Ortadoğululuk Kompleksi
Türkiye'nin Ortadoğu'ya İsrail üzerinden dönüşü, aslında stratejik bir hesapsızlıktan çok bölgenin kültürüne, tarihe ilişkin yabancılaşması ile yani zihniyet sorunu ile alakalıdır. İsrail'le kurulan stratejik ilişkiler Türkiye'deki seçkinlerin Ortadoğululuk kompleksini bastıran bir işlev görmektedir. Bu öylesine derinlere işleyen bir utanç duygusudur ki, Türkiye'nin Ortadoğluluğunu, ait olduğu İslâm kimliğini ters yüz etmenin psikolojik tatminini sağlamaya yarayan bir ilişkiye dönüşmüştür. Bu stratejik ilişki, Ortadoğu'ya ve onun sembolize ettiği kültürel aidiyetin maddi planda sıfırlanmasına yarayan ideolojik işlevselliğe dönüşmüştür.
Ümmet bilincine karşı ulus bilincine vurgu yapan Türkiye'deki Batıcı seçkinlerin üstlerinden silemedikleri Ortadoğu'ya Batılı olarak dönüşü temsil etmekteydi bu stratejik ilişkiler.
Divaneliği göze alanlar ancak Amerika gibi bir güce şamar atabilir. Akıllı olmak adına gücün ve kazanacak tarafın yanında olmayı seçenlerin bir ulus olarak var olma iddiaları da olamaz. Türkiye'de galip tarafın yanında olmayı seçerek, tarihten hiç şamar yememiş bir ülke gibi davranırsa akıllı davranmış olabilirdi belki ama var olma hakkını, onurunu kendinde bulamazdı.
Her düzlemde varoluş hakkı mutlaka bir bedel karşılığıdır.
(1 Nisan 2003)
Kemal Tahir'in deyimiyle şamar yemiş bir devletin çocukları olmak Türk toplumunun özellikle yakın tarihte kurduğu bir tür travmatik ilişkiye de işaret eder. Bir yanda muhteşem bir imparatorluğun çocukları olmak ama diğer tarafta şamar yemenin ezikliğini hissetmek. Ancak tarih, bilinç, kimlik de çoğu zaman acı sonuçları olan büyük olaylarda şekillenir. Türkiye'de yaşayan insanlar sadece tarihleriyle kurdukları ilişkide değil bugünü yaşarken de benzer duygular içindedir. Hapsedildiği durumla olması (çok) mümkün konumu arasındaki çelişki benzer bir sosyal psikolojiyi doğuruyor.