• Sanmıştık ki ikimiz
    yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki
    tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
    hiç yanılmamışız
    her an düşüp düşüp
    kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da
    hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
    hâlâ kıpkızıl gülümseyen
    -sanki ateşten bir tebessüm-
    zehir zemberek aşkımız
    Attila İlhan
    Sayfa 80 - Kültür Yayınları
  • Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
    Attila İlhan
    Sayfa 78 - Kültür Yayınları
  • sanmıştık ki ikimiz
    yeryüzünde ancak
    birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki
    tek kişilik bir yalnızlığa bile
    rahatça sığarız
  • Aşk, öznel bir paylaşımdır. Aşka renk veren sevgilidir; ama asıl aşk sevgilinin gönlünde yaşanır. Fırtınalar orada kopar. Ben’den çok onun beni nasıl algıladığıdır. Sevgili beni nasıl görüyor? Şair, eski bir sevdanın, eski sevgilinin etkisinden kurtulamamıştır. Başka kadınlar biraz yaklaşınca birden eski sevgiliye dönüşmektedir. Aslında aşktır kadınları değiştiren. Daha önce “bir kadın” olan biraz konuşmaya başlayınca, seven bir kadına dönüşünce sigara içişi, yandan bakışıyla hep sana benzeyiveriyor. İlgi gören kadın hemen “sevilen kadın”a dönüşüyor. Sevgi, ilgi kadını güzelleştiriyor.
    her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
    sarışın başladığım esmer bitiyor
    anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
    dudakları keskin kırmızı jilet
    bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
    gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
    kimi sevsem sensin / hayret
    kapıların kapalı girilemiyor

    Güzel bir ilişkiye başladığımda hemen unutulmayan kadının izleri ortaya çıkıyor ve hiçbir kopya aslının yerini tutmuyor. Renkler aslını yitiriyor, sevecen sözler bile yaralayıcı oluyor. Bir an önce kurtulmak istiyor. Müzik bile çekilmez oluyor. Gönül kapıları kapalıdır, orası rasgele güzellere açılmaz.
    “Gerçek aşk”a ulaşılmaz..
    kimi sevsem sensin / senden ibaret
    hepsini senin adınla çağırıyorum
    arkamdan şımarık gülüşüyorlar
    getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
    hani o sımsıcak iri çekirdekli
    senin gibi vahşi öpüşüyorlar
    kimi sevsem sensin / hayret
    in misin cin misin anlamıyorum
    Güzeller, aşkın özel bir şey olduğunu anlamıyorlar. Ben sendeki edayı, sevecenliği, kendinden emin, doğal kadını arıyorum. Onlar, şımarık…Olur olmaz şeylere gülüyorlar. Ama bir şey var ki benzer…Onlar da senin gibi vahşi öpüşüyorlar. Şair, cinselliğin sıradan olduğunu, biyolojik olduğunu, pek çok güzelle yaşanabileceğini ama aşkın çok özel olduğunu düşündürüyor bize...
  • Haziran 1925’te İzmir’in Menemen ilçesinde doğdu. 11 Ekim 2005’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. İzmir’de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu ve Karşıyaka Ortaokulu’nu bitirdi. Atatürk Lisesi’ndeki öğrenciliği sırasında Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Danıştay kararıyla eğitimi sürdürme hakkını kazandı. İstanbul’da Işık Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. 6 yıl aralıklarla Paris’te yaşadı. Türkiye’ye döndü. Çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat İzmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığı’nı üstlendi. Ankara’da Bilgi Yayınevi Danışmanlığını yaptı. Senaryolarında “Ali Kaptanoğlu” takma adını kullandı. Yeni Ortam, Dünya, Milliyet, Söz gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Yelken ve Sanat Olayı dergilerini yönetti. İlk şiiri olan “Balıkçı Türküsü” 1941’de Yeni Edebiyat Dergisi’nde yayınlandı. “Nevin Yıldız” takma adıyla İstanbul, “Beteroğlu” takma adıyla Yücel dergilerinde şiirleri çıktı. 1946 CHP şiir yarışmasında “Cebbaroğlu Mehemmed” şiiriyle birincilik ödülü kazandı. Bu başarıdan sonra hızla tanınıp sevildi. Genç, Yeni Nesil, Varlık, Aile, Yirminci Asır, Seçilmiş Hikayeler, Kaynak, Ufuklar, Mavi, Yeditepe, Dost, Yelken, Ataç, Yön, Milliyet Sanat, Sanat Olayı gibi dergilerde şiirleri, deneme ve eleştirileri yayınlandı.

    Türk edebiyatının önemli isimleri arasına girdi. Garip Akımı ve İkinci Yeni şiirine karşı çıktı. Mavi ya da Maviciler adıyla tanınan toplumcu gerçekçi şiir akımını başlattı. Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendisine özgü bir duyarlılık getirdi. Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum şiir kitaplarındaki şiirleriyle genç şair kuşağını etkiledi. Yasak Sevişmek, Elde Var Hüzün kitaplarındaki şiirlerinde divan şiiri veşarkılardan da yararlandı. İlk iki romanı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez’den sonraki romanlarında tarihsel konulara ağırlık vermeye başladı. Bu tür romanlarında öz Türkçe akımına karşı çıktı. Senaryolarını yazdığı önemli filmler: Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad), Ateşten Damlalar (Memduh Ün), Rıfat Diye Biri (Ertem Gönenç), Şoför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini İstanbul (Aydın Arakon). 11 Ekim 2005 tarihinde hayatını kaybetti.

    ESERLERİ

    ŞİİR:
    Duvar (1948)
    Sisler Bulvarı (1954)
    Yağmur Kaçağı (1955)
    Ben Sana Mecburum (1960)
    Bela Çiçeği (1962)
    Yasak Sevişmek (1968)
    Tutkunun Günlüğü (1973)
    Böyle Bir Sevmek (1977)
    Elde Var Hüzün (1982)
    Korkunun Krallığı (1987)
    Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)

    Böyle Bir Sevmek ..

    Ne kadinlar sevdim zaten yoktular
    Yagmur giyerlerdi sonbaharla bir
    Azicik oksasam sanki cocuktular
    Biraksam korkudan gözleri sislenir.

    Ne kadinlar gördüm zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemistir
    Hayir sanmayin ki beni unuttular
    Hala arasira mektuplari gelir

    Gercek degildiler birer umuttular
    Eski bir sarki belki bir siir

    Ne kadinlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemiitir
    Yalnizliklarimda elimden tuttular
    Uzak fisiltilari icimi ürpertir
    Sanki gökyüzünde bir buluttular
    Nereye kayboldular simdi kimbilir

    Ne kadinlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemistir
  • "yalnızların en büyük sorunu
    tek başına özgürlük ne işe yarayacak
    bir türlü çözemedikleri bu
    ölü bir gezegenin
    soğuk tenhalığına
    benzemesin diye
    özgürlük mutlaka paylaşılacak
    suç ortağı bir sevgiliyle"
  • Ben sana mecburum bilemezsin
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum