"Cemile'm, gözümün nuru." Cemile uykulu sesiyle, yüzünde belli belirsiz gülümsemesiyle Veysel'e baktı. "Cankuşum, günaydın."
Sonra bir anlık bakışlarını Yağmur'un beşiğine çevirdi. Yağmur'u yerinde göremeyince aniden yerinden kalkıp telaşla Veysel'e baktı.
"Veysel, Yağmur yok!"
"Hee, ekmek almaya gitti."
"Nasıl?"
"Yayan..." Veysel'in omzuna vurup tiz sesini yükseltti Cemile.
"Ya Veysel sen benimle dalga mı geçiyon? Kızım nerde diyom! Bana bak, yoksa kötü bir şey mi oldu? N'oldu, ateşi mi çıktı yine? Hiii, havale mi geçirdi yoksa?! Ya off ben nasıl uyuyakaldım ya!" Ayaklarını yataktan sarkıtıp kalkmaya yeltendiği an Veysel kolundan tutup sakinleştirmeye çalıştı.
"E höh Cemile'm...n'aptın ya iki dakikada? Bir şey olduğu yok. Yağmur'umuz iyi. Sakin ol! Hem kötü olsa ben böyle mi olurum?"