Dil ve anlatım yönüyle ele aldığımızda, yazar yaşamın basit anlamını, insanın trajediler karşısında ne olursa olsun nasıl ayakta kaldığını derin bir şekilde işler. Sade dili ve güçlü hikayesi ile evrensel konulara değinir; acılar, kayıplar, tolumsal değişimler, savaş ve aile gibi.
Ana hatlarında tüm olumsuzluklara rağmen yaşamak ve politik eleştiriler işlenirken her karakter bireysel hikâyelerin ötesinde sembolik anlamlar taşır. Her biri, toplumun farklı bir yönünü (Örneğin Fugui'nin eşi geleneksel kadını, Erxi emekçi insanları) temsil eder. Bunu karakterleri idealize etmeden sıradan bir şekilde anlatır. Bu da hikayeyi olağan kılar.
Politikayı doğrudan hedef göstermeden, sonuçlarının insan üzerindeki etkisini hikaye ile anlatır. İnsanın değersizleştirildiği ve politikaya uymak zorunda kalan bir piyon olduğunu ve bunun insana verdiği hasarları hikaye genelinde hissettirir.
Hikayeden bahsedecek olursak, Fugui zengin bir ailenin bencil, zevk ve eğlence düşkünü, sorumsuz tek oğludur. Düştüğü kumar bataklığında her şeyini kaybeder. Sonrasında yaşayacağı ailevi olaylar, ülkenin içinde bulunduğu savaş ve Kültür Devrimi'nin etkisiyle derinleşir ve değişir. Spoiler vermemek için burada bitiriyorum:)
Kısa bir not: Bence karakterler tek tek analiz edilmeli, olaylar tek tek ele alınmalı ve özellikle Çin Kültür Devrimi incelenmeli. Ancak o zaman yazarın vermek istediği mesajlar yerini bulacaktır.