Bir sene kadar once "Bugun bir aylik omrun kaldigini ogrensen ne yaparsin?" diye bir soruyu kendi kendime sormustum. Sonra da kalan bir ay boyunca bir degisiklik yapmak istemeyecegimi hayatima aynen devam etmek isteyecegimi fark etmistim. Bu aslinda hayatimda gercekten mutlu oldugumu gosteriyordu galiba. Zaten cevremde butun arkadaslar aklina ne eserse onu yapan cilgin (hatta deli), cocuksu bir kisilik olarak tanimliyorlardi beni ve biraz da kiskandiklarini dile getiriyorlardi hep...

Sonra ayni soruyu doktora yapan baska bir Turk arkadasima sordum. "Okulu isi gucu heseyi birakir, tasi taragi toplar ailemin yanina giderdim. Bol bol yer, icer, gezer, eglenirdim. Daha onceden yapmak isteyip, yapmaktan korktugum seyleri yapardim." seklinde bir cevap vermisti.

Daha sonra ayni soruyu doktora yapan Kanadali bir arkadasima sordum. "Yurutmekte oldugum calismalari en kisa zamanda tamamlayip, rapor yazardim. Tezimi biran once bitirmek icin daha cok calisirdim. Eger butun bunlari olmeden yetistirebilirsem bir de ailemi ziyaret ederdim. Bunlarin disinda hayatimda ozel bir degisiklik yapmazdim." diye cevaplamisti.

Darwin de Kanadali arkadasin dedigi sekilde yapmamis miydi? Ve sanirim Darwin'in gunumuzde hala yasiyor olmasi da "olume 5 kala" ya gosterdigi bu tepki.

Sanirim hayat herkes icin farkli anlamlar ifade ediyor. Bu da "olume 5 kala" dusuncesine tepkilerimizdeki farkliligin temel nedeni...

Hep kendimiz kalabilmek ve mutlu bir omur surebilmek dilegiyle..

Ahh! "Simdi nerden esti bu not?", dediginizi duyar gibiyim. Cok pardon.. "Ware yaşadıklarını, öğrendiklerini “The Top Five Regrets of Dying” (Ölüm Pişmanlıklarının İlk Beşi) adlı kitabında toplamış. Buna göre ölmek üzere olan insanlar en çok bu beş pişmanlıktan söz ediyor:"

http://www.nolm.us/...irdigi-pismanliklar/