Artık iyiden iyiye çöken akşam karanlığıyla birlikte caddenin ışıkları yanmıştı. Otomobillerin homurtusunu çizen kepenk gürültüleri geliyordu dışarıdan... Peş peşe inen kepenk sesleri birbirlerini örte örte öyle uzun yankılanıyordu ki, kent yaşama kapatılıyor gibiydi. Belki de bu yüzden kapının önüne çıkmış, sıkıntılı bir yürekle, gırtlağına dek karanlığa batan yeryüzüne bakıyordum.
Ey kalbim
şimdi ufka bak
Nasıl da kızarıyor ihaneti gören yanı
Ve bir yanıyla
Yorgun bir ana gibi
Nasıl da emziriyor
Asi çocuklarını toprağın
Karanlıklar da örüyor ağını
Örümcek gibi korkak
Ve iğrenç elleriyle zulüm
Kınsız bir hançer tutuyor
Saplıyor yeşermekte olana
Saplıyor bütün sevdaların bağrına