Her ân, bize verilen bir lütuftur, bir imkandır, bir inayettirir ve bir imtihandır. İçinde bulunduğumuz hâli, ânı, bize verilen şartlar muvacehesinde hayır ve selamet üzere değerlendirmemiz lazım. Hayatın sahibinin reçetesi belli, rotası belli,seyirler belli, emirler ve nehiyler, muhabbet, ruhun, kalbin ve bedenin vazifeleri bellidir. Bugünden yola çıkarak o istikamete doğru yol alacağız. Yarın diye bir şey yoktur. Zaman, demlerin birleşmesinden meydana gelen bir hadisedir.
Bir insanı dinlediğimiz zaman o kişinin bizim gönlümüze dokunmasına müsaade etmiş, iki ruhun birbirine değme anındaki mucizelere kendimizi açmış oluyoruz. İnsanın ruhumuzdaki mucizeyi uyandırmasına izin vermiş oluyoruz. Hikayesine kulak verdiğimiz kimse bize boş çevirmez. Hikayesini gönül rızasıyla dinlediğimiz kimse de bizi hediyesiz bırakmaz.
Ramazan ilahi duyguların dirildiği, bizi istikamete sevk eden, üzerimizdeki tozları alan, parlatan bir aydır. Kalbimiz Allah’a aittir, dolayısıyla onu olabildiğince diri tutmak lazım.