"Allah'ın kelamı çoktur, Mehmet. Dünyadaki bütün ağaçlar kalem olsa, okyanuslar da mürekkep, sonra onların yedi katı kadar daha olsa Allah'ın sözleri tükenmez."
Mantık kurallarının yüce iradeyi açıklamaktan aciz olduğunu Gazali birkaç kız şu hikâyeyle açıklıyor: Kıyamet gününde, cennete gitmiş bir çocuk ve yetişkin bir adam hayal edelim. Ama çocuk daha küçük bir kademede, adam ise daha yüksek bir kademede olsun. Çocuk Allah'a sorar 'neden o adama daha iyi bir yer verdin, ' diye. Allah, 'çünkü o senden daha fazla yaşadı ve daha çok sevap işledi, ' der. Çocuk bu sefer de, 'Neden o zaman bana daha fazla ömür vermedin ki ben de daha çok sevap işleyebileydim, ' diye sorar. O zaman da Allah ona 'çünkü sen büyüyünce günahkâr olacaktın ve yaşasaydın cehenneme gidecektin, o yüzden senin ruhunu kabzettim, ' der. İşte bu sırada cehennemin derinliklerinden kalabalık bir çığlık yükselir: 'Allahım neden bizi erkenden öldürmedin!'
Bizim var sandığımız süreklilik ve hareket, zaman ve mekân kavramları aslında bir yanılsamadan ibaret. Bu yüzden Kur'an da sürekli dünyanın bir yanılsama olduğunu sık sık vurgulanıyor. Böylece insanoğlunun her şeyden çok duaya, her şeyden çok ibadete ihtiyacı vardır. Çünkü yapılan işlerin şöyle ya da böyle neticelenmesi aslında bize ya da nedenlere bağlı değil Allah'ın iradesinde saklıdır.