Geri Bildirim
  • İtalyan gazeteci Loretta Napoleoni'nin Türkiye'de yayımlanan ilk kitabı. Yazar özelikle terör, terör örgütleri üzerinde araştırmalar yaparak edindiği bilgileri hem kitaplarında hem de konferanslarında anlatıyor. İlgi alanı terörün finansmanı yani parasal kaynakları hakkında olması dolaysıyla bu kitapta bu ve buna benzer çeşitli konular içeriyor.

    İslam ve Modern Cihat adındaki kitabın alt başlığı ise İslam Devleti ve Orta Doğu'nun Yeniden Çizilmesi. Bu alt başlık bile başlı başına önemli bir vurguyu belirtiyor, ancak kitabı okuyunca bunu tam olarak ayrıntılı bir şekilde göremiyoruz.

    Öncelikle İslam Devleti'nden kastedilen İŞİD'in kendisi. Kendini o şekilde tanımladığından dolayı bu İslam Devleti adı, yazar tarafından bulunmuş ya da karalamak anlamında yazılmış bir kelime değil. Bunu zaten kitabın ilk sayfalarında açıklıyor.

    Ortadoğu'da sınırların yeniden çizilmesi çok uzun zamandır planlanan bir düşünce ama bir türlü gerçekleştirilemeyen bir hayale dönmüşken 2000'li yılların başından itibaren bir anda bu coğrafyada sular coşmaya veya kan akmaya başladı.

    Şu an ki varolan coğrafi sınırlar zaten yıllar önce yapay olarak çizildiği için huzursuzluk her daim olmuştu. 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasıyla bu coğrafyada kan, gözyaşı ve huzursuzluk iyice artmış ve belki de bugünden sonraki on yıllar boyunca hep aynı sıkıntılar yaşanmaya devam edecek.

    Kendini halife ilan eden İŞİD lideri El-Bağdadi'nin Irak-Suriye coğrafyasında Sünni Müslümanlar içinde selefi inancını
    zorla benimsetmeye kalkması, (S.Arabistan, BAE, Katar gibi ülkeler) kendilerine yeni bir İslami devlet kurma yoluna girmesi ve bu doğrultuda önce Irak Şam İslam Devleti sonra İslam Devleti adıyla bu yapıyı ilan etmesi anlatılıyor. Ama beslendikleri toplum kesimi hangisi? Kim bunların
    vatandaşı, ya da yoldaşı, ya da müridi. Yani zorunluluk bir halk doğurmadığı için zaten İŞİD'in kendisinde bir yapaylık baştan belli oluyor. Yani tabanı olmayan bir yapıdan bahsediyoruz.

    Bu coğrafyada ABD eski Dış İşleri Bakanı Condoleezza Rice'in bahsettiği "Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya tüm sınırlar değişecek" cümlesi 2003 yılından itibaren aşama aşama uygulanmaya kondu. İŞİD ya da ismi ne olursa olsun bu şekilde yapılanmalar sınırları değiştirecek yeni oluşumlardır. İŞİD'de bu belirsizlik, kararsızlık ortamında palazlanıp, büyüdü (Ya da büyütüldü).

    Devletlerle çatışmaya girecek kadar büyüyen (ya da büyütülen) bu yapı ve yapılanma kimdir? Kimlerden oluşuyor? Arkasında başka güç veya devlet var mı? Yani 'Vekalet Savaşı'nda bunlar 'vekil savaşcılar' mı? Bu konular tam açıklanmış değil ya da bu konuya yazar fazla girmemiş.

    Vekil savaşlar, ittifaklar, yeni ittifaklar, daha yeni ittifaklar, karşıt ittifaklar, uzun soluklu birliktelikler ya da kısa vadeli çıkar birlikleri gibi çok sayıda birlik oluşturma girişimlerinin olduğu bir yapıdan bahsediliyor. Bölge ülkelerinin ve bölge dışından gelen ABD, Rusya gibi ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda kısa ve uzun vadeli kurdukları açık veya kapalı ittifaklar hala devam etmektedir.

    Hernekadar El-Bağdadi halifelik bayrağı altında insanları toplamak istese de bu çağda bu şartlarda kim ona biat eder? Örneğin, Türkiye'de yaşayan Müslümanlar biat eder mi? Ya da bu coğrafyanın etkili gücü İran? Yani bu halifelik mevzusu bile ayrı bir çalışma.

    Peki İŞİD adlı bu terör yapılanmasının askeri gücü ve finansman gücü nerede ve kimlerden geliyor? Para kaynağının bir kısmını ele geçirdiği petrol bölgelerinden petrolü satarak bir gelir etmesi diyorlar da, bu petrolü kime, nasıl, hangi yollardan satıyorlar? Bu da apayrı bir konu ve tam açık değil.

    Yani konu, konu içinde, birbirini açan ve devam ettiren onlarca soru işareti olan bir süreçten bahsediyoruz.

    S.Arabistan, Katar gibi kendi rejimlerini ihraç etme sevdalısı devletlerin Suriye'deki savaşa hem para hem de silah yardımı yaptığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca yine bazı ülkelerden de silah, para, lojistik destek verildiği aleni ortada. Bu da oluyor ki, kitabın yazıldığı 2014 yılından okunduğu 2018 haziran ayına kadar değişen çok da fazla bir şey olmadığı.

    Adının a, b, c veya farklı olması, buradaki bir takım devletlerin gizli veya açık bir şekilde o terör yapılandırmalara desteklemesini engellememektedir. El-Bağdadi'nin İslam Devleti(İŞİD), kısa süreli başarı olması sebepleri arasında yerel güçlerle yaptığı işbirliğinin etkisi var diyor yazar. Ele geçirdiği yerde bulunan halkla iyi geçinmek için onların bir takım ihtiyaçlarını (yol, su, elektrik örneği ya da ekmek fabrikalarını işletmesi, Taliban'ın çocuk felci aşılarına karşı çıkmasına karşın İŞİD'in aşı kampanyaları düzenlemesi gibi) karşılamaları tutunmalarından biraz etkili olduğu söylense de esas sebep 'korku' unsuru olduğunu düşünmekteyim.

    Tabi ortada bir savaş varsa, propagandayı her taraf sonuna kadar kullanır. Hem kendilerini yüceltmek hem de karşı tarafı yenmek için. Bu propaganda Irak ve Suriye içinde
    geçerliydi ve ayrıca değişen dünya şartları altında propaganda teknikleri de değişmişti. Artık radyolar yoktu. Televizyon ve internet vardı. Anlık olarak televizyon ve internet üzerinden
    her türlü propaganda yapılıyordu ve bu durum sonuna kadar kullanıldı.

    Gazete köşe yazısı şeklinde yazılmış, okuyucuyu sıkmayan, öyle çok derin ayrıntı içermeyen ve alıntı yaptığı kaynakları vererek de okuyucu da güven hissi oluşmasını sağlıyor yazar.

    Kitabın arka sayfalarında yer alan "Sözlük" kısmı ise iyi olmuş. Kitap içinde geçen bazı kavramları kısa ve öz anlatmanın yanında, hatırlatma babında da bilgi veriyor. Bu sayede
    daha kolay bir şekilde konu içinde bütünleştirme sağlamaktadır.

    Irak Şam islam Devleti yani kısaca İŞİD olarak geçen İslam Devleti'nin adından başlayıp, önce Irak sonra Suriye içinde etki alanını genişletmesi üzerinde duruluyor.
    Taliban ile arasındaki fark da ortaya konuluyor; ele geçirdiği yerleşim yerlerinde kendisine düşman, kafir olarak adlandırdığı tüm unsurları bölge dışına çıkarmak için hem dini hem de aldığı sert tedbirler anlatılıyor.

    Kendi inançları ya da kendilerinin dışında diğer tüm inançları küfür olarak gören bir zihniyetin, ele geçirdiği topraklara yerleşmesini okuyacaksınız.

    El-Bağdadi yani kendini halife ilan eden kişi hakkında bilinenlerin haricinde çok fazla bilinmeyen bir şey anlatılmıyor. Ama sadece Irak hapishanesinden kaçtığı sonra eyleme geçtiği
    ama arkasında kimler var, özellikle büyük güçlerin bunların gelişmesinde etkisi var mı gibi soruların cevabını bulamazsınız. Bu kısım boşta.

    Anlatımda Suriye'deki kirli savaşın para sponsoru olarak körfez ülkeleri yani S.Arabistan, Katar gösterilmekte ama diğer unsurlar ya da ülkeler konusunda açıklayıcı bilgi
    verilmiyor.

    Kendini halife ilan eden kişinin ruh halini tam olarak yansıtamamış. Kitabı tavsiye ederim. Yalın haliyle, sizi kasmaz ve sıkmaz. Eğer konu hakkında hiç bilginiz yoksa bir ön bilgi sahibi de olursunuz.

    Kitabın kapağını pek beğenmedim ama özgün şekli de öyle olduğu için Türk yayıncıya birşey diyemiyorum. Olumsuz bakma sebebim ise yazarın isim ve soy ismiyle birlikte kitabın
    adının çok büyük yazılması ve neredeyse kapağın yarısını kaplaması yüzünden sevimsiz geldi.
  • Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile... Belli günlerde belli yaşamaları vardır. Pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! Hep ayrıntılar!
  • https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/...tinin-anatomisi/1270



    Clémence Scalbert Yücel-Kürt edebiyatının anatomisi
  • Çizimlerin bol ve büyük boyutlarda tutulduğu kitap konu itibariyle sıcak geliyor. Ancak Çizimlerde hoşuma gitmeyen bir şey vardı. (Belki biraz iticiydi) Yazı puntolarının değişim geçirmesi güzel bir ayrıntı.Su aygırının ağzından öıkanlar sizi şaşırtacak.
  • Kitap vardır, ancak tadına bakılmak içindir; kitap vardır yutulmak, kitap da vardır çiğnenmek özümlenmek içindir; başka deyimle, kimi kitapların insan ancak birkaç bölümüne göz atmalı, kimisini baştan sona şöyle bir okuyup geçmeli, pek azını da her ayrıntı üzerinde titizlikle durarak adamakıllı okumalı.
    Francis Bacon
    Sayfa 13 - YKY
  • Nasıl olsa büyüme oranları yüksekti ve bu borçlar ödenecekti. Fakat çok önemli bir ayrıntı gözden kaçıyordu. Eğer borçlarınız, bu borçların maliyetinden hızlı artıyorsa, bunun sürdürülmesi imkansızdır. Örneğin bir firma yıllık yüzde 6 dolar faiziyle borçlanıyor olsun. Eğer borçları yıllık bazda yüzde 6’dan fazla artıyor ve yatırımların verimliliği düşüyorsa, bir süre sonra bunun sürdürülemezliği anlaşılacak ve oluk oluk para akıtanlar bunu geri isteyeceklerdi.