğ edilmesine dair Sadaret’in yazısı. Yazıda ayrıca:
Bu aletin öncelikle padişah ve tersane vapurlarına takılıp tecrübe edileceği,
Faydası görülürse, Fevaid-i Osmaniye ve Şirket-i Hayriye vapurlarına da takılmasının iyi olacağı,
Ancak tecrübe edilmeden yüklü miktarda alet getirmenin doğru olmayacağı,
Bu sebeple öncelikle az miktarda getirtilip faydası görülür ise alımın arttırılmasının daha uygun olacağı ifade edilmektedir.

BOA, HR.TO, 451/83
26 Haziran 1869
Rasathanelerin mevcut durumu hakkında bilgi vermek amacıyla Rasathane Müdürlüğü tarafından hazırlanıp Sadaret’e gönderilen yazı. Yazıda Rasathane ile ilgili olarak:
Kısa bir süre içerisinde çeşitli yerlerde birçok açarak genişleyen Rasathane’nin Avrupa’daki rasathaneler arasında önemli bir yer tuttuğu,
Bu sebeple Avrupa’nın büyük rasathanelerinin Osmanlı rasathanesi ile irtibat kurmaya çalıştıkları,
Paris, Berlin ve Petersburg Rasathanelerinin yanı sıra kısa bir süre sonra Bombay Rasathanesi ile de haberleşmeye geçileceği,
Ayrıca Roma,Viyana,İtalya ve Norveç Rasathaneleri ile de aylık haberleşmelerin devam ettiği,
Bu haberleşmeler ve diğer masraflar için her ay belli bir miktar tahsisat ayrılması gerektiği gibi bilgiler yer almaktadır.


BOA, Y.PRK.TKM, 1/12
3 Mart 1891
Göttingen’de Edevat-ı Alaim-i Ceviyye Fabrikatörü (Meteoroloji aletleri) Mösyö Vilhaim Lamberhat tarafından Padişah II. Abdülhamit için imal edilen hava ölçüm aletlerinin fotoğraf ve kullanımlarına ait açıklamaları içeren yazı.
Hava rutubeti ölçüm çizelgesi ve aletine ait fotoğraf
Havanın soğuk ve sıcaklığını ölçen aletin fotoğrafı
Polimetre adlı ve odalarda kullanılacak ölçüm aleti
Masa üzerinde kullanılabilecek rutubet ölçüm aleti

BOA, İ.HUS, 1313 M/41
14 Temmuz 1895
Bilgisini arttırmak için Paris Rasathane’sinde eğitim gören Said Bey’in eğitim süresinin uzatılarak masraflarının karşılanması hakkında padişah emri.

BOA, İ.ML, 1323 Za/29
21 Ocak 1906
Osmanlı ülkesinde kokularından faydalanmak için akasya,yasemin ağacı dikip, menekşe,melisa ve zambak çiçeklerini ekenlerin teşvik amacıyla on yıl süreyle vergiden muaf tutulmalarına dair padişah emri. Emrin ekinde, kokulu bitkilerin dikimini arttırmak gerektiğine dair Şura-yı Devlet Maliye Dairesi ve Meclis-i Vükela’nın mazbataları bulunmaktadır.

Bağdat –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/LOWBla


BOA, BEO, 338537
6 Mayıs 1918
Osmanlı Devleti’nde iklimler üzerinde araştırma yapmak üzere kurulan Tedkikat-ı İklimiye Teşkilatı ve Tedkikat-ı İklimiye Encümeni’nin uyması gereken kurallara ait 20 bölüm ve 139 maddeden oluşan talimatname.

**

5. Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler

BOA, A.DVNS. TANH.d. 6, 222-223
30 Ağustos 1872
Vapur ile yelkenli sandallar ile balık avlayanlara ve İstanbul balıkçı esnafına dair kararname sureti. Dört madde ve ek olarak hazırlanan bir fıkradan ibaret olan kararnamede şu konulara yer verilmiştir:
Gerek Osmanlı tabiyetinde gerekse ecnebi olsun Haliç,Darsaadet ve Boğaziçi’nde vapur ve yelkenli sandallarla avlanmak yasaktır.
Marmara Denizi ile İzmit Körfezi’nde balık avlamak serbesttir.
Gülhane önünde fener kulesinden Küçükçekmece’ye ve Harem İskelesi’nden Kartal’a kadar olan kıyılar yerli balıkçı esnafının ağ ve sepetlerle av yaptıkları yer olması dolayısıyla bu kıyılarda ağ atılmayacak ve sahilden iki mil açıkta avlanabileceklerdir.
Açıklarda ağ atıp seyyar şekilde avlandıklarında fırtına gibi mecburi durumlarda iki milden kıyıya doğru girmişler ise mesul tutulmayacaklardır.
Vapur ve yelkenli sandallar ile balık avlayanların ağ ve sepetlerinin gözleri İstanbul balıkçı esnafının kullanıldıkları ağların gözleri büyüklüğünde, yani Rüsumat Meclisi’nde karar verilip onaylanmış olarak bulunan ölçüde olacaktır.
Eğer bu ölçüden dar gözler kullanılırsa cezalandırılacaklardır.

BOA, DH.MKT,386/67
25 Temmuz 1895
Kuşların üreme zamanında avlanan Bakkal Tahir’in para cezasına çarptırıldığı, ancak fakirliğinden dolayı paranın ne şekilde tahsil edileceğinin bilinemediğine dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, DH.MKT, 2279/45
16 Kasım 1899
Midilli Adası ve diğer sahil bölgelerindeki balıkçıların avlanırken halkın sağlığına zarar verebilecek zehirli bitkileri kullanmamaları hakkında Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti ve Maliye Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, Y.PRK.ZB, 35/46
16 Aralık 1904
Matbu olarak hazırlanmış av tezkiresi örneği. Arka sayfasında avlanırken uyulması gereken kurallar yer almaktadır. Bu kurallardan bazıları şöyledir:
Devlete ait olan arazi, orman ve koruluklarda avlanmak isteyenlerin bu av tezkiresini alması zaruridir.
İzinsiz avcılık yapanların tüfeklerine el konulur.
Av tezkiresi bir senelik olup yapacak kişinin şahsı için düzenlenir.
Av tezkiresi verilen bölgenin hudutları içerisinde geçerlidir.
İki veya daha çok kişi tek av tezkiresi ile avcılık yapamaz.
Bıldırcın müstesna olmak üzere küçük kuşların avlanması kesinlikle yasaktır.
Avlanmanın yasak olduğu zamanlarda geceleri avlananların tüfeklerine ve köpeklerine el konup, para cezasına çarptırılırlar.

**

6. Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması

BOA, İ.HR,9297
18 Ağusos 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyete padişah tarafından yapılan bağıştan dolayı Londra sefirinin teşekkür mektubu ve yapılan 1000 Franklık bağışa ait makbuz.

BOA, İ.HR, 9319
28 Ekim 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyet tarafından padişaha gönderilen ve aylık olarak tutulan kayıtları içeren beş ciltlik kitaplar için Londra Sefiri Kostaki Efendi’ye teşekkür edilmesine dair padişah emri.

BOA, Y.PRK.SH, 2/12
27 Ağustos 1885
Kimyager Bevenko Vaski tarafından cins ve türünün tayini için kendisine gönderilen bitkinin isminin Romarinus olduğu, rayihalı bir bitki olduğu ve kolanya yapımında kullanılabileceğine dair Başttabip Mavroyani Bey’e gönderilen yazı. Yazıda ayrıca bitkinin midevi ,iştah açıcı olduğu ve Cezayir’de sünnet yaraları için de kullanıldığı bilgileri mevcuttur.

BOA, İ.MTZ.GR, 729
27 Ağustos 1888
Girid vilayetinde ağaçlara,bağlara ve fidanlara zarar verenler hakkında uygulanacak cezalara dair Şura-yı Devletce hazırlanıp Meclis-i Umumi tarafından da onaylanan mazbata.

BOA, DH.MKT, 1739/109
1 Temmuz 1890
Avusturya’ya götürülerek üretilmek istenen Tiftik Keçilerinin neslinin koruma altında tutulması emir gereği olduğundan ülke dışına çıkarılmalarına izin verilmemesine dair Dahiliye Nezareti’nden vilayetlere gönderilen yazı.

Asi Nehri Köprüsü - Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv7mq

BOA, DH.MKT,213/51
1 Mart 1894
Rodos Adası’nda tabii olarak yetişen ve halk tarafından odun ve kömür yapmak için kesilen harnub(keçiboynuzu) ve yabani armut ağaçlarının kesiminin yasaklanarak,aşılatılması hakkında Dahiliye Nezareti’nin yazısı.Yazıda ayrıca bu ağaçları aşılayarak ıslah eden kişilerin on sene müddetle vergiden muaf olacakları bildirilmektedir.

**

7. Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi

BOA, C.SIHHİYE, 274
7 Aralık 1835
Çanakkale’de oluşan bataklığın kurutulması için Boğaz Muhafızı Said Paşa’nın görevlendirildiğine ve keşfinin yapılmasına dair emir. Çanakkale Boğazı’nda Kala-i Sultaniye’de Kofalık tabir olunan bataklıkda biriken çamurlardan dolayı koku oluştuğu, kokunun bütün belediyeye yayıldığı, bölgede askeri bir birliğin olduğu ve askerlerin sıhhat bulup dinlenmesi için şartların düzeltilmesi gerektiği de emirde yer almaktadır.

BOA, DH.MKT, 1644/68
27 Temmuz 1889
Trabzonlu Tevfik Efendi’nin, Yomra nahiyesinde havayı kirleten göllerin temizliği için göstermiş olduğu gayretli çalışmalarından dolayı, rütbe ile taltif edilmesine dair Trabzon Vilayeti’nin talebi.

Tebriz – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/d7AQP4

BOA, DH.İD, 44-2/1
17 Mayıs 1911
Okaliptus ağacı yetiştirilmek üzere Van vilayeti Ziraat Memurluğu’na okaliptus tohumları gönderildiğine dair Orman ve Meadin ve Ziraat Nezareti’nden Dahiliye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazıda, Van Gölü’nün etrafında oluşan bataklıkların Malarya hastalığına sebep olduğu, bu durumun halkın sağlığını tehdit ettiği ve bataklıkların okaliptus ağacı dikilerek kurutulabileceğine dair Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umumiye Nezareti’nin görüşlerini içeren bir ek mevcuttur.

**

8. Görüntü Kirliliği

BOA, A.MKT.NZD, 196/1
30 Eylül 1856
Cadde ve sokaklarda bulunan kahve ve dükkanların önüne iskemle konulmaması hakkında Zabtiye müşirine gönderilen Sadaret tezkiresi.

BOA, A.MKT. NZD, 379/85
20 Aralık 1861
Galata köprüsü ve Beyoğlu civarında İslam milletinin şanına yakışmayacak şekilde giyinerek dilencilik yapanlara engel olunması hakkında Sadaret’in duyurusu.

BOA, A.MKT.MVL, 96/46
18 Şubat 1858
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) aşırı yağmur ve kardan dolayı zarar gören bina ve dükkan saçaklarının tamir edilmesi ve sularının sokaklara akıtılmasına engel olunmasına dair Sadaret’ten Şehremaneti, Ticaret Nezareti ve Zabtiye Müşirliğine gönderilen yazı ve nüshası.

BOA, DH.MKT, 1754/1
23 Ağustos 1890
Sokakların erken saatlerde süpürülüp, sulanması Sıhhiye Komisyonu kararlarından olduğu halde temizlik işinin geç saatlere bırakılması genel görünüşü bozan bir durum olduğundan bu hususta Şehremaneti’nin daha dikkatli olması konusunda Dahiliye Nezareti’nin kaleme aldığı yazı.

Konya- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/Ma3NV1


KISALTMALAR:

BOA: Başbakanlık Devlet Arşivleri
A.AMD: Bab-ı Asafi Amedi Kalemi
A.DVN.MHM: Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Mühimme Kalemi
A.DVNS.MHM.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defteri
A.DVNS.TANH.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Tanzimat-ı Hayriye Defteri
A.MKT: Bab-ı Asafi Mektubi Kalemi
A.MKT.MHM: Sadaret Mektubi Mühimme Kalemi Evrakı
A.MKT.MVL: Sadaret Mektubi Kalemi Meclis-i Vala Evrakı
A.MKT.NZD: Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı
A.MKT.UM : Sadaret Mektubi Kalemi Umum Vilayat Evrakı
BEO: Babıali Evrak Odası Evrakı
C.BLD: Cevdet Belediye
C.İKTS: Cevdet İktisat
C.ML: Cevdet Maliye
C.SH: Cevdet Sıhhiye
DH.EUM.THR: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Tahrirat Kalemi Evrakı
DH.EUM. 3.Şb: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Üçüncü Şube
DH.EUM. VRK: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Evrak Odası Kalemi Evrakı
DH.İD: Dahiliye Nezareti İdare Evrakı
DH.İ.UM: Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı
DH.MKT: Dahiliye Nezareti Mektubi Kal
DH.MUİ: Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı
DH.UMVM: Dahiliye Nezareti Umur-ı Mahalliye ve Vilayat Müdüriyeti Evrakı
HAT: Hatt-ı Hümayun
HH.d: Hazine-i Hassa Defter
HR.TO: Hariciye Nezareti Tercüme Odası Evrakı
İ.DH: İrade Dahiliye
İ.HR: İrade Hariciye
İ.HUS: İrade Hususi
İ.ML: İrade Maliye
İ.MMS: İrade Meclis-i Mahsus
İ.MTZ.GR: İrade Eyalet-i Mümtaze Girid
İ.MVL: İrade Meclis-i Vala
İ.ŞD: İrade Şura-yı Devlet
MV: Meclis-i Vükela Mazbataları
PLK.p: Plan-Proje
ŞD.NF: Şura-yı Devlet Nafia
Y.MTV: Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı
Y.PRK.AZJ: Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal Jurnal
Y.PRK.KOM: Yıldız Perakende Evrakı Komisyonlar Maruzatı
Y.PRK.MF: Yıldız Perakende Evrakı Maarif Nezareti
Y.PRK.SGE: Yıldız Perakende Evrakı Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Maruzatı
Y.PRK.SH: Yıldız Perakende Evrakı Sıhhiye Nezareti Maruzatı
Y.PRK.ŞH: Yıldız Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı
Y.PRK.TKM: Yıldız Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği
Y.PRK.UM: Yıldız Perakende Evrakı Umumi
Y.PRK.ZB: Yıldız Perakende Evrakı Zabtiye Nezareti Maruzatı
ZB: Zabtiye Nezareti Evrakı

(6284) AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN
20 Mart 2012 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 28239

KANUN
AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN
ÖNLENMESİNE DAİR KANUN
Kanun No. 6284 Kabul Tarihi: 8/3/2012
BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar

Amaç, kapsam ve temel ilkeler

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.

ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunda yer alan;

a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,

b) Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,

c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimini,

ç) Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,

f) Şiddet önleme ve izleme merkezleri: Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,

g) Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,

ğ) Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İlişkin Hükümler

Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 3 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:

a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.

c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.

ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) İşyerinin değiştirilmesi.

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları

MADDE 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.

(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler

MADDE 6 – (1) Kişinin silah bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının suç oluşturması dolayısıyla ya da fiilinin başka bir suç oluşturması nedeniyle;

a) Soruşturma ve kovuşturma evresinde koruma tedbirlerine veya denetimli serbestlik tedbirlerine,

b) Mahkûmiyet hâlinde ceza veya güvenlik tedbirlerinin infazına ve bu çerçevede uygulanabilecek olan denetimli serbestlik tedbirlerine,

ilişkin kanun hükümleri saklıdır.

İhbar

MADDE 7 – (1) Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.

Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik

MADDE 8 – (1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.

(2) Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.

(3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.

(4) Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir.

(5) Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.

(6) Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(7) Talep hâlinde ilgililere kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle teslimi sağlanır.

İtiraz

MADDE 9 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.

(2) Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.

(3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Tedbir kararlarının bildirimi ve uygulanması

MADDE 10 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.

(2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir.

(3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.

(4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır.

(5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.

(6) Hakkında barınma yeri sağlanmasına karar verilen kişiler, Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlere yerleştirilir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı hâllerde korunan kişiler; mülkî amirin, acele hâllerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarak barındırılabilir.

(7) İşyerinin değiştirilmesi yönündeki tedbir kararı, kişinin tabi olduğu ilgili mevzuat hükümlerine göre yetkili merci veya kişi tarafından yerine getirilir.

Kolluk görevleri

MADDE 11 – (1) Kolluk görevleri, kolluğun merkez ve taşra teşkilâtında bu Kanunda belirtilen hizmetlerle ilgili olarak, çocuk ve kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim almış ve ilgili kolluk birimlerince belirlenmiş olan yeteri kadar personel tarafından yerine getirilir.

Teknik yöntemlerle takip

MADDE 12 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.

(2) Teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Tedbir kararlarına aykırılık

MADDE 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Merkezlerin Kurulması, Destek Hizmetleri ve

Kurumlararası Koordinasyon

Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulması

MADDE 14 – (1) Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.

(2) Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.

Destek hizmetleri

MADDE 15 – (1) Bu Kanun kapsamında şiddetin önlenmesi ve verilen tedbir kararlarının etkin olarak uygulanmasının izlenmesi bakımından şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak.

b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adlî yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek.

c) Gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına ve uygulanmasına yönelik başvurularda bulunmak.

ç) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılmasına yönelik bireysel ve toplumsal ölçekte programlar hazırlamak ve uygulamak.

d) Bakanlık bünyesinde kurulan çağrı merkezinin bu Kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak.

e) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak.

(2) Korunan kişilerle ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Kişiye hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak.

b) Verilen tedbir kararıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesine yönelik önerilerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

c) Tedbir kararlarının uygulanmasının sonuçlarını ve kişiler üzerindeki etkilerini izlemek.

ç) Psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde yardım ve danışmanlık yapmak.

d) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

e) İlgili merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.

f) 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda gerekli rehberliği yapmak.

(3) Şiddet uygulayanla ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:

a) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.

b) İlgili makam veya merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.

c) Teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere kişinin;

1) Öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına,

2) Alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına,

3) Meslek edindirme kurslarına katılmasına,

yönelik faaliyetlerde bulunmak.

(4) Şiddet mağduru ile şiddet uygulayana yönelik hizmetler, zorunlu hâller dışında farklı birimlerde sunulur.

Kurumlararası koordinasyon ve eğitim

MADDE 16 – (1) Bu Kanun hükümlerinin yerine getirilmesinde kurumlararası koordinasyon Bakanlık tarafından gerçekleştirilir.

(2) Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak kendi görev alanına giren konularda işbirliği ve yardımda bulunmak ve alınan tedbir kararlarını ivedilikle yerine getirmekle yükümlüdür. Gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanun kapsamında Bakanlık çalışmalarını desteklemek ve ortak çalışmalar yapmak üzere teşvik edilir.

(3) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika kadınların çalışma yaşamına katılımı, özellikle kadın ve çocukla ilgili olmak üzere şiddetle mücadele mekanizmaları ve benzeri politikalar konusunda Bakanlık tarafından hazırlanan ya da hazırlattırılan bilgilendirme materyallerini yayınlamak zorundadır. Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17.00-22.00 saatleri arasında olmak üzere 08.00-22.00 saatleri arasında yapılır ve yayınların kopyaları her ay düzenli olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna teslim edilir. Bu saatler dışında yapılan yayınlar aylık doksan dakikalık süreye dâhil edilmez. Bu süreler Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenir. Televizyon kuruluşları ve radyolarda yayınlanacak bilgilendirme materyalleri, Bakanlık birimleri tarafından üniversiteler, ilgili meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak hazırlanır.

(4) Bu Kanunda öngörülen görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu kurum ve kuruluşlarının personeli Bakanlık görevlilerine yardımcı olurlar.

(5) Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, personel ve üyelerinin bu Kanunun etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Bakanlığın hazırlayıp koordine edeceği, kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim programlarına katılmasını sağlar.

(6) İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Mali Hükümler

Geçici maddi yardım yapılması

MADDE 17 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi hâlinde, onaltı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılır. Korunan kişinin birden fazla olması hâlinde, ilave her bir kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır. Ancak, ödenecek tutar hiçbir şekilde belirlenen günlük ödeme tutarının bir buçuk katını geçemez. Korunan kişilere barınma yeri sağlanması hâlinde bu fıkrada belirlenen tutarlar yüzde elli oranında azaltılarak uygulanır.

(2) Bu ödemeler, Bakanlık bütçesine, geçici maddi yardımlar için konulan ödenekten karşılanır. Yapılan ödemeler, şiddet uygulayandan tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilemeyenler 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilir.

(3) Korunan kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun tespiti hâlinde yapılan yardımlar, bu kişiden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Nafaka

MADDE 18 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi hâlinde, kararın bir örneği, resen nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne gönderilir.

(2) Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka, ilgilinin aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. İcra müdürlüklerinin nafakanın tahsili işlemlerine ilişkin posta giderleri Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden karşılanır.

Sağlık giderleri

MADDE 19 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası prim borcu sebebiyle fiilen genel sağlık sigortasından yararlanamayan ya da diğer mevzuat hükümleri gereğince tedavi yardımından yararlanma hakkı bulunmayanlar; bu hâllerin devamı süresince, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında, gelir testine tabi tutulmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılır.

(2) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişinin aynı zamanda rehabilitasyonunun veya tedavi edilmesinin gerekli olduğuna karar verilmesi hâlinde, genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmayan rehabilitasyon hizmetlerine yönelik giderler ile rehabilitasyon hizmetleri kapsamında verilmesi gereken diğer sağlık hizmetlerinin giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerinden karşılanır.

Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma

MADDE 20 – (1) Bu Kanun kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama giderleri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz. Bu Kanunun 17 nci maddesi uyarınca yapılan ödemeler gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisinden, bu ödemeler için düzenlenen kâğıtlar ise damga vergisinden müstesnadır.

(2) Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Kadrolar

MADDE 21 – (1) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

Yönetmelik

MADDE 22 – (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar altı ay içinde, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir.

Yürürlükten kaldırılan hükümler ve atıflar

MADDE 23 – (1) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Mevzuatta 4320 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 4320 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen kararların uygulanmasına devam olunur.

Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin faaliyete geçmesi

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun 14 üncü maddesinde kurulması öngörülen şiddet önleme ve izleme merkezleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde Bakanlık tarafından belirlenecek illerde pilot uygulama yapılmak üzere kurulur. Kuruluşları tamamlanıncaya kadar merkezlerin görevlerinin Bakanlığın hangi birimlerince yürütüleceği Bakanlık tarafından belirlenir.

Yürürlük

MADDE 24 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 25 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

19/3/2012

Bir sene kadar once "Bugun bir aylik omrun kaldigini ogrensen ne yaparsin?" diye bir soruyu kendi kendime sormustum. Sonra da kalan bir ay boyunca bir degisiklik yapmak istemeyecegimi hayatima aynen devam etmek isteyecegimi fark etmistim. Bu aslinda hayatimda gercekten mutlu oldugumu gosteriyordu galiba. Zaten cevremde butun arkadaslar aklina ne eserse onu yapan cilgin (hatta deli), cocuksu bir kisilik olarak tanimliyorlardi beni ve biraz da kiskandiklarini dile getiriyorlardi hep...

Sonra ayni soruyu doktora yapan baska bir Turk arkadasima sordum. "Okulu isi gucu heseyi birakir, tasi taragi toplar ailemin yanina giderdim. Bol bol yer, icer, gezer, eglenirdim. Daha onceden yapmak isteyip, yapmaktan korktugum seyleri yapardim." seklinde bir cevap vermisti.

Daha sonra ayni soruyu doktora yapan Kanadali bir arkadasima sordum. "Yurutmekte oldugum calismalari en kisa zamanda tamamlayip, rapor yazardim. Tezimi biran once bitirmek icin daha cok calisirdim. Eger butun bunlari olmeden yetistirebilirsem bir de ailemi ziyaret ederdim. Bunlarin disinda hayatimda ozel bir degisiklik yapmazdim." diye cevaplamisti.

Darwin de Kanadali arkadasin dedigi sekilde yapmamis miydi? Ve sanirim Darwin'in gunumuzde hala yasiyor olmasi da "olume 5 kala" ya gosterdigi bu tepki.

Sanirim hayat herkes icin farkli anlamlar ifade ediyor. Bu da "olume 5 kala" dusuncesine tepkilerimizdeki farkliligin temel nedeni...

Hep kendimiz kalabilmek ve mutlu bir omur surebilmek dilegiyle..

Ahh! "Simdi nerden esti bu not?", dediginizi duyar gibiyim. Cok pardon.. "Ware yaşadıklarını, öğrendiklerini “The Top Five Regrets of Dying” (Ölüm Pişmanlıklarının İlk Beşi) adlı kitabında toplamış. Buna göre ölmek üzere olan insanlar en çok bu beş pişmanlıktan söz ediyor:"

http://www.nolm.us/...irdigi-pismanliklar/