• Çekingen insan, bedeninden tedirgin olup da onu çevresinde bırakacak yer arayan bir kişi izlenimini verir.
  • 232 syf.
    ·8 günde·10/10
    "Ben anlıyorum seni anne. Babam çok inceydi. Yemeyi severdi ama birlikte yemekten pek anlamazdı. Öyle değil mi? Birlikteysek yemek yemeye gerek duymazdı. Huzur dıygusu doyururdu insanı. Ya babam öyle düşünürdü sanki. Sen ona çok yettiğin için giderdi, değil mi? Acıkmak için."



    Kitap yıllar önce aile evinden giden Koza karakterinin dönüşü ve annesinin onun şerefine bir yemek düzenleyişiyle başlıyor. Bütün aile bir arada ve bütün kitap bu akşam yemeğinde geçiyor. Yıllar sonraki buluşma, iç hesaplaşmalar, ailenin arasına giren hayat ve zaman... Kimi zaman bir antika aynadan dinliyorsunuz olanları, kimi zaman bir yemekten. Her karakterin kendi bakış açısı da verilmiş ve bu da hikayeyi herkesin gözünden görüp anlamamızı sağlıyor.


    Her bir karakteri çok ama çok benimsedim. Bir cümlenin altını çizmeden geçtiğim tek bir sayfa yok. Can Gürses'in ilk romanı olmasına karşılık hiçbir acemilik görmüyorsunuz, hatta usta bir yazarın kitabını okuyorsunuz. Müthiş bir aile hikayesiydi. Herkesin karakterlerden birinde kendini bulabileceği bir kitap kesinlikle. Ben bu kitabı İstanbul gezim sırasında okudum ve o gezi o kadar anlamlı hale geldi ki kitapla... İstanbul'a bir kez daha aşık oldum. Her yer gözüme daha farklı görünmeye başladı. Herkesin ama herkesin okumasını istediğim bir kitap En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın. Şimdi Ayrıntı Yayınları baskısıyla çıkacakmış. Onu da almadan edemem heralde. Mutlaka okuyun, Can Gürses ve onun muazzam karakterleriyle tanışmanız gerek. Umarım bir gün ben de Can Gürses'le tanışırım. Ülkemizde böyle değerli bir yazarın olması büyük şans bence. Sizi morluyorum.
  • 192 syf.
    ·15 günde·Beğendi·10/10
    okuduğum ilk yeraltı edebiyatı kitaplarından biri, tabii ayrıntı yayınları bu konuda çok başarılı. kitaba gelirsek; Berlin -gri şehir- ve içinde yetişen yenik hayatlar. almanya'da ki Türk sorununun, yıkılan duvarın, yıkılan hayallerin, yakılan hayatların hikayesi bu. ötekileştirilen insanlarımızın. kitabın baş kahramanı elyas. elyas, intihardan başka çaresi kalmamış ötekileştirilen insanlarımızdan sadece biri. tam umudunu kaybetmişken aylin çıktı karşısına. bir göçmen kız, ince ince sızdı melankolik elyasın kalbine. aynı anda hem duvarların arkasında kalmış insanları anlatırken hem de dokunaklı bir sevgi hikayesi sunmuş bize deniz utlu. yıkılmayan ötekiliğimizin hikayesini.
  • Türkiye'nin önemli düşünürlerinden olan Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, 100 kitaptan oluşan okuma listesi tavsiyesine dair yazılarının beşincisini yayınladı. ‘Önümüzü açacak öncü kuşak için 100 kitaplık okuma listesi’ başlığı ile ile kaleme aldığı yazılarda ödünç bir akıl ile ödünç bir dünya inşa edilemeyeceğinin altını çizen Kaplan, kendi dünyamızı, tarihimizi, toplumumuzu tanımamız gerektiğini savunarak eğitim sisteminin de kendi kültür dinamiklerimizle şekillenmesi gerektiğini ifade ediyor.

    100 kitaplık okuma listesinde İslam'ın Dirilişi, Beş Şehir, Uzun Hikâye gibi yapı taşı diyeceğimiz kitaplar yer alıyor. Bunların yanı sıra yerli ve yabancı yazarların gözünden İslam tarihi, dünya tarihi, mimari, edebiyat ve sosyoloji gibi farklı birçok konu ele alınıyor.
    Benimde hoşuma gittiği için paylaşmak istedim.
    İşte Yusuf Kaplan’ın şimdiye kadar önerdiği okuma listesindeki kitaplar:

    BİRİNCİ AŞAMA OKUMA LİSTESİ

    1-İslam'ın Dirilişi-Sezai Karakoç.

    2-İnsanlığın Dirilişi-Sezai Karakoç (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).

    3-Diriliş Neslinin Amentüsü-Sezai Karakoç.

    4-Sütun-(Hepsi değil, bazı bölümleri seçilerek okunacak)-Sezai Karakoç.

    5-Yitik Cennet-Sezai Karakoç.

    6-Geleceğimizde İslâm Var-Roger Garaudy.

    7-Bu Ülke-Cemil Meriç (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).

    8-Beş Şehir-Ahmet Hamdi Tanpınar-(Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).

    9-Yaşamak-Cahit Zarifoğlu (Birinci Aşama bitince yeniden okunacak).

    10-İnsanlığın Medeniyet Destanı-Roger Garaudy.

    11-Gül Yetiştiren Adam-(Anlatı) Rasim Özdenören

    12-Yoksulluk İçimizde-(Hikâye) Mustafa Kutlu.

    13-Ya Tahammül Ya Sefer-(Hikâye) Mustafa Kutlu.

    14-Bu Böyledir-(Hikâye) Mustafa Kutlu.

    15-Sır-(Hikâye) Mustafa Kutlu.

    16-Uzun Hikâye-(Hikâye) Mustafa Kutlu.

    17-Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler-Rasim Özdenören.

    18-Üç Zor Mesele-İsmet Özel.

    19-İslâm'ın Vadettikleri-Roger Garaudy.

    20-Doğu ve Batı Arasında İslâm-Aliya İzzetbegoviç.

    İKİNCİ AŞAMA OKUMA LİSTESİ

    21-Okulsuz Toplum-Ivan Illich-Birey Toplum Yayınları.

    22-Türkiye'nin Maarif Davası-Nurettin Topçu-Dergâh Yayınları.

    23-İslâm Kültür Atlası-İsmail Faruki-İnkılab (“Rehber” kitap bu: Liste bitince 2. kez okunacak)

    24-İslâm Tarihi-3 cilt-Filibeli Ahmet Hilmi ve Ziya Nur Aksun-Ötüken Yayınları

    25-Kur'ân-ı Kerîm Işığında Hz. Muhammed Mustafa (sav)-2 cilt-Osman Nuri Topbaş-Erkam Y.

    26-Mızraklı İlmihal-Semerkand Yayınları

    27-Komünist Manifesto-Marx & Engels.

    28-İlm-i Hâl-S. Ahmet Arvâsî

    29-Tefsir Usûlü ve Tarihi-Ömer Çelik-Erkam Yayınları

    30-Sünneti Anlamada Yöntem-Yusuf el-Karadavî

    31-Çöle İnen Nur-Necip Fazıl Kısakürek

    32-Fıkıh Usûlü-Vehbi Zuhayli-Risale Yayınları

    33-Tasavvuf-William Chittick-İz Yayıncılık

    34-Kelâma Giriş-U. Murat Kılavuz-A. Saim Kılavuz-İSAM Yayınları

    35-İslâm'ın Vizyonu-William Chittick-İnsan Yayınları

    36-Yoldaki İşaretler-Seyyid Kutup

    37-İslâm Düşüncesi-Muhammed İkbal-Külliyat Yayınları

    38-40-Çağ ve İlham-I-II-III-Sezai Karakoç-Diriliş Yayınları

    ÜÇÜNCÜ AŞAMA OKUMA LİSTESİ

    41-Tarih Hırsızlığı-Jack Goody-İş Bankası Yayınları.

    42-Şarkiyatçılık-Edward Said-Metis Yayınları.

    43-Küresel Çağda Tarih Yazmak-Lynn Hunt-Küre Yayınları.

    44-Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek-Marshall Hodgson-Vadi Yayınları.

    45-Dünya Tarihi-William McNeill-İmge Yayınları.

    46-Uygarlıkların Grameri-Fernand Braudel-İmge Yayınları.

    47-Bir Bunalım Çağında Toplum Felsefeleri-Pitirim Sorokin.

    48-49-Tarih Bilinci-Arnold Toynbee-2 cilt.

    50-İslâm Medeniyeti Tarihi-Wilhelm Barthold, Mehmet Fuad Köprülü-Alfa Yayınları.

    51-53-İslâm’ın Serüveni-Marshall Hodgson-3 cilt-Pegasus Yayınları.

    54-Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi-Osman Turan-Ötüken Yayınları.

    55-Zihniyet ve Din-Sabri Ülgener.

    DÖRDÜNCÜ AŞAMA OKUMA LİSTESİ

    56-Modern Dünyanın Bunalımı-Rene Guenon-İnsan Yay.

    57-Hikmetin Yapıtaşları: Felsefeye Giriş-Douglas J. Soccio-Kaknüs Yay.

    58-Avrupa Düşüncesinin Serüveni-Jaqueline Russ-DoğuBatı Yay.

    59-Batı Düşüncesi Tarihi-Richard Tarnas-2 cilt-Külliyat Yay.

    60-Sosyolojik Düşünce Geleneği-Robert Nisbet-Paradigma-Vadi Yay.

    61-Siyasî Felsefenin Büyük Düşünürleri-William Ebenstein-(Çev.: İsmet Özel)-Şule Yay.

    62-İnsanın Durumu-Lewis Mumford-Açılımkitap Yay.

    63-İslâm Düşüncesinde İlimlerin Tasnifi-Osman Bakar-İnsan Yay.

    64-Hilal Doğarken-Ziyaüddin Serdar-İnsan Yay.

    65-Fıkıh Usûlünün Mahiyeti ve Gayesi-A. Cüneyd Köksal-İSAM Yay.

    66-Varolmanın Boyutları-William Chittick-İnsan Yay.

    67-İslâm Felsefesi: Tarih ve Problemler-M. Cüneyt Kaya-edisyon-İSAM Yay.

    68-İslâm Düşüncesi Tarihi-M. Şerif-2 cilt-İnsan Yay.

    69-Türkiye’nin Çağdaş Düşünce Tarihi-Hilmi Ziya Ülken-İş Bankası Yay.

    70-Edebiyat Yazıları-1-2-Sezai Karakoç-Diriliş Yay.

    71-Kırk Ambar-Cemil Meriç

    72-Yaşadığım Gibi-Ahmet Hamdi Tanpınar

    73-Sanatın Öyküsü-Ernst Gombrich

    74-Sanatın İcadı: Bir Kültür Tarihi-Larry Shiner-Ayrıntı Yay.

    75-Sanat Tarihinin Tarihi-Vernon Hyde Minor-Koç Üniversitesi Yay.

    76-Aşk Estetiği-Beşir Ayvazoğlu

    77-İslâm Sanatı: Dil ve Anlam-Titus Burkhardt

    78-İslâm Mimarisi Üzerine Düşünceler-Turgut Cansever

    79-Gözün Vicdanı: Kentin Tasarımı ve Toplumsal Yaşam-Richard Sennett-Ayrıntı Yay.

    80-Sinemanın Hakikati-1. Cilt ve Hakikatin Sineması-2. Cilt-Enver Gülşen-Külliyat Yay.

    Kaplan, dördüncü aşamada bazı kitapların bütün ciltlerine ayrı rakamlar verdiği için son listeyi 75’ten başlattı.

    BEŞİNCİ AŞAMA OKUMA LİSTESİ

    75-Konfüçyüs-Konuşmalar / Analektler (Çev. Murat Karlıdağ) Say Yay.

    76-Eflatun-Devlet.

    77-Aristo-Nikomakhos’a Etik; Politika, Poetika; Metafizik; Ruh Üzerine (Çev. Ömer Aygün, Grekçe Metinle Birlikte, Pinhan Yay.)

    78-Aziz Augustine-İtiraflar.

    79-Descartes-Meditasyonlar; Metot Üzerine Düşünme.

    80-Spinoza-Teolojik-Politik inceleme; Etika.

    81-John Locke-Yönetim Üzerine İki İnceleme.

    82-David Hume-İnsanın Anlama Yetisi Üzerime Bir Soruşturma.

    83-Kant-Saf Aklın Kritiği; Pratik Aklın Kritiği; Yargı Gücünün Krtiği.

    84-Hegel-Tarih Felsefesi; Estetik.

    85-Nietzsche-Deccal (Çev. Yusuf Kaplan-Külliyat Yay); Putların Alacakaranlığında (Çev. Yusuf Kaplan-Külliyat Yay); İyinin ve Kötünün Ötesinde (Çev. Mustafa Tüzel, İş Bankası Yayınları).

    86-Heidegger-Varlık ve Zaman (Çev. Kaan Ökten), Alfa Yay.

    87-Şehristânî-Milel ve Nihal-Yazma Eserler Başkanlığı (Arapça Metinle Birlikte).

    88-Mâtüridiye Akaidi-Nûreddin es-Sâbûnî-Ankara: DİB.

    89-İmamı Azam-Fıkh-ı Ekber; Âlim ve Müteallim-Şamil Yay.

    90-Fârâbî-Harfler Kitabı (Çev. Ömer Türker), İstanbul-Yazma Eserler Başkanlığı (Arapça Metinle Birlikte); İlimlerin Sayımı; Medinetü’l-Fazıla (Çev. İdeal Devlet).

    91-İbn Sina-İşaretler ve Tenbihatlar

    92-Gazâlî-Bilgi, Varlık, Yol (Çev. Asım Cüneyd Köksal)-Timaş-(3 kurucu risale bşr arada).

    Mustesfa-Küre Yay (Fıkıh Usûlü’nün kurucu metinlerinden; Çev. Yunus Apaydın).

    Tehafütü’l-Felâsife (Çev. Mahmud Kaya) Klasik Yay.

    93-İbn Rüşd-Tehafütü’t-Tehafüt, Faslu’l-Makal

    94-İmam Kuşeyrî-Kuşeyrî Risalesi.

    95-İbn Arabî-Füsûsu’l-Hikem, (Ekrem Demirli tercümesi ve şerhi), Kabalcı Yay.

    96-İbn Haldun-Mukaddime (Çev. Süleyman Uludağ), İstanbul: Dergâh.

    97-Cürcânî-Şerhu’l-Mevâkıf-İstanbul-Yazma Eserler Başkanlığı (Arapça Metinle Birlikte).

    98-Yusuf Has Hâcib-Kutadgu Bilig

    99-Ahmed Yesevî-Divân-ı Hikmet ve Yunus Emre-Yunus Emre Divanı

    100-Mevlânâ Celaleddin Rûmî-Mesnevî

    KİTAPLAR 4 FARKLI KALEMLE OKUNACAK

    ‘Önümüzü açacak öncü kuşak için 100 kitaplık okuma listesi’ni tamamlayan Kaplan, tavsiye ettiği kitaplar için bir de okuma yöntemi sundu. Kitapları 4 kurşun kalem ile okunmasını öneren Kaplan, "Bu okuma yöntemi, liste kadar önemli" diye belirtti. İşte o yöntem:
    1-Yeşil kalemle-Kilit kavramların altı çizilecek.
    2-Kırmızı kalemle-Önemli satırların altı çizilecek.
    3-Mavi kalemle-Atlanmayacak yerler işaretlenecek veya gerekirse çizilecek hafifçe.
    4-Siyah kurşun kalemle-Kitabın sayfalarının sağ ve sol kenarlarına notlar alınacak, üst boşluklara en önemli cümle yazılacak.
    Okuduğunuzun kitabın birinci bölümü bitince, sırasıyla:
    1-Önce yeşil kalemle çizilen yerler / kavramlar hızla okunacak
    2-Kırmızı kalemle çizilen satırlar okunacak
    3-Sayfaların üst taraflarına yazılan cümleler okunacak...
    Bu üç işlemden sonra kitabın ikinci bölümüne geçilecek. Her bölüm, bu şekilde okunacak..."
  • 112 syf.
    ·Puan vermedi
    Ayrıntı Yayınları, Klasikler serisiyle güzel kitaplar yayımlamaya devam ediyor. Son olarak Samuel Beckett’in Eşlik adlı öykü seçkisini yayımladı. Seçkide, Eşlik, Görülemeyen Söylenemeyen ve Yitikler olmak üzere üç öykü var.

    Samuel Beckett’in üç uzun öyküsünden oluşan  seçkinin ilk öyküsü, kitaba da adını veren Eşlik’tir. Ağırlıklı olarak bu öykü üstünde duracağım.

     Bu öykü, karanlığın ta kalbine kadar gömülen, orayı arzuladığı için oraya nakış nakış işlenen, “ses iyileştirilemez mi” sorusuyla bizi anlatıya çeken rüzgarın bir uğultusu gibi. Rüzgarın uğultusuna bizi çeken şey, anlatıcıyı çeken şeyle aynı: Eşlik. İmgeye eşlik etmek.

    Eşlik’te anlatıcı, “sesi ve işiteni ve kendini tasarlayan”dır. Olay şeklinde değil de kelimelerle kendini gösteren anlatıcı, geçmişi, bugünü ve geleceği düşlerken zihnine yağan imgelerden bahseder. Bunu yaparken sen der. Sen, anlatının silik kahramanı, “adlandırılamayan”ıdır. “En son kişi”dir. “Ben”dir.

     Bir öykünün, bir anlatının peşinden giden bir yaratıcının zihnindeki imgeleri, kesik ve kırılgan olarak takip ederiz. O, “son kez kendinden bahsettiğinde yarattığıyla aynı karanlıkta olduğunu” fark eden bir anlatıcı. O, “imgeleyen imgeleyici. Ve  “imgeleyen imgeleyici her şeyi imgeliyor eşlik için.”

    Eşlik’te bize eşlik eden tek şey anlatıcının sesi değildir; Samuel Beckett’in çok iyi bildiği şeyi her metinde farklı söyleyen, yazan, okuru gezdiren, gezdirdikten sonra “hep aynı donuk ton”da durup indiren hayaletidir de. “Gölgeli ışığın kaynağı”nı arayan hayalet. Bu yüzden Beckett’in metinlerinde amaçsızlığı aramak boşa çaba olacaktır. Onun anlatısı, karanlığın aranan kaynağını bulur mu bulmaz mı sorularının cevabını net bir şekilde vermez. Bize bırakır.

    Beckett’in diğer hikâyelerindeki kahramanlar da “en silik bir ışığın izini sürüyor.” “Boşuna” bir çabanın içinde gibi de görünseler “otların üzerinde beyaz lekeler” gibi hayata karşı ilgisiz de olsalar, onlar hayatın içinde. Ama cafcaflı bir hayata gözünü alıştıran insanların fark edemeyecekleri bir hayatın içindeler. Onlar, cafcaflı hayata karşı oldukça yabancı. Onlar için “ışıklandırmanın yetersiz olduğu bir gerçek” de mevcut. Bu yüzden gözlerimizi kısıp metne öyle bakmalıyız.

    Beckett’in Eşlik adlı seçkideki öykülerde anlatıcının sesi, kimi zaman bir kamera olarak, kimi zaman kameraya komut veren bir yönetmen, kimi zaman da dostlarına güzel anılar anlatan bir arkadaş gibi bizi uyarıyor. Örnek olarak 70 ve 71. sayfalardan kesip aldığım şu cümlelere bakıldığında söylediklerim daha iyi somutlaşacaktır. “Sırtüstü yeniden çıkıyor ortaya. Hiç kımıldamıyor(…) Dikkat edin. Yaşlı kadının diz çöküşleri göz önüne alındığında yer yatağı olmalı diyorum(…) Gözlere geçelim hemen. Açıldıkları andan başlayarak(…) Ölmüş olsa kimse şaşırmazdı buna. Yaşlı kadın ölü kuşkusuz. Ama bu arada bunun bir yararı dokunmuyor bize. 
    Eşlik

    Samuel Beckett

    Ayrıntı Yayınları

    Mart 2017
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Palto'nun Laneti ya da Başkalaşım

    Nasrettin Hoca’nın bir hikayesi var. Köydeki düğüne çağırılmayan Hoca,köy meydanında gidip gelir. Ancak buna rağmen davet edilmez. Bunu fark eden Hoca,eve gider, kürkünü giyer, tekrar köy meydanına gelir. Bu defa hoca fark edilip düğüne çağırılır. Kurulan düğün yemeğinin tadına dahi bakmayan hoca, ‘ye kürküm ye!” diyerek kürkü yemeğinin içine batırır. Buna şaşıranlara hoca şu cevabı verir: Siz beni çağırmadınız ki, kürkümü çağırdınız.

    Gogol’un Palto’undaki kahramanın hikayesi de buna benzer biraz. Bunun yanında farklı katmanları olan bir hikayedir bu.Gogol da Nasrettin Hoca gibi eleştirir. Ama bunu güldürü yoluyla yapmak yerine hikayeyi trajik bir hale getirmekle yapar.
    Hocanın eleştiri odağında sadece toplum varken, Gogol’da buna devlet de eklenir. Toplumu eleştirinin hedefi dışında tutmak devleti soyutlamak anlamına gelir ki toplum devletten bağımsız soyut bir kavram değildir.

    Ayrıntı Yayınları’nın klasikler serisinde yayımlanan Palto hikayesinde Gogol, herkesin birbirine amirlik tasladığı, taklitçilik hastalığına yakalanan kutsal Rusya bürokrasisinin “mühim adam”larını eleştirir. Bunu mühim adam’lar sınıfının dışında kalan, sıradan, küçük adamlar sınıfına mensup Akakiy Akakiyeviç’in hikayesi üzerinden yapar.

    Oblomov’un evine girip çıkan İvan İvaniç’in(isim konusu dahi daha kesin değildir) silik kişiliğine ilham veren
    Devlet dairesinin çalışanlarından Akakiy Akakiyeviç, bir tek dalga geçilecek vakitlerde hatırlanan biridir.
    Ancak Akakiyeviç’in kaderi diktirdiği yeni paltosuyla değişecektir. Birincisi artık görünen biri olacaktır. İkincisi Paltosu onuruna davet verilecek biri haline gelecektir. Ama paltosu çalınır.
    Kendisine göre memleket meselesi öneminde olan bu meseleye bürokrasidekilerin kayıtsızlığı içine oturur. Ve ölümüne kadar sürer. Ama burada da bitmez. Derdinin ilacını bundan sonra ruhu arayacaktır.

    Hikayenin asıl önemi burada başlar bana göre. Hikayenin neyi anlattığından çok nasıl anlattığını gösteren kısımdır bu.

    Gerek Hoca’nın fıkrasında gerek bu hikayede bariz olan eleştirmek olsa da, kahramanın sıkıştırıldığı noktada, toplumun kabul etmediği bir tarzla, yeni bir kimlikle karşımıza çıkmaya zorlanması yeni bir okuma yöntemine ihtiyac duyacağımızı bize gösterir.

    Başkalaşımdan bahsediyoruz.

    Halk söylencelerindeki don değiştirme motifinin karşılığı olarak okunabilecek başkalaşımı, yönetime karşı kendini var etme biçimi olarak okur Jale Parla.

    Parla, başkalaşım için bir nesneye, hayvana, eşyaya ve ya bitkiye dönüşme şartı koşar.
    Palto metni, başkalaşıma zorlanan kahramana yeni bir savunma yöntemi sunar.

    Akaki Akakiyeviç’in ölümü ve hemen ardından hortlak olarak ortaya çıkması kahramanın başkalaşımını bize gösterir. Ve savunma yöntemini de. Buna zorlanmasının nedeni yarasının kapanmaması. Kahramanı başkalaşıma zorlayansa mühim adam’lar ve onların kuşattığı devlettir. Akakiy bunu yapmak zorundadır çünkü başka bir çare bırakılmamıştır kendisine. Yarasına merhem bulana kadar da hortlak okarak mücadelesini sürdürür.

    Metnin diğer bir özelliği ise dili.
    Gogol, her ne kadar okuyucusuna seslendiğine bizi ikna etmeye çalıyor olsa da, karşısında birileri oturuyormuşçasına, “Bakın şöyle bir olay duydum” demesi, hikayenin dinleyicilere anlatıldığını düşünmemize neden oluyor. Metin yazılı ile sözlü anlatım arasında bir nokta var eder kendini.

    Palto, N.V.Gogol, Ayrıntı Yayınları, 2015.