Peki, Sezgi neyle beslensin ki, sürekli olarak gıdasını alıp çevremizi tarama taleplerimize duyarlı olabilsin? Onu hayat besler; hayat onu ona kulak vererek besler. Duyacak kulak olmazsa ses ne işe yarar?
Psikoloji alanındaki çalışmaların pek çoğu, insandaki yoğun kaygının ailevi nedenleri üzerinde durmakla birlikte, kültürel bileşen de aynı oranda baskın bir rol oynar, çünkü kültür, ailenin ailesidir. Eğer ailenin ailesinin çeşitli hastalıkları varsa, o zaman o kültürdeki bütün ailelerin aynı rahatsızlıkla mücadele etmeleri gerekecektir. Benim aile göreneklerimde bir iş vardır: kültür iyileştirir. Eğer kültür bir şifacıysa, aileler nasıl şifa bulacaklarını öğrenirler; daha az kavgacı, daha onarıcı, çok daha az yaralayıcı, çok daha nazik ve sevecen olurlar.
Antik Çağlar‘da günah yiyici denen ruhlar vardı. Bunlar; hayalet, kuş, hayvan, bazen de insan olarak kişileştirilir, insanların zor bir hayatın Tortusundan ya da iyi yaşanmamış bir hayattan temizlenip kurtulabilmesi için, biraz günah keçisine benzer şekilde, günahları, yani toplumun pik atıklarını üstlenirlerdi
Bilirsiniz, hayatlarımızda ortaya çıkan bütün olumsuz ve sancılı olaylar doğal bir sansüre uğrar. Sansürleyici ego hiç kuşkusuz odayı gördüğünü, kadavraları gördüğünü unutmak ister.