Kitabın ilk yarısı uzun bir giriş gibi. Tek tek tüm karakterleri tanıyor ve özümsüyoruz. Bu kısım çok akıcı olmasa da kesinlikle sıkıcı da değil. Küçük bir çocuğun hayata bakış açısını, çevresinde olup bitenleri yorumlayışını okuyoruz. Bu bölüm bizi yavaş yavaş bana göre asıl bölüme ulaştırıyor.
Kitabın ikinci yarısı ırkçılığın toplumlara dadanmış ne kötü ne sinsi bir hastalık olduğunu gözler önüne seriyor. Seçimimiz dahi olmayan, bizleri daha üstün ya da daha aşağı yapmayan, öylesine bir özellik nasıl olabiliyor da her şeyin üstünde tutulabiliyor? Nasıl oluyor da dürüst, güvenilir bir insan ırkından dolayı aşağılanabiliyor ve herkes bunu olağan ve hak edilmiş görüp vicdani bir rahatsızlık dahi duymadan sıradan yaşamına devam edebiliyor? Belli ki yazar okuyucunun bunu sorgulamasını istiyor ve başarıyor da.
Bir avukat adayı olarak Atticus Finch'ten çok şey öğrendim. Şüphesiz mesleği, konumu, yaşı ne olursa olsun herkesin Atticus Finch'ten öğreneceği çok şey var.
Gayet keyifli, okuyucuya bir mesaj verme kaygısı taşıyan, okuyucuda iz bırakan güzel bir roman. Okumayı düşünenlere ertelemeden okumalarını tavsiye ederim.