• 272 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba arkadaşlar. Üzerinden kaç sene geçse de bendeki Harry Potter sevdası bitmeyecek. Ben de detaylı bir inceleme yapayım dedim Uzatmadan başlıyorum.

    Bu yazıyı blogumdan aldım isteyen buradan devam edebilir, isteyen renkli bir yazı ile bloguma bakabilir.
    https://kitaplarbenimhayatim.blogspot.com/...-tas-incelemesi.html


    Not : İncelemede Harry Potter serisinin 7 kitabından da spoiler olacak. Sonra uyarmadı demeyin... Sadece alıntılara bakmak isteyen olursa, alıntıları koyu renkle yazacağım. Hadi başlayalım :)



    Aşırı Full Seri Spoiler



    Dedalus Diggle: İlk defa bu kitapta görüyoruz. Yanlışım yoksa daha sonra Zümrüdüanka Yoldaşlığında da adı geçiyor. Ama ölüm yadigarlarında hepimiz hatırlarız. Dursleyleri korumakla görevli iki büyücüden biri.



    "Hagrid," dedi Dumbledore, rahatlamışa benziyordu. "Sonunda! O motosikleti nereden buldun?"

    "Ödünç aldım, Profesör Dumbledore, efendim. " dedi dev, konuşurken dikkatle motosikletten indi. "Genç Sirius Black ödünç verdi. Onu getirdim, efendim. " (sayfa 20)



    Defalarca söylenmiştir ama ben de söyleyeceğim. Sirius Black ismi ilk defa bu kitapta geçiyor. Evet burada bahsedilen motorsikleti ölüm yadigarlarında görüyoruz.



    >>11 yıldır kutlama yapılmıyor diyor Dumbledore. Demekki Voldemort 11 yıldır terör estirmiş. Ateş Kadehinde Harry 14 yaşında yani Voldemort kayıplara karışmasından 13 yıl sonra geri dönüyor. 11+13=24 yıldır Voldemort yakalanamamış. Bunun sebebini de Melez Prens'te öğreniyoruz :)



    "Sana kim yazar ki?" diye burun kıvırdı Vernon enişte, silkeleyerek tek eliyle açtı mektubu, okumaya başladı. Yüzü trafik ışıklarından daha hızlı bir biçimde kırmızıdan yeşile dönüverdi. O kadarla da kalmadı. Birkaç saniye içinde bayatlamış yulaf ezmesinin gri beyazı oldu. (sayfa 37)


    Harry Potter'ın en sevdiğim özelliklerinden biri de bu: Kitabın akıcı olması ve tam tadında mizah olması :) Bir diğer sevdiğim şey ise Harry Potter'da kendimi bulmam. Mesela ben de Harry gibi zayıfım, ince, uzunum. Teyzem ve eniştem olmasa da üvey annemle benzer koşullarda büyüdüm.

    Dudley evde sevilen biri olduğu için onun yaramazlıkları da hoş görülüyor. Ama Harry sevilmediği için en küçük hatası göze batıyordu. Güzel bir şey yaptığında ise gurur duyulmak bir kenara sanki hiç olmamış gibi veya zaten öyle olması gerekiyormuş gibi davranılıyordu. Harry Potter yalnızlık temasını çok iyi anlatıyor.


    Marge Hala: Azkaban Tutsağında balon gibi şişen Marge halamız :D bu kitapta ilk defa geçiyor. Dursleylere kartpostal gönderiyor, tuhaf deniz kabuklusu yemiş hasta olmuş salak şey :D


    Sayfa 49'da Durleyler vs Hagrid var uzun olduğu için almıyorum. Harry'nin Hagrid ile tanıştığı, Dursleylere gürlediği sahne mükemmeldi :D Harry daha önce hiçbir doğum gününde mutlu olmamıştı. Bu doğum günü ise büyücü olduğunu, Dursleylerden ayrılacağını öğrendiği gün oldu. Bence doğum günleri arasında en güzeli bu olmuştur.


    Pişmanlıkla, "Keşke kendimi tutaydım," dedi, "ama olacağı varmış. Domuza çevirmek istediydim onu, ama zaten domuzun tekiydi, bana fazla bir iş düşmedi. " (sayfa 58)

    Hagrid'den güzel açıklama. :D merak etme Hagrid, aramızda kalacak :))


    Bu kitapta Hagrid'in asası hakkında da bilgi alıyoruz. "meşe, kırk buçuk santim, oldukça esnek" Hagrid'in asası hakkında teori için şuraya alayım.


    https://fantastikcanavarlar.com/...siyesinin-sirri/amp/


    Yine de bi özet geçeyim bu alıntıdan.

    Sırlar Odası'nda kırık bir asanın büyüyle onarılamadığını gördükten sonra Ölüm Yadigarları'nda Harry'nın kendi asasını onarmasıyla gördük ki kırık bir asayı onaracak kadar güçlü bir sihri bir tek Mürver Asa yapabiliyor. Bu da demektir ki Hagrid'in masum olduğuna inanan Dumbledore onun kırılan asasını onarmıştır. Hatta büyük ihtimalle asanın sağlam hali (ya da o an sandığı haliyle parçaları) Harry'nin düşündüğü gibi şemsiyenin içinde değil, şemsiye bizzat asanın Biçim Değiştirme öğretmeni olan Dumbledore tarafından hala sihir yapılabilecek şekilde biçimi değiştirilmiş halidir.

    Bu teoriye göre bu olanlar da Hagrid atıldıktan hemen sonra olmayacak ama. Tom Riddle 31 Aralık 1926 doğumlu; ve Hagrid atıldığında o son sınıftaydı. Buradan hesaplarsak Hagrid'in atıldığı yıl 1942-43, eğer bir yıl geç kaydettilerse 1944. Demek ki bir süre asasız gezmiş; zira 1945'te Dumbledore Grindelwald'tan mürver asayı devralacak.


    Harry yine ilk defa bu kitapta Olivander ile tanışıyor. Burada Harry'nin ve Voldemort'un aynı asalara sahip olduklarını yani otuz dört santim, porsuktan yapılma olduğunu öğreniyoruz. Daha sonra ateş kadehinde bu bilginin ne işe yaradığını göreceğiz. J.K. Rowling her şeyi planlamış yazmış, hayran kalmamak elde değil.


    Albus Dumbledore, Hogwarts Müdürü 

    Birçok kişi tarafından modern zamanların en büyük büyücüsü olarak kabul edilen Profesör Dumbledore, özellikle 1945'te kara büyücü Grindelwald'ı yenmesiyle, ejderha kanının on iki ayrı konuda kullanılışını bulmasıyla ve arkadaşı Nicolas Flamel ile simya konusunda yürüttüğü çalışmalarla ünlüdür. Profesör Dumbledore oda müziğinden ve on lobutlu bowlingden hoşlanmaktadır. (sayfa 95)


    Zırla! Tırla! İncik! Boncuk! (sayfa 112) :D


    Felsefe taşı, serinin ilk kitabı olduğu için giriş kitabı tabiki. Ama J.K. Rowling ilerleyen kitaplarda felsefe taşını unutmuyor. 1. Kitap olsa da tüm kitaplarla bağlantısı var. Ölüm yadigarları ile 12 farklı bağlantısı var. Onu da başka bir yazıda yazacağım takipte kalın :)


    Madam Malkin: Harry ve Malfoy ilk defa burada karşılaştılar. Melez Prens kitabında da aynı karşılaşma tekrar oluyor :))


    Bezir: bezirin ne kadar yararlı olduğunu Harry ilk iksir dersinde öğreniyor. Ama ne yazıkki unutuyor. 6. Sınıfta yani Melez Prenste tekrar öğreniyor ve bu bilgi Ron'un hayatını kurtarıyor. :))


    "Nereye gittiler, Peeves?" diyordu Filch. "Çabuk, söyle bana. "

    "Lütfen" diyeceksin. "

    "Benimle dalga geçme, Peeves, söylesene, nereye gittiler? "

    Peeves'in o sinir bozucu sesi, şarkı söyler gibi, çınladı:

    "Lütfen diyeceksin. Hiçbir şey öğrenemezsin."

    "Peki - lütfen."

    "HİÇBİR ŞEY!  Ha, haaa! Söyledim ya, lütfen diyeceksin, hiçbir şey öğrenemezsin diye. Lütfen dedin, hiçbir şey öğrenemeyeceksin! Ha ha ! Haaa!" (sayfa 145)


    "Yaptığınız işten memnunsunuz herhalde. Hepimiz ölebilirdik - daha kötüsü, kovulabilirdik. Şimdi izin verirseniz, ben yatmaya gidiyorum."

    Ron, ağzı bir karış açık, Hermione'nin arkasından bakakaldı. 

    "İzin senin, " dedi. "Sanki zorla sürüklediydik onu"


    İlk kitapta Hermione'nin Harry ve Ron ile anlaşamaması çok ilginç. Sonradan çok iyi dost olduklarına bakarsan ilk izlenimlerin böyle olması bana her zaman ilginç gelmiştir :))


    Malfoy olmasaydı bunu alamazdım. (sayfa 149) :D


    Wingardium Leviosa (sayfa 158)


    Ama o andan sonra, Hermione Granger arkadaşları oldu. Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte. (sayfa 160)


    Vay be işte gerçek dostluk :)  Harry ve Ron'un cesareti, Harry'nin ifritin üstüne atlaması, Ron'un büyü yapması, Hermione'nin arkadaşları için yalan söylemesi...  Hepsi çok iyi. Daha iyi anlatılamazdı.


    Weasley kardeşler birkaç kar topuna büyü yapıp onları Quirrel'in sarığında hoplattıkları için cezalandırıldılar. (sayfa 173)


    Kitabı ilk okuduğumda tabiki anlamamıştım. İşte tekrar okumanın faydaları :)) Fred ve George Voldemort'a kar topu attılar, Fred ve George farkı :))


    "Seninkinin üstünde harf yok," dedi George. "Adını hiç unutmadığını düşünüyor herhalde. Ama biz de aptal değiliz ya -birimizin adı Gred, birimizin Forge." ( sayfa 180)


    Harry düşündü. Sonra ağır ağır, "Ne istediğimizi gösteriyor bize...  Görmek isteğimizi..." dedi. 

    Dumbledore,  "Hem evet, hem hayır, " dedi usulca. "Bu ayna yüreklerimizin derinliklerinde yatan tutkuları, istekleri gösterir bize. Aileni hiç bilmedin sen, onları görürsün. Kardeşleri tarafından ezilen Ronald Weasley, kendisini onlardan üstün görür. Ama bu ayna bizi bilgiye, doğruya götürmez. Gösterdiklerinin gerçek olmadığını bilmeyenler onun önünde eriyip gitmişlerdir ya da akıllarını kaçırmışlardır.

    "Ayna yarın yeni bir binaya götürülücek, Harry,  bir daha gidip bakma ona. Günün birinde karşına çıkarsa da, hazırlıklı ol. Düşler dünyasına dalıp gerçek dünyayı, yaşamayı unutmak doğru değildir, unutma bunu. Hadi, şimdi o eşsiz pelerini sırtına geçir, yatağına git. "

    ...

    "Ayna'ya bakınca siz ne görüyorsunuz? "

    "Ben mi? Elimde bir çift yün çorapla kendimi görüyorum. " (sayfa 190)

    Harry'nin Dumbledore'a sorduğu tek kişisel soru. Bunun cevabını ta ölüm yadigarlarında öğreniyoruz...

    Bu arada kelid aynası ve tüm seri hakkında yazılmış en güzel yazıyı da okumanızı tavsiye ederim. Buyrun


    https://fantastikcanavarlar.com/...ynasindan-bakin/amp/


    Ron ile Hermione satranç oynuyorlardı. Hermione sadece satrançta eziyordu, Harry'yle Ron da bunun ona iyi geldiği düşünüyorlardı. (sayfa 192)


    Çok iyi ya :))


    Harry okulun en sevilen, en beğenilen insanlarından biriydi, ansızın en nefret edilen kişi olup çıkıvermişti şimdi. (sayfa 216)


    Bu işler böyle. İnsanlar gerçeğin ne olduğunu bilip bilmeden hemen yargıya varırlar. Geriye sadece dostların kalır...

    Ama Harry bunu ilk burada ilk defa yaşasa da zamanla alışıyor bu durumlara. Seride bu gibi durumlarda birçok defa karşılaşıyoruz. Sırlar odasında, ateş kadehinde, zümrüdüanka yoldaşlığında en çok da ölüm yadigarlarında.


    Firenze beni kurtardı, ama bunu yapmaması gerekirdi... Bane çılgına döndü... Gezegenlerin işine karışılmamalıymış... Gezegenler Voldemort'un beni öldürmesine engel olmamalıymış, Bane öyle düşünüyordu...  Sanırım bu da yıldızlarda yazılı. " (sayfa 230)


    O zaman anlamasak da ölüm yadigarlarında anlıyoruz. Aslında Bane doğru tahmin yapmış aslında. Sadece 6 yıl yanlış hesaplamış :))


    "Şeytan Kapanı, Şeytan Kapanı... Profesör Sprout ne demişti? Karanlıktan, nemden hoşlanır - "

    Boğulurcasına, "Ateş yak öyleyse! " diye bağırdı Ron. "SEN BÜYÜCÜ MÜSÜN, DEĞİL MİSİN? 

    "Sahi! " dedi Hermione, asasını çıkardı,  ... (sayfa 245)


    Bu alıntıyı unutmayın. Ölüm yadigarlarında Hermione cevabını veriyor :))


    Biliyor musun, pek de öyle harika bir şey değildi Taş. Dilediğin kadar para, dilediğin kadar yaşam! Birçok insanın hemen isteyeceği iki şey -asıl sorun, insanların kendileri için en kötü şeyleri isteme tutkuları. (sayfa 262)


    Dumbledore'dan özlü sözler olmazsa olmaz.  :) Felsefe taşı çocuk kitabı olarak geçse de çok önemli bir konuya el atıyor. Gerçek hayatta elbette felsefe taşı yok. Ama insanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar. Paraya çok değer veriyorlar. Ama çok daha önemli şeyler var hayatta : Dostluk gibi. İşte Harry-Ron-Hermione'nin ölümsüz dostluğunu Felsefe Taşında görüyoruz.



    Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort'un anlamayacağı bir şey varsa, o da sevgidir. Annenin sana olan sevgisi kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır, bunu anlayamaz. Yara izine benzemez bu, gözle görülmez...  Böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur. Tenine işlemiştir bu. Quirell'in içi nefret, hırs, tutku doluydu, ruhunu Voldemort'la paylaşmıştı o; sana o yüzden dokunamadı. Güzelliklerle yaratılmış birine dokunmak onun gibilere acı verir.  (sayfa 263)


    İşte Harry Potter'ı sevmemin asıl nedeni bu. Tüm olan biteni çözecek olan şey bu: sevgi.


    "Türlü türlü cesaret vardır, " dedi. "Düşmanlarınıza karşı koymak yürek ister, ama dostlarımıza karşı koymak da yürek ister. " (sayfa 269)


    Yaşamdı bu, insanın her dileği gerçekleşmiyordu. (sayfa 271)

    Hayat işte, her istediğimiz olsa da güzel olmazdı tabi.



    Bu arada felsefe taşında Harry'nin aldığı hediyeler

    >>Görünmezlik pelerini

    >>Mrs Weasley'den tatlı ve Weasley kazağı

    >>McGonagall'dan Nimbus 2000 süpürge

    >>Hedwig

    >>Ailesinin fotoğraf albümü


    Daha da var da en güzellerini yazdım :) bunlar seride de önemli hem.


    Kitabın sonunda Harry, Dumbledore'a Voldemort'un küçükken onu neden öldürmek istediğini soruyor. Dumbledore cevap vermiyor, veremem diyor. O cevabın kehanet olduğunu ta 5. Kitapta öğreniyoruz...


    Genel yoruma geçiyorum artık. Baya yazdım ama toparlamak lazım :) Harry Potter ve Felsefe Taşı yazıldığında J.K. Rowling tam 12 yayınevinden red yemiş. 13. yayınevi kabul etmiş ve kitap o senenin en iyi çocuk kitabı seçilmiş. Başlangıç kitabı olduğu için aklımızda bolca sorular oluyor. Bu kitaptan ne öğrendik  (kurgu olarak)


    >>Hagrid'in dediği gibi her şey Voldemort ile başlıyor.

    >>Voldemort'un korktuğu tek kişi Dumbledore deniliyor.

    >>Voldemort nasıl olduysa Harry'yi öldüremiyor. Harry o yüzden ünlü. Ama yine o yüzden Dursleylerle kalmak zorunda.

    >> 11 yaşına gelince Harry büyücü olduğunu öğreniyor. Hogwarts'ta kendine yeni bir yuva buluyor. İlginç dersler, yorucu-eğlenceli Quidditch antremanları, maçları, arkadaşlar, güzel dostluklar derken Harry güzel vakitler geçiriyor.

    >>Harry, Ron ve Hermione bir süre sonra felsefe taşını öğreniyorlar. Snape'in çalmayı düşündüğünü sanıyorlar ama kafasında Voldemort olan Quirrell çıkıyor.

    >>Voldemort ile tekrar karşılaşan Harry'nin şansı yaver gidiyor. Felsefe taşı da yok ediliyor.

    >> Bu kitaptaki en önemli soru Voldemort, Harry henüz 1 yaşında iken neden Harry'ye saldırdı? Neden Harry'yi öldüremedi? Bunların cevabını 5. Kitapta öğreniyoruz...
  • Verse 1: Fuat] (Doğa)
    Cengiz Han zamanı akan nehirde
    Elini yıkamanın bedeli ölümdü
    Göç edip çürüdük
    Çöp kusarak üç denize sıçan bi’ hale büründük
    Egzoz gazı soluyan
    Sağı solu belli olmayan
    Mangala gitti maganda!
    Orman yanar
    Tabiatın gözleri kan ağlar
    Kibir yaptı tavan
    Fabrika bacası basar
    Atom reaktörü, çöpü hasar
    “Electro smoke” ile her an atakta
    İnsan en büyük parazit
    Gezegene bak lan!
    Hayvan kadar olamadı beşer
    Ortama uyamadı revize eden
    Faturasını gelecek nesil öder
    Kıyamet şur’da “mal” gibi izle!

    [Verse 2: Ados] (Kuraklık)
    Abi yapma!
    Atma şu izmaritini denize
    Geri alamazsın
    Gün gelir o pisliğini attığın denize hasret kalırsın, bakamazsın!
    Kurak Afrika görüntüleri uzak değil
    Çocuğun büyüdüğü yer sulak değil
    Çünkü yok ettik gölleri, nehirleri, ırmakları, HEPSİNİ!
    Nasıl acımadık?
    İnanamıyorum
    Elimizde varken hiç değerini bilmedik
    Plastikle dolmuş mideleri hayvanların buna hiç mi üzülmedin?
    Nette paylaşmaksa yetmez
    Bi’ şeyler yapmalı
    SUYU KİRLETMEYİN!
    Su gibi aziz olsun ülkem
    Onun can damarlarına
    Bu zehri vermeyin!

    [Nakarat: Şanışer]
    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susma, susamam!
    Korkma yanıma gel!

    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susma
    SUSAMAM!

    [Verse 3: Şanışer] (Hukuk)
    Ben bi’ beyaz Türk’üm
    Yasalarım Anglosakson ama kafam Ortadoğulu
    Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim
    Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum
    Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum
    Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum
    Kendi ülkemin polisinden korkar oldum
    Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
    Senin eserin bu mutsuz kesim ve bu kurşun sesi!
    Sebebi nedir bilmeden hapiste çürüyen o suçsuz sefil
    Seni, senin eserin, senin eserin bu korkunç resim
    Bu yorgun sesim
    Fakirin vergisiyle yatına, katına katana salak
    Haşere geri yolsuz vekil seni, senin eserin!
    Sen hiç yıkanmadın
    Ölümle bi’ kez bile tıkanmadın
    Elinde 3. dalga karton bardak kahve
    Tek derdin o özenti “Start-Up”ın
    Şimdi kapını kollaması gereken adalet gelir acımaz
    Vurur kırar kapını
    Çünkü çocuk öldü vuran memurdu diye “Haklıdır” dedin
    Sesini çıkarmadın, yani suçlusun!
    Çünkü iki gün üzülüp sonra gözündeki nehri kuruttun
    Tuğçe ve Büşra’nın katilini serbest bırakan hakimin adı neydi unuttun!
    Şimdi başına bi’ şey gelse şeh’rin hukuk mu?
    Bi’ gece haksızca alsalar içeri seni
    Bunu haber yapıcak gazeteci bile bulamazsın
    HEPSİ TUTUKLU!
    Salınan katillerin aldığı canlar (Geri gelmeyecekler!)
    Haksız yere hapiste geçen yıllar (Geri gelmeyecekler!)
    Sen sustun, ses etmediğinden bindiler tepene
    Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermicekler

    [Verse 4: Hayki] (Adalet)
    “Adalet” sözde mülkün temeli
    Tıkamış kulağını duymaz ne dediğini
    Adeti, töresi, geleneği söyle
    Giden kötüydü de gelen iyi mi?
    Bu medeni mi?
    Biz yiyemiyo’ken senin kürkünün bile yemediğini
    Sizin polisiniz silahını çekip güpegündüz ortalıkta vuramaz dilediğini
    Medya, basın, hukuk, asker hepsi sizin için çalışırken
    Aslen güneş bile üzerine doğuyo bu çocukların
    İşe gidip geliyolar canlarına kasten
    Silahınızı kin!
    Bu çektiğimiz bizim günahımız değil
    Planınız iyi!
    Ben bilmem bunun inananı kim?
    Ama bilirim, gel
    Silahımız dil!

    [Verse 5: Server Uraz] (Hukuk)
    (Bu Server Uraz)
    Ben sesiyim kayıp neslin
    Sansürü olamam ayıp resmin
    Ekibimi bu mezardan çıkarabilmek için hep gözlerim açık, uyanık ayık gezdim
    Sopa, bıçak ne yazar ki? Zayıf hepsi!
    Öncelikle olmalı akıl keskin
    Sabır bey’nimi yiyip bitirirken yağmur gibi yağanları yakıp geçtim!
    Müzik yapmak dışında bi’ bok yemedim!
    Polis bi’ şeyleri problem edip
    Yine duruşmadayım sen konsere git
    Ben aynı takım elbisemle 10 senedir
    Biri dönüp desin bana “Çaban boş yere değil”
    O gün kalbimi, ruhumu komple veriyim ama
    Yargı gelip arıyor bedeli
    Yaşıyorum cehennemi, yanıyor bedenim

    [Verse 6: Beta] (Türkiye)
    Merhaba Türkiye
    Bende var hüviyet
    Yaşamaya çalışıyoruz hasbelkader gitmeden katakulliye
    Ekrana süs diye çıkan şarlatan, hep fanatik biri!
    Fesatlık, kötü niyet salgın gibi
    Eder daha manipüle!
    Bu bir temsil ya da piyes!
    Bu uçaksa bu türbülans!
    Komşumuzdu Suriye
    Şimdi bu gemideki vatandaş mı? (Yurttaş mı?)
    Huzurda değil ölü bile topraktakilerin ahı var
    Sadece gazeteydi “Hürriyet”
    Sen olabildiğince özgür ol!

    [Verse 7: Asil Slang & Zen-G] (İstanbul)
    Hepimizi bi’ lokmada yutuveriyo’
    Pis boğazlı İstanbul!
    En iyi zamanları törpülüyo’
    Çözülemeyen gizemli esrar bu!
    Taşı toprağı altın (altın)
    Eli verdim, kolu kaptı (saldır)
    Ulaşım, eğitim, yargı (yardım)
    Şeytan zehrini saldı (saldı)
    Paranız olmalı, ya da birileriyle aranız olmalı
    Kodamanlarda numaranız olmalı
    Aksaray’da bir adamınız olmalı
    Bizim yatımız katımız bi’ de yalımız olmadı
    Kumbaramız dolmadı da bununla doğmadım
    Ki metropolde biraz amacın olmalı
    Yapıcı olmadın, yakıcam ormanı
    Beton ormanda hayvan olman normal
    Tutsak göz altların yine morlar
    Yönetenler çağ dışı dinozorlar
    Bu ormanda herkese göre rol var
    Sustukça sıra sana gelecek
    Aydın beyinleri bekliyor karanlık gelecek

    [Verse 8: Sokrat St] (Eğitim)
    Mezun olucam
    Cash para, diploma ver bana
    Para yoksa ter dökmeliyim
    Eğitimde fırsat eşitliğini fırsata çeviren bi’ üniversiteliyim
    Ben mezun oldum
    Yarattığınız sistem yüzünden bi’ serseriyim
    Ben mezun oldum
    Ya kasiyer olayım, ya da sinemada sana yer göstereyim
    Sokak başı üniversite ama köy okulları çok terste
    Başa gelenin ideolojisi neyse o anlatılır her derste
    Zengin, fakir ayrı
    Torpile ya da parasına göre kayırır
    Eğitim endüstridir
    İnşaattan rant sağlamaka aynı!
    Kiminin kitap alıcak bi’ parası yok
    Öğretmen atanıcak ama “arası” yok!
    Milletvekili bi’ tanıdık mı, wow
    Beni anlaman da bu mantıkla zor
    Bari bi’ köy okulunun yardımına koş
    Her tarafı kaos
    Sen de biraz boğuş
    Bu gece uyudu zorla çocuk
    Okula gidecek
    YOL YAP!

    [Verse 9: Ozbi] (Sorgulamak)
    Neden bu gök, bu yıldızlar, bu galaksiler, gezegenler
    Neden, neyden bu evren?
    Neyden bu dünya?
    Neden ben, neden sen, neden biz?
    Sorgula, hele bi’ sor lan bi’ “Neden ben varım?
    Nereden geldim ve neden bi’ insanım?
    Nasıl oldum? Nasıl olduk? Nası’ oluyo’?
    Nası’ anlam kattık? Nası’ doluyo’ bu kafa?
    Neye tapınıyo’ hayat kimi kayırıyo’?”
    Hasat ne doyuruyo’ hesap
    Anlasak, anlatıp her şeyi kavrasak da len
    Anlamak mı yasak olabilir
    Ama sadece bi’ yanıtı yok bi’ sürü cevap var koş git yanıt ara
    Peşine düş mutlaka kanıt ara
    Ruhunu demle hep yakıt ara lan
    Kalbini tut ve de buna tanık ara
    Hadi nefesini gör ve git sanat ara
    Sorgula sorgula atomları
    Işık hızını düşün ve de git kanat ara sonra
    Uç uçabildiğin kadar
    Uçabildiğin kadar
    Uçabildiğin kadar uç
    Uçabildiğin kadar uç
    Bırak kendini

    [Verse 10: Deniz Tekin] (Kadın Hakları)
    Ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım
    Bilmem ben bi’ çocuğu düşünmek zorunda olmadım
    Hiç evlendirilmedim
    Evde dayak görmedim
    Kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim
    Sözlerinizi kusmadım
    Yurdumdan edilmedim
    Nefretinizle yanmadım
    Yakılarak can vermedim
    Hiç kardeşim olmadı
    Hiç abimden korkmadım
    Okuldan alınmadım
    Ben hiç öldürülmedim

    [Verse 11: Yeis Sensura & Sehabe] (Kadına Şiddet)
    Kadına el kalkmaz ulan beyinsiz
    Erkeksin ama insan değilsin
    Aslında o en iyiye layık
    Kadına şiddete hayır
    Ülkede erkek neden en üstte minibüste, evde ya da metrobüste
    Taciz şiddeti hiç bitmiyo’
    Kınamakla falan iş bitmiyo’
    Uh, Ah, adam olamadınız bu kalıbının adamı mı para babalarınız?
    Beşiktaş’ta beş tokat, leş hareketler
    Cebi dolu ciğerin beş para etmez
    Yaşadığın kafa ne? İnsan mısın?
    Biz utandık ulan! İnsan mısın?
    İnsan mısın?
    Bu hale nasıl gelir insan? Nasıl?

    [Bridge: Aspova] (Dünya)
    Düşerim derinlere
    Dünya, dönsün başım gibi
    Aklımı kaybederek rüya
    Nefesim, iç sesim
    Düşerim derinlere

    Dünya, dönsün başım gibi
    Aklımı kaybederek rüya
    Nefesim, iç sesim
    Düşerim derinlere

    [Verse 13: Defkhan] (Gurbet)
    Kaptı kafamı çarptı duvara
    Beni koruması gereken tenime bastı cigara
    Kaldırdı geri bütün derileri kattı dumana
    Yattım falaka motherfucker bu mu yargı burada
    Hangi kurala denk? (denk)
    Cenk için hazırım, karışır her yer
    Öğretilen bu işte
    Şiddeti sevmek ve ipleri germek
    Bak Almanya buz gibi morg
    Bana sor sana diyim
    Gençlerin çoğunda amfetamin, tilidin ya da weed, kokain ya da speed, crack
    Sana göre güzel ama bana göre değil
    Bana göre değil, kafana göre yürü bas mayına geber
    Ederi kaç? Kaç? Kaç?
    Kaç paraya bedel?
    Yeter artık dönme teker gibi
    Dost ol yeter bana
    Geliyorsan dosdoğru gel

    [Verse 14: Şanışer] (Hayvan Hakları)
    Bi’ kap su ver çok mu zor
    Vicdanlı ol be lanet
    Anlamak istemiyo’sun ama bütün bu canlar sana bana emanet
    Lan bi’ düşün:
    “Soğukta kışta dışarda tek başına yaşıyo’sun
    Dilini anlayan kimse yok hep tehlike, hep felaket, hep afet”
    Ademe bir türlü yaranamazlar
    Vicdana bakar paraya bakmaz
    Toplayıp ormana atmak çözüm değil
    Bunlar kurt değil, ormanda kendi başlarına yaşayamazlar
    Onları sen savun, onlar kendi haklarını arayamazlar
    Barınaklar dolu
    Memleket acı
    Seması kara
    Sokak hayvanlarına tecavüz etmenin, işkence etmenin cezası para
    “Büyük ahlaksızlıklar için büyük aptallar lazımdır”
    Bütün insanlar suçlu değildir ama
    Bütün hayvanlar masumdur

    [Nakarat: Şanışer]
    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susmam, susamam!
    Korkma yanıma gel!

    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susmam
    SUSAMAM!

    [Verse 15: Sokrat St] (İntihar)
    Gitme, Gitme, Gitme, Gitme
    Daha çok şeyi değiştirebiliriz bu hayatta
    İnat etme
    Hepimiz pes ettik vaktiyle
    Şimdi sık yumruğunu
    Sustur şu suskunluğunu
    Unutma kafan atınca nasıl da dimdik durduğunu
    İçin dışın nefret
    Gel
    Hiçbir şeyi yaşamak kadar sevme
    Sana bi dünya yaratamam da elini tutarım elbette
    Varsın herkes terk etsin seni
    Sen dünyayı terk etme
    Seni yargılamıyorum
    Acını tam olarak anlamam mümkün değil biliyorum
    Kaldıramadığım yükleri bırakıp kendi yolumdan gidiyorum ben
    Sen de aynaya bak lütfen
    “Seni seviyorum” de

    [Verse 16: Aga B] (Faşizm)
    Ey! Faşizm ne mi?
    En amiyane deyimiyle faka basacağız
    Beynelmilel el birliğiyle
    Tek bildiğiniz siz
    Ve de pek çok kazanın asıl sebebi aşırı hırs
    Bu hırs bi’ ebedi his
    Evde eşine kız
    Sokakta kriz
    Fıss, tokakla köpeği
    Cins ise değil de miks ise tabii
    Akılsız, ey
    Kendinden çalan hırsız
    Polisten tırs, ey
    Ol ister sistem
    Hiç çiğ sığ birey
    Bir neyin ne olduğunu
    Bi’ de bizi bil
    Biz façası pis de eli temiz bir nesiliz
    Bu işin selesi siz de
    Tekeri gidonu biz
    Ey, e bi tabi biz de biz gibi bir nes’lin peşindeyiz
    Ey, bu tek emelimiz saygı, tohum
    Torun, ayna ol
    Kaygı bol da yol
    Ey, tam da bu
    Ya boğul ya doğ
    Tonla yanlışa, gırla doğru
    Olsun torun, saygı tohum

    [Verse 17: Mirac] (Sokak)
    Yüzüne bakamam yüzüm düşer o yerlere
    Ayakları çıplakken gözleri dalar düşlere
    Başı önünde ama beden çıkıyor sefere
    Yok mecal dizinde
    Bak, her bi’ günü sürgüne
    Kaçamıyo’ kovalıyo’ zalimler
    Ele güne, ele bakıyor o gözler
    Kodamanın parasını ateşe ver
    Ve de koyduğumun egosunu bi’ yere ser
    Sokağa bakanın adını değil
    Yoksulumun, yetimimin adını ver
    Zabıtaları seyyara değil
    Gökdelenlere gönder

    [Bridge 2: Mert Şenel]
    Fırtınadan kopup giden dalların bi’ tanesiyim
    Fazla yol almış ve yıpranmış
    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok
    Bazen evsiz bi’ çocuğun hikayesiyim

    Fırtınadan kopup giden dalların bi’ tanesiyim
    Fazla yol almış ve yıpranmış
    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok
    Bazen evsiz bi’ çocuğun hikayesiyim

    [Verse 19: Kamufle] (Trafik)
    Can pazarı, otobanlar can pazarı
    365 günün riskli
    Bitmiyo’ gamsız magandası
    Öde kan parası
    Bi’ kaza bayrama matem düşürür
    Yürek dağlar acılar cabası
    Bir sela çınlar kulaklarında
    Hiç dinmez yarası
    Trafik terörüne eşlik eder alkol, şiddet, hız tutkusu
    25 yaşında yüz binlik arabaya binen gençlerin yok korkusu
    Önce emniyet sonra hoşgörü
    Sabır, selamet gerekiyor insan
    Ufacık bir hata her şeyi karartır inan yok dönüşü.
  • Günler koşuşturmakla geçip giderken

    Neden var olduğunu unuttun

    Neden olduğun sorunlarınsa farkında değilsin

    Gülmek eğlenmek istiyorsun

    Sorunlara çözüm bulmak gibi bir derdin yok

    Hayat zaten çok zor

    O yüzden müzik seni eğlendirsin

    Gerçeklikten uzaklaştırsın istiyorsun

    Ama biz müziğin bir şeyler değiştirebileceğine inanıyoruz

    Bizimle gel

    Başlayalım mı?

    [Verse 1: Fuat] (Doğa)

    Cengiz Han zamanı akan nehirde

    Elini yıkamanın bedeli ölümdü

    Göç edip çürüdük

    Egzoz gazı soluyan

    Sağı solu belli olmayan

    Mangala gitti maganda!

    Orman yanar

    Tabiatın gözleri kan ağlar

    Kibir yaptı tavan

    Fabrika bacası basar

    Atom reaktörü, çöpü hasar

    "Electro smoke" ile her an atakta

    İnsan en büyük parazit

    Gezegene bak lan!

    Hayvan kadar olamadı beşer

    Ortama uyamadı revize eden

    Faturasını gelecek nesil öder

    Kıyamet şur'da "mal" gibi izle!

    [Verse 2: Ados] (Kuraklık)

    Abi yapma!

    Atma şu izmaritini denize

    Geri alamazsın

    Gün gelir o pisliğini attığın denize hasret kalırsın, bakamazsın!

    Kurak Afrika görüntüleri uzak değil

    Çocuğun büyüdüğü yer sulak değil

    Çünkü yok ettik gölleri, nehirleri, ırmakları, HEPSİNİ!

    Nasıl acımadık?

    İnanamıyorum

    Elimizde varken hiç değerini bilmedik

    Plastikle dolmuş mideleri hayvanların buna hiç mi üzülmedin?

    Nette paylaşmaksa yetmez

    Bi' şeyler yapmalı

    SUYU KİRLETMEYİN!

    Su gibi aziz olsun ülkem

    Onun can damarlarına

    Bu zehri vermeyin!

    [Nakarat: Şanışer]

    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!

    Yenilir hiç olurum fark etmezler!

    Susma, susamam!

    Korkma yanıma gel!

    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!

    Yenilir hiç olurum fark etmezler!

    Susma

    SUSAMAM!

    [Verse 3: Şanışer] (Hukuk)

    Ben bi' beyaz Türk'üm

    Yasalarım Anglosakson ama kafam Ortadoğulu

    Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim

    Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum

    Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum

    Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum

    Kendi ülkemin polisinden korkar oldum

    Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil

    Senin eserin bu mutsuz kesim ve bu kurşun sesi!

    Sebebi nedir bilmeden hapiste çürüyen o suçsuz sefil

    Seni, senin eserin, senin eserin bu korkunç resim

    Bu yorgun sesim

    Fakirin vergisiyle yatına, katına katana salak

    Haşere geri yolsuz vekil seni, senin eserin!

    Sen hiç yıkanmadın

    Ölümle bi' kez bile tıkanmadın

    Elinde 3. dalga karton bardak kahve

    Tek derdin o özenti "Start-Up"ın

    Şimdi kapını kollaması gereken adalet gelir acımaz

    Vurur kırar kapını

    Çünkü çocuk öldü vuran memurdu diye "Haklıdır" dedin

    Sesini çıkarmadın, yani suçlusun!

    Çünkü iki gün üzülüp sonra gözündeki nehri kuruttun

    Tuğçe ve Büşra'nın katilini serbest bırakan hakimin adı neydi unuttun!

    Şimdi başına bi' şey gelse şeh'rin hukuk mu?

    Bi' gece haksızca alsalar içeri seni

    Bunu haber yapıcak gazeteci bile bulamazsın

    HEPSİ TUTUKLU!

    Salınan katillerin aldığı canlar (Geri gelmeyecekler!)

    Haksız yere hapiste geçen yıllar (Geri gelmeyecekler!)

    Sen sustun, ses etmediğinden bindiler tepene

    Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermicekler

    [Verse 4: Hayki] (Adalet)

    "Adalet" sözde mülkün temeli

    Tıkamış kulağını duymaz ne dediğini

    Adeti, töresi, geleneği söyle

    Giden kötüydü de gelen iyi mi?

    Bu medeni mi?

    Biz yiyemiyorken senin kürkünün bile yemediğini

    Sizin polisiniz silahını çekip güpegündüz ortalıkta vuramaz dilediğini

    Medya, basın, hukuk, asker hepsi sizin için çalışırken

    Aslen güneş bile üzerine doğuyo bu çocukların

    İşe gidip geliyolar canlarına kasten

    Silahınızı kin!

    Bu çektiğimiz bizim günahımız değil

    Planınız iyi!

    Ben bilmem bunun inananı kim?

    Ama bilirim, gel

    Silahımız dil!

    [Verse 5: Server Uraz] (Hukuk)

    (Bu Server Uraz)

    Ben sesiyim kayıp neslin

    Sansürü olamam ayıp resmin

    Ekibimi bu mezardan çıkarabilmek için hep gözlerim açık, uyanık ayık gezdim

    Sopa, bıçak ne yazar ki? Zayıf hepsi!

    Öncelikle olmalı akıl keskin

    Sabır beynimi yiyip bitirirken yağmur gibi yağanları yakıp geçtim!

    Müzik yapmak dışında bi' bok yemedim!

    Polis bi' şeyleri problem edip

    Yine duruşmadayım sen konsere git

    Ben aynı takım elbisemle 10 senedir

    Biri dönüp desin bana "Çaban boş yere değil"

    O gün kalbimi, ruhumu komple veriyim ama

    Yargı gelip arıyor bedeli

    Yaşıyorum cehennemi, yanıyor bedenim

    [Verse 6: Beta] (Türkiye)

    Merhaba Türkiye

    Bende var hüviyet

    Yaşamaya çalışıyoruz hasbelkader gitmeden katakulliye

    Ekrana süs diye çıkan şarlatan, hep fanatik biri!

    Fesatlık, kötü niyet salgın gibi

    Eder daha manipüle!

    Bu bir temsil ya da piyes!

    Bu uçaksa bu türbülans!

    Komşumuzdu Suriye

    Şimdi bu gemideki vatandaş mı? (Yurttaş mı?)

    Huzurda değil ölü bile topraktakilerin ahı var

    Sadece gazeteydi "Hürriyet"

    Sen olabildiğince özgür ol!

    [Verse 7: Asil Slang & Zen-G] (İstanbul)

    Hepimizi bi' lokmada yutuveriyo'

    Pis boğazlı İstanbul!

    En iyi zamanları törpülüyo'

    Çözülemeyen gizemli esrar bu!

    Taşı toprağı altın (altın)

    Eli verdim, kolu kaptı (saldır)

    Ulaşım, eğitim, yargı (yardım)

    Şeytan zehrini saldı (saldı)

    Paranız olmalı, ya da birileriyle aranız olmalı

    Kodamanlarda numaranız olmalı

    Aksaray'da bir adamınız olmalı

    Bizim yatımız katımız bi' de yalımız olmadı

    Kumbaramız dolmadı da bununla doğmadım

    Ki metropolde biraz amacın olmalı

    Yapıcı olmadın, yakıcam ormanı

    Beton ormanda hayvan olman normal

    Tutsak göz altların yine morlar

    Yönetenler çağ dışı dinozorlar

    Bu ormanda herkese göre rol var

    Sustukça sıra sana gelecek

    Aydın beyinleri bekliyor karanlık gelecek

    [Verse 8: Sokrat St] (Eğitim)

    Mezun olucam

    Cash para, diploma ver bana

    Para yoksa ter dökmeliyim

    Eğitimde fırsat eşitliğini fırsata çeviren bi' üniversiteliyim

    Ben mezun oldum

    Yarattığınız sistem yüzünden bi' serseriyim

    Ben mezun oldum

    Ya kasiyer olayım, ya da sinemada sana yer göstereyim

    Sokak başı üniversite ama köy okulları çok terste

    Başa gelenin ideolojisi neyse o anlatılır her derste

    Zengin, fakir ayrı

    Torpile ya da parasına göre kayırır

    Eğitim endüstridir

    İnşaattan rant sağlamaka aynı!

    Kiminin kitap alıcak bi' parası yok

    Öğretmen atanıcak ama "arası" yok!

    Milletvekili bi' tanıdık mı, wow

    Beni anlaman da bu mantıkla zor

    Bari bi' köy okulunun yardımına koş

    Her tarafı kaos

    Sen de biraz boğuş

    Bu gece uyudu zorla çocuk

    Okula gidecek

    YOL YAP!

    [Verse 9: Ozbi] (Sorgulamak)

    Neden bu gök, bu yıldızlar, bu galaksiler, gezegenler

    Neden, neyden bu evren?

    Neyden bu dünya?

    Neden ben, neden sen, neden biz?

    Sorgula, hele bi' sor lan bi' "Neden ben varım?

    Nereden geldim ve neden bi' insanım?

    Nasıl oldum? Nasıl olduk? Nası' oluyo'?

    Nası' anlam kattık? Nası' doluyo' bu kafa?

    Neye tapınıyo' hayat kimi kayırıyo'?"

    Hasat ne doyuruyo' hesap

    Anlasak, anlatıp her şeyi kavrasak da len

    Anlamak mı yasak olabilir

    Ama sadece bi' yanıtı yok bi' sürü cevap var koş git yanıt ara

    Peşine düş mutlaka kanıt ara

    Ruhunu demle hep yakıt ara lan

    Kalbini tut ve de buna tanık ara

    Hadi nefesini gör ve git sanat ara

    Sorgula sorgula atomları

    Işık hızını düşün ve de git kanat ara sonra

    Uç uçabildiğin kadar

    Uçabildiğin kadar

    Uçabildiğin kadar uç

    Uçabildiğin kadar uç

    Bırak kendini

    [Verse 10: Deniz Tekin] (Kadın Hakları)

    Ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım

    Bilmem ben bi' çocuğu düşünmek zorunda olmadım

    Hiç evlendirilmedim

    Evde dayak görmedim

    Kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim

    Sözlerinizi kusmadım

    Yurdumdan edilmedim

    Nefretinizle yanmadım

    Yakılarak can vermedim

    Hiç kardeşim olmadı

    Hiç abimden korkmadım

    Okuldan alınmadım

    Ben hiç öldürülmedim

    [Verse 11: Yeis Sensura & Sehabe] (Kadına Şiddet)

    Kadına el kalkmaz ulan beyinsiz

    Erkeksin ama insan değilsin

    Aslında o en iyiye layık

    Kadına şiddete hayır

    Ülkede erkek neden en üstte minibüste, evde ya da metrobüste

    Taciz şiddeti hiç bitmiyo'

    Kınamakla falan iş bitmiyo'

    Uh, Ah, adam olamadınız bu kalıbının adamı mı para babalarınız?

    Beşiktaş'ta beş tokat, leş hareketler

    Cebi dolu ciğerin beş para etmez

    Yaşadığın kafa ne? İnsan mısın?

    Biz utandık ulan! İnsan mısın?

    İnsan mısın?

    Bu hale nasıl gelir insan? Nasıl?

    [Bridge: Aspova] (Dünya)

    Düşerim derinlere

    Dünya, dönsün başım gibi

    Aklımı kaybederek rüya

    Nefesim, iç sesim

    Düşerim derinlere

    Dünya, dönsün başım gibi

    Aklımı kaybederek rüya

    Nefesim, iç sesim

    Düşerim derinlere

    [Verse 13: Defkhan] (Gurbet)

    Kaptı kafamı çarptı duvara

    Beni koruması gereken tenime bastı cigara

    Kaldırdı geri bütün derileri kattı dumana

    Yattım falaka motherfucker bu mu yargı burada

    Hangi kurala denk? (denk)

    Cenk için hazırım, karışır her yer

    Öğretilen bu işte

    Şiddeti sevmek ve ipleri germek

    Bak Almanya buz gibi morg

    Bana sor sana diyim

    Gençlerin çoğunda amfetamin, tilidin ya da weed, kokain ya da speed, crack

    Sana göre güzel ama bana göre değil

    Bana göre değil, kafana göre yürü bas mayına geber

    Ederi kaç? Kaç? Kaç?

    Kaç paraya bedel?

    Yeter artık dönme teker gibi

    Dost ol yeter bana

    Geliyorsan dosdoğru gel

    [Verse 14: Şanışer] (Hayvan Hakları)

    Bi' kap su ver çok mu zor

    Vicdanlı ol be lanet

    Anlamak istemiyosun ama bütün bu canlar sana bana emanet

    Lan bi' düşün:

    "Soğukta kışta dışarda tek başına yaşıyosun

    Dilini anlayan kimse yok hep tehlike, hep felaket, hep afet"

    Ademe bir türlü yaranamazlar

    Vicdana bakar paraya bakmaz

    Toplayıp ormana atmak çözüm değil

    Bunlar kurt değil, ormanda kendi başlarına yaşayamazlar

    Onları sen savun, onlar kendi haklarını arayamazlar

    Barınaklar dolu

    Memleket acı

    Seması kara

    Sokak hayvanlarına tecavüz etmenin, işkence etmenin cezası para

    "Büyük ahlaksızlıklar için büyük aptallar lazımdır"

    Bütün insanlar suçlu değildir ama

    Bütün hayvanlar masumdur

    [Nakarat: Şanışer]

    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!

    Yenilir hiç olurum fark etmezler!

    Susmam, susamam!

    Korkma yanıma gel!

    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!

    Yenilir hiç olurum fark etmezler!

    Susmam

    SUSAMAM!

    [Verse 15: Sokrat St] (İntihar)

    Gitme, Gitme, Gitme, Gitme

    Daha çok şeyi değiştirebiliriz bu hayatta

    İnat etme

    Hepimiz pes ettik vaktiyle

    Şimdi sık yumruğunu

    Sustur şu suskunluğunu

    Unutma kafan atınca nasıl da dimdik durduğunu

    İçin dışın nefret

    Gel

    Hiçbir şeyi yaşamak kadar sevme

    Sana bi dünya yaratamam da elini tutarım elbette

    Varsın herkes terk etsin seni

    Sen dünyayı terk etme

    Seni yargılamıyorum

    Acını tam olarak anlamam mümkün değil biliyorum

    Kaldıramadığım yükleri bırakıp kendi yolumdan gidiyorum ben

    Sen de aynaya bak lütfen

    "Seni seviyorum" de

    [Verse 16: Aga B] (Faşizm)

    Ey! Faşizm ne mi?

    En amiyane deyimiyle faka basacağız

    Beynelmilel el birliğiyle

    Tek bildiğiniz siz

    Ve de pek çok kazanın asıl sebebi aşırı hırs

    Bu hırs bi' ebedi his

    Evde eşine kız

    Sokakta kriz

    Fıss, tokakla köpeği

    Cins ise değil de miks ise tabii

    Akılsız, ey

    Kendinden çalan hırsız

    Polisten tırs, ey

    Ol ister sistem

    Hiç çiğ sığ birey

    Bir neyin ne olduğunu

    Bi' de bizi bil

    Biz façası pis de eli temiz bir nesiliz

    Bu işin selesi siz de

    Tekeri gidonu biz

    Ey, e bi tabi biz de biz gibi bir nes'lin peşindeyiz

    Ey, bu tek emelimiz saygı, tohum

    Torun, ayna ol

    Kaygı bol da yol

    Ey, tam da bu

    Ya boğul ya doğ

    Tonla yanlışa, gırla doğru

    Olsun torun, saygı tohum

    [Verse 17: Mirac] (Sokak)

    Yüzüne bakamam yüzüm düşer o yerlere

    Ayakları çıplakken gözleri dalar düşlere

    Başı önünde ama beden çıkıyor sefere

    Yok mecal dizinde

    Bak, her bi' günü sürgüne

    Kaçamıyo' kovalıyo' zalimler

    Ele güne, ele bakıyor o gözler

    Kodamanın parasını ateşe ver

    Ve de koyduğumun egosunu bi' yere ser

    Sokağa bakanın adını değil

    Yoksulumun, yetimimin adını ver

    Zabıtaları seyyara değil

    Gökdelenlere gönder

    [Bridge 2: Mert Şenel]

    Fırtınadan kopup giden dalların bi' tanesiyim

    Fazla yol almış ve yıpranmış

    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok

    Bazen evsiz bi' çocuğun hikayesiyim

    Fırtınadan kopup giden dalların bi' tanesiyim

    Fazla yol almış ve yıpranmış

    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok

    Bazen evsiz bi' çocuğun hikayesiyim

    [Verse 19: Kamufle] (Trafik)

    Can pazarı, otobanlar can pazarı

    365 günün riskli

    Bitmiyo' gamsız magandası

    Öde kan parası

    Bi' kaza bayrama matem düşürür

    Yürek dağlar acılar cabası

    Bir sela çınlar kulaklarında

    Hiç dinmez yarası

    Trafik terörüne eşlik eder alkol, şiddet, hız tutkusu

    25 yaşında yüz binlik arabaya binen gençlerin yok korkusu

    Önce emniyet sonra hoşgörü

    Sabır, selamet gerekiyor insan

    Ufacık bir hata her şeyi karartır inan yok dönüşü
  • Günler koşuşturmakla geçip giderken
    Neden var olduğunu unuttun
    Neden olduğun sorunlarınsa farkında değilsin
    Gülmek eğlenmek istiyorsun
    Sorunlara çözüm bulmak gibi bir derdin yok
    Hayat zaten çok zor
    O yüzden müzik seni eğlendirsin
    Gerçeklikten uzaklaştırsın istiyorsun
    Ama biz müziğin bir şeyler değiştirebileceğine inanıyoruz
    Bizimle gel
    Başlayalım mı?

    https://www.youtube.com/watch?v=L5K3IxINr7A
    [Verse 1: Fuat] (Doğa)
    Cengiz Han zamanı akan nehirde
    Elini yıkamanın bedeli ölümdü
    Göç edip çürüdük
    Çöp kusarak üç denize sıçan bi' hale büründük
    Egzoz gazı soluyan
    Sağı solu belli olmayan
    Mangala gitti maganda!
    Orman yanar
    Tabiatın gözleri kan ağlar
    Kibir yaptı tavan
    Fabrika bacası basar
    Atom reaktörü, çöpü hasar
    "Electro smoke" ile her an atakta
    İnsan en büyük parazit
    Gezegene bak lan!
    Hayvan kadar olamadı beşer
    Ortama uyamadı revize eden
    Faturasını gelecek nesil öder
    Kıyamet şur'da "mal" gibi izle!

    [Verse 2: Ados] (Kuraklık)
    Abi yapma!
    Atma şu izmaritini denize
    Geri alamazsın
    Gün gelir o pisliğini attığın denize hasret kalırsın, bakamazsın!
    Kurak Afrika görüntüleri uzak değil
    Çocuğun büyüdüğü yer sulak değil
    Çünkü yok ettik gölleri, nehirleri, ırmakları, HEPSİNİ!
    Nasıl acımadık?
    İnanamıyorum
    Elimizde varken hiç değerini bilmedik
    Plastikle dolmuş mideleri hayvanların buna hiç mi üzülmedin?
    Nette paylaşmaksa yetmez
    Bi' şeyler yapmalı
    SUYU KİRLETMEYİN!
    Su gibi aziz olsun ülkem
    Onun can damarlarına
    Bu zehri vermeyin!

    [Nakarat: Şanışer]
    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susma, susamam!
    Korkma yanıma gel!

    Gel, gün olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susma
    SUSAMAM!

    [Verse 3: Şanışer] (Hukuk)
    Ben bi' beyaz Türk'üm Yasalarım Anglosakson ama kafam Ortadoğulu
    Apolitik büyüdüm, hiç oy vermedim
    Kafamı tatile, gezmeye, borca yordum
    Adalet öldü, ucu bana dokunana dek sustum ve ortak oldum
    Şimdi tweet atmaya bile çekiniyorum
    Kendi ülkemin polisinden korkar oldum
    Üzgünüm ama senin eserin ülkedeki umutsuz nesil
    Senin eserin bu mutsuz kesim ve bu kurşun sesi!
    Sebebi nedir bilmeden hapiste çürüyen o suçsuz sefil
    Senin, senin eserin, senin eserin bu korkunç resim
    Bu yorgun sesim
    Fakirin vergisiyle yatına, katına katana salak
    Haşere geri yolsuz vekil seni, senin eserin!
    Sen hiç yıkanmadın
    Ölümle bi' kez bile tıkanmadın
    Elinde 3. dalga karton bardak kahve
    Tek derdin o özenti "Start-Up"ın
    Şimdi kapını kollaması gereken adalet gelir acımaz
    Vurur kırar kapını
    Çünkü çocuk öldü vuran memurdu diye "Haklıdır" dedin
    Sesini çıkarmadın, yani suçlusun!
    Çünkü iki gün üzülüp sonra gözündeki nehri kuruttun
    Tuğçe ve Büşra'nın katilini serbest bırakan hakimin adı neydi unuttun!
    Şimdi başına bi' şey gelse şeh'rin hukuk mu?
    Bi' gece haksızca alsalar içeri seni
    Bunu haber yapıcak gazeteci bile bulamazsın
    HEPSİ TUTUKLU!
    Salınan katillerin aldığı canlar (Geri gelmeyecekler!)
    Haksız yere hapiste geçen yıllar (Geri gelmeyecekler!)
    Sen sustun, ses etmediğinden bindiler tepene
    Haklarını elinden aldılar ve güzellikle geri vermicekler

    [Verse 4: Hayki] (Adalet)
    "Adalet" sözde mülkün temeli
    Tıkamış kulağını duymaz ne dediğini
    Âdeti, töresi, geleneği söyle
    Giden kötüydü de gelen iyi mi?
    Bu medeni mi?
    Biz yiyemiyo'ken senin kürkünün bile yemediğini
    Sizin polisiniz silahını çekip güpegündüz ortalıkta vuramaz dilediğini
    Medya, basın, hukuk, asker hepsi sizin için çalışırken
    Aslen güneş bile üzerine doğuyo bu çocukların
    İşe gidip geliyolar canlarına kasten
    Silahınızı kin!
    Bu çektiğimiz bizim günahımız değil
    Planınız iyi!
    Ben bilmem bunun inananı kim?
    Ama bilirim, gel
    Silahımız dil!

    [Verse 5: Server Uraz] (Hukuk)
    (Bu Server Uraz)
    Ben sesiyim kayıp neslin
    Sansürü olamam ayıp resmin
    Ekibimi bu mezardan çıkarabilmek için hep gözlerim açık, uyanık ayık gezdim
    Sopa, bıçak ne yazar ki? Zayıf hepsi!
    Öncelikle olmalı akıl keskin
    Sabır bey'nimi yiyip bitirirken yağmur gibi yağanları yakıp geçtim!
    Müzik yapmak dışında bi' bok yemedim!
    Polis tutukladı bi' şeyleri problem edip
    Yine duruşmadayım sen konsere git
    Ben aynı takım elbisemle 10 senedir
    Biri dönüp desin bana "Çaban boş yere değil"
    O gün kalbimi, ruhumu komple veriyim ama
    Yargı gelip arıyor bedeli
    Yaşıyorum cehennemi, yanıyor bedenim

    [Verse 6: Beta] (Türkiye)
    Merhaba Türkiye
    Bende var hüviyet
    Yaşamaya çalışıyoruz hasbelkader gitmeden katakulliye
    Ekrana süs diye çıkan şarlatan, hep fanatik biri!
    Fesatlık, kötü niyet salgın gibi
    Eder daha manipüle!
    Bu bir temsil ya da piyes!
    Bu uçaksa bu türbülans!
    Komşumuzdu Suriye
    Şimdi bu gemideki vatandaş mı? (Yurttaş mı?)
    Huzurda değil ölü bile topraktakilerin ahı var
    Sadece gazeteydi "Hürriyet"
    Sen olabildiğince özgür ol!

    [Verse 7: Asil Slang & Zen-G] (İstanbul)
    Hepimizi bi' lokmada yutuveriyo'
    Pis boğazlı İstanbul!
    En iyi zamanları törpülüyo'
    Çözülemeyen gizemli esrar bu!
    Taşı toprağı altın (altın)
    Eli verdim, kolu kaptı (saldır)
    Ulaşım, eğitim, yargı (yardım)
    Şeytan zehrini saldı (saldı)
    Paranız olmalı, ya da birileriyle aranız olmalı
    Kodamanlarda numaranız olmalı
    Aksaray'da bir adamınız olmalı
    Bizim yatımız katımız bi' de yalımız olmadı
    Kumbaramız dolmadı da bununla doğmadım
    Ki metropolde biraz amacın olmalı
    Yapıcı olmadın, yakıcam ormanı
    Beton ormanda hayvan olman normal
    Tutsak göz altların yine morlar
    Yönetenler çağ dışı dinozorlar
    Bu ormanda herkese göre rol var
    Sustukça sıra sana gelecek
    Aydın beyinleri bekliyor karanlık gelecek

    [Verse 8: Sokrat St] (Eğitim)
    Mezun olucam
    Cash para, diploma ver bana
    Para yoksa ter dökmeliyim
    Eğitimde fırsat eşitliğini fırsata çeviren bi' üniversiteliyim
    Ben mezun oldum
    Yarattığınız sistem yüzünden bi' serseriyim
    Ben mezun oldum
    Ya kasiyer olayım, ya da sinemada sana yer göstereyim
    Sokak başı üniversite ama köy okulları çok terste
    Başa gelenin ideolojisi neyse o anlatılır her derste
    Zengin, fakir ayrı
    Torpile ya da parasına göre kayırır
    Eğitim endüstridir
    İnşaattan rant sağlamaka aynı!
    Kiminin kitap alıcak bi' parası yok
    Öğretmen atanıcak ama "arası" yok!
    Milletvekili bi' tanıdık mı, wow
    Beni anlaman da bu mantıkla zor
    Bari bi' köy okulunun yardımına koş
    Her tarafı kaos
    Sen de biraz boğuş
    Bu gece uyudu zorla çocuk
    Okula gidecek
    YOL YAP!

    [Verse 9: Ozbi] (Sorgulamak)
    Neden bu gök, bu yıldızlar, bu galaksiler, gezegenler
    Neden, neyden bu evren?
    Neyden bu dünya?
    Neden ben, neden sen, neden biz?
    Sorgula, hele bi' sor lan bi' "Neden ben varım?
    Nereden geldim ve neden bi' insanım?
    Nasıl oldum? Nasıl olduk? Nası' oluyo'?
    Nası' anlam kattık? Nası' doluyo' bu kafa?
    Neye tapınıyo' hayat kimi kayırıyo'?"
    Hasat ne doyuruyo' hesap
    Anlasak, anlatıp her şeyi kavrasak da len
    Anlamak mı yasak olabilir
    Ama sadece bi' yanıtı yok bi' sürü cevap var koş git yanıt ara
    Peşine düş mutlaka kanıt ara
    Ruhunu demle hep yakıt ara lan
    Kalbini tut ve de buna tanık ara
    Hadi nefesini gör ve git sanat ara
    Sorgula sorgula atomları
    Işık hızını düşün ve de git kanat ara sonra
    Uç uçabildiğin kadar
    Uçabildiğin kadar
    Uçabildiğin kadar uç
    Uçabildiğin kadar uç
    Bırak kendini

    [Verse 10: Deniz Tekin] (Kadın Hakları)
    Ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım
    Bilmem ben bi' çocuğu düşünmek zorunda olmadım
    Hiç evlendirilmedim
    Evde dayak görmedim
    Kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim
    Sözlerinizi kusmadım
    Yurdumdan edilmedim
    Nefretinizle yanmadım
    Yakılarak can vermedim
    Hiç kardeşim olmadı
    Hiç abimden korkmadım
    Okuldan alınmadım
    Ben hiç öldürülmedim

    [Verse 11: Yeis Sensura & Sehabe] (Kadına Şiddet)
    Kadına el kalkmaz ulan beyinsiz
    Erkeksin ama insan değilsin
    Aslında o en iyiye layık
    Kadına şiddete hayır
    Ülkede erkek neden en üstte minibüste, evde ya da metrobüste
    Taciz şiddeti hiç bitmiyo'
    Kınamakla falan iş bitmiyo'
    Uh, ah, adam olamadınız bu kalıbının adamı mı para babalarınız?
    Beşiktaş'ta beş tokat, leş hareketler
    Cebi dolu ciğerin beş para etmez
    Yaşadığın kafa ne? İnsan mısın?
    Biz utandık ulan! İnsan mısın?
    İnsan mısın?
    Bu hale nasıl gelir insan? Nasıl?

    [Bridge: Aspova] (Dünya)
    Düşerim derinlere
    Dünya, dönsün başım gibi
    Aklımı kaybederek rüya
    Nefesim, iç sesim
    Düşerim derinlere

    Dünya, dönsün başım gibi
    Aklımı kaybederek rüya
    Nefesim, iç sesim
    Düşerim derinlere

    [Verse 13: Defkhan] (Gurbet)
    Kaptı kafamı çarptı duvara
    Beni koruması gereken tenime bastı cigara
    Kaldırdı geri bütün derileri kattı dumana
    Yattım falaka motherfucker bu mu yargı burada
    Hangi kurala denk? (denk)
    Cenk için hazırım, karışır her yer
    Öğretilen bu işte
    Şiddeti sevmek ve ipleri germek
    Bak Almanya buz gibi morg
    Bana sor sana diyim
    Gençlerin çoğunda amfetamin, tilidin ya da weed, kokain ya da speed, crack
    Sana göre güzel ama bana göre değil
    Bana göre değil, kafana göre yürü bas mayına geber
    Ederi kaç? Kaç? Kaç?
    Kaç paraya bedel?
    Yeter artık dönme teker gibi
    Dost ol yeter bana
    Geliyorsan dosdoğru gel

    [Verse 14: Şanışer] (Hayvan Hakları)
    Bi' kap su ver çok mu zor
    Vicdanlı ol be lanet
    Anlamak istemiyo'sun ama bütün bu canlar sana bana emanet
    Lan bi' düşün:
    "Soğukta kışta dışarda tek başına yaşıyo'sun
    Dilini anlayan kimse yok hep tehlike, hep felaket, hep afet"
    Âdeme bir türlü yaranamazlar
    Vicdana bakar paraya bakmaz
    Toplayıp ormana atmak çözüm değil
    Bunlar kurt değil, ormanda kendi başlarına yaşayamazlar
    Onları sen savun, onlar kendi haklarını arayamazlar
    Barınaklar dolu
    Memleket acı
    Seması kara
    Sokak hayvanlarına tecavüz etmenin, işkence etmenin cezası para
    "Büyük ahlaksızlıklar için büyük aptallar lazımdır"
    Bütün insanlar suçlu değildir ama
    Bütün hayvanlar masumdur

    [Nakarat: Şanışer]
    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susmam, susamam!
    Korkma yanıma gel!

    Gel, gül olur hapsolur bu suçlu cümleler!
    Yenilir hiç olurum fark etmezler!
    Susmam
    SUSAMAM!

    [Verse 15: Sokrat St] (İntihar)
    Gitme, Gitme, Gitme, Gitme
    Daha çok şeyi değiştirebiliriz bu hayatta
    İnat etme
    Hepimiz pes ettik vaktiyle
    Şimdi sık yumruğunu
    Sustur şu suskunluğunu
    Unutma kafan atınca nasıl da dimdik durduğunu
    İçin dışın nefret
    Gel
    Hiçbir şeyi yaşamak kadar sevme
    Sana bi dünya yaratamam da elini tutarım elbette
    Varsın herkes terk etsin seni
    Sen dünyayı terk etme
    Seni yargılamıyorum
    Acını tam olarak anlamam mümkün değil biliyorum
    Kaldıramadığım yükleri bırakıp kendi yolumdan gidiyorum ben
    Sen de aynaya bak lütfen
    "Seni seviyorum" de

    [Verse 16: Aga B] (Faşizm)
    Ey! Faşizm ne mi?
    En amiyane deyimiyle faka basacağız
    Beynelmilel el birliğiyle
    Tek bildiğiniz siz
    Ve de pek çok kazanın asıl sebebi aşırı hırs
    Bu hırs bi' ebedi his
    Evde eşine kız
    Sokakta kriz
    Fıss, tokakla köpeği
    Cins ise değil de miks ise tabii
    Akılsız, ey
    Kendinden çalan hırsız
    Polisten tırs, ey
    Ol ister sistem
    Hiç çiğ sığ birey
    Bir neyin ne olduğunu
    Bi' de bizi bil
    Biz façası pis de eli temiz bir nesiliz
    Bu işin selesi siz de
    Tekeri gidonu biz
    Ey, e bi tabi biz de biz gibi bir nes'lin peşindeyiz
    Ey, bu tek emelimiz saygı, tohum
    Torun, ayna ol
    Kaygı bol da yol
    Ey, tam da bu
    Ya boğul ya doğ
    Tonla yanlışa, gırla doğru
    Olsun torun, saygı tohum

    [Verse 17: Mirac] (Sokak)
    Yüzüne bakamam yüzüm düşer o yerlere
    Ayakları çıplakken gözleri dalar düşlere
    Başı önünde ama beden çıkıyor sefere
    Yok mecal dizinde
    Bak, her bi' günü sürgüne
    Kaçamıyo' kovalıyo' zalimler
    Ele güne, ele bakıyor o gözler
    Kodamanın parasını ateşe ver
    Ve de koyduğumun egosunu bi' yere ser
    Sokağa bakanın adını değil
    Yoksulumun, yetimimin adını ver
    Zabıtaları seyyara değil
    Gökdelenlere gönder

    [Bridge 2: Mert Şenel]
    Fırtınadan kopup giden dalların bi' tanesiyim
    Fazla yol almış ve yıpranmış
    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok
    Bazen evsiz bi' çocuğun hikayesiyim

    Fırtınadan kopup giden dalların bi' tanesiyim
    Fazla yol almış ve yıpranmış
    İçimde neler dönüp durur anlatsam tarifi yok
    Bazen evsiz bi' çocuğun hikayesiyim

    [Verse 19: Kamufle] (Trafik)
    Can pazarı, otobanlar can pazarı
    365 günün riskli
    Bitmiyo' gamsız magandası
    Öde kan parası
    Bi' kaza bayrama matem düşürür
    Yürek dağlar acılar cabası
    Bir sela çınlar kulaklarında
    Hiç dinmez yarası
    Trafik terörüne eşlik eder alkol, şiddet, hız tutkusu
    25 yaşında yüz binlik arabaya binen gençlerin yok korkusu
    Önce emniyet sonra hoşgörü
    Sabır, selamet gerekiyor insan
    Ufacık bir hata her şeyi karartır inan yok dönüşü

    Kaynak: https://genius.com/Sanser-susamam-lyrics
  • SEVGİLİYE SON BAKIŞ...
    SEN ÖLÜMSÜZ AŞKIN
    RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN ABİDİN?
    Ölmeden bir kaç ay önce..
    Şöyle yazmıştı..
    Saçları saman sarısı Vera'sına;
    "Gelsene dedi bana..
    Kalsana dedi bana..
    Gülsene dedi bana..
    Ölsene dedi bana..
    Geldim..
    Kaldım..
    Güldüm..
    Öldüm"
    *. *. *
    Yıl 1955'di..
    Nazım Moskova'da sürgündü..
    53 yaşında..
    Üstelik evliydi..
    Vera Tulyakova 24 yaşında..
    Genç bir kadındı..
    Dul ve bir çocukluylu..
    Ajans Novosti'de muhabirdi..
    Söyleşi için birgün Nazım'ı aradı..
    "Alo, Nazım Hikmet mi?.. Sizinle redaktör Vera Tulyakova konuşuyor"
    Nazım randevuyu verdi..
    Evinde buluştular..
    Odada şair Ekber Babayev de vardı..
    Vera sordu, Nazım cevapladı..
    Söyleşi bittiğinde Nazım Babayev'e döndü ve Tatarca şöyle konuştu..
    "Fena kız değil, bilgili, güzel .."
    Vera anlamıştı söylenenleri..
    Yüzü kızarmıştı..
    ..Ve Nazım'a en çok sevda şiirlerini yazdıracak büyük aşk böyle başlamıştı..
    *. *. *
    O günden sonra hergün görüştüler..
    Telefonda konuştular..
    Sık sık buluştular..
    Nazım Vera'sız, Vera Nazım'sız yapamadı..
    1959 yılında evlendiler..
    Nazım evlenmek için eşi Dr.Galina'dan boşanmak zorundaydı..
    Tüm servetini ona devretti..
    Boşandı..
    Vera'sına kavuştu..
    Kendi deyimiyle..
    Saçları saman sarısı..
    Gözleri mavi Vera'sı..
    *. *. *
    Ölene kadar onun aşkıyla yaşadı..
    En sevgi dolu sözcükler Vera'ya yazılanlardı..
    Her gittiği yerden yazdı..
    Mesela Leningrad'tan...
    "Lanet olsun ne muazzam şey seni sevmek! ..
    Sen benim aşkım, sen benim kızım, sen benim yoldaşım, sen benim küçük annemsin. Canım, bir tanem, seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum.Bu şehir güzelse senin yüzünden, bu elma tatlıysa senin yüzünden, bu insan akıllıysa senin yüzünden”
    *. *. *
    Mesela Varşova'dan..
    "Ve işte ben. Dün sesini işittiğimde dünyanın en mutlu insanı oluverdim. Hep bizi, seni ve beni düşünüyorum. Döndüğümde Rusça’yı gramer kurallarıyla yazacak kadar iyi öğreneceğim mutlaka. Seni böylesine sevmek ve bunu layıkınca yazıya aktaramamak insanı çıldırtıyor. Sen bebeğim benim, anlıyor musun yazdıklarımı? Eğer hastalanmazsam ayın 15’inde yani pazartesi buradan ayrılıyorum. Pazartesi! İşte böyle. Yaz bana, unutma. Ara sıra yani her dakika beni düşün. Öpüyorum seni, sevincim benim."
    *. *. *
    Ya da Prag'dan.
    "Gittin, boşaldı Prag şehri. İçinden elini çekip çıkardığın bir eldiven gibi boşaldı. Söndü artık seni göstermeyen bir ayna gibi.."
    *. *. *
    Bazen Kislova'dan..
    "İçimde ak bir yol var.
    Karıncalar buğday taneleriyle
    bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer
    ama yasak, geçmez cenaze arabası.
    İçimde mis kokulu
    kızıl bir gül duruyor zaman.
    Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
    çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil.."
    *. *. *
    Hatta Moskova'dan..
    "İlk ergenlik düşümden geliyorum sana
    bu şehrin bana verdiği en tatlı yemiş en akıllı söz en insan sokaksın
    günlük güneşlik rüzgârım benim
    saçları saman sarısı kirpikleri mavi karım benim."
    *. *. *
    Nazım Vera'ya son şiirini 1963 yılında yazdı..
    "Gelsene dedi bana..
    Kalsana dedi bana..
    Gülsene dedi bana..
    Ölsene dedi bana..
    Geldim..
    Kaldım..
    Güldüm..
    Öldüm"
    *. *. *
    Öldü..
    Bu şiirden bir kaç ay sonra 3 Haziran 1963'te öldü büyük şair..
    Sürgün olduğu Moskova'da gömüldü..
    Vera yaşadığı sürece Nazım'ı hiç unutmadı..
    2001 yılında öldüğünde tek isteği Nazım'ın yanına gömülmekti..
    Ama hiç boş yer yoktu..
    Daha iyi bir çözüm bulundu...
    Vera'nın külleri Nazım'ın mezarına döküldü..
    Ölümsüz aşkları mezarda buluştu...

    3 Haziran 1963
    Anısına Saygılarımızla...
  • Yüreğimin kıyısına vurdu minicik bir dalga
    Susmalıyım,tutamadım kendimi
    Bir canım var feda etsem sevdamı bilemezsin
    Bir acım var anlatsam önünü göremezsin
    Herkes unuttu beni ben de unuttum herşeyi
    Bari, bari sen unutma beni..
  • Yüreğimin kıyısına vurdu minicik bir dalga
    Susmalıydım, tutamadım kendimi
    Bir canım var feda etsem, sevdamı bilemezsin
    Bir acım var anlatsam, önünü göremezsin
    Herkes unuttu gitti, ben de unuttum herşeyi
    Bari, sen unutma beni