7 cinayeti ele alan romanın polisiye romanlara nazaran tarihi doyuruculuğu oldukça fazla. Özellikle İstanbul'un tarihi gelişimini merak edenler için biçilmiş kaftan .
İstanbul hakkında bir çok şeyden eksik olduğumu fark ettiğim bu kitapta okurken bambaşka duyguları hep bir arada buldum ve dostluğu, çaresizliği, aşkı hissettim. Daha önce okumadığım için üzüldüğüm ancak sonunu tahmin etsem de beni alıp götüren bir kitap oldu diyerek bu incelememi buraya bırakıyor ve kitapta en beğendiğim ve bana göre kitabı özetleyen satırları buraya not düşmek istiyorum.
İstanbul'a bakıyorduk denizden: Nevzat , Demir bir de ben . Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk ...Onların yüzlerindeki kendi kederimize . Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa , kanımızda filizlenen korkaklığa ...Elimizden alınan hayata bakıyorduk...Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara , eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza , ölen hayallerimize , yıkılan düşlerimize...Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi , yıkılan düşlerimizi yükleyip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize ...Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk....
Çünkü bizim düşmanımız kötü insanlar değil, kötülüktür . Çünkü bizim düşmanımız zulmeden değil , zulümdür ve zulümden beslenen bir inanç bize uzaktır , terstir , haramdır .
Gaşiye suresi 22.ayet " Can almak insanın değil , sadece ve sadece o canı yaratan Allah "ın hakkıdır ."
Dünyâ 'yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür, oğul . Hırsımız , sabırsızlığımız , bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor , sonra da Dünya' yı çok büyük görüyoruz .